Temmuz, 2008 Arsivi
İlmi elde etme yolları
BİSMİHİ TEALA
İlim, bir şeyin gerçekliği ve sıhhati hakkında zıddına ihtimal vermeyecek şekilde kesin delil ile sabit olan bilgidir.Veya ilim,aklın zorunlu bilgisinden veya kesin delilden dolayı meydana gelen gerçeğe tam uygun olan ”itikadı cazim” (kesin bilgi) dir.Bir şey hakkında bilginin subütu kesin deliller ile kat’i olursa,bu bilgi’ye o şey hakkında ”subuti kat’i” bilgi denillir.
Gerçeğe uyğunluğu kesin delillerle sabit olmayan bir inanç ve bilgi ilim sayılmaz.Buna ”zan” denilir.Zan hakkında ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmaktadır:
وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلاَّ ظَنًّا إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا إِنَّ اللّهَ عَلَيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
”Onların çoğu zandan başkasına tabi olmuyorlar.Hiç şüphe yok ki zan,haktan bir şeyin yerini tutmaz.ALLAH onların ne yapmakta olduklarını elbette bilir.” (yunus /36)
Herhangi bir kuru iddia ilim sayılmaz.Bir şeyin ilim sayılması için kesin delile dayanması gereklidir.Kesin delile dayanırsa subuti kat’i ilim olur.Kur’an-ı kerim’de batıl inançlara bağlananlardan davalarının doğruluğuna dair ”burhan” (akli kesin delil) getirmeleri istenir.
تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُواْ بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
”….. Bunlar onların kuruntularıdır. (habibim) De ki eğer iddianızda doğru söylüyorsanız buna dair burhanınızı getirin”(Bakara /111)
Medlülû isbat edecek kat’i deliller başlıca üç kısımdır:
1) Bedihiyyat: Aklın kendilerine yönelmesiyle doğruluğunu anladığı bilgilerdir.”Parça bütünden küçüktür;dört sayısı çifttir” gibi.Bedihi bilgiler matematiğin kendilerine istinad ettiği bilgiler ve akli esaslardır.
2) Müşahade ve tecrübeler: Duyu organlarıyla,deney ve gözlem yoluyla elde ettiğimiz bilgilerdir.Eşya hakkındaki bilgilerimizin sübutu bu yollarla kat’i olur.
3) Haberi sadık (doğru haberler): İki kısımdır:
a) Mütevatir haber: Yalan üzerine birleşmelerini aklın mümkün görmediği toplulukların bize gelinceye kadar nesilden nesile aktardığı haberlerdir. Yalan haber üzerine birleşmeleri mümkün olmayan topluluklar araçılığıyla haberlerin bize gelme şekline ” tevatür yolu” denilir. Tarihte yaşamış olan devletlerin veya uzak memleketlerdeki şehirlere aid bilgilerimizin subûtu bu yolla kat’i olur.Tevatür yoluyla gelen bir haberin subûtu kat’i olur.
b) Haberi resul: Peygamberliği mucize veya daha başka delillerle sabit olan zatın haberleridir.Hz. peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) alınan haberin subûtunun kesinliği;ya onun zamanında olup bizzat onun ağzından işitilmesiyle olur;yada onun söylediği sözün tevatür yoluyla bize kadar gelmesiyle olur.Bir zatın peygamberliği kesin delillerle sabit olunca, doğruluğununda suûbutu kat’i olur ve tebliğ ettiği ahkamında doğruluğu ve gerçekliği hakkında kat’i bilgi sabit olmuş olur.
Hz. peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ALLÂH ‘tan (Celle celalühü) tebliğ ettiği Kur’an-ı kerim tevatür yoluyla bize kadar gelmiştir.O halde Kur’an ayetlerinin subûtu kat’idir.Kur’an ayetlerinden kesin bilgi edinmek için subûtunun kat’i olması yanında manaya delaletininde kat’i olması gereklidir.Müteşabih ayetler hariç Kur’an’ın manaya delaletide kat’idir.İsterse herkes,saadetleri için ilmi seviyesi ve kabına göre Kur’an’dan kesin bilgi elde edebilir.
Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hadislerininde kesin bilgi ifade edebilmesi için hem subûtu,hem manaya delalati kat’i olması gerekir.Mütevatir hadisler için ”subûtu kat’i” sözü kullanılır.Mütevatir hadislerin sayısı azdır.”subût,sabit” sözleri ayrıca sahih hadisler için de kullanılır.
Akaid sahasında nakli delillerden Kur’an ayetleri ve mütevatir hadislerin dışındakiler kat’i delil sayılmaz.
Usulü fıkıh terimi:İstishab
BİSMİHİ TEALA
Bir fıkıh usulü kavramı olan ”istishab”,varlığı bilinen bir durumun,aksi sabit oluncaya kadar devam ettiğine hükmedilmesi gerektiğini belirten bir terimdir.
Bu halde fıkhın (olan olduğu gibi yerinde bırakılır) kaidesi uygulanır.Mesela kendisinden uzun zaman haber alınamayan bir kişi hala (aksi bir delil olmadıkça) hayattaymiş gibi kabul edilir.Zira o kaybolmadan önce yaşadığı çok iyi bilinen birisiydi.Ve aksini gösteren bir delil ortaya konmadığı sürece hayatta kabul edilerek öylece işlem görür.
İslam hukukunun en kapsamlı beş kuralından biri اليقين لا يزل بالشك esasıdır.Bu kural mecelle’de ”şek ile yakın zail olmaz” (mad:4) şeklinde ifade edilmiştir.Buna göre, varlığı veya var olmadığı bilinen bir durumun değiştiğini gösteren bir delil ortaya çıkmadıkça, o duruma göre hüküm verilir.
İstishab üç ana başlık altında mütalaa edilir.
1) İbaha-i asliyye istishabı:
Kur’an-i kerim’de yeryüzündeki herşeyin insan için yaratıldığı (2/29),göklerde ve yerde ne varsa hepsinin insanın emrine musahhar kılındığı (45/13) açıklanmıştır.Bu sebeble alimlerin büyük kısmına göre ”eşya’da asl olan ibahadır” (mübah olmasıdır); Hakkında belirli bir şer’i hüküm bulunmayan,nasslarda özel bir hüküm ile durumu belirlenmiş olmayan şeylerden istifade etmek veya bu tür şeyleri yapmak mübahtır.
2) Bereati zimmet istishabı:
İslam hukukuna göre aksi bir delil bulunmadıkça kişiler borçsuz ve suçsuz kabul edilir.Bu durum ”Bereati zimmet asıldır” kuralı ile ifade edilmiştir.
3) Vasıf istishabı:
Varlığı şer’an kabul edilmiş bir hükmün sebebinin ortadan kalktığı ispat edilmedikçe sabit sayılması durumu vasıf istishabıdır.Mesela nikah akdi yapıldıktan sonra,üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin,evliliğin ortadan kalktığını gösteren bir delil bulunmadıkça, o evliliğin varlığı esas kabul edilir.