Ekim, 2008 Arsivi

BİSMİHİ TEALA

İnsanın imansız gitmesinin sebepleri kırk kadar beyan olunmuştur:

1. Yaramaz itikat,

2. Zayıf iman,

3. Dokuz azasını doğru yoldan çıkarmak,

4. Günahına musir olmak,

5. Nimet-i islâmdan şükrünü kesmek,

6. İmansız gitmeden korkmamak,

7. Nahak (haksız) yere zulm etmek,

8. Sünnet üzere okunan ezan-ı muhammedîyi dinlememek,

9. Anaya ve babaya asî olmak,

10. Çok çok yemin etmek,

11. Namazda beş yerde ta’dil-i erkânı terk etmek,

12. Namazı kolay sanıp alçak iş gibi tutmak,

13. Hamr (şarap) içmek,

14. Mümin karındaşına eziyet etmek,

15. Yalan yere evliyalık satmak,

16. Günahını unutmak,

17. Kendisini beğenmek,

18. İlim ve amelim çok demek,

19. Münafıklık etmek,

20. Haset etmek,

21. Üstadının şer’a muhalif olmayan yerde sözünü tutmamak,

22. Bir adamı tecrübe etmeden iyi demek,

23. Yalana musir olmak,

24. Ulemadan kaçmak,

25. Erkekler harir (ipek) giymek,

26. Bıyıkların(ı) kitaba uydurmamak,

27. Gıybete musir olmak,

28. Komşusuna eziyet etmek,

29. Dünya umuru (işleri) için çok gadaba gelmek,

30. Riba (faiz) yemek,

31. Sihirbazlık etmek,

32. Kaftanın yenini ve eteğini uzun etmek,

33. ALLAH’ın (Celle celaluhu) sevdiğini sevmemek, sevmediğini sevmek,

34. Sıla-i rahmi (memleketi, yakınları ziyareti) terk etmek,

35. Mümin karındaşına üç günden ziyade kin tutmak,

36. Zinaya musir olmak,

37. Livata etmek,

38. Livata ettirmek,

39. Hatununu haramdan sakınmamak,

40. Münkiri (kötü ve günah şeyi) men etmemek.

 

Mızraklı ilmihal

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags:

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.

2- Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. ALLAH’ın (Celle celaluhu) kudreti ile kurtuldu demek gerekir.

3- Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.

4- Ana babası Hıristiyan olan, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak caiz değildir.

5- (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.

6- (ALLAH (Celle celaluhu) yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.

7- Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.

8- ALLAH (Celle celaluhu) bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahluklara mahsustur.

9- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun değildir. ALLAH (Celle celaluhu) ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.

10- Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.

11- Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.

12- Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu ifade gayri müslimler için kullanılır.

13- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.

14- (ALLAH (Celle celaluhu) insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz ise de dememelidir.

15- Kâfire yaptığı iyilik için ALLAH (Celle celaluhu) razı olsun ifadesini imana gelmesini veya “ALLAH (Celle celaluhu) razı olduğu şekle çevirsin” diye niyet ederek söylemek caizdir.

16- (ALLAH (Celle celaluhu) unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.

17- (ALLAH (Celle celaluhu) yarattı demem döverim, almadan vermek ALLAH’a (Celle celaluhu) mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, ALLAH’ın (Celle celaluhu) ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.

18- Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez.

19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama müslümana böyle söylemek yakışmaz.

20- Kalbin çalışmasına ALLAH’ın (Celle celaluhu) mucizesi denmez. ALLAH’ın (Celle celaluhu)kudreti, hikmeti demelidir.

21- İlah yerine “Ey rahmeti bol padişah” demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.

22- Eskimiş Kur’an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur’an olmaz. Kur’an, ALLAH (Celle celaluhu) kelamı demektir. Kur’an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur’an, küçük Kur’an demek de caiz olmaz.

23- Kur’an için antivirüs programı, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) için yürüyen Kur’an, Savaş Peygamberi, ALLAH (Celle celaluhu) için mimar, sanatçı diyenler var. Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü ALLAH’ın (Celle celaluhu) isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. ALLAH Resulüne, ALLAH (Cellecelaluhu) kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.

24- Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam)  kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam) kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.

25- (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.

26- (ALLAH (Celle celaluhu) bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.

27- ALLAH’a (Celle celaluhu) akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahluktur. ALLAH (Celle celaluhu) aklın yaratıcısıdır.

28- Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid’atlerden nasıl kaçılır ki?

29- İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.

30- ALLAH (Celle celaluhu) insanı veya şu çocuğu özenerek yaratmış demek caiz değildir. ALLAH’ı (Celle celaluhu) acizlikle suçlamak olur. ALLAH (Celle celaluhu) bir şeye “Ol” dedi mi hemen oluverir. O şeyi yaratmak için zahmet çekmez, yorulmaz. Yaratıcı, yaratılanla mukayese edilmez. İnsanı veya güzel çocuğu yaratmak için çok gayret gösteriyor, hayvan veya çirkin çocuk için özenmeye lüzum görmüyor demek olur ki, böyle sözler insanı imandan çıkarır.

31) Ölen biri için “Ebedi istirahatgahına defnedildi” denilmez. Çünkü bizim inancımıza göre ahiret vardır ve ölen kişi ebediyen mezarda kalmaz. Bu ifade küfür içermektedir.

32)Bazı milliyetçi basın organlarında yer alan yanlış ifadeler var.

1-Mesela Yeniçağ gazetesinin gazete sloganı aynen şöyle:”Bu memleket tarihte Türk’tü,bugün de Türktür ve ebediyyen de Türk olarak yaşayacaktır.”

Bu ifade küfür içermektedir. Çünkü bizim inancımıza göre kıyamet kopacaktır ve dünya darmadağın olup yıkılacaktır. Bu dünya yıkıldıktan sonra bu memleket kalır mı ki ebediyyen Türk kalsın(!)

2-Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.

Bu ifade Kuran’a aykırıdır. Çünkü ayette ALLAH (Celle celalühü) : ”

Şüphesiz ki müminler kardeştirler”

3-”Ne mutlu Türk’üm diyene” Bu söz de yanlıştır.

Çünkü inanan bir insan için mutlu ve saadetli olmanın tek yolu Müslüman olmaktır. Bir insan Türk olabilir ama Cehennem’e gider.

4-Meclisin duvarında yazan şu söz de yanlıştır: ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”

Halbuki Kuran’da ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyuruyor:

“De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak ALLAH’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır”

Hükmetme yetkisi ancak ALLAH’a (Celle celalühü) aittir. Yöneticiler ancak ALLAH’ın (Celle celalühü) hükümlerini uygulamakla memurdurlar. Kafalarından hüküm çıkaramazlar. Yoksa Küfre sürüklenirler.

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: ,

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

Aklık, parlaklık; atın alnındaki beyazlık; akıtma, kamerî ayların ilk gecesi ve günü. Çoğulu gurer’dir. Bir terim olarak ana karnındaki cenînin  suç işleme yoluyla düşmesine sebep olan kimsenin ödeyeceği tazminat demektir.

İslâm’da insanın mal, can, ırz dokunulmazlığı gibi temel hakları vardır. Yaşama hakkı en başta gelir. Bu yüzden çocuk ana karnına düştüğü andan itibaren koruma altına alınmış, ona zarar verene bazı dünyevî veya uhrevî cezalar konulmuştur. Bir kimse ana, baba veya bunlardan başkası olsun hâmile bir kadının karnına veya sırtına veya yanlarına yahut başına yahut uzuvlarından bir uzvuna vurduğu veya onu dövmek, öldürmek, azarlamakla korkuttuğu zaman, kadın çocuğunu düşürürse iki durum akla gelir: Çocuk ya ölü yahut diri olarak düşmüştür.

Cenîn, annesinden ölü olarak ayrıldığı zaman düşmesine sebep olanın cezası cenînin diyetidir. Cenînin diyeti ise erkek olsun dişi olsun, suç kasden veya hata yolu ile işlenmiş bulunsun; gurredir. Gurrenin miktarı beş deve yani diyetin yirmide biri veya buna denk olan nakit para olup, bu da Hanefîlere göre 50 dinar (200 gr. altın para) veya 500 dirhem (1400 gr. gümüş para)dır. Diğer çoğunluk hukukçulara göre ise, 600 dirhem (1680 gr. gümüş)dür (el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyi’, V, 325; İbn Kudâme, el-Muğnî, V, 799; İbn Rüşd Bidâyetü’l-Müctehid, II, 407).

Ebû Hüreyre’den, şöyle dediği nakledilmiştir: “Hüzeyl kabîlesinden iki kadın kavga ettiler. Bunlardan birisi diğerine bir taş attı, karnındaki cenîni öldürdü. Allah Resulu’nun önünde mahkemeleştiler. Hz. Peygamber kadının akilesinin cenînin diyeti olan gurreyi ödemesine hükmetti” (Müslim, Kasâme, 36; Buhârî, Tıb, 468, Ebû Dâvûd, Diyât, 19; Nesâî, Kasâme, 39; Ahmed b. Hanbel, II-274, 535; ed-Dârimî, Diyât, 21).

Cenînin düşmesine kasden sebep olan suçlunun gurreyi kendi malından ödemesi gerekir. Cinsi altın veya gümüşten olur. Kastı yalnız Mâlikiler mümkün görür. Hata yoluyla öldürmede, suçlunun diyetinin üçte bir ve daha fazla olması hâlinde ise gurre âkıleye aittir.

İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre bu konudaki suç, hata veya “şibh amd” (kaste benzer) yoluyla işlenebilir ve diyeti âkile yüklenir. Burada cumhûra göre suçlu âkileden biridir. Hanefîlere göre anne, cenîni ilaçla veya bazı fiillerle kocasının izni olmaksızın düşürdüğü zaman gurreyi âkilenin tazmin etmesi gerekir. Eğer koca, cenîni düşürmek için izin vermiş olur veya kadının kasdı bulunmazsa, haddi tecavüz olmadığı için gurre gerekmez (İbn Kudâme, el-Muğnî, VII, 716; Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, VI, 364). Gurre cezası bir yılda, diyet üç yılda; zimmînin diyeti gibi, müslümanın diyetinin üçte bir miktarındaki diyet ise bir yılda ödenir.

Dört mezheb imamı da gurrenin asabe ve ashab-ı ferâiz kabîlinden cenînin hısımlarına miras hisselerine göre paylaştırılacağı konusunda görüş birliği etmişlerdir. Ancak suçlu baba olursa gurreden bir pay alamaz. Çünkü haksız olarak öldüren durumundadır. Kâtil ise öldürdüğü kimseden miras alamaz (Ebû Dâvûd, Diyât, 18; Tirmizî, Ferâiz, 17; Ahmed b. Hanbel, I, 49).

Hanefîlere göre burada yaratılışı tamamlanmış cenîn ölü olarak düştüğü zaman suçluya keffâret gerekmez; ancak, kendi isteği ile Allah’a yaklaşmak için gücünün yettiği ölçüde hayır yapıp Allah’a istiğfâr etmesi uygun görülmüştür (el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyî, VII, 326, İbn Âbidîn, Reddû’l-Muhtâr, V. 418).

Cenîn ana karnından diri olarak ayrıldıktan sonra, suç sayılan fiil sebebiyle ölse, Hanefilere göre bu fiil kasten yapılmış kabul edilmez; “Şibh-i amd” (kasta bemer) veya hata yoluyla işlenmiş sayılır. Çünkü kasta kadar, cenînin meydana gelmesi ve yaşaması gerçekleşmez. Bu yüzden tam diyet cezası gerekir ve suçlu, diyetten bir paya vâris olamaz. Hanefiler bu durumda ayrıca keffâret cezasını gerekli görürler. Cenîn ikiz, üçüz olursa diyet de buna göre katlanır. Anne, vurmadan dolayı cenînin ölümünden sonra ölse yahut cenîn, annenin ölümünden sonra diri olarak çıkıp sonra ölse, suçluya iki diyet gerekir. Birisi anne, diğeri cenîn için. Cenîn annenin ölümünden sonra ölü olarak çıkarsa suçluya yalnız annenin diyeti gerekir; Cenîn için birşey gerekmez, sadece ta’zir cezası uygulanır. Çünkü suçun, cenînin ölümü veya düşmesine yol açtığını gösteren kesin bir delil yoktur. Üstelik cenînin, annenin ölümü sebebiyle ölmesi muhtemeldir. Bu taktirde cenîn annenin bir uzvu mesâbesinde sayılır (el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyî, VII, 326, VIII, 326; İbn Abi, dîn, Reddü’l-Muhtâr, V, 417; İbn Kudâme, el-Muğnî, VIII, 811 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 408).

Hanefilere göre, gayr-i müslim kadının çocuğu için de gurre cezası uygulanır. Çünkü kâfirin diyeti müslümanın diyeti gibidir.

Hamdi DÖNDÜREN

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags: , , , , , ,

Yorumlar (0)