Ocak, 2009 Arsivi

BİSMİHİ TEALA

 Yarabbı yükselt bizi suretten hakikate, hakikatten fazlına, fazlından muhabbete çıkart, terakkiye mani olacak her engelden muhafaza eyle, tez yatmayı tez kalkmayı nasip eyle, helal rızık nasip eyle! Âmin!
Ya erhamerrahimin! iyi niyetle çalışanlara yardım eyle!
Okuyan talebeleri tez yetiştir, yardım eyle bize, tut elimizden, sen idare et bizi, Kalplerimizi sabit kıl, Bizi taatine çevir, -Gecenin ve gündüzün girdiği yere İSLAM girecek- Bizi bu müjdeye nail eyle, Rızan üzere çalışmak, hizmet etmek bakımından gün be gün müzdat (ziyade) eyle! (AMİN)

Müslümanları Kur’an da cem eyl,e İslam memleketlerinde bulunan yabancı kuvvetleri ihrac eyle, İslamın ve Müslümanların yüzünü ak eyle, din-i mübin-i İslam’ı teyit eyle, talebelerimizi Müslüman cemaatimizi, bizi, evladı ahfadımızı (torunlarımızı) ilimde amelde ihlasta hevesli, rızan üzere çalışmakta gün be gün müzdat eyle, karı koca arasındaki ihtilafları geçimsizlikleri, baba evlat arasındaki geçimsizlikleri kolaylığa tebdil eyle, kur’an-ı kerimin ahkamı ile hal eyle, kullarının kalplerini Kur’an-a çevir! AMİN
Yarabbi dualarımızı kabul eyle! Yarabbi bütün erkek ve kız talebelerimize, Müslüman cemaatimize ve avladı ahfadımıza bu yolda devam, sebat, istikamet, keskin zeka, ulumu nafi-a, ameli saliha, ihlasi kesir, hüsnü hatime nasip eyle! Afganistan mücahitlerine dini birlik beraberlik vererek düşmanlarına galip eyle! Türkiye!ye de İslamı tamamıyla nasip eyle, fakir kullarını hazine-i gaybından merzük eyle, hocalarımıza, ana ve babalarımıza rahmet eyle, ehli hukuku bizden razı eyle! (AMİN)

VELHAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİN…
Ya Erhamerrahimin yardım eyle bize, tut elimizden, bizi bize bırakma, Ümmeti Muhammedi bütün dertlerden kurtar. Dünya ve ahirette her hayırlı muratlarını ihsan eyle. Talebelerimize ilimi nafialar nasip eyle. Rızan üzere çok işler görmek nasip eyle. Ya Rabbi! Cümlemizi evladı ahfadımızla Kur’ana, şeriatı garraya tarikatı aliyyeye hadim eyle. Ve bu hizmetimizi makbul ve rızana uygun eyle. Yarabbi! Türkiye’yi bize tekke, medrese, meclis eyle. Düşmanların ayağını değdirme Geçmişlerimize rahmet eyle. Onları tarafımızdan memnun eyle. Bizden evvel ölenlerin kabirlerini nur eyle. Hocalarımıza ve şeyhlerimize yüksek makamlar ihsan eyle. Ana babalarımızı af et. Bizden razı et.
Ya Erhamerrahimin, buraya nereden gelen varsa cümlesinin emeklerini o kadar değerlendir ki, kalemler onu yazmaktan aciz olsun. Zekalarına keskinlik ver. Başkalarına öğretme hevesi ver. Onları kıyametin sabahına kadar dinin yaşamasına vasıta et. İslamı ve ehli islamı aziz eyle, küfür ve ehli küfürü zelil eyle. Ya Rabbi hocalarımıza, şeyhlerimize yüksek makamlar ihsan eyle. Bâ-husus efendi Babamıza fevkat tecelli ihsan eyle. Bizi onlardan onları bizden cümlemizi sevgili Habibinden ayırma. Okuyanlara mutlaka yardım eyle.

 

Başkalarını okutmaya muvaffak eyle.
Ya Erhamerrahimin! Af eyle bizi, mağfiret eyle bizi. Bizi kendi başımıza bırakma. Dualarını fazlınla kabul eyle. Hocalarımızı, talebelerimizi ve evladı ahfadımızı kıyametin sabahına kadar, Kur’ana, şeriata, tarikata, hakikate, marifete hizmetçi eyle. Efendimizin ümmetini Kur’anda cem eyle.

Bütün dünyaya ışık tutmaya muvaffak eyle. Fakir kullarını hazine-i gaybından merzuk eyle. Bütün dünyaya Kur’anî bir düzen ihsan eyle. Ümmeti Muhammedin hasta kullarına şifa, dertli kullarına deva, borçlu kullarına edalar ihsan eyle.
Ya Erhamerrahimin (3 defa) Fazlı kereminle kabul eyle! Ya Rabbi razı olduğun şekilde taa… kıyametin sabahına kadar bizi ve evlatlarımızı Kur’ana, Şeri şerife hadim eyle. Okuyanlara mutlaka yardım eyle. Onları mutlaka muvaffak eyle. Kuvve-i maneviyelerini arttır. Kazandıkları ilimlerle ihlas üzere amel etsinler.

 

Ana ve babalarımızı bizden razı eyle. Hocalarımıza ve şeyhlerimize yüksek makamlar ver, geçmişlerimize rahmet eyle. Sağ kalanlarımıza istikamet ver. Ve hepimize hüsnü hatimeler ver. Bosna Hersek, Filistin ve Cezayir’i kurtar. Bizden hayır dua isteyenlerin hayır muratlarını ihsan etle.

 

Ya Erhamerrahimin; Dünya’da böyle bizi cem ettiğin gibi ahirette de Resulullahın sancağı şerifi altında, Efendi Babamızla, bütün ihvanla cem eyle. Birde şu duaya devam edin “Yarabbi cümlemizi evlad‎‎ı ahfadımızla beraber kıyamet kopuncaya kadar Kur’anı Kerime, Şeriatı Garraya, Tarikatı Aliyyeye, Hakikati İlahiyyeye, Marifeti İlahiyyeye hizmetçi eyle. Bu hizmetimizi de meşru’, makbul ve merzi eyle

(Mahmud ustaosmanoğlu) (Kuddise sırruhu)

Gonderen Karasahin
Kategori : Duâlar
Tags:

Yorumlar (1)

 

BİSMİHİ TEALA

Ezan-ı şerif lügatta ”İlan” bildirmek manasına gelir. Istılahi olarak ise Müslümanlara namaz vaktinin girdiğini bildirmek amacıyla okunan mübarek ifadeler demektir. Ezan-ı şerif’in meşruiyeti 

وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوً۬ا وَلَعِبً۬ا‌ۚ ذَٲلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٌ۬ لَّا يَعۡقِلُونَ

” Namaza çağrıldığınız vakit onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların düşünemeyen bir topluluk olmalarındandır.” (Maide /58) ayet-i kerimesi ve sünnet ile sabittir.

Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezan okumanın fazileti hususunda bir çok hadis-i şerif gelmiştir. Nitekim Ebu Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet edilen bir hadis-i şerifte:

”Müezzine, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret edilir. Yaş ve kuru herşey onun lehinde şehadet eder. Namaza katılan kimseye yirmibeş kat namaz sevabı yazılır. Ve iki namaz arası günahları affedilir.” (Ebu davud, salat, 31) buyrulmaktadır. Buna benzer bir çok rivayet bulunmaktadır.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezan okumanın faziletini anlatan bir çok rivayete rağmen kendisi bizzat namaz için ezan-ı şerif okumamıştır. Zira:

Eğer peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) namaza davet için ezanı sesli olarak okumuş olsaydı, namaza geç kalan (cema­ate gelmeyen) kişi elbette kâfir olurdu. Zira peygamber’in (Sallalalhu aleyhi ve sellem) davetine sebebsiz olarak icabet etmemek ona itaat etmemek demektir. Peygamber’e itaat ise ayeti kerime ile sabit olan bir husustur. Nitekim bir ayeti kerimede şöyle buyrulmaktadır:

 وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذۡنِ ٱللَّهِ‌ۚ

 ” Biz her peygamberi (ALLAH’ın (Celle celelühü) izniyle) ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik.” (Nisa /64) buyrulmaktadır.

Eğer peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezanı sesli olarak okumuş olsaydı, kendi nefsine şahadet etmesi gerekirdiki, bu da peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında caiz olmazdı.

 Eğer peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)  ezanı sesli okumuş olsaydı ve;

 “Ben şahadet ederim ki, ALLAH’tan başka ilâh yoktur. Ve (ben şahadet ederim ki) MUHAMMED ALLAH’ın resulüdür,” demesi gerekirdi ve o zaman, peygamberin kendisinden başkası olduğu düşünülebilirdi.

 Yine ezan-ı şerifi. peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) başka­ları rüyada gördü. Bu sebebten dolayı ezan okuma işini ALLAH (Celle celalühü). peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem)  başkasına vermiş oldu.

 Ayrıca peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) herhangi bir şeyi yaptığı zaman, onu sabit ederdi. Yani o işi devamlı yapardır. Peygamberimiz (Sallahu aleyhi ve sellem) üzerindeki risâlet vazifesinden dolayı, kendisini bu işe tam olarak ve­remezdi.

Gonderen Karasahin
Kategori : İslami bilgiler
Tags:

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

Son dönem fakihlerine göre fotoğraf, haram olan resimlerin

hükmü içerisine girmemektedir. Zira fotoğraf, resim

konusunda resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) varid

olan  nassların  kapsamına girmemektedir. Çünkü fotoğrafta

ALLAH’ın (Celle celalühü) yarattığı canlılara benzetme

düşüncesi yoktur. Bu sebeble fotoğ­rafın hükmü, hadisin

nassıyla istisna edilen ‘kumaş üzerine nakşedilen re­simlerin

hükmü gibidir. Zira Buhari’nin rivayet ettiği bir hadis’te

şöyle gelmektedir: 

‘’ Zeyd ibni Halid, Ebu Talha’dan (radıyallahu anhuma) 

«Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), ‘’içinde suret

bulunan bir eve melekler girmez’’  buyurdu   hadisini

nakleder.

 

Bir süre sonra Zeyd  (radıyalalhu anh) hastalanır. Büsr bin

Said, Zeyd’in (radıyallahu anhuma) ziyaretine gider. Orada

üzerinde suret bulunan  bir perde görür.  Orada bulunan

Ubeyd’e (radıyallahu anh) ‘’Suretin menhi hakkındaki hadisi

bize Zeyd (radıyallahu anh) nakletmişti. Şimdi evinde su­ret

görüyoruz’’ der. Ubeyd , -Zeyd bin Halid bu hadisi Ebu

Talha’dan (radıyallahu anhum) rivayet ederken sonunda.

‘’Elbisedeki nakış ve resim müstesnadır.» dediğini duymadın

mı? cevabını verir. (Kastalani, şerhi buhari, c:5 sh, 274)

 

Şeyh Said : «Fotoğrafın hükmü, kumaşlar üzerine nakşedilen

resimle­rin hükmü gibidir. Bu resimlerin istisna olduğuna

hadis delalet etmektedir. Kaldı ki fotoğrafa suret değildir de

denilebilir. Çünkü o aynada görülen in­san suretine benzer.

Aynada görülen suretin yapılmış bir resim olduğunu kimse

İddia edemez.

 

Yalnız şu da var ki, fotoğraf aynadaki hayale hiç de

benzemez. Çünkü fotoğrafın gölgesi vardır, aynadaki suretin

ise gölgesi yoktur. Ayrıca fotoğrafı çoğaltmak imkânı da

vardır. Hâlbuki fotoğraf ger­çekte bir suret değildir. Belki,

mevcut suretleri tespit ederek kaybolmak­tan korumaktır.

Fotoğrafın helalliğine hükmeden fakihler.

«Şüphesiz herşeyin bir sureti vardır. Bu suret güneş veya ışık

vasıtasıyla da başka bir yere alınabilmektedir. Mademki

hadiste kumaş üzerine nakşedilen resim­ler istisna edilmiştir,

fotoğrafın caiz olması da gerekir. Çünkü bu zaman­da halkın

fotoğrafa ihtiyacı vardır.» demektedirler.» (  Şeyh said: ayatü’l ahkam, c: 2 sh: 51)

 

Bana göre fotoğraf resmin bir çeşididir. Çünkü aletle yapılan

resme de suret denilmektedir. Bu işi kendisine meslek edinen

kimseye de gerek örfen, gerek lügaten «suret yapıcı»

denilmektedir. Her ne kadar hadisler elle çizilen resimler

hakkında varit olmuşsa da görünüm itibariyle resimle fotoğraf

arasında hiçbir fark yoktur, öyleyse fotoğrafa ancak zaruret

hal­lerinde helal denilebilir.

 

Bununla birlikte fotoğrafın çok büyük zararları

bulunmaktadır. Çün­kü zamanımızda gazete ve mecmualarda

renk renk, boy boy elbiseli veya çıplak fotoğraflar

sergilenmektedir. Bunlar ise gençliği zehirlemektedirler. Bu

resimler insanları tahrik etmekte, din ve ahlak üzerinde

bozucu bir tesir yapmaktadır. Fitne uyandıracak çıplak bir

resim veya şekil hakkında hiçbir akıllı insan helaldir diyemez,

haramlığından şüphe edemez. Bu fo­toğrafların zararı, elle

çizilen resimlerin zararından daha çok olmaktadır çünkü.

 

Suretlerin haramlık illetleri yalnız ALLAH’ın (Celle

celalühü) yarattıklarına benzet­mek değildir. Resim ve

heykelin yasak edilmesinde bilinmesi gereken ana nokta,

milletlere putperestliğin resim ve heykel yoluyla girmiş

olmasıdır. O milletler büyük bir adam öldüğü zaman onun

resim ve heykelini yaparlardı. Bundan maksatları da onu

hatırlamak ve sonra gelen insanların on­ların yolundan

gitmesini sağlamaktı. Fakat zamanla onlara tapmaya baş­

larlardı.

 

Bugün halkın duvarlara astığı boy boy resimlere, sırf

hatırlamak İçin de olsa elle çizilmemiş de olsa, şeriat

müsaade etmez. Çünkü ona gelecek­te tazim ve ibadet

edilebilir. Fotoğraf, elle yapılmış bir suret değildir, o kağıt

üzerindeki bir gölgedir demek aklı selimin kabul edemeyeceği

bir id­diadır. Yalnız zaruri hallerde kimlik isbatı için çekilen

fotoğraflar mubah­tır. Bunun dışında hatıra içinde çekilse

haramdır.

 

(Muhammed ali sabuni, Ahkam tefsiri)

 

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags:

Yorumlar (0)