Oca-29-09
Ocak, 2009 Arsivi
Yarabbı yükselt bizi suretten hakikate, hakikatten fazlına, fazlından muhabbete çıkart, terakkiye mani olacak her engelden muhafaza eyle, tez yatmayı tez kalkmayı nasip eyle, helal rızık nasip eyle! Âmin!
Müslümanları Kur’an da cem eyl,e İslam memleketlerinde bulunan yabancı kuvvetleri ihrac eyle, İslamın ve Müslümanların yüzünü ak eyle, din-i mübin-i İslam’ı teyit eyle, talebelerimizi Müslüman cemaatimizi, bizi, evladı ahfadımızı (torunlarımızı) ilimde amelde ihlasta hevesli, rızan üzere çalışmakta gün be gün müzdat eyle, karı koca arasındaki ihtilafları geçimsizlikleri, baba evlat arasındaki geçimsizlikleri kolaylığa tebdil eyle, kur’an-ı kerimin ahkamı ile hal eyle, kullarının kalplerini Kur’an-a çevir! AMİN
VELHAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİN…
Başkalarını okutmaya muvaffak eyle.
Bütün dünyaya ışık tutmaya muvaffak eyle. Fakir kullarını hazine-i gaybından merzuk eyle. Bütün dünyaya Kur’anî bir düzen ihsan eyle. Ümmeti Muhammedin hasta kullarına şifa, dertli kullarına deva, borçlu kullarına edalar ihsan eyle.
BİSMİHİ TEALA
Ezan-ı şerif lügatta ”İlan” bildirmek manasına gelir. Istılahi olarak ise Müslümanlara namaz vaktinin girdiğini bildirmek amacıyla okunan mübarek ifadeler demektir. Ezan-ı şerif’in meşruiyeti
وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوً۬ا وَلَعِبً۬اۚ ذَٲلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٌ۬ لَّا يَعۡقِلُونَ
” Namaza çağrıldığınız vakit onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların düşünemeyen bir topluluk olmalarındandır.” (Maide /58) ayet-i kerimesi ve sünnet ile sabittir.
Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezan okumanın fazileti hususunda bir çok hadis-i şerif gelmiştir. Nitekim Ebu Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet edilen bir hadis-i şerifte:
”Müezzine, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret edilir. Yaş ve kuru herşey onun lehinde şehadet eder. Namaza katılan kimseye yirmibeş kat namaz sevabı yazılır. Ve iki namaz arası günahları affedilir.” (Ebu davud, salat, 31) buyrulmaktadır. Buna benzer bir çok rivayet bulunmaktadır.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezan okumanın faziletini anlatan bir çok rivayete rağmen kendisi bizzat namaz için ezan-ı şerif okumamıştır. Zira:
Eğer peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) namaza davet için ezanı sesli olarak okumuş olsaydı, namaza geç kalan (cemaate gelmeyen) kişi elbette kâfir olurdu. Zira peygamber’in (Sallalalhu aleyhi ve sellem) davetine sebebsiz olarak icabet etmemek ona itaat etmemek demektir. Peygamber’e itaat ise ayeti kerime ile sabit olan bir husustur. Nitekim bir ayeti kerimede şöyle buyrulmaktadır:
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ
” Biz her peygamberi (ALLAH’ın (Celle celelühü) izniyle) ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik.” (Nisa /64) buyrulmaktadır.
Eğer peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezanı sesli olarak okumuş olsaydı, kendi nefsine şahadet etmesi gerekirdiki, bu da peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında caiz olmazdı.
Eğer peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezanı sesli okumuş olsaydı ve;
“Ben şahadet ederim ki, ALLAH’tan başka ilâh yoktur. Ve (ben şahadet ederim ki) MUHAMMED ALLAH’ın resulüdür,” demesi gerekirdi ve o zaman, peygamberin kendisinden başkası olduğu düşünülebilirdi.
Yine ezan-ı şerifi. peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) başkaları rüyada gördü. Bu sebebten dolayı ezan okuma işini ALLAH (Celle celalühü). peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) başkasına vermiş oldu.
Ayrıca peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) herhangi bir şeyi yaptığı zaman, onu sabit ederdi. Yani o işi devamlı yapardır. Peygamberimiz (Sallahu aleyhi ve sellem) üzerindeki risâlet vazifesinden dolayı, kendisini bu işe tam olarak veremezdi.
Oca-24-09
Fotoğrafın Hükmü Nedir?