Aralık, 2009 Arsivi

Ara-5-09

iyne satışı

BİSMİHİ TEALA

İyne satışı, ödünç para isteyen bir kimseye bir malı veresiye bir bedelle satmak, aynı malı daha az peşin bir bedelle geri almak demektir. İyne satışında, tarafların niyetleri önemlidir. Eğer niyetleri faizli kredi alıp vermek ise, bu tür bir muamele caiz değildir. Eğer taraflardan birisi bu niyetini açığa çıkarırsa alış veri bozulur. Nitekim Zeyd b. Erkam’ım (radıyallhu anh) ümmü veledi olan bir kadın Hz. Aişe’ye (radıyallahu anha) hitaben: ‘’ Ey mü’minlerin annesi, ben zeyd’e (radıyallahu anh) veresiye 800 dirheme bir köle sattım. Sonra aynı köleyi, 600 dirheme peşin satın aldım. Buna ne dersiniz?’’ diye sorunca. Hz. Aişe (radıyallahu anha): ‘’ Ne kötü bir alış veriş yapmışsınız. Zeyd’e (radıyallahu anh) şunu bildir ki, eğer tevbe etmezse resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile yapmış olduğu cihadın sevabını kaybetmiş olur.’’ Cevabını verince kadın: ‘’ Satışı bozup, 600 dirheme geri alsam olmaz mı?’’ diye tekrar sorunca Hz. Aişe (radıyallahu anha) ‘’ elbette olur’’ cevabını vermiştir. (bediü’s-senai, c: 5 sh: 198)

Bazı fukaha; ‘’ İnsanlar dinar ve dirhemin peşine düşer, iyne satışı yapar, hayvancılıkla geçinir ve ALLAH (Celle celalühü) yolunda cihadı terk ederlerse, ALLAH (Celle celalühü) onlara bir bela indirir ve bu belayı dinlerine yeniden dönünceye kadar kaldırmaz.’’(Ebu davud, buyu,54) hadisi şerifini esas alarak bu tür bir satışın caiz olmadığına hükmetmişlerdir.

İmam-ı Muhammed (rahmetullahi aleyh) iyne satışını faizcilerin uydurduğunu ve buna kalben razı olmadığını belirmektedir. (Fethu’l kadir, c: 5 sh:20)

Ancak zahiren insanın niyeti bilenemeyeceğinden dolayı iyne satışı meşru bir alış veriştir. Amellerin niyetlere göre değer kazandığı sünnet ile sabittir. Fakat mükellefin niyetini; kendi ikrarı olmadığı müddetçe, tespit edebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla niyet ile amel arasında ki münasebet; ikrarı olmadığı müddetçe, ahiretteki durumu ile sınırlıdır. Akitlerde tarafların, niyetlerini ve iradelerini araştırma bir engel yoktur. Ancak hüküm zahire göre verilir.

Bir insan evini misal olarak 10,000 liraya satıp, bir yıl sonra 13,000 liraya geri alsa bu sahih bir alış veriştir. Çünkü sattığı evini, bir yıl sonra geri alması caizdir. Bu işlemi ödünç para alabilmek için yapıp yapmadığını (niyetini) bilmek mümkün değildir.

Şafii fukahasına göre, iyne satışı sahihtir. Bunu yasaklayan hadislet mürsel olduğu için zahire göre hüküm verilir. İmam-ı Ebu yusuf’un (rahmetullahi aleyh) iyne satısı caizdir ve sevabı vardır. Sevabının olması haramdan kaçınmayı sağladığı içindir. (Feteva-i kadıhan, c:2 sh: 244) dediği rivayet edilmiştir.

Muamele-i şer’iyye usulüne riayet edilmeden alınan fazlalık faizdir ve haramdır. Bu bir şer’i kurtuluş yoludur. Mesela: Yetimin malını velisi veya vakfın malını mütevellisi, herhangi bir şahsa, kârsız bir şekilde ödünç olarak veremez. Faiz alması da haramdır. O halde meşru bir alım satım akdi ile yetimin malını koruyabilir. Bu muameleyi gayri meşru bir hilye olarak kabul etmek doğru değildir.(Ö.N.Bilmen, hukuku islâmiye kamusu, c:5 sh: 47,48)

BİSMİHİ TEALAGünümüz de kullanılan ‘’hile’’ (aldatma, tuzak kurma) terimi ile ‘’hiyle-i şer’iyye’’ kavram ve mahiyet olarak bir değildir. ‘’Hiyle’’ Arapça da aldatmak veya tuzak kurmak manasında olmayıp, meselenin çözümünü ve çaresini bulmak manasındadır. Çıkış yolu anlamında olan mahreç kelimesi hilyenin muradifi olarak kullanılmıştır. Hile-i şer’iyye mükellefin tasarruflarını zahiren fıkha uygun hale getirmektir. Karşılaşılan güçlüğü çözmeye vesile olan işleme ‘’Muamele-i şer’iyye’’ denilir. Ancak günümüzde kelimelerin birbirine yakın olmasından dolayı ‘’hile’’ olarak şöhret bulmuştur. Meseleyi bir misal ile anlatmak gerekirse.

 

Bir adam kızgınlıkla ‘’Karımla ramazan günü öğlen vaktin de cinsi münasebette bulunmazsam benden üçten dokuza boş olsun’’ diye yemin ederse ne olur?

Hanefi fukahasına göre o adam ramazan günü sefere çıkar ve şartını yerine getirir. Bu sayede mesele çözülmüş olur. İşte bu tür bir çözüm ‘’hiyle-i şer’iyye’’ olarak tanımlanmıştır.

Bazı ulema; hile-i şer’iyye usulünü, ”Zaruret iddiasıyla haramların mübah sayılmasını azaltmak ve insanların zahir olan islâmi hükümleri çiğnemelerini önlemek” için kullanmışlardır. Hile-i şer’iyye muamelesi daha çok yemin, talak ve alış veriş gibi meselelerde uyğulanmıştır.

Ara-4-09

Yarabbi

BİSMİHİ TEALA

Yarabbi;

İşittik ve itaat ettikALLAH (Celle celalühü) muhakkak işinde galiptir.  Görünen ne olursa olsunkim yenerse yensin
Kim yenilirse yenilsin Galip olan Hakim Olan
Yapan ve yaptıran sensin.

 

Yarab;

Senki alemleri kendisi için yarattığın resulüne  (Sallallahu aleyhi ve sellem) dahi yenilgi sınavını yaşatansın
Sen zulmetmezsin Yarabbi.

Yarabbi;

İnandık ve tasdik ettik. Zulmeden biziz Yarabbi Senin yolunda kenetlenmeyipbenlik hevesiyle  Ayrı düştüğümüz ve bölündüğümüz için kendimize zulm ettik. Biz bize zulm ettiğimiz içinDüşmanda şimdi bize zulm ediyor.
Bütün zalimlerden ve senden sana sığındık yarabbi.

Yarabbi;

Bizler gafil olduk günahkar oldukmahkum olduk mağlup olduk. Kuran ve sünnet’in hikmetleriyle uyanmadık
Sen bizleri düşmanın saldırılarıyla uyandırdınŞimdi lutfet

yarabbi

Bize bu saldırıları def edecek güç ve enerji ver Bilinçli sabır ve sebat ihsan eyle.

Yarabbi;

Bize barış dini islamı getiren kutlu Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hürmetine  Onun mecbur kalıp savaştığı zaman titizlikle sadık kaldığı vuruşma hukuk ve ahlakından ayırma YARABBİ….