Şubat, 2010 Arsivi

Alıntı:
hieprbj25 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnternet ortamında bulunan Programları(lisanssız) indirmek Caiz midir. Bir fetvada ticari maksat olmaksızın 1 kopyasını indirmek te sakınca olmadığı
ifade ediyordu (halil Günenç) Fetvayı ceren hoca hakkında yeterli bilgim olmadığı için Tam olarak güvenemedim.

BİSMİHİ TEALA

Bu sorunun farklı bakış açılarından değerlendirilmesi gerekebilir. Mesela mal nedir? Telif ve lisans hakkı mal mıdır? Telif ve lisans hakkı satılabilir mi? Soruları çoğaltmak mümkün. Öncelikle mal nedir? Sorusunun cevabını vermeye çalışalım.

Hanefi fukahası ‚‘ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعً۬ا‚‘Yeryüzünde neler varsa onların hepsini sizin için yarattık‘‘ (Bakara/29) ayeti kerimesini esas alarak; ‚‘ İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için yaratılan ve istenildiği zaman elde edilip kullanılabilen şeylere mal denilir.‘‘ (serahsi, mebsud, c:11 sh: 78) şeklindeki tarifi esas almıştır.

Ulema mal tarifi üzerin de farklı tarifler yapmışlardır. Enyaygın ifadesi ile mal, mütekavvim ve gayri mütekavvim olmak üzere iki kısımdır. Mütekavvim mal, yenilmesi, içilmesi kullanılması caiz ve meşru olan her şeyi kapsayan maldır.

Gayrı mütekavvim mal, fiilen elde edilmemiş olan veya islâm’a göre, zaruret hali dışında kullanılması mübah olmayan maldır. Sudaki balık, havadaki kuş, toprak altındaki madenler ve ormandaki av hayvanları gibi henüz elde edilmemiş şeyler örfen gayri mütekavvim maldır.

Malın bu kısa tarifinden sonra telif ve lisans hakkı mal mıdır? Sorusuna cevab bulmaya çalışalım.

İslâm hukukunda her malın ekonomik değeri bulunmaz. Zira mesela domuz eti haram olması itibari ile islâm nazarında ekonomik değer ifade etmeyebilir. Ama müslüman olmayanlar için ekonomik değer taşımaktadır. Bundan dolayı islâm hukukcuları malın ekonomik değer taşıması yanında hukuksal olarak değer taşıması gerektiğini söylemektedirler. Buna göre mütekavvim mal, eknomik değer yanında hukuksal olarakta değer taşıyan maldır.

Bu izahattan sonra telif ve lisans hakkının mal olup olmadığı hususunda ulema iki farklı görüş ileri şürmüştür. Birinci görüşe göre telif ve lisans hakkı mal değildir. Bunlara göre mal gözle görülüp elle tutulur olması gerekir. Dolayısıyla ‚‘ telif ve lisans hakkı mücerret bir şeydir ve mal değildir; bundan dolayı alış verişe konu olamaz. Nasılki insanın ücretini ödeyerek aldığı malda tasarruf hakkına kimse karışamazsa, alınan kitab’taki tasarrufada kimse karışamaz.‘‘ mantığı ile değerlendirirler.

Diğer ve kabul edilmiş görüşe göre ise, telif ve lisans hakkı gayri maddi mal hükmündedir. Bu görüşte olanlar telif ve lisans hakkını mal olarak görmeyenlere ‚‘ Bu şekilde ictihad yapanlar maddi ve gayri maddi mal ayrımı ile, malı elinde bulundurma ve sahip olma arasındaki farkı nazarı dikkate almadıklarını‘‘ söyleyerek itiraz ederler. Bu görüşte olanların meseleye yaklaştıkları bir farklı noktada şudur. ‚‘ Geçmiş zamanlarda ki durum ile şimdiki durum değişmiştir, zira daha önce mal kapsamına giren şeyler azınlıktaydı, ama günümüzde farklı şeylerin ortaya çıkması ile mal mefhumu değişmiştir. Nitekim mecelle’nin ‚‘ adet muhkemdir‘‘ külli kaidesi bu manaya işarettir.‘‘

Bu görüşe göre bir şey, ister ayn olsun ister menfaat olsun mademki fayda veriyor mücerred hak dahi olsa maldır. Her ne kadar bu görüşte olanlar açık olarak telif ve lisans hakkından söz etmiyorlarsa dahi, örfün değişmesiyle örfe göre bu hakların satışı caizdir. Nitekim zamanımız fıkıh alimlerinden olan Ahmed ez-zerka’nın ‚‘ Mütekavvim olan herşeyin ister ayn olsun, ister hukuk ve menfaat olsun alış verişi caizdir.‘‘ şeklinde ki fetvası bilinmektedir.

Hulasa madem ki telif ve lisans hakkı maldır, ve alış verişe konu olmaları caizdir. Öyleyse bunların izinsiz olarak alınması ve kullanılması caiz değildir. Ancak günümüzde bu gibi programlara belki milyarlarca masraf yapmak gerektiği hususu göz önüne alındığın da herkesin bu maddi yükü taşımaya güç yetirmesi mümkün gözükmediğinden, ve umum belva olması sebebiyle paylaşmak ve satmak amacı ile değilde bu programları sadece kendi bilgisayarın da kullanmak, ve indirdiği müzikleri de sadece kendi dinlemek başkalarının dinlemesine imkan tanımamak amacıyla kullanılması umum belva olarak caiz görülmüştür.

Alıntı:
arzuhalim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
 selamun aleyküm hocam ben almanyada yasiyorum acizane 2 sorum olacak 1.si darul harb te faiz cekmek vardiyen hocalari duyuyorum bunu aciklarmisiniz

BİSMİHİ TEALA

We aleykümü’s-selam

Daru’l harb’te faiz alınabileceğine dair görüş sadece İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) ait bir görüştür. Bunların dayandıkları delil Hz. Mehhul’den (radıyalalhu anh) rivayet edilen: ‚‘ لَا رِبَا بين الْمُسْلِمِ وَالْحَرْبِيِّ في دَارِ الْحَرْبِ‚‘Daru’l harb’te müslüman ile harbi arasında faiz yoktur.‘‘ hadis-i şerifidir. Bu hadis hakkında ulema ihtilafa düşmüşlerdir. Hidaye’nin hadislerini tahriç eden İmam-ı Zeylai (rahmetullahi aleyh) bun hadis hakkın da ‚‘ garib hadis‘‘ demiştir. (nasbu’r-raye,c:4, sh:44) İmam-ı Şafii (rahmetullahi aleyh) ‚‘ Bu hadis sabit değildir. Bunun delil olacak bir yanı yoktur.‘‘ (Beyheki, marife)
derlerken, İmam-ı Serahsi (rahmetullahi aleyh) ‚‘ Bu hadis mürsel bir hadistir. Hz. Mekhul’de rahmetullahi aleyh) güvenilir (sıka) biridir. Bu gibilerin mürseli kabul edilir.‘‘ (Fethu’l kadir, c:7 sh:38,39) ifadesini kullanmıştır.

Bu iki imama (rahmetullahi aleyhima) göre aralarında aldatma olmadığı müddetce hangi yolla olursa olsun harbilerin ülkelerin de onların mallarını almak mubahtır.

Daru’l harb’te faiz alınabileceğine dair başka bir delil ise hicretten önce persliler (iran) ile rumlar arasında yapılan savaşta rumların yenilmesi üzerine Mekkeli müşriklerin müslümanlarla ‚‘ putperes olan persler ehl-i kitab olan rumları yendiler‘‘ şeklindeki alaylarından sonra ‚‘rumlar yakın bir gelecekte galip olacak‘‘ (Rum/ 1) ayeti üzerine Ebu Bekir (radıyalalhu anh) mekkeli müşriklerle resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) izni ile iddia’ya girmesi hadisesidir. Bu esnada Mekke daru’l harb’ti. Bu hadise de aralarında aldatma olmadığı müddetce daru’l harb’te harbilerden faiz alınabileceğine delildir.

İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed (rahetullahi aleyhima) bu hükmü verirken, parayı iktisadî bir silâh olarak düşünüp, müslümanın onu kafirin ülkesinde ve onun rızasıyla, herhangi bir yolla alabileceğini, böylece onu iktisaden zayıf düşüreceğini, müslümanın hiçbir surette faiz veremeyeceğini, yani fazlalığı müslümanın alması halinde bunun caiz olabileceğini kastettiklerini, arkadaşları olan imamlar açıklamışlardır. Yani İmam-ı Azam ile İmam-ı Muhammed’in (rahmetullahi aleyhima) bu fetvaları ile Müslümanların bu şekil de yapmak suretiyle onların ekonomilerini zayıflatmak amacını gütmelerini amaçlamışlardır. Zira Avrupa’da yaşayan bir müslüman haram olmasına rağmen onların bankalarına para yatırsa ve onların verdikleri faiz’i almasa onlara iyilik mi yapmıştır? Yoksa kötülük mü?

Bundan dolayı İmâm-ı Âzam ile İmâm-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) göre küfür diyarında yaşayan bir müslümanın gayr-i müslimden faiz almasında beis yoktur. Çünkü onlara göre faiz almak hiyânet sayılmaz, normaldir. (mezahibi’l erbaa, c: 1 sh:340) Ancak bununla beraber bu iki imama göre de daru’l harb’te dahi olsa müslümanların gayr-i müslimlerin mallarını çalması veya onları aldatmak suretiyle mallarını alması caiz değildir.

Araların da İmam-ı Yusuf, İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyhima) olduğu cumhur ulema faiz’i haram kılan ayeti kerime de ülkeler arasında ayırım yapılmadığı ve faiz ayetinin amm (genel) bir nass olması sebebiyle daru’l harb’te dahi olsa müslüman ile gayr-i müslim arasında faiz müessesesinin işlemesinin haram olduğunu söyleyerek İmam-ı Azam ve imam-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) muhalefet etmişlerdir.

Alıntı:
hieprbj25 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamun aleyküm hocam

1. Televizyondan bilgisayardan ya da mp3 çalarlardan (vsairre) Kur an ı kerim dinlemenin takip etmenin hükmü nedir.? Bir kayanaktan tam emin olmamamkla beraber Sevap kazanmak niyetiyle değil öğrenmek niyetiyle dinlenebilir diye okudum.

BİSMİHİ TEALA

We aleykümü’s-selam
Soruyu anlayabilmek için öncelikle kur’an’ı kerim nedir? Sorusunu cevaplamak gerekir. Kur’an-ı kerim resulullaha (Sallallahu aleyhi ve sellem) indirilip, mushaflarda yazılı olan ve resulullah‘tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) içerisinde şüpheye mahal olmaksızın mütevatir olarak nazm ve mana olarak nakledilen kitabtır. Ulemanın tümünün sözü budur, ve sahih olan da budur. (usulü pezdevi, sh:5)

Bu tarife göre cd, kaset v.s gibi sesi nakleden araçlarda kayıtlı bulunan seslere kur’an denilemiyeceği aşikârdır. Bu manadan olmak üzere bu gibi kaset ve cd’lere abdestsiz dokulunması caiz olur mu? Sorusuna verilecek cevab caiz olur ama ihtiyaten ve kur’an’a saygı yönünden dokunmamak daha güzel olur. Bu kısa bilgiden sonra sorunuzun cevabına geçebiliriz.

Kur’an-ı kerim insanlara hidayet/yol gösterici olmak ve onları sonları konusunda uyarmak için göndermiştir. Kendisi bizzat böyle buyuruyor. Yani insanoğlu Kuran-ı Kerim’de yer alan emir ve yasaklara göre yaşar, onu bir hayat rehberi edinirse kurtulur. Dünyasını da ahireti’ni de garanti altına almış olur. Aksi bir davranış onun için hüsrandır. Dolayısıyla kur’an’ı kerim’in öğrenilmesi elzem olan bir husustur.

Bu mana ve gaye (öğrenmek) ile kur’an’ın ses nakil araçları olan kaset, cd ve bilgisayar gibi araçlardan dinlenilmesi caiz olur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi bu gibi araçlardan kur’an’ı dinlemek ibadet amacıyla caiz midir? Sorusunun cevabı hususunda ulema arasın da ihtilaflı olmakla beraber bu mana ve gaye ile dinlemenin caiz olmayacağı görüşü ağırlık kazanmıştır.

Alıntı:
Sevabı olur mu

İbadet kastı ile olmadıktan ve öğrenme amacıyla olduktan sonra inşeALLAH sevap kazanılır.

 

Alıntı:
Dinlemek uygunmudur.

Kur’an-ı kerim insanoğluna okuması amacıyla indirilmiş olup, ses nakil araçları olan kaset, cd v.s araçlardan dinlemek için indirilmemiştir. Zira bu araçların içerisin de bulunan insan sesi olmayıp bu gibi araçlara yükleme yapmaya yarayan kodlardan ibarettir. Dolayısıyla bir insan okuduğunda dinlemek farz olduğu gibi bunları dinlemek ses nakil ve kayıt araçları olması hasebiyle farz değildir. (Elmalı tefsiri, a’raf suresi 204. ayet)Bununla beraber saygı amacıyla dinlenilmesi gerekir.

Alıntı:
2. Aynı şekilde yatarak kur an okunurmu dinlenirmi(tv vb..) Okur ya da dinlenirse bir vebalıvar mı Uygun olanı nasıldır.

 

Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve selem) yatağa yatmadan önce ihlâs, felak ve nas surelerini okuyarak vücuduna mesettiği rivayet edilmektedir. Nitekim bir hadis-i şerifte:

حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِذَا أَخَذْتَ مَضْجَعَكَ فَتَوَضَّأْ وُضُوءَكَ لِلصَّلَاةِ ثُمَّ اضْطَجِعْ عَلَى شِقِّكَ الْأَيْمَنِ ثُمَّ قُلْ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ وَاجْعَلْهُنَّ مِنْ آخِرِ كَلَامِكَ فَإِنْ مُتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مُتَّ وَأَنْتَ عَلَى الْفِطْرَةِ قَالَ فَرَدَّدْتُهُنَّ لِأَسْتَذْكِرَهُنَّ فَقُلْتُ آمَنْتُ بِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ قَالَ قُلْ آمَنْتُ بِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ

Bera b. Azib’ten (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)
“Yatağına gireceğin zaman namaz için abdest alır gibi abdest al, sonra sağ tarafına yat ve şöyle dua et: ‘Allahım nefsimi Sana teslim ettim. İşimi de Sana havâle ettim. Seni sevdiğim ve Senden korktuğum için sırtımı Sana dayadım. Ancak Sana sığınır ve Sana ilticâ ederim. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin Resulune iman ettim.’ Şayet o gece ruhunu teslim edersen İslâm üzere, imanlı olarak ölürsün. Son söylediklerin bunlar olsun.” Buyurmuştur. (Müslim,zikr,4884)

Bu hadis-i şerife göre yatarken dua etmek (kur’an okumak) caizdir. Ancak bu esnada bazı edeplere riayet edilmesi gerek. Bu konuda Feteva-i hindiyye’de şunlar kayıtlıdır.

“Yan tarafını yere vererek Kur’ân okumakta bir beis yoktur. Ancak bu esnada ayakları uzatmayıp toplamak gerekir. Yatağa girdikten sonra Kur’ân’dan bir sûre ve âyet okumakta da bir mahzur yoktur. Fakat bu esnada başını yorganıyla kapatmaması gerekir. Çünkü yorgan bir nevi elbise hükmüne geçmektedir. Bu şekilde yapılmazsa okumak câiz olmaz.” (Feteva-i hindiyye, c: 5, sh: 316)

Alıntı:
3. tv ya da kayıttan kur anı kerim okunurken dinleyen hiç kimse yok ise bir vebalı var mıdır.

 

Buna feteva-i hindiyyedeki şu ibare ile cevap vereyim:
”Biri mescidde (cemaat harici) namaz kılarken başka biri aşikâre kur’an okursa aşikare kur’an okuyan günahkâr olur.”(Feteva-i hindiyye, c: 5, sh: 316)