Mart, 2010 Arsivi

Alıntı:
Tufan8 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamün aleyküm otopsi dinimizce caizmi?gerçi şüpheli ölümlerde suçlu otopsi sayesinde ortaya çıkıyor.Ama bu bana ölen kişiye eziyetmiş gibi geliyor


BİSMİHİ TEALA

We aleykümü’s-selam

Otopsi ifadesi yeni bir kelime olmakla beraber fıkıh kitabların da bu muameleye işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Mesela İbn-i Abidin (rahmetullah aleyhi) ”Reddu’l muhtar” isimli eserin de ” Bir kişi başkasına ait bir malı yutmuş olsa ve öldüğün de o malı tazmin edecek bir terekesi bulunmaz ve başkası da tazmin etmeyi kabul etmezse ölen kişinin karnı yarılır.” ifadesini kullanmaktadır.

Zamanımız ulemasın dan ebu zehra ” ez-zarurat” isimli eserin de ”organ nakli” meselesini izah ederken yukarıdaki ifadelere benzeyen ifadelerle bunun (otopsi) caiz olduğunu söylemektedir.

Yine zamanımız dan Vehbe zuhayli ”el fıkhu’l islâmi ve edilletuhu” isimli eserin de:

” Zaruret halin de ve tıbbi bir takım maksadlar için, öğrenim maksadı ile veya ölüm sebebini bulmak için ve cinayetle itham edilen kişinin aleyhine cinayeti ispat etmek için vb. maksadlar ile cinayet konusun da gerçeği bulmak için otopsi yapılması ve bundan çıkacak sonuç sebebiyle olay aydınlanacak ise otopsi caizdir. Zira hükümlerde adâlette bulunmanın vucübuna delalet eden deliller bulunmaktadır. Ta ki, suçsuz biri zulme uğramasın ve suçlu da cezadan kaçmasın…….

Ancak durum her ne olursa olsun, organların görevlerini bilmek, cinayetleri araştırmak için … zaruret ve ihtiyaç miktarı ile yetinmek gerekir. Zira cesedin açılması ile istenilen sonuca ulaştıktan sonra ölüye saygı duymak, ona değer vermek, onu gömmek, vücudunun parçalarını bir araya getirip kefenlemek, cesedi dikerek ve benzeri yollarla eski şekline getirmek gerekir.” demektedir. ( Vehbe zuhayli, c: 4 sh: 332,333)

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags:

Yorumlar (0)
Alıntı:
bahadırhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sokaklarda gezerken tesettürüne riayet etmeyen bayanlara karşı hürmet, saygı göserilmesi gerekir mi?

BİSMİHİ TEALA


Muhterem sorunuza cevap vermeden önce bir hususun bilinmesi faydalı olacaktır.

Burada öncelikle cevaplanması gereken soru şudur:

” Bir müslüman tesettürüne riayet etmeden sokağa çıkan bir kadına hürmet göstermek zorunda mıdır?”

Öncelikle bilinmesi gerekir ki daru’l islâm’da; iman ettiğini söyleyen bir kadın tesettüre riayet etmeden sokağa çıksa hürmetini sakıt etmiş ve cariye gibi giyinmiş kabul edilir. Fakih Ebu bekr el belhi (rahmetullahi aleyh) Hz. Ömer’in (radıyu anh) bu konu hakkında söylemiş olduğu ” la hurmete leha” ifadesine bakarak;

” Yabancı erkeklerin geçtiği yerlerde başlarını açan kadınların hürmetinin olamıyacağına” dair fetva vermiştir.

Bunun hikmeti bu gibi insanların bu gibi davranışları sebebiyle dinin hükümleriyle alay eden ve o hükümleri küçümseyen tavırlarından dolayı hürmetlerinin olamıyacağından dolayıdır.

Peki bu durum daki bir kadının bir takım avret mahalleri olan saçlarını, kollarını v.s isemeyerekte olsa gören bir insan günahkâr olur mu?

Peygamber (Sallu aleyhi ve sellem) bir hadisin de ” birinci bakıştan sonrası senin aleyhinedir” buyurmasın da işaret ettiği gibi devamlı ve ısrarlı bakmaz ise günahkâr olmaz.

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags:

Yorumlar (0)
Alıntı:
bahadırhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
s.a

İsvicre’nin yapmış olduğu referandum hepinizin malumu. Benim aklıma söyle bir şey geldi.

Madem onlar bizim minarelerimizi istemiyorlar o zaman biz de onların kiliselerini protoste etsek nasıl olur?

Bununla ilgili olarak müslüman bir ülkede kilise yapımına izin verilebili mi? Veya yıkılan kiliseni tamiri yapılabilirmi?

BİSMİHİ TEALA

We aleykümü’s-selam

Öncelikle bir hususun altının çizilmesin de fayda bulunmaktadır. Bir cami ile bir kiliseyi aynı kategori de değerlendiremeyiz. Zira kilise ALLAH’a (Celle celalühü) şirk koşmanın, cami ise tevhidin alamet ve nişanıdır. Dolayısıyla ikisinin mukayese edilmesi dahi mümkün değildir.

Hafızam bu fakiri yanıltmıyorsa 1983 yılında diyanetin başkan yardımcılarından Hamdi mert’in Almanya’da basılan bir türk gazetesine verdiği demeçte, ayrıca El ezher’in şimdiki başkanı Tantavinin bir iki ay önce, peygamber’in (Sallu aleyhi ve selem) Medine’de hicretin birinci yılında yayınladığı ‘’ Kilise yapılırken, cami veya bir müslümanın evi yapılıyormuş gibi her türlü yardım yapılmalıdır.’’ Emirnamesine dayanarak kilisenin yapımında maddi destek olunabilir gibi tuhaf bir fetva verdikleri malumdur. Ancak her ikisini de yanıldıkları veya atladıkları nokta Medine’de ehl-i kitap; ‘’zimmet’’ akdi imzalamak suretiyle, dünyevi ahkâm noktasında islâm’a teslim olduklarını unutmuşa benziyorlar.

Bu kısa izahtan sonra Müslümanlar kilise yapılmasına veya onarılmasına yardım edebilir mi? Sorusuna muteber fıkıh kitaplarından cevap bulmaya gayret edelim.

İmam-ı Merginani (rahmetullahi aleyh) ‘’El- Hidaye’’sin de: ‘’ Daru’l islâm’da ne kilise, ne de havra inşa etmek caiz olmaz. Zira peygamber (Sallu aleyhi ve sellem): ‘’ İslâm’da ne hıs’â (hayaları sökmek, çıkarmak) ne kilise yoktur.’’ Buyurmaktadır. Bununla murad, kilise’nin yeniden inşa edilmesidir.’’ (Hidaye, c:2, sh: 162) hükmünü zikretmektedir.

Bu konuda Molla Husrev (rahmetullahi aleyh) ise şunları söylemektedir: ‘’ Daru’l islâm’da kilise, havra ve beyt-i nar (Mecusi tapınağı) yapılamaz. Zimmîlerin, yıkılmış olan tapınaklarını tamir etmeleri mümkündür. Eğer tamamen yıkılmışsa, önceki tapınak kadar aynı yeri yapabilirler. Bu onlardan yasaklanmaz. Ancak başka bir yere nakledemezler. Zira bu nakilde, yeniden inşa söz konusudur.’’ (Gurer ve durer, c: 1, sh: 299)

İmam-ı Yusuf’ta (rahmetullahi aleyh) bu konuda bütün rivayetleri naklettikten sonra, sonuç olarak Abdullah b. Abbas’tan (radıyu anh) gelen rivayeti kabul etmiştir.( Kitabu’l haraç, sh: 223,238)

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags:

Yorumlar (0)