|
1)meshep değiştirilebilir mi, değiştirilirse hangi koşullarda olur
|
BİSMİHİ TEALA
Müslüman için asıl olan şey şeriatı yaşamak, veya şeriata vasıl olmaktır. Zira din bizden şeriatın kaim edilmesini istemektedir. Bunu elde etmenin araçları bulunmaktadır. Mezhebler de bu asıla ulaşmak için vasıtalardır. Dolayısıyla mezhebler amaç değil araçtır. Günümüzde İnsanın bu amaca ulaşmayı (mezheb olmadan) tek başına sürdürmesi mümkün değildir. Zira günümüz insanı müctehid olmadığından kur’an’a ve onun izahı olan sünnete ulaşması pratik birer yok olan mezheblerle gidilmesini gerekli kılmaktadır. Burada mezhebe bağlanan bir insanın mezheb imamının görüşleri çercevesinde dini yaşamak olarak vasıflandırmak mümkün değildir. Zira herhangi bir mezhebe göre yaşamak, dini ve kur’an’ı bırakarak mezheb imamına göre yaşamak değil, sadece onun anlayışına göre kur’an’ı ve sünneti yaşamak demektir. Bunun anlamı bir insan hak olan bir mezhebe bağlandığında, ibadetlerini ve sosyal yaşantısını o mezhebin içtihadlarına göre yaşayabilmesinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla ibadetlerini ve hayatını ölünceye kadar bir mezhebe bağlı kalma gibi bir mecburiyeti din emretmez. Gerekli gördüğün de diğer mezheblerden tamamen veya kısmen faydalanma yollarını açık tutar.
Ancak bir mezhebten başka bir mezhebe geçebilmesi için geçmiş olduğu mezhebin fıkhını bilmesi şarttır. Mesela Hanefi mezhebine geçen bir Şafii, Hanefi mezhebine göre abdesttin farzlarını, abdesti bozan halleri, namazın rükün ve şartlarını bilmeden mezheb değiştirecek olursa ibadetlerinde hataya düşmesi mümkündür. Bir insanın, bir mezhebten diğerine tamamen geçmesi mümkün olduğu gibi kısmen geçmesin de dikkat edilecek şeylerin başın da, bunun keyfi ve nefsinin arzularına göre olmaması gerekir. Bu şekil de bir taklid‘e ancak gerekli, zaruri ve bir maslahata binaen başvurulması gerekir. Bu esna da dikkat edilmesi gereken iki tane temel kural bulunmaktadır.
1) Başka bir mezhebi taklid ederken, taklid edilecek ibadetin daha önce yapılmamış olması gerekir. Mesela, Hanefi biri namaz kıldıktan sonra üzerinde kan görse ‚‘ Şafii’ye göre abdestim tamam‘‘ diyerek Şafii mezhebine tabi olsa, namazı sahih olmaz.
2) Mezheb taklid edeyim derken, her mezhebten kolayına geleni alma ve onunla amel etme gibi bir yola tevessül etmemelidir. Zira bu mezheblerde ki zıt hükümleri birbirine karıştırarak yapmak olur ki, buna telvik denilir. Telfik ise caiz değildir. Mesela, abdestini Hanefiye göre alan biri, niyet getirmese abdesti tamamdır, zira Hanefi de niyet farz değildir. Ama, Hanefiye göre başının en az 4/1’ni meshetmesi gerekirken, Şafii mezhebine göre başının 4/1’den daha azının meshederse bu telfiktir. Bu şekilde alınan abdest tamam olmaz. Zira telfik caiz değildir. (İbn-i Abidin, reddu’l muhtar, c:1 sh:51/ ianetü’t-talibin, c:4, sh:219)

u anh) şöyle dedi diyorum, o bana şahsi kanaatımı soruyor. Ben dinimi bundan tenzih ederim, v