BİSMİHİ TEALA

جاء في الحديث إنه كان في زمن النبي منافق يؤذي المؤمنين ، فقال أبو بكر الصديق : قوموا بنا لنستغيث برسول الله من هذا المنافق      فقال النبي صلى الله عليه وسلم إنه لا يستغاث بي وإنما يستغاث بالله

(رواه الطبراني في معجمه الكبير)

Bir hadisi şerifte varit olmuştur ki; peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir münafık mü’minlere çok sıkıntı çektirmeye başlamış. Hz. Ebubekir (radıyallahu anh): “kalkın resulüllaha (Sallallahu aleyhi ve sellem) gidip bu münafık için yardım isteyelim” demiş ve yanına gitmişler. Resülüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz onlara: “benden değil ALLAH’tan (Celle celalühü) yardım istenir”buyurmuştur. (Tebarani mu’cemu’l-kebir de rivayet etmiştir)

Yardım istemenin (istigase) caiz olmadığını ileri sürenler bu hadisi şerifi delil getirmişlerdir fakat buda batıl bir istidlaldir. Zira eğer hadisi bu şekilde delil kabul edecek olursak hadisin zahirinden hareketle resulullahtan (Sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir şey istenemeyeceğini anlamak zorundayız. Böyle bir anlamlandırma, bizzat sahabeyi kiramın ve resulullahın (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendi tatbikatı ile çelişmektedir.

Sahabeyi kiram peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve sellem) yardım istemiş, ondan yağmur yağmasını istemiş ve dua istemişlerdir. O da, isteyenleri memnun  edecek şekilde isteklere icabet etmiştir. Nasslarda çelişik ifadelerin bulunmasına engel olmak için bu rivayeti hadislerin geneline uygun bir şekilde tevil etmek zorundayız.

Efendimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu ifadelerinden muradı itikadımızda olması gereken tevhidin hakikatine işaret etmektedir. Yani hadisi şerif, gerçek yardım edenin ALLAH (Celle celalühü) olup kulların ancak bir vasıta olduğunu, Cennet girmeyi, cehennemden kurtulmayı sağlamak ve azgınlıktan korunarak hüsnü hatime ile ölmek anlamına gelebilecek hidayete erdirmek gibi, kulların gücünü aşan şeyleri onlardan istenmemesi gerektiğini ifade etmektedir.

 

Hadisi şerifte sadece hayattakilerden yardım istenebileceği ama vefat edenlerden bir yardım istenemeyeceğine delalet eden bu böyle bir ayrıma delalet eden her hangi bir işaret yoktur. Bilakis hadisin zahiri, ALLAH’ın (Celle celalühü) gayrısında ölü ya da diri herhangi birisinden yardım istenmeyeceğine delalet etmektedir. Bu zahiri anlamın kastedilmediğini de biraz önce izah ettik.

Şeyh İbn-i Teymiye “fetava” adlı eserinde bu tarz manalardan bahsederek yanlış anlamlara dikkat çekmiştir: “ALLAH’ın (Celle celalühü) ve resulünün (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyruklarından anlaşılması gereken doğru mana bazen anlaşılamayıp kastedilmeyen taraflara çekilebilmekdedir.. Böyle yanlış anlamalar reddedilmelidir.

 

Taberani’nin “mucemü’l-kebir” inde rivayet ettiği hadis buna iyi bir örnek teşkil etmektedir. Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir münafık müminlere sıkıntı çektirirmiş. Hz. Ebubekir (Radıyallahu anh): “kalkın resulüllaha (Sallallahu aleyhi ve sellem) gidip bu münafık için yardım isteyelim” demiş ve yanına gitmişler. Resülüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem)efendimiz onlara: “benden değil ALLAH’tan (Celle celalühü) yardım istenir” buyurmuştur.

peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) burada  sadece ALLAH’ın (Celle celalühü) güç yetirebileceği şeylerin kendisinden istenmesini reddetmiştir. Yoksa sahabeyi kiram “sahih buhari” de İbn-i Ömer’den (radıyallahu anh) nakledildiği üzere ondan dua ve yağmur yağması isteklerinde bulunmuşlardır.

İbn-i Ömer 8radıyallahu anh) şöyle anlatır .: o sırada adam:

Hürmetine bulutlardan yağmur istenen asil insan

Sen yetimlerin sığınağı, fakirlerin barınağısın

şiirini söylüyor, ben de yağmur duası yaptığı esnada rasulüllah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) yüzüne bakıyordum. Rasulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem), oluktan yağan yağmur taşana kadar duaya devam etti ve minberden inmemiş ve duaya devam etmişti..

 Seyyid Muhammed alevi el maliki

Mefahim

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori Hadis
Tags: , , , , ,

Yorumlar (0)

Yorum Ekle