Ara-22-11
Ara-15-11
Hicri yeni yılı kutlamanın hükmü
BİSMİHİ TEÂLÂ
Kutlama, tebrik etme bir kaç şekilde olur, ya insanı sevindiren bir halin, durumun meydana gelmesi, veya bir musibetin ortadan kalkması gibi mubah bir hadisenin meydana gelmesi ki; bir evliliği veya yeni doğan bir çocuğu tebrik etmek, yada bir öğrencinin sınavı geçmesi, veya bir işte başarı elde etmek gibi muayyen bir zamana ve sebebe bağlı olmayan bir şeyi tebrik etmek gibi adete bağlı işler bu neviden sayılır. Bu gibi adet olan şeyleri kutlamakta her hangi bir şer’i zorluk bulunmamaktadır. Bilakis bu gibi adet olan mubah şeylerin kutlanması, bir müslüman’ın sevinmesine sebeb olduğu için kutlayan ecir kazanır. Nitekim ‘’ güzel ve hayırlı bir niyetin akıbeti de güzel, çirkin bir niyetin akıbeti de çirkin olur’’ denilmiştir.
Ya, bayramları, seneleri veya mübarek günleri kutlamak gibi muayyen zamana bağlı olan şeyleri kutlamak ki, bunların tafsilatına ihtiyaç duyulur. Bunlar da ya Ramazan veya Kurban bayramı gibi bayram günleridir ki, bunların kutlanmasında herhangi bir müşkül yoktur. Zira sahabe-ı kiram’ın (radıyallahu anhum ecmain) bu gibi bayramları kutladıklarına dair rivayetler bulunmaktadır.
Ya da, yeni hicri yılbaşı gibi sene(lerin) başlarını kutlamak veya Ramazan ayı gibi ayları kutlamak veya resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) doğumunu ve Miraç’a çıkması gibi gün ve geceleri kutlamaktır ki bunlarda ihtilaf vardır.
Ramazan ve Kurban bayramları haricinde ki günlerin kutlanması hakkında ne resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem), ne sahabe’den (radıyallahu anhum ecmain) ne de selefi salihin’den herhangi bir rivayet sabit olmamıştır. Zira onların zamanlarında da bu gibi gün ve geceler bulunmakta ve onların bu gibi geceleri kutlamalarına her hangi bir engel olmadığı halde, onların bu gibi şeyleri kutladıklarına dair bir şey nakledilmemiş olup sadece Ramazan ve Kurban bayramlarını kutladıkları rivayet olunmuştur.
Ulema hicri yeni yılın kutlanması hususunda ihtilaf ederek ikiye ayrılmıştır:
Caiz görmeyenler: Bu gruptaki ulemaya göre yeni hicri yılı kutlamak mutlak olarak yasaktır. Zira hem hem resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hem de Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) dönemi ile Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) bir döneminde takvim kullanılmamış, o zamanın âdeti gereği önemli olayların olduğu yıllara göre (fil yılı v.s) isim verilmek suretiyle zaman tayin edilmekteydi. Takvime ihtiyaç duyulması Hz. Ömer (radıyallahu anh) ile zamanın Yemen valisi arasında bazı yazışmaların ve emirlerin ne zaman geldiği meselesinin karışıklığa sebep olması üzerine Yemen valisinin teklifi ile Hz. Ömer (radıyallahu anh) sahabe ile istişare ederek Muharrem ayını hicri yılın başlangıcı kabul edilmiştir. Ancak hicretin olduğu yıl birinci yıl kabul edilmiştir. Yoksa Muharrem ayı hicretin yapıldığı ay olduğu için hicri yılın başlangıcı kabul edilmemiştir. Zira resulullah (Sallahu aleyhi ve sellem) Safer ayının 26. günü gece yarısı hicrete başlamıştır, Muharrem ayında değil.
Bundan dolayı bu âlimlere göre hicri tarihten maksat, Muharrem ayını hicri senenin başı yaparak onu ihya etmek, onu bayram kabul ederek kutlamak değildir. Dolayısıyla böyle bir kutlama yasaktır.
Bu ulema farklı kıyaslarla hicri yılbaşını kutlamanın yasakladığını delillendirmişlerdir:
1) Senenin muayyen bir gününü kutlamak, o günü bayram yapmak olur ki, Müslümanlar Ramazan ve Kurban bayramlarından başka bir günü bayram yapmaktan nehy olunmuşlardır. Bunun için bu kutlama yasaktır.
2) Bu kutlamada Yahudi ve Hıristiyanlara benzemek vardır. Biz ise onlara muhalefet etmekle emrolunduk. Yahudiler, İbrani takviminde sene başını tişri (1) ayında kutlarlar ve bu ayda tıpkı cumartesi günü çalışmanın haram olması gibi çalışmaları haramdır. Hıristiyanlarda miladi yılbaşını kutlarlar.
3) Ayrıca bu kutlamada Mecusilere ve Arab müşriklerine benzemek vardır. Mecusiler yılbaşını yeni gün manasına gelen Nevruz günü kutlarlar. Cahiliye arabları ise Muharrem ayının ilk günü krallarını kutlarlardı. (2)
4) Eğer hicri yeni yılı kutlamaya cevaz (izin) verilirse, mezuniyet günü, kurtuluş günü, ulusal gün v.s gibi pek çok günün kutlanmasına yol açılmış olur. Halbuki bu gibi şeyler sahabe zamanında bulunmamaktaydı.
5) Hicri yılın kutlanmasına izin vermek, insanların bir birine sms, mms göndermelerine, kutlama amacıyla birbirlerini ziyaret etmelerine, tebrik kartı atmalarına, gazete ilanları ile kutlama mesajı yayınlamalarına ve birçok devlette yapıldığı gibi resmi tatil yapılmasına yol açar ki, bunlar hem maddi hem de manevi zararlar meydana getirir. Bunların önüne geçmek ise kötülükleri önleme prensibidir.
6)Hicri yılın kutlanmasına izin vermek manasız bir şeydir. Zira kutlamak, ya bir güzelliğin meydana gelmesi veya bir zararın ortadan kalkması içindir. Bir yılın bitmesi ile ne gibi bir güzellik meydana gelmektedir? Hâlbuki bir yıl bittiğinde insanın ömrü kısalıyor….
Düşmanlar topraklarını işgal ederken, Müslüman kardeşlerini katlederken, servetlerini ve mallarını yağmalarken v.s bir takım Müslümanların geçen bir yıl için bir birlerini kutlaması ne kadar tuhaf…
Caiz görenler: Bu grupta olan ulema bu gibi kutlamaları adet olarak kabul etmekte ve bu kutlamalarda bir beis görmemekte. ‘’İmam-ı Munziri, İmam Makdisi’den (rahmetullahi aleyhima) naklen (kendisine bu konu hakkında sorulduğunda) < İnsanların bu konuda ihtilaf halinde olmalarına rağmen ben bunu mubah görüyorum. Sünnet veya bid’at olarak görmüyorum> cevabını verdi. İbn-i Hacer (rahmetullahi aleyh) bu konuya vakıf olunca ‘’ Ben bu kutlamayı meşru olarak görüyorum’’ diye cevab verdi. İbn-i Hacer (rahmetullahi aleyh) bu sözünü imam Beyheki’nin ‘’ İnsanlar bayram günlerinde birbirine ALLAH (Celle celalühü) kabul etsin’’ babı adı altında açtığı bab’ta ki hadisleri delil gösterdi. (3) Her türlü hayırın gelmesinde veya her türlü şerrin giderilmesinde şükür secdesi yapmak meşrudur. Nitekim Buhari ve Müslimi’n rivayet ettikleri Ka’b b. Malik’ın (radıyallahu anh) Tebuk savasına gitmemeleri sebebiyle resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ve sahabe-i kiram (radıyallahu anhum ecmain) tarafından uğradıkları boykotun affa edilmesi neticesinde Talha b. Ubeydullah (radıyallahu anh) ve diğer sahabiler tarafından tebrik edilmişlerdi. (4) (5)
Ancak bu ulema hicri yılı kutlamaya kişinin kendisinin yapmaması gerektiğini, başkaları tarafından hicri yılı kutlandığında ‘’ ALLAH (Celle celalühü) bu yılın Müslümanlara hayır ve bereket getirmesi’’ duasını yapmalarını ifade etmektedirler. Hicri yılı kutlamayı caiz gören ulemaya göre, bu güne ulaşan kişi mümkün olduğu kadar hem kendisi hem de ailesi ve çocukları ile beraber resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayatını, hicreti okuyup bunlardan dersler çıkarmaları, okuduklarını başkalarına öğretmeleri güzel olur.
1) İbrani takvimi ay yılını esas aldığından aylar 29 ve 30 gün çeken 12 aydan meydana gelmektedir. Ancak Yahudiler özellikle bayramların sene içerisinde dönmesinin önüne geçmek ve bayramların istemedikleri bir mevsime denk gelmesinin önüne geçmek amacıyla bazı yıllarda seneyi 13 ay yaparlar. İbrani takviminde yıl miladi takvime göre Eylül ve ekim aylarına denk gelen tişri ayı ile başlar.
2) Dr. Süleyman suheymi, El-Â’yadu ve eseruha ala-l müslimin sh: 29,32
3) Zekeriya el ensari, Esenni’l metalib şerhu ravzu’t-talib c:4 sh: 121
4) Sahihu Buhari, Ka’b b. Malik hadisi babı, hadis no: 4066 ve Sahihu Müslim, Ka’b b. Malik ve arkadaşlarının tövbesi babı, hadis no: 4973
5) Selamet el-kaylubi, haşiyetu kaylubi c: 1 sh: 359 ve Eş-Şirbini, Muğnil-muhtac, c:4 sh: 141
Medreseli
Soru: Bazı kitablar da muhiddin arabinin ‘’fususul hikem’’i’ni resulullah tarafından yazılıp ona verildiği yazmakta. Halbuki ibn-i arabinin fususul hikem ve diğer kitablarında küfür sözleri bulunmaktadır. Bu kitabı peygamberin yazdığı doğru olabilir mi? Bu kitabların okunması caiz mi? İbn-i Arabi hakkında ne dersin?