Bir rivayette, Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), mescitte zikredenlerin yanına gelerek: ”Sizin üzerinize ALLAH’ın (Celle celalühü) rahmetinin indiğini gördüm; ona sizinle ben de ortak olmak istiyorum.” buyurdular ve halkaya oturdular. ( Suyuti, ed-Dürrül-Mensur, V, 382)
İmamı Azamın Tarikat Dersi Verişi
BİSMİHİ TEALA
METİN
Bu zevat Ebu Hanîfe’de (rahmetullahi aleyh) bir şübhe bulsalar ona tabi’ olmazlar, uymazlar ve muvafakat etmezlerdi.
Üstad Ebu’lKasım el-Kuşeyrî (rahmetullahi aleyh), mezhebinde son derece salâbetli ve bu tarikatta ileri gelenlerden olduğu halde risalesinde şunları söylemiştir:
«Üstad Ebu Ali ed-Dekkâk’ı (rahmetullahi aleyh) şöyle derken işittim:
Ben bu tarikatı Ebu’l-Kasım en-Nasr Ebâzi’den aldım. Ebu’l-Kasım da ben onu Şiblî’den aldım dedi. O da Sırrı Sakatî’den, o da Mâ’ruf Kerhî’den, o da Davud Tâî’den almış. Davud da ilim ve tarikatı Ebu Hanîfe’den almış». (rahmetullahi aleyhim ecmain)
İZAH
Ebu’l-Kasım: İbrahim b. Muhammed en-Nasr Abâzî (rahmetullahi aleyh), Horasan’ın şeyhidir. Mekke’de mücâvir olarak yaşamış ve 357 tarihinde orada vefat etmiştir.
Şıbli: İmam Ebu Bekir Dülef el-Bağdadî’dir. Mâliki mezhebindedir. Cüneyd-i Bağdadî (rahmetullahi aleyhim ecmain) ile sohbet etmiş 334′de vefat etmiştir.
Sırri: Ebu’l-Hasan b. Muglis es-Sakatî’dir, Cüneyd’in dayısı ve üstadıdır (rahmetullahi aleyhima). 257 tarihinde vefat etmiştir.
Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyh) bu meydanın suvarisidir. Çünkü hakikat ilminin temeli ilim amel ve nefsin tasfiyesidir.
Bunlarla onu bil’umum selef uleması vasıflandırmışlardır. Onun hakkında İmam Ahmed b. Hambel, «Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyhima) ilim. vera’ zühd ve âhireti tercih hususlarında kimsenin erişemeyeceği bir mevkide idi.
Kadılığı kabul etmesi için kamçılarla döğüldü: fakat kabul etmedi», demiştir.
Abdullah b. Mubarek de (rahmetullahi aleyh) «Uyulmaya Ebu Hanîfe’den (rahmetullahi aleyh) daha lâyık kimse yoktur. Zira o İmamdı. Takva sahibi, nezih, âlim, fakih bir zat idi. İlmi öyle açıklamıştır ki, onu hiçbir kimse bu derece basiret, anlayış, zekâ ve takva ile açıklayamamış»tır. der.
Sevrî’ye birisi «Ebu Hanîfe’nin (rahmetullahi aleyhima) yanından mı geldin?» diye sormuş da «Gerçekden yeryüzünün en âbid adamının yanından geldim» cevabını vermiş. Bunun misalleri çoktur.
Bunları İbn-i Hacer (rahmetullahi aleyh) ve diğer mutemed ulema nakletmişlerdir.
İBN-İ ABİDİN