Usulü fıkıh terimi:İstishab
BİSMİHİ TEALA
Bir fıkıh usulü kavramı olan ”istishab”,varlığı bilinen bir durumun,aksi sabit oluncaya kadar devam ettiğine hükmedilmesi gerektiğini belirten bir terimdir.
Bu halde fıkhın (olan olduğu gibi yerinde bırakılır) kaidesi uygulanır.Mesela kendisinden uzun zaman haber alınamayan bir kişi hala (aksi bir delil olmadıkça) hayattaymiş gibi kabul edilir.Zira o kaybolmadan önce yaşadığı çok iyi bilinen birisiydi.Ve aksini gösteren bir delil ortaya konmadığı sürece hayatta kabul edilerek öylece işlem görür.
İslam hukukunun en kapsamlı beş kuralından biri اليقين لا يزل بالشك esasıdır.Bu kural mecelle’de ”şek ile yakın zail olmaz” (mad:4) şeklinde ifade edilmiştir.Buna göre, varlığı veya var olmadığı bilinen bir durumun değiştiğini gösteren bir delil ortaya çıkmadıkça, o duruma göre hüküm verilir.
İstishab üç ana başlık altında mütalaa edilir.
1) İbaha-i asliyye istishabı:
Kur’an-i kerim’de yeryüzündeki herşeyin insan için yaratıldığı (2/29),göklerde ve yerde ne varsa hepsinin insanın emrine musahhar kılındığı (45/13) açıklanmıştır.Bu sebeble alimlerin büyük kısmına göre ”eşya’da asl olan ibahadır” (mübah olmasıdır); Hakkında belirli bir şer’i hüküm bulunmayan,nasslarda özel bir hüküm ile durumu belirlenmiş olmayan şeylerden istifade etmek veya bu tür şeyleri yapmak mübahtır.
2) Bereati zimmet istishabı:
İslam hukukuna göre aksi bir delil bulunmadıkça kişiler borçsuz ve suçsuz kabul edilir.Bu durum ”Bereati zimmet asıldır” kuralı ile ifade edilmiştir.
3) Vasıf istishabı:
Varlığı şer’an kabul edilmiş bir hükmün sebebinin ortadan kalktığı ispat edilmedikçe sabit sayılması durumu vasıf istishabıdır.Mesela nikah akdi yapıldıktan sonra,üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin,evliliğin ortadan kalktığını gösteren bir delil bulunmadıkça, o evliliğin varlığı esas kabul edilir.
BİSMİHİ TEALA
Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz veya eylem şeklinde meydana gelen tasarruflarını on iki madde de toplamak mümkündür.
Resulullah’ın (Sallalalhu aleyhi ve sellem) başlıca durumları şunlardır:
1)Teşri, 2) Fetva, 3) Kaza, 4) İmamet (siyasi otorite) 5) Hidayet (yol gösterme ve irşad) 6)Sulh (insanları barıştırma) 7) Danışana fikir verme, 8 ) Nasihat, 9) Gönülleri en güzele yönlendirme isteği, 10) Yüksek hakikatleri öğretme, 11) Te’dib, 12) İrşaddan soyutlanma.
1)Teşri durumu:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ALLAH’ın (Celle celaluhu)
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ
‘’MUHAMMED, ancak bir peygamberdir.’’ (fetih /29) ayetinde işaret ettiği üzere, teşri (din ve hukuk normu koyma) maksadıyla gönderildiğinden, çoğu halleri teşri ile ilgilidir. Teşri görevini yürütme delilleri apaçıktır. Mesela:
Veda haccı hutbesinde, sözlerini insanların işitmesi amacıyla, ileticiler tayin etmiştir. Yine veda hutbesinde, peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem): ‘’ Hacc ibadetiyle ilgili fiilleri benden öğreniniz’’ (1) Yine bu hutbenin sonunda, ‘’Burada hazır bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler ‘’ (2) buyruğu bunun örneğidir.
2) İfta durumu:
Abdullah b.amr ve İbn-i Abbas ‘tan (radıyallahu anhuma) rivayet edilen şu hadiste olduğu gibi, bunun bir takım belirtileri vardır. Hz. peygamber, (Sallallahu aleyhi ve sellem) veda haccı sırasında Mina’da insanlar gelip kendisine sorular sorması için devesi üzerinde durdu. Adamın birisi geldi ve şunu sordu:
‘’Kurban kesmeden önce tıraş oldum ne yapacağımı bilemiyorum?’’ Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ona şu cevabı verdi.’’Kurban kes herhangi bir güçlük yok.’’Sonra başka biri geldi ve ‘’ şeytan taşlamadan önce kurban kestim?’’ dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buna: ‘’Şeytan taşlamanı yap herhangi bir güçlük yok’’ cevabını verdi.Başka biri gelip de:’’Şeytan taşlamadan önce beyti tavaf ettim’’ deyince ‘’Taşları at herhangi bir güçlük yok.’’ (3) Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) insanların unutarak veya bilmeyerek bu gibi bazı birbirinden önce yaptıkları işlemler hakkında sorduklarını hep ‘’ yap, bir güçlük yok’’ şeklinde cevaplandırdı.
3)Kaza durumu
Bu, resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) iki uzlaşmaz ihtilaflı kişi arasında hüküm verdiği sıradaki tasarrufudur.Müslim’in sahih’inde geçtiği üzere Hadrami ve Kindi arasındaki bir toprak ihtilafında hüküm vermiştir.İhtilaflı tarafların hazır bulunmadığı bir tasarruf resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) kaza tasarrufuna girmez. (bunun en güzel örneği rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebu Süfyan’ın (radıyallahu anh) eşi Hind bin utbe’ye (radıyallahu anha) ,Hind’in (radıyallahu anha) ‘’Ebu süfyan (radıyallahu anh) cimri bir adamdır.Bana ve oğluma yetecek kadar vermiyor’’ demesi üzerine söylediği, ‘’onun malından sana ve oğluna yetecek kadarını ma’ruf ile al’’ hadisidir. (4) )
İhtilaflı tarafların kaza tasarrufuna dair belirtisi, Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’bizim ihtilafımız konusunda karar ver’’,Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) da onlara ‘’davanızı çözümleyeceğim’’ demesidir. Mesela, Zeyd bin Halid el- cuheni şu hadiseyi nakleder:Ynında hasmı olduğu halde bir bedevi Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) geldi ve ‘’ Ya Resulullah! (Sallallahu aleyhi ve sellem) bizim, aramızda ALLAH’ın (Celle celaluhu) kitabına göre hüküm ver’’dedi. Hasmı hemen söze karışarak (diğerinden daha bilgili idi), ‘’doğru söylüyor, aramızda ALLAH’ın (Celle celaluhu) kitabıyla hüküm ver ve benim konuşmamada izin ver ‘’ dedi.İhtilaflarını Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) arz ettiler.Resulullah’da (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara ‘’ davanız konusunda ALLAH’ın (Celle celaluhu) kitabına göre hüküm vereceğim…’’ cevabını verdi. ( 5)
Fetva ve kazanın her ikisi de hukukun uygulanması ile ilğilidir.Sorulan mesele ve çözümlenen dava,genel bir hukuk kuralının cüz’ü (somut olayı) olarak, genel kuralın (hükmü teşrii) ve somut olayın (hükmü tatbiki) eşitliği dolayısıyla, eksriya mantiki kıyasta ki küçük önermenin büyük önermenin gereğine göre sonuçlanması yerindedir.Bazan da, fiilin bizzat kendisinin değil de, müsteftinin fiilinin bir hukuk kuralının kapsamasına girmesini gerektiren bir özelliği bulunarak, genel hukuk kuralı ile sorulan meselenin veya çözümlenen davanın hükmü arasında bir yönden umum ve husus bulunması sebebiyle istisnai önerme vasıtasıyla mantıki müsavat kıyasındaki iki önermeden birinin diğerini gerektirmesi yerinde olur.
Bunun fetva konusundaki örneği, sırlı-sırsız çömlek ve küplerde nebiz yapmanın yasaklanışıdır. Çünkü bu yasaklama, Hicaz bölgesinde bu şıraların çabuk şaraplaşmasını gerektiren arızi birtakım nitelikler dolayısıyla özelliklidir.Bu yasaklama, soğuk bir bölgede oturanlar için kabak veya çömleğe şıra koymanın yasaklanmasını gerektiren bir kural olarak kabul edilemez.Bazı alimler bunu benimserlerse, hukuku hafife alınmaya maruz bırakırlar.
Aynı durum, çözümlene davalar için de söz konusudur. Sözgelimi, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), komşu lehine şufa hakkının varlığına hükmetmiştir. Bu, ravinin ortağı olduğunu bilmeyip, komşunun lehinde hükmettiğini gördüğüne yorumlanır. (6)
4) İmaret durumu
Özellikli olmaya muhtemel bazı savaşlar sırasındakiler dışında, Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) tasarruflarının çoğu hukuki amaçlı olanlarla karışıklık göstermezler.Sözgelimi, buna Hayber savaşında ehli eşek eti yenmesinin haram kılınmasını gösterebiliriz.Sahabe, Hz. peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ehli eşek etinin yenmesini yasaklamasının ve pişirdiği kapların temizlenmesini emretmesinin, bütün durumlarda ehli eşek eti yenmesinin haram oluşunu gerektiren hukuki bir yasaklama mı? Yoksa bu savaşta yük taşıyıcılar eşekler olduğundan ordunun ihtiyacı için bir yasaklama mı olduğunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), Huneyn günü şöyle buyurmuştur: ‘’ Bir düşmanı öldüren, onun üzerindekilere sahip olur.’’ (7) İmam Malik (rahmetullahi aleyh) bunu İmaret (siyasi otorite) tasarrufu olarak değerlendirmiş ve ‘’ Bu ancak imamın izniyle olabilir. Söz konusu bu durum, nefl ( devletin bağışı) payındandır, ordu emirinin içtihadına bırakılmış olan beşte birin dışındadır.’’ Görüşünü belirtmiş, Ebu Hanife’de (rahmetullahi aleyh) bu görüşü benimsemiştir. İmam Şafii,Ebu sevr ve Davud ez-zahiri (rahmetullahi aleyhim) ise fetva ve tebliğ tasarrufu şeklinde değerlendirerek imamın iznini gerektirmediğini, öldürenin hakkı olduğunu belirtmişlerdir.
5) Yol gösterme ve irşad durumu
Yol gösterme ve irşad durumları, teşriden daha geneldir.Zira,Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) emreder ve yasaklar.Maksat kesinlik değil,fakat hayır yollarını göstermektir.Zira,teşvik ettiği, cennet ehlinin nimetlerini belirttiği ve mendupların çoğu irsad türündendir. Burada yol gösterme ve irşaddan, özellikle ahlaki yücelikleri,beşeri münasebetlerin adabını ve yine aynı şekilde doğru itikadı göstermek kasd edilmektedir.
Ebu Zerr’den (radıyallahu anh) gelen bir rivayette Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir.ALLAH, (Celle celaluhu) onları sizin himayenize vermiştir.Himayesi altında kardeşi olan, ona kendi yediğinden yedirsin,kendi giydiğinden giydirsin.Yapamayacağı işi yüklemesin.Yükleyince de yardım etsin.’’ Ravi şöyle diyor: ‘’Ebu Zerr’e (radıyallahu anh) hayrola,bu nedir?’’ dedim,Ebu Zerr (radıyallahu anh) ‘’ Gel anlatayım.Ben kölelerimden birine kötü söz söyledim.Annesi dolayısıyla onu ayıpladım.Beni Hz. Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) şikayet etti.Resulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem) bana ‘’ Onu annesinden dolayı mı ayıpladın?’’ deyince, ‘’ evet’’ cevabını verdim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana ‘’ Sen cahiliye duygusu taşıyan birisin.Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir….’’ (8) buyurdu.
6) İnsanları barıştırma durumu
İnsanları barıştırma kaza tasarrufuna aykırı bir haldir.Bunun örneği, Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) Zubeyr ile Humeyd el-ensari’nin (radıyallahu anhuma) , suyundan yararlandıkları Medine deresinin suyuyla ilgili ihtilaflarını arz ettiklerindeki tasarrufudur.Hz. peygamber, (Sallallahu aleyhi ve sellem) Zubeyr’e (radıyallahu anh) ‘’Zubeyr! (radıyallahu anh) sula,sonra komşuna da salıver’’ dedi.Hubeyr el-ensari (radıyallahu anh) kızınca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu kez Zubeyr’e (radıyallahu anh) ‘’ Sula,duvara ulaşıncaya kadar tut’’ buyurdu. Urve bin ez- zubeyr (radıyallahu anh) şöyle diyor: ‘’Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) öyle bir fikir söyledi ki, ez-Zubeyr ve Humeyd (radıyallahu anhuma) için genişlik vardı.Sonra Resulullah,(Sallallahu aleyhi ve sellem) açık bir hükümle,ez-Zubeyr’in (radıyallahu anh) hakkını tam olarak aldı. (9)
Yine, bu durumun başka bir örneği, Ka’b b. Malik’in Abdullah b.Ebi Hadred’deki (radıyallahu anhuma) mal alacağını istemesi sırasında camide seslerini yükseltmeleri halidir.Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ka’b’a (radıyallahu anh) ‘’Ka’b! <> yarısını bırak (vazgeç) dedi.Ka’b (radıyallahu anh) buna razı oldu ve İbn-i ebi Hadred’deki (radıyallahu anh) malın yarısını aldı. (10)
7) Danışana fikir vermesi
Muvatta’daki şu hadis bunun örneğidir. Hz. Ömer (radıyallahu anh),ALLAH (Celle celaluhu) yolunda bir at tasadduk etti.Verdiği adam bu atı sakatladı.Adam atı satmak istedi.Ömer (radıyallahu anh), sahibinin atı ucuza satacağını düşünerek atı almaya talip oldu.Hz. Ömer (radıyallahu anh) durumu Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) sordu. Hz peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’Bir dirheme verse bile onu satın alma! Çünkü sadakasının peşine düşen (dönen), kusmuğuna dönen köpek gibidir’’ (11) cevabını verdi. Bu Hz. Peygamber’in ( Sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ömer’e (radıyallahu anh) verdiği bir fikirdir. Hiç kimse, Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve selem) böyle açık bir yasaklama yaptığını bilmez. Bu yüzden Ulema, söz konusu bu yasaklamanın neye yorumlanacağı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Cumhur bu yasağı, ‘’kişinin ALLAH (Celle celaluhu) için tasadduk ettiğinin peşine düşmemesi için teşvik şeklinde (tenzihi) bir yasaktır’’ biçiminde anlamıştır.
İmam Malik’in (rahmetullahi aleyh) Muvatta daki ‘’Böyle bir şatış olsaydı feshedilmezdi’’ şeklindeki kesin ifadesi bu şekil de yorumlanmıştır. Yine bu manada bir örnekte Zeyd b. Sabit’in (radıyallahu anh) şu rivayetidir:Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanın da insanlar meyvelerini satarlar, meyveleri toplayıp ödeşme zamanı gelince, satıcı şöyle derdi:’’ Meyveleri böcek sardı, hastalandılar,musibete uğradılar.’’ Bunları bahane ediyorlardı.Kendisine götürülen davalar çoğalınca,Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘’Şayet hakkı teslim etmeyecekseniz, meyveler kurutuluncaya kadar satmayın.’’ (12) Zeyd bin sabit (radıyallahu anh) şöyle diyor:’’Bu bir danışma durumudur. İhtilaflar çoğalınca onlara fikir vermiştir.
8 ) Nasihat durumu
Bunun örneği, Muvatta ve sahihayn’da Numan bin beşir’den (radıyallahu anh) rivayet edilen şu hadistir: ‘’ Babası Beşir b. Sa’d, (radıyallahu anh) diğer çocuklarını bir yana bırakarak oğlu nu’man’a (radıyallahu anh) malından bir köle hibe etti.Nu’man’ın (radıyallahu anh) annesi olan hanımı Amra bt.ravaha (radıyallahu anha), ona şöyle dedi: ‘’Resulullah’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem) şahit göstermedikçe buna razı olmam.’’Beşir (radıyallahu anh) gidip, durumu Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) haber verdi.Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona şöyle buyurdu:’’ Her çocuğuna aynısını verdin mi?’’Beşir (radıyallahu anh),’’hayır’’ deyince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’Bir zulüm konusunda beni şahit gösterme!’’ cevabını verdi.(13)
İmam-ı Azam,İmam-ı Malik ve İmam-ı Şafii (rahmetullahi aleyhim) şöyle diyorlar:’’Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), bunu oğullarının itaat ve bağlılığı dolayısıyla Beşir’e (radıyallahu anh) yasakladı,haram kılmayıve hediyenin geçersizliğini kastetmedi.’’Böyle bir yasaklama Hz. Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöhret bulmadığından,aile düzenini tam korumak için bir nasihat yasağı olup,bir kısıtlama olmadığını düşündüler.Hadisin bazı rivayetlerindeki ‘’Benden başkasını şahit göster’’ ifadesi de bunu destekler.
Müslim’deki Fatıma bt. Kays (radıyallahu anha) hadisi de bunlardandır. Fatıma, Hz. Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) Muaviye b. Ebi süfyan ve Ebu Cehm’in (radıyallahu anhuma) kendisine evlenme teklif ettiğini belirtmiş, Resulullah da(Sallallahu aleyhi ve sellem) ona şunları söylemiştir: Ebu Cehm (radıyallahu anh),sopayı omzundan indirmez (bundan kasıt ya onun sert biri olduğu veya çok seyahat ettiği olabilir) Muaviye (radıyallahu anh) ise, eli sıkı biridir.’’ (14)
Bu hadis, kadının yoksul bir erkekle evlenmesinin caiz olmadığını göstermez.Fakat Fatıma (radıyallahu anha),Hz. Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) danışmış,Resulullah’da (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona uygun çözüm konusunda fikir vermiştir.
9) Gönülleri en güzele yönlendirmeyi isteme durumu
Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ashabının kalblerinini olgunlaştırması ve onları, dini derecelerinin uygun olan durumların en güzeli ile sıfatlandırmaya yönlendirmesiyle ilğili emir ve yasakların çoğu böyledir.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem),bazen kendilerine mahsus olmak üzere ashabına çeşitli mükellefiyetler yüklemiştir. En güzel görüntüsüyle İslam kardeşliği bağlarını güçlendirmek, bu dünyanın süsünden yüz çevirmek ve bu dinin taşıyıcıları ve sancağının yayıcıları olmak üzere hazırlandıklarından, dine yönelme ve onu anlamada aşırı gitmemek gibi en güzel durumlara yönlendirdi.
Bu durumun örnekleri çoktur. Bera b.azib (radıyallah anh) gelen şu rivayet gibi:’’ Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize yedi şeyi emretti,yedi şeyi de yasakladı.Bize hasta ziyaretini,aksırana demeyi, yemini yerine getirmeyi,mazluma yardım etmeyi,selamı yaymayı,ve davete icabet etmeyi emretti.Altın yüzükleri, gümüş kapları, kırmızı örtüleri, tümsek kenarlı mısır elbisesini,kalın ipek elbiseyi,ince ipek elbiseyi,saf ipeği de bize yasakladı.’’ (15)
9) Gönülleri en güzele yönlendirmeyi isteme durumu
Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ashabının kalblerinini olgunlaştırması ve onları, dini derecelerinin uygun olan durumların en güzeli ile sıfatlandırmaya yönlendirmesiyle ilgili emir ve yasakların çoğu böyledir.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem),bazen kendilerine mahsus olmak üzere ashabına çeşitli mükellefiyetler yüklemiştir. En güzel görüntüsüyle İslam kardeşliği bağlarını güçlendirmek, bu dünyanın süsünden yüz çevirmek ve bu dinin taşıyıcıları ve sancağının yayıcıları olmak üzere hazırlandıklarından, dine yönelme ve onu anlamada aşırı gitmemek gibi en güzel durumlara yönlendirdi.
Bu durumun örnekleri çoktur. Bera b.azib (radıyallah anh) gelen şu rivayet gibi:’’ Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize yedi şeyi emretti,yedi şeyi de yasakladı.Bize hasta ziyaretini,aksırana demeyi, yemini yerine getirmeyi,mazluma yardım etmeyi,selamı yaymayı,ve davete icabet etmeyi emretti.Altın yüzükleri, gümüş kapları, kırmızı örtüleri, tümsek kenarlı mısır elbisesini,kalın ipek elbiseyi,ince ipek elbiseyi,saf ipeği de bize yasakladı.’’ (15)
Bu hadisteki yasaklamaların gerekçesi, dünyaya bağlanma ve tuhaf renklerle süslenip parlak ve göz alıcı görünüşten ashabını uzaklaştırmaktır.
10) Yüce hakikatleri öğretme durumu
Bu, resulullah’ın (Sallallahgu aleyhi ve sellem) ve ashabının özelliğidir.
Örneği de, Ebu Zerr’in (radıyallahu anh) şu rivayetidir:’’Dostum bana dedi ki: Ben de dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:< Uhud kadar altınım olmasını bile istemem. Onun yalnız üç dinarı hariç, hepsini infak ederdim>’’ (16) Ebu Zerr (radıyallahu anh), bunun ümmet için genel bir emir olduğunu zannetmiş ve mal biriktirmeyi yasaklamaya başlamıştı. Ancak Hz. Osman (radıyallahu anh) onun bu görüşüne karşı çıkıp bunun ümmet has olmadığını söylemiştir.
11) Te’dip durumu
Aslında bu dikkat edilmesi gerekli bir konudur. Zira burada, tehdit maksadıyla abartma söz konusu olabilir.Zira bizzat kendisinden teşri kastedilmiş olmaya uygun düşen ile bizzat azarlama ve tehdid kastedilmiş olmaya uygun olanı birbirinden ayırmak gerekir.Ancak bu, türün yani te’dibin aslının türü bakımından teşridir.
Bunun örneği,Buhari ve müslim’in sahih’lerindeki Hz. Ebu hureyye’den ( radıyallahu anh) rivayet edilen hadistir.Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu: ‘’Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, odun toplatılmasını, sonra namaz için ezan okunmasını,birinin insanlara imamlık yapmasını, karşılaştığım adamların evlerinin yakılmasını emretmek içimden geçiyor.Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki,şayet onlardan birisi yağlı bir kemik veya iki paça bulacağını bilseydi, yatsıya gelirdi.’’ (17)
Malumdur ki, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) yatsı namazını cemaatle kılmak için dahi olsa Müslümanların evlerini yakmazdı.Ancak bu ifade te’dib konusuna dikkat çekmek için söylenmiştir.Veya ALLAH (Celle celaluhu) onların münafık olduğunu kendisine bildirmiş ve dilerse onları yok etmeye izin vermiştir.
Yine Buhari’nin sahihi’nde Ebu şurayh’tan (radıyallahu anh) rivayet edilen hadisten aynı gayedendir.Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:’’ALLAH’a (Celle celaluhu) yemin ederim ki,iman etmiş olmaz.ALLAH’a (Celle celaluhu) yemin ederim ki, iman etmiş olmaz’’ Biz ‘’ onlar kimdir ya Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’ diye sorunca, ‘’komşusunun kötülüklerinden emin olmadığı kimse’’(18) buyurdu.
Yine buradan kasıt, komsusuna kötülük yapan hakkında dikkat çekme amacıyla (tehvil) kastıyla söylenmiştir. Ki, bu tip kişilerin mü’minlerden olmayacağından endişe edilir.Burada kasdedilen iman-ı kamil’in olmadığıdır.
12) İrşaddan soyutlanma durumu
Bunlar, teşri,dine özendirme,gönüllerin eğitimi ve sosyal düzenin kurulması gayesi bulunmadığı meselelerle ilgilidir.İrsaddan soyutlanma halleri,beşeri ve maddi hayatın ihtiyaçları konusunda ki faaliyetlerle ilgilidir. Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ev işlerinde ve günlük hayatında, teşri ve itaat isteği gibi bir hedefi olmayan bir takım işler yapardı.
Usul-u fıkıhta ki ‘’Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir insan sıfatıyla yaptığı fiiller, ümmetinin de aynı fiili yapmasını istemek için mevzu değildir.Bilakis herkes durumuna uygun yolu benimser’’ kaidesi kabul görmüş bir kaidedir.Bunlar yemek,giyim, yatma, yürüme,binme vb.dir ki söz konusu bu fiillerin, yolda yürümek ve yolculukta binmek gibi genel işler olsun,isterse Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) yaşlandığı zaman yaptığı gibi< ki İmam-ı Azam (rahmetullahi aleyh) bu görüştedir> secde de bacaklarından önce iki elini yere koymak gibi dini işler de olsun fark etmez.
Resululllah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) veda hacc’ın da Beni kinane düzlüğü olan Muhassab’da konaklaması ile ilğili rivayet bu kategoridendir. Konakladığı yerin Abtah olduğu da rivayet edilir. Orada öğle,ikindi,akşam ve yatsı’yı kıldı, daha sonra biraz uyudu. Uyandıktan sonra yanındakilerle beraber veda tavafı yapmak için Mekke’ye doğru yola çıktı.İbn- i Ömer (radıyallahu anh) hacc sırasında burada konaklamayı,yapılması gerekli bir iş olarak benimsiyor,onun sünnet olduğunu kabul ediyor ve Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığı gibi yapıyordu.
Buhari’de Hz. Aişe’den (radıyallahu anha) nakledildiğine göre,kendisi şöyle buyurmuştur:’’Muhassab’da konaklamak,gerekli bir şey değildir.Orası,Medine’ye yola çıkmak için daha elverişli olması sebebiyle,Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) konakladığı bir yerdir.’’(19) Hz. Aişe (radıyallahu anha) bu sözüyle,Muhassab’ın insanların toplandığı geniş bir yer olduğunu vurguluyor.
Bedir savaşında ki,Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) suyun yakınını tutma konusunda Kureyş’i geçti,Bedir’e en yakın suya gelip,orduyu orada konaklattı.Habbab b. Munzir (radıyallahu anh) Resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi: ‘’Burası ALLAH’ın (Celle celaluhu) seni konaklatmış olduğu ileri yada geri gidemeyeceğimiz bir yer midir?Yoksa kendi görüşünüz,savaş taktiği ve tuzak mıdır?’’ Bunun üzerine peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’sonuncusudur’’ dedi. Bunun üzerine Habbab (radıyallahu anh) ‘’ Ya Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) burası uyğun bir yer değil.İnsanları kaldır da, düşmana daha yakın bir suya gidelim.Çünkü suyu bol ve çok olanı biliyorum.Orada konaklayıp,onun dışındaki kuyuları kapatırız.Biz içeriz,onlar içemezler’’ dedi. Bunun üzerine peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’Fikir vermiş oldun’’ buyurdu.
Rivayeti de aynı şekildedir.
1) Nesei, Menasik,220 / Müsned,318
2) Buhari,ilim,9 /Müslim, kasame,29 / Ebu davud,tatavvu,10 /Tirmizi, Hacc,1
3) Buhari, hacc,125 / Müslim,Hacc,327 / Ebu davud,Menasik,78 /İbn-i mace,Menasik,74
4) Buhari, Sulh,12 / Ebu davud, Akdiyye,31 /Tirmizi,tefsiru sure,4 /İbn-i Mace,mukaddime,3
5) Buhari,Ahkam,39 /Müslim,Hudud,25 /Ebu davud,Hudud,25
6) Hanefilere göre bitişik komşuluk şufa hakkını doğurur (Mecelle,md:1008)
7) Muvatta, Cihad,18 (raviler Buharinin ravileridir)
8 ) Buhari,Eyman,22 / Müslim,Eyman,40
9) Buhari,Sulh,12 /Müslim,Fedail,129 /Ebu davud,Akdıyye,31 /Tirmizi,Ahkam,26
10) Buhari,Husumat,4 / Müslim, Müsakat,,20 / Ebu davud,Akdıyye,12
11) Buhari,Hibe,30 /Müslim,Hibat,5 /Ebu davud,Buyu,81 /İbn-i Mace,Sadakat,1
12) Buhari,Buyu,85 /Ebu Davud,Buyu,22
13) Buhari,Hibe,12 / Müslim, Hbat,9 /Tirmizi,Ahkam,30 /İbn-i Mace,Hibe,1
14) Müslim,Rada,103 /Ebu davud,Talak,39 / Tirmizi,Nikah,38 /Nesei,Nikah,22
15) Buhari,Libas,28 /Müslim,Libas,2 /Ebu davud,Libas,8 /Tirmizi,Libas,5
16) Müslim, Zekat,31 / (Bu hadis, dünyaya rağbet etmeme gereğini gösterir)
17) Buhari,Ezan,29 /Nesei,İmame,49 /Darimi,Salat,54
18) Buhari,Edeb,29 /Müslim,İman,73 /Tirmizi,Kıyame,60
19) Buhari,Hacc,147 /Müslim,Hacc,339 /Ebu davud,Menasik,86 /Tirmizi,Hacc,82