Cennet ve Cehennem ebedi midirler?
BİSMİHİ TEALA
Soru: Cennet ve Cehennemin ebedi oldukları ifade edilirse, burada bir çelişki yokmudur? Yani tek ebedi ALLAH (Celle celalühü) olduğuna göre bunları da ebedi sıfatı ile sıfatlarsak o zaman ALLAH’tan (Celle celalühü) ne farkları olur?
Cevab: Allame Teftezani’nin, Akaid-i Ömer-i Nesefi’ye (rahmetullahi aleyhima) şerh olarak yazdığı, “Şerh-i Akaid” ve Ali El-Kari’nin (rahmetullahi aleyh) ”Emali Şerhi”nde şöyle denilmektedir:
Cennet ve Cehennem’in şu anda yaratılmış olarak mevcut oldukları Kur’an- Kerim’de geçen Hz. Adem ve Havva (aleyhime’s-selam) kıssalarının yanısıra “اعدت للمتقين ” ve ” اعدت للكافرين” ayet-i kerimeleri ile sabittir. Cennet ve cehennemin ebedi olacağı da bir çok ayette ”خالدين فيها ابدا” benzeri ayetlerle belirtilmiştir.
Mu’tezile’nin itirazı cennet ve cehennemin ebedi olmasına değildir. Onlara göre cennet ve cehennem ALLAH’ın (Celle celalühü) vaadidir ve ancak ceza günü yaratılacaklardır. Cehmiyye fırkası ise cennet ve cehennemin fani olacaklarını çünkü “كل شيئ هالك الا وجه : ”ALLAH’ın zatı hariç (mevcut olan) her şey fena bulacaktır.” ayeti ile çelişki olduğunu, bu ayetin daha kesin mana içerdiğini iddia ederler. Mu’tezile ise bu konuda yine ”كل شيئ هالك الا وجه “ ayetine dayanarak ALLAH (Celle celalühü) bu ayeti “mevcut olan her şey” için zikretmiştir. (“Şey” kelimesinde “mevcut olan her” manası vardır.) Halbuki cennet ve cehennem henüz mevcut değildir. Ancak kıyamet günü yaratılacaktır. Bu durumda ebedi olmaları çelişki oluşturmaz der.
Ehli Sünnete göre ise cenet ve cehennem sonradan yaratılmıştır ve ALLAH’ın (Celle celalühü) mü’minlere bir lütfu ve kafirlere gadabı olarak ebediyyen baki olacaklardır. ALLAH (Celle celalühü) kadimdir ve bakidir. cennet ve cehennem ise sadece ALLAH’ın (Celle celalühü) dilemesi ile bakidirler.
Bu Cennet ve Cehennemin yok olacağını iddia edenler genellikle İbn-i Teymiyye ne onun talebesi olan İbn-i Kayyım’ın seslendirdikleri ” Cennet değil, cehennem hayatının sona ereceği” ifadesidir. Muhammed b. İsmail es-San’anî (rahmetullahi aleyh), ”İbtalu edilleti fenai’n-nar” isimli eserinde onların bu fikirlerini incelemiş ve onların iddialarını özetle şöyle cevablandırmıştır:
” ALLAH (Celle celalühü) en son ateşi sona erdirecek ve orada bulunan kâfirleri de cennete alacaktır” Delil olarak da Hz. Ömer, Hz. Abdullah b. Mesud, Hz. Ebu Hureyre, Hz. Abdullah b. Abbas, Hz. Ebu Said el-Hudrî’ye (radıyallahu anhum) dayandırılan görüşleri göstermiştir. Bu konuyu birkaç madde halinde tahlil etmekte fayda vardır:
a.İbn Teymiye bu görüşünü şu mantıkla desteklemektedir: Bütün sahabe, tabiîn ve ehl-i sünnet alimleri, – Kur’an’da da ifade edildiği üzere-; “kâfirlerin cehennemde azapları asla hafifletilmeyecek, onlar orada asla ölmeyecekler, bir halat iğne deliğinden geçmeden onlar cennete girmeyecekler” şeklindeki hükümler konusunda ittifak halindedir. O halde Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) sözlerini “cehennem bir gün yok olacak” şeklinde anlamak gerekir. Çünkü cehennem var olduğu sürece onların oradan çıkmayacaklarına dair Kur’an ve hadislerin açık beyanı vardır.
Ulema İbn Teymiyenin bu görüşünü birkaç noktadan tenkit etmişlerdir:
Birincisi: İbn Teymiye, Hz. Ömer’e (radıyallahu anh) dayandırdığı rivayeti, Hasan-ı Basrî’den (rahmetullahi aleyh) nakletmiştir. Oysa bizzat kendisinin belirttiği gibi, Hasan-ı Basrî (rahmetullahi aleyh) bu hadisi bizzat Hz. Ömer’den (radıyallahu anh) işitmemiştir. Demek oluyor ki, bu hadis mürsel ve münkatıdır. Yani senette kopukluk vardır. Bu ise rivayetin zayıf olduğunu göstermektedir. Başta İbn Sîrîn, Hafız İbn Hacer, Darekutnî, (rahmetullahi aleyhim) olmak üzere hadis alimleri, Hasan-ı Basrî’nin (rahmetullahi aleyh) mürsel olarak rivayet ettiği bu gibi rivayetlerine itimat edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Senedi kopuk bu gibi hadis rivayetleri feri meselelerde bile kabul görmezken, bu gibi imanî meselelerde nasıl kabul edilir?
İkincisi: Hz. Ömer (radıyallahu anh), cehennemin sonunda yok olacağına dair herhangi bir ifadeyi kullanmamıştır. Onun dediği şudur: “Şayet cehennem ehli, bir kum yığını miktarı/kum yığınındaki kum tanelerinin sayısı kadar cehennemde kalsalar bile yine de bir gün gelir ki oradan çıkacaklardır” Görüldüğü gibi, bu ifadede cehennemin yok olacağı değil, cehennemliklerin oradan bir gün çıkacakları hususuna işaret edilmiştir. Oysa, bu iddia, İbn Teymiye dahil, hiçbir İslam alimi tarafından kabul edilmemiştir.
Üçüncüsü: İbn Teymiye hiçbir delile dayanmadan, Hz. Ömer’e (radıyallahu anh) isnat edilen bu sözün asıl cehennem ehli olan kâfir hakkında olması gerektiğini ileri sürmüştür. Halbu ki, -şayet sahih olsa bile- bu hükmün, cehenneme girmiş tevhit ehli müminlerden olup da günahları affedilmemiş kimseler hakkında olma ihtimali çok daha kuvvetlidir. Bize göre başka bir ihtimali de yoktur. Çünkü, bu takdirde ancak, bu konuda çok açık olan ayet-hadis ve ehl-i sünnet alimlerinin icma/ittifaklarına uygun bir görüş olur.
Bu görüşün dayandırıldığı Sahabelerden biri olan Abdullah b. Mesud’dur (radıyallahu anh). Rivayete göre, İbn Mesud (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Öyle bir zaman gelecek ki, cehennemde hiç bir fert kalmayacaktır.” Halbuki İbn Mesud’un (radıyallahu anh), -bu söylenenlerin aksine delalet eden- merfu olarak rivayet ettiği bir hadis söz konusudur:
“Eğer cehennemdekilere; siz ateşte dünyadaki taşların/çakılların sayısı kadar (yıllar) kalacaksınız, denilse, buna çok sevinecekler.” Aynı ifadeler, Ebu Hureyre’den (radıyallahu anh) de rivayet edilmiştir.
Bu iki sahabe’den yapılan rivayetler, Beğavî’nin (rahmetullahi aleyh) Hud Suresinin 107-108. ayetlerinin tefsiri sırasında yaptığı nakillerden alınmıştır.
Halbuki, bizzat rivayet sahibi Beğavî (rahmetullahi aleyh), bu rivayetleri zikrettikten sonra, şu görüşlere yer vermiştir: “Ehl-i Sünnete göre –şayet doğru ise- bu rivayetin manası şudur: Sonunda, ehl-i imandan hiç kimse cehennemde kalmayacaktır, demektir. Yoksa, kâfirler ebedî olarak orada kalacaklardır.”
Bu rivayetlerin hedefi olanlardan biri de Abdullah b. Abbas’tır.(radıyallahu anh)
İbn Teymiye, Ali b. Talha’nın tefsirinde yer verdiği Abdullah b. Abbas’ın (radıyallahu anh) “hiç kimse, ALLAH’ın (Celle celalühü) yaratıkları hakkındaki tasarrufunu tayin edemez, onların cennete veya cehenneme gideceklerine dair bir hüküm veremez.” şeklindeki ifadesine dayanarak, cehennemin bir gün sona ereceğini söylemiştir. Halbuki bu ifadeden koklamak için bir işaret arasanız, bir kokusunu bile bulamazsınız.
Müthiş zekâlı İbn Teymiye gibi bir âlimin bunu bir delil olarak kabul etmesi, gerçekten yadırganacak cinstendir.
Aslında, bu rivayetler daha çok şu iki ayetle ilgili olarak söz konusu edilmiştir.
خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ إِلاَّ مَا شَاء رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ وَأَمَّا الَّذِينَ سُعِدُواْ فَفِي الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ إِلاَّ مَا شَاء رَبُّكَ عَطَاء غَيْرَ مَجْذُوذٍ
“Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır. “Mutlu olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklardır. Bu, onlara Rabbinin hiç kesilmeyen bir nimetidir.” (Hud/107-108).
Oysa, Beyhakî’nin (rahmetullahi aleyh) rivayet ettiğine göre, Abdullah b. Abbas’ın (radıyallahu anh) bu konudaki görüşü çok açıktır. Hud Suresindeki 107 ve 108. ayetlerinde geçen “Rabbinin dilediği hariç” istisnasını şöyle yorumlamıştır: “Muhakkakki Rabbin dilemiştir ki, kâfirler cehennemde ebedî olarak kalacaklar, müminler de cennette ebedî olarak kalacaklardır”
Buna göre Cehennemde ebedi kalmayacağı belirtilenler, mümin olarak vefat ettiği halde günahının ağır gelmesinden dolayı ceheneneme girenlerdir.
Muhammed b. İsmail es-San’anî,
İbtalu edilleti fenai’n-nar
Yorum Ekle