Dua ettiğimiz halde dualarımız neden kabul edilmiyor?
BİSMİHİ TEALA
Öncelikle bir şeyi iyi anlamak gerekir. Dua’ya cevap vermek farklı, icabet (kabul) etmek farklı bir şeydir. İnsanların bu ikisini aynı mana da kullanmaları bu soruyu sormalarına sebeb olmaktadır. Mevla (Celle celalühü) her dua’ya cevap verir, ama icabet etmek kendi hikmetine tabidir.
Mesela hasta bir insanı düşünelim, bu hasta doktora gittiği de ”doktor bey” diye çağırınca doktorun ” buyur ne istiyorsun?” demesi hastaya cevap vermesidir. Hastanın (mesela) ” ağrı kesicim bitti bir kutu vemidon yazar mısın?” şeklin deki talebini doktor ya kabul eder istediği ilacı verir, veya onun dengin de başka bir ilaç verir, veya gerek kalmadı der hiç vermez. İşte burada doktorun bu davranışları hasyaya icabet sayılır.
İşte mevla’da (Celle celalühü) kulunun duasına ”lebbeyk kulum” diye cevap verir, ama kulun duasını ya kabul eder, ya duasından daha hayırlısını ona verir, veya hiç duasını kabul etmez dünya da kabul edilmeyen duaların karşılığını ahirete tehir eder. Burada mevla’nın (celle celalühü) bu şekilde davranması tamamen onun hikmetine bağlı bir şeydir.
Sorunun farklı bir yönü de dua etmek kulluğun gösterğesidir. Kul dünya hayatın da çeşitli vesileler ile kul olduğunun farkna varır, ve mevlasından (Celle celalühü) kulluğunun gereği olarak talepte bulunur. Mesela: Kul ” ya rabbim halimi senden iyi bilen kimse yok, bana rahmet et beni içinde bulunduğum dertten halâs et” diya dua etmesi bir bakıma ubudiyettir. Kul bu şekil de dua ederken, içerisin de bulunduğu belanın kalkması amaç ve niyeti ile dua ederse bu şekil de edilen dua kabul edilmesi bir tarafa red olunur. Zira burada ki ubudiyyet bu maksatla yapılan bir ubudiyettir ki, ” ibadetleriniz deki niyetleriniz sadece ALLAH (Celle celalühü) için olsun” kaidesine aykırıdır.
Eğer ibadetimizde ki niyetlerimiz halis olmadığı müddetce yaptığımız ibadetlerin, duaların makbul ve kabule şayan olmasını beklemek sadece kendimizi kandırmaktır. Burada şu parentezin de açılması gerekli olabilir. Kul rabbinden (Celle celallühü) bir şey isteyeceği zaman dünyalık bir şey istemesi (mesela ”ya rabbi (Celle celalühü) bana ev ver, bana araba ver v.s”) duanın adabına aykırı olduğu gibi, bu şekilde edilen bir duanın kabul edilmesi de beklenmemelidir. Zira dualarımızı kendi nefsimiz ile sınırlı tutmaz, başkaları için de aynı şeyleri arzu ederek duâ edersek, bu durum Mevla’nın (Celle celalühü) hoşuna gider. Belki de bizim için olmasa bile, bizden daha hayırlı bir kulunun hatırı için o duâmızı kabul eder. Böylece hem bize, hem de duâmıza iştirak ettiğimiz insanlara rahmeti ile muâmele eder.
Yorum Ekle