BİSMİHİ TEALA

METİN

Ebu Hanife’ye (rahmetullahi aleyh); bu mertebeye ne ile ulaşdın? diye sormuşlar da, «İfâde de cimrilik etmedim. İstifadeden de çekinmedim», cevabını vermiş. Müsâfir b. Kıram (rahmetullahi aleyh), «Her kim kendisi ile ALLAH (Celle celalühü) arasına Ebu Hanîfe’yi (rahmetullahi aleyh) koyarsa korkmayacağını umarım». demiştir. Bu bâbta kendisi şu beyitleri söylemiştir:

«Bana Kıyamet gününde ALLAH’ın (Celle celalühü) rızası için sayacağım hayırlar namına mahtûkatın en hayırlısı Peygamber MUHAMMED’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) dini, ondan sonra Numan’ın (rahmetullahi aleyh) mezhebine itikadın yeter».

Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem))  rivâyet olunmuştur ki:

«Şüphesiz Âdem benimle iftihar etmiştir. Ben de ümmetimden ismi Numan, künyesi Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyh) olan bir zatla iftihar edeceğim. O, ümmetimin kandilidir», buyurmuştur. Yine Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem)) rivâyet olunduğuna göre; «Sâir Peygamberler benimle iftihar edecekler. Ben de Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyh) ile iftihar edeceğim. Her kim onu severse beni sevmiş, kim ona buğz ederse bana buğz etmiş olur», buyurmuşlardır.

Ebu’l-Leys’in (rahmetullahi aleyh) «Mukaddime»si şerhi «Takdime» de böyle denilmekdedir «ez-Ziyaü’l-Ma’nevî» adlı eserde şöyle deniliyor: İbni’l-Cevzî’nin (rahmetullahi aleyh) bu hadis hakkında «Uydurmadır» demesi bir taassupdur, Çünkü hadis muhtelif yollardan rivâyet olunmuştur.

İZAH

«Et-Ta’iim» adlı eserde, «Cimrilik etmedim. İstifadeden de çekinmedim», sözünü İmam Ebu Yusuf’un (rahmetullahi aleyh) söylediği bildiriliyor, Sonra şöyle devam ediliyor: «Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) bu ilime ne ile ulaşdın? diye sorulduğundu, «Ben ilme ancak çaba sarf etmek ile ve şükürle nâil oldum. Bu fıkıh ve hikmeti anlayıp muvaffak oldukça elhamdülillah dedim. Böylelikle ilmim arttı». demiştir».

Kitabımızda Müsafır b. Kıram şeklinde tesbit edilen bu ismi ben birçok yerlerde Mıs’ar b Kedam (rahmetullahi aleyh) şeklinde gördüm. Mis’ar’ın (rahmetullahi aleyh) «korkmayacağını umarım, demesi, o kimse imam, âlim ve sağlam itikadlı bir müçtehide uyduğu içindir. Her kim bir âlimi taklid ederse ALLAH’a (Celle celalühü) sâlim olarak kavuşur.

İftihar etmek iyi huylarla öğünmektir. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) iftiharı. ALLAH’ın (Celle celalühü) kendisine ihsan buyurduğu nimetler cümlesinden olmak üzere bu zatı kendine tabi’ kıldığını anmasıdır. Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyh) Hazretleri ashab-ı kiramla tabiîn’in ekserisi inkıraz bulduktan sonra İslâm dinin binasını tahkim etmiştir. Bu ümmetten ona tabi’ olanlar sayılamayacak kadar çoktur. İçtihad ve fıkhın tedvini hususunda bütün imamlardan önce gelmiş; onun ashabı mühim hükümleri delillerinden çıkarmak ve diğer bir çok faydalar bâbında sonra gelen müctehidlere yardımcı olmuşlaradır.

İbn-i’l-Cevzi’nin sözü, Hatib Bağdadi’den (rahmetullahi aleyhima) naklen söylenilmiştir.

Onların «uydurmadır» dedikleri hadisi allâme Taşköprü muhtelif rivâyetlerini serd ederek nakletmiştir. Bu gösterir ki hadisin aslı vardır. En azından zaif bir hadistir. Ve makbuldür; çünkü onun üzerine bir hüküm terettüp etmiş değildir.

Bu hadisin mânâ itibariyle İmam A’zam’da (rahmetullahi aleyh) tahakkuk ettiğinde şübhe yoktur. Zira o bir kandildir. İlminin nurundan ziyadar olunur; isâbetli fikri ile doğru yol bulunur.

Ancak bazı ulemanın beyânına göre Hafız Zehebî, Suyuti ve İbn-i Hâcer Askalâni (rahmetullahi aleyhim) ile zamanında Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) mezhebinin riyâseti kendinde nihayet bulan Kasım Hanefi gibi zevat, bu haberlerin uydurma sayılacağında İbn-i Cevzi’yi  (rahmetullahi aleyh) tasdik etmişlerdir.

Onun içindir ki, İmam A’zam’ın (rahmetullahi aleyh) menkibeleri hakkında kitablar yazan Tahavî (rahmetullahi aleyh) «Tabakâtü’l-Hanefiyeye sahibi Muhyiddin-i Kureşâ (rahmetullahi aleyh) ve diğer mutemed hadis imamları ile mütâlâası geniş bütün tenkitçiler bu haberlerin hiçbirini zikretmemişlerdir.

Âllamne İbn-i Haceru’l-Mekki (rahmetullahi aleyh) «el-Hayratu’l Hısân» nam eserinde şöyle demektedir: «Bir kimse bu kitabda Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) ahvâlini, kerametlerini, ahlâk ve siyretini mütalâa ettikden sonra anlayacaktır ki, o zat faziletini isbat için uydurma haberle istişhada muhtaç değildir. Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) şanı büyük olduğuna şu hadisle istidlal yerinde olur:

Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem), «Dünyanın zineti yüz elli tarihinde kaldırılacaktır» buyurmuştur. Onun için Şemsu’l-Eimme Kerderi (rahmetullahi aleyh) «Bu hadis Ebu Hanife’ye (rahmetullahi aleyh) hamledilmiştir. Çünkü o sene vefat etmiştir», demiştir.

İbn-i Hacer (rahmetullahi aleyh) sözüne devamla şunları söylemiştir:

«Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) faziletine işâret eden sahih hadisler de vârid olmuştur.
Onlardan biri Buhari ile Müslim’in Ebu Hureyre’den (radıyallahu anh), Taberânî’nin de İbn-i Mes’ud’dan (radıyallahu anh) rivâyet ettikleri şu hadistir: Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), «İman, Süreyya yıldızında olsa onu Acemlerden bazı kimseler alacaklardır», buyurdular.

Ayni hadisi Ebu Nuaym (rahmetullahi aleyh), Ebu Hureyre’den (radıyallahu anh); Şirâzî ile Taberânî (rahmetullahi aleyhima) de Kays b. Sa’d b. Ubâde’den (radıyallahu anh) şu lâfızla rivâyet etmişlerdir:

«Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem); İlim, Ülker yıldızında asılı olsa onu Acemlerden bazı kimseler alacaklardır», buyurdu.

Taberani’nin (rahmetullahi aleyh) bir rivâyetinde, «Onu Araplar alamayacak; Acemlerden bazı kimseler alacaklardır», buyurulmuş: Müslim’in Ebu Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivâyetinde, «İman, Ülker yıldızında olsa onu Acemlerden bir zat gidip alacaktır.» denilmiştir.

Buhari ile Müslim’in Ebu Hureyre’den (radıyallahu anh) naklettikleri bir rivâyette de, «Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a (Celle celalühü) yemin ederim ki, din, Ülker yıldızında asılı olsa onu Acemlerden bir zat alacaktır.» buyurulmuştur.

Ekser ulemaya göre Ebu Hanîfe’nin (rahmetullahi aleyh) dedesi Acem’dir.

Hafız Suyutî (rahmetullahi aleyh) diyor ki: «Buhari ile Müslim’in rivâyet ettikleri bu hadis Ebu Hanîfe’ye (rahmetullahi aleyh) işaret hususunda sahih ve mutemed bir asıldır. Hadisin sahih olduğu muttefekûn aleyhdir. Bununla ilm-i hadisde dirâyetsiz olan menâkıp sahiplerinin söylediklerine hacet kalmaz. Çünkü onların naklettikleri haberin senedinde yalancılar ve hadis uyduranlar vardır».

Hafız Suyutî’nin (rahmetullahi aleyh) tilmizi allame Şâmî’den (rahmetullahi aleyh) rivâyet olunduğuna göre kendisi, «Üstadımızın bu hadisden Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) kasdedildiğini kat’iyetle kabul ettiği aşikârdır. Bunda şüphe yoktur. Zira ilimde Acemlerden Ebu Hanîfe (rahmetullahi aleyh) derecesine varan tek bir kimse yoktur», demiştir.

İBN-İ ABİDİN

Yorum Ekle