Şub-2-10
elekrik ve suya verilen faiz
Alıntı:
| elektirik suyu zamanında ödeyemez sek faiz geliyoooo bu gelen faizi ödememiz caiz mi ? |
BİSMİHİ TEALA
Öncelikle tespit edilmesi gereken husus, resmi dairelerin (tel, elektrik, su v.s) geçikmiş faturalara tahakkuk ettirdikleri şey geçikme faizi mi? Yoksa geçikme cezası mı? Olduğunun bilinmesi gerekir. Eğer bunlara tahakkuk ettirilen şey faiz adı altında tahakkuk ettiriliyorsa bu faizdir, dolayısıyla bu gibi faturaları kasten geçikmeye bırakmamak en güzel davranış biçimidir. Bazı sebeblerden dolayı geçikmeye bırakılıyorsa Mevla (Celle celalühü) inşeALLAH sorumlu tutmaz.
Eğer bu faturalara tahakkuk ettirilen şey geçikme cezası ise, bu gibi durumlar devletin kanun zoru ile tahakkuk ettirdiği bir çeşit para cezasıdır.
Türkiye gibi enflasyon belasına müptela olmuş ülkelerde kullanılan kağıt para çeşitli sebeblerden dolayı değer kaybı yaşadığın da bu gibi sorunlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. Nitekim bu durum osmanlı devletin de 1840’lı yıllarda oraya çıktığın da osmanlı devleti ‚‘ kaime‘‘ (günümüzde ki kağıt paranın bir çeşidi) ismi altın da değerli bir kağıt çıkarmıştır. Bu ‚‘kaime‘‘ yedi gram ağırlığın da olan altın liraya endeskli 100 kuruştan ibaretti. Ancak o zaman da insanlar bu paraya itibar etmediklerin de ötürü, altın karşısın da değer kaybederek bir kaç yıl sonra 100 altın lira 450 kaimeye denk hale düşmüştü. Bunun üzerine osmanlı devleti 1879 yılında çıkardığı bir kararname ile, borçlar kaime ile ödenirken 450 kuruşluk kaime veya onun yerine yedi gram olan bir altın lira verilmesini kararlaştırmıştır. Yine borçları ödeme günü de, bir altın kaime ne kadar yaparsa, o kadar kaime ödenmesini kararlaştırmıştır. Burada yapılmış olan, geçikme cezasının altın kuru üzerinden hesaplanmasıdır. Bu şekil de 100 altın lira yerine, 450 kaime olarak ödenince, aradaki 350 kaimelik fazlalık faiz olarak değerlendirilmemiştir.
Aynı şekil de 1860 yılın da çıkarılan ticaret kanun ve nizameyesin de mağşuş (karışık para) gümüş paralarla (akçe) borçlanmalar da, aylık %1 geçikme zammı alınmasını kararlaştırmıştır. Nitekim bu durum 1879 tarihli osmanlı usûli muakeme kanununun 112 maddesinde şu şekilde denilmektedir: ‚‘ Akçe ödenmesini gerektiren taahhütlerin icrasının geçikmesinden dolayı, gerekli tazminat olarak yanlız ve anaparanın aylık %1 faizini ifasına hükmolunur.‘‘ (ahmet akgündüz, türk hukuk tarihi, c:1 sh: 366)
Hulasa bu durumda yapılacak en güzel şey, şahıslara olan borçlanmalarımız da alınan borçun altına çevirilmesin de olduğu gibi, devlete olan borçlarımızın da altın kuruna çevrilerek altın kuru üzerinde hesaplanması, bu şekil de faiz şüphesinden kurtulunmasıdır.
Yorum Ekle