Tem-22-10
ALLAH (Celle celalühü) bütün fiillerin de hikmet sahibi olması nazariyle, yaptığı ve yapacağı bütün fiillerinde de hikmet üzere yapar. Dolayısıyla yarattığı mahlûkat hususunda da hikmetli olarak yaratır. Yeryüzün de hiçbir mahlûk bulunmasın ki, onun yaratılışında da bir hikmet olmamış olsun. Her ne kadar insan denilen mahluk kendi cinsinden farklı mahlukatın yaratılışın da ki hikmetleri göremezse dahi.
Bir tırtılın yaratılışında onlarca hikmet mevcud iken, yaratılış hikmetleri idrak edilemeyen yüzlerce mahlûkun yaratılışında ‘’ Bunların ne gibi faydaları bulunmaktadır ki, yaratıldılar?’’ demek mümkün değildir. Nitekim hem çevremizde, hem de evlerimizin içerisin de nerede ise koyun koyuna yaşadığımız onlarca mahlûk bulunmaktadır. Bunların yaratılış hikmetleri bilinmiyorsa bile, sana iğrenç gözüken bir mahlûk için bile, ‘’Bu neden yaratıldı?’’ dememek gerekir. Zira biz bilmesek dahi bir hamamböceğinin dahi onlarca yaratılış hikmeti sayılabilir.
Evlerimiz de beraber yaşadığımız mahlûkat bazen isteyerek veya istemeyerek bize zarar verebilmektedirler. Bu gibi mahlûkun bu zararlarını mümkün olduğu kadar en aza indirerek, mümkün olduğu kadar onları öldürmeden sakınılmaya gayret edilmesi daha güzel olur. Peki, bütün çabamıza rağmen mesela karıncaların evimizi istila etmesini, hamam böceklerinin yemezlerimize dadanmasını bir türlü engelleyemediğimiz zaman da hiçbir şey yapmadan, onları öldürmeden durup beklemek mi gerekir?
Aslında insan bu gibi zararlı mahlûkatın ne öldürülmesi, ne de öldürülmemesi ile emrolunmuştur. İslam dini bu gibi zararları dokunan hayvanların bazen öldürülmesini mubah görürken, bazen de öldürülmelerini yasaklamıştır. Gerek hadis, gerekse fıkıh kitabları bu konuda iki görüş ifade etmektedirler.
1) Dinin öldürülmelerini mubah gördüğü haşereler:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)bu grupta ki hayvanları bir hadis-i şerifin de şu şekilde beyan etmektedir.
Hayvanlardan beş tanesi vardır bunların her biri fasıktır (zararlıdır) Bunları gerek harem bölgesin de, gerekse harem bölgesinin dışında öldürülmesini emretti. Karga, Çaylak, Akrep, Fare ve saldırgan köpek (veya genel bir ifade ile saldırgan vahşi hayvan) (Buhari) buyurmuştur. (Bazı rivayetlerde karga yerine yılan denilmiştir.)
Ancak bu hadise bakarak hayvan katliamına girişilmesi de doğru bir hareket tarzı olmaz. Zira hadisi şerif’te söz konusu edilen hayvanların insanlara zararı daha genel ve çoktur. Ama mesela bir karga’nın şehir de insana sesinden fazla ne gibi bir zararı dokunabilir. Sesinin kötü olması da bir hayvan için öldürülmesine cevaz verilemez. Eğer sesinin çirkinliğinden dolayı hayvan öldürülmesi gerekseydi eşek’in öldürülmesi gerekirdi. Zira ayeti kerime de sesi seslerin en kötüsü olarak vasfedilmiştir.
Ama mesela bir karga’nın köy yerinde zararı çok fazladır. Buğdayları yer, hasatı yok eder v.s dolayısıyla karganın köyde öldürülmesi yaşamasından daha iyidir.
Yılanların öldürülmesi hususunda da Hanefi mezhebi dışında ki mezhebler yılanları ev yılanları ve ev dışı yılanlar olmak üzere iki grupta mütalaa etmişlerdir. Bu mezheblere göre ev dışında ki yılanlar mutlak surette öldürülürler. Ev yılanları ise hemen öldürülmezler evin dışına çıkarılmaya çalışılır.
Hanefi mezhebi ise yılanlar arasında bu şekilde bir tasnif yapmamış, zararı dokunan bütün yılanların öldürülmesine hükmetmişlerdir. (Fethu’l kadir, c:1 sh: 296/ Feteva-i hadisiyye, c:2 sh: 453,454/ adabu’ş-şer’iyye, c: 3, sh: 365)
2)Dinin öldürülmelerini mubah görmediği hayvanlar:
Bu grubtaki hayvanları da resulullah (Sallallagu aleyhi ve sellem) bir hadisin de şu şekilde sıralamıştır.
Mezhebler bu grubtaki hayvanların öldürülüp öldürülmemeleri hususunda farklı görüşlerde bulunmuşlardır
Hanefi ve Maliki mezhebleri bu haşerelerin öldürüle bileceğine hükmetmişlerdir. Ancak Maliki mezhebi bu gibi haşerelerin öldürülmesini insana zarar vermesi ve bu haşereleri öldürenin bu zararı ortadan kaldırmayı kastetmesini, zevk ve oyun için öldürülmemesini, Eğer bütün çabasına rağmen bu haşerelerin zararını engellemek mümkün olmasa öldürülmeleri mubah görülen hayvanlar gibi her halükârda öldürülmesini şart kılmışlardır.
Şafii mezhebi bu gibi haşerelerin öldürülmesini üç grupta değerlendirmiştir.
1) Tab’an zarar vermesi mümkün olanlar. Bu gruptaki haşereler öldürülmeleri mubah görülenler gibi öldürülürler. Şafii mezhebine göre bu gruba, Bit, kene ve zararları görülen her türlü haşereler de dâhildir.
2) Faydaları ve zararları ortak olup öldürülmeleri sünnet olmayıp mekruh da olmayanlar.
3) Faydaları da zararları da olmayan haşereler. Hamam böceği, osurgan böceği gibi haşereler bu gruba dâhildir. Eğer zararları yoksa buların öldürülmesi mekruhtur. ( Tebyinu’l hakaik, c: 2 sh:66/ Bediu’s-senai, c:2 sh:196/ Nihayetu’l muhtac, c:3 sh:363/ Şerhu kına, c:2 sh:439)
Hulasa eğer evlerdeki haşereler gerek bedenimize, gerek yemeklerimize, gerek eşyalarımıza zarar veriyorlarsa, teb’an iğrenç olup insanda iğrenme duygusu uyandırıyorsa, ev halkını korkutuyorlarsa v.s bu gibi haşerelerin ateşle yakmak haricinde her türlü yolla öldürülmeleri caizdir.
Özellikle büyük marketler, şarküterilerde ve bazı evlerde kullanılan Elektrikli sinek kovucular hususunda iki görüş bulunmaktadır. Eğer bu gibi elektrikli aletler sineği yakarak öldürüyorsa bu aletlerin kullanılması caiz değildir. Yok bu gibi aletler sineği yakarak değil de elektrik çarpması ile öldürüyorsa o zaman bu aletleri kullanmak caizdir.
ALLAH RAZI olsun
Yorum Ekle