Hakkında
بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله رب العالمين
صلى الله على محمد وآله وسلم
Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın (Celle celalühü) adıyla…
Hamd ancak ALLAH (Celle celalühü) içindir. Ona hamdeder, Ondan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden de yine ona sığınırız. ALLAH (Celle celalühü) kime hidayet buyurursa onu saptıracak, kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur…
ALLAH’tan (Celle celalühü) başka ibadete layık ilah olmadığına şahadet ederim. O,tektir ve şeriki yoktur. Yine şahadet ederim ki Hz. MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve selem) Onun kulu ve rasulüdür.
ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmaktadır:
Ey iman edenler! ALLAH’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz ALLAH’dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz ALLAH sizin üzerinizde gözeticidir.
Ey iman edenler! ALLAH’tan korkun ve sağlam söz söyleyin, Ki (ALLAH Celle celalühü)) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim ALLAH’a (Celle celalühü) ve Resulü’ne (Sallallahu aleyhi ve selem) itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir.
Muhakkak ki sözlerin en doğrusu ALLAH’ın (Celle celalühü) kelamı, yolların en hayırlısı Hz.MUHAMMED’in (Sallallahu aleyhi ve selem) yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bidat, her bidat da bir sapıklıktır ki her sapıklık ta ateştedir.
Bundan sonra bil ki; İlim Talebi her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır. Hakikat şu ki; İlmin her nevi herkes için farz değildir. Şu kadar var ki ilmin en hayırlısı ilm-i hal ve amellerin de en hayırlısı hıfz’ul Hal’dir. Bu sebepten Fıkıh İlmi müslümanın tahsil edeceği en hayırlı ilimlerin başında gelmektedir zira o hal ilmidir.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran en belirgin özelliği, okuyup ilim öğrenmesi, öğrendiğini başkasıyla paylaşmasıdır desek herhalde yanlış olmaz. Bu sebepten olmalı ki, Kur’ân-ı Kerîm, ilk olarak inmeye başladığı andan itibaren ilim öğrenme konusunda pek çok teşviklerde bulunuyor, binlerce yerinde okumanın, aklı kullanmanın ve ilim öğrenmenin önemi üzerinde duruyor, hattâ düşünmeyen aklı tezyif ediyordu.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin ilme ne kadar değer verdiğini şu hadisten anlamamız mümkün:
“ALLAH Resulüne (Sallallahu aleyhi ve sellem) biri âlim, diğeri sırf ibadetle meşgul olan iki kişiden bahsedildi. Efendimiz buyurdu ki: “Âlimin, sadece ibadetle meşgul olana karşı üstünlüğü, sizin en düşük derecede olanınıza benim üstünlüğüm gibidir’’
Zamanımızda da ilimleri az, düşünceleri taşkın nice insanlar vardır ki, tutkuları, asıllarını inkâra ve cemaatleri de tekfire sevk etmiştir. Bu sebeple yoruma açık olan âyetlerin peşine düşüyor bu insanlar, fitne yoluna sapıyorlar. Sonunda ALLAH’ın (Celle celalühü) haram dediğini helâl demeye, farz dediğini de kabul etmemeye yöneliyorlar.
“Gerçekten bunlar ilim tahsil ederek dini iyice anlasalar, ilmi ehil kimselerin yardımıyla kaynağından alsalardı, taşkınlık yapacakları zaman ilim onları durdururdu. Cihadın nasıl, ne zaman ve kiminle yapılacağını bilirlerdi.’’
Yorum Ekle