islâm da siyaset var mıdır?
|
islamiyette siyaset var mıdır? islamiyet siyaset olayına nasıl yaklaşır? Kur’anda bununla alakalı ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler mevcutmudur ? Allah cc razı olsun..
|
u aleyhi ve sellem) Mekke-i mükerreme’den Medine-i münevvere‘ye hiçret ettikten sonra Medine-i münevvere’de ki yahudilerle Medine vesikası’ni imzalamıştır. Bu islâm’ın devlet olarak yaptığı ilk barış antlaşmasıdır. Daha sonra Hudeybiye antlaşmasından sonra Hz. peygamber (Sall
u aleyhi ve sellem) çevresinde ki devletleri islâma davet etmek için elcilerini göndermiştir, bu ve bunun gibi hadiseler siyasal olarak tanınmayan kişilerin yapabilecekleri muameleler değildir. Ayrıca resulullah (Sall
u aleyhi ve sellem) islâm devleti içerisin de sadece devlet tarafından verilebilecek kısas, recm gibi bazı hadd cezalarını da tatbik etmiştir, ve bunlar da devlet başkanı olmadan yapılamıyacak cezalar olduğundan, bu burum bize resulullah’ın (Sall
u aleyhi ve sellem) resul olmasının yanın da ‚‘islâm devleti başkanı‘‘ sıfatını da taşıdığını göstermektedir. Dolayısıyla bunlar resulullah‘ın (Sall
u aleyhi ve sellem) bütün sıfatlarının yanın da bir de siyasi sıfatının gösterğesidir.
|
إ
islamiyette siyaset var mıdır? islamiyet siyaset olayına nasıl yaklaşır?
|
İslâm dini, insanların dünya da ALLAH’ı (Celle celalühü) temsil etmesini istemektedir. ALLAH’ın (Celle celalühü) bütün emir ve asakları buna yöneliktir. Dolayısıyla müslümanın görevi ALLAH’ı (Celle celalühü) temsil etmektir, ve müslüman bu amacını yerine getirmek için bütün meşru vesilelere sarılmak durumundadır. Ve bu vesilelerden birisi de siyasettir. Burada siyasetin tarifini yapmak gerekirse, Siyaset kelimesi; emir, nehiy ve terbiye gibi manalara gelen ” sase” fiilinden mastardır. Siyasetin genel ifadesi ” İktidarı elde etme, iktidarı kullanma veya iktidarı kullanmaya katılma faaliyetleridir.” şeklinde tarif edilebilir. İslam uleması siyaseti ” İnsanları dünya ve ahirette kurtulacakları yola irşad etmekle, onların salah ve menfaatleri için çalışmaya siyaset denilir” (İbn-i abidin, reddu’l muhtar, c: 8, sh:186) şeklin de tarif etmiştir. İbn-i abidin (rahmetullahi aleyh) bu kısmı izah ederken: ” Siyaseti adile: İnsanların haklarını zalimlerin elinden kurtaran, zulüm ve fenalıkları def eden, fitne ve fesat ehlini men eden bir siyasettir ki şeriatten sayılır” demek suretiyle meselenin önemine işaret etmektedir.
Siyasetin tabii neticelerinden birisi de müslümanların kendilerini idare edecekleri bir imam (devlet başkanı) seçmeleridir ki, İbn-i Hümam (rahmetullahi aleyh) ” Mü’minlerin kendi içlerinden bir imam (emir, devlet başkanı) seçmelerinin sebebi; islâm’ın emirlerini (ibadetlerini ve hükümlerini) hakkı ile yerine getirmektir.” (ibn-i hümam, kitabûl müsavere, sh: 265) demek suretiyle sebebini izah etmiştir. Burada Hz. Ömer’in (radıy
u anh) şu tespitini de hatırlatmakta fayda bulunmaktadır: ” Muhakkak ki islâm islâm olamaz, cemaat olmadıkça, cemaat cemaat olamaz, emir olmadıkça, emir emir olamaz, ona itaat olmadıkça.” (sünen-i Darimi, mukaddime, sh:26)
İslâm mütefekkirlerinden Farabi’de (rahmetullahi aleyh) göre iki türlü devlet vardır. Birincisi: Mutlak siyasete (vahye) dayanan devlet (es’siyaseti’l fadıla), İkincisi: insanların heva ve heveslerine dayanan devlet (es’siyastü’l cahile) siyaset tabiatın gereği çeşitlidir. Bunundan dolayı pekçok fiilin adıdır. Fadıl (vahye dayanan) siyaset ile cahili siyaset arasın da müştereklik yoktur. Fadıl veya mutlak siyasetin tek, cahili siyasetin ise çok olduğu söylenmiştir.” (bayraktar bayraklı, farabiye göre devlet felsefesi, sh:13,14)
| Kur’anda bununla alakalı ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler mevcutmudur ? |
Gerek kur’an da gerekse sünnette veya ahkamu sultaniye türü eserler bu meseleyi asıl olarak ele almamakla birlikte, bununla ilgili hüküm koymaların zamana ve şartlara bırakıldığını söylemek mümkündür. Zira akaid kitabları bu meseleyi asli meseleler arasın da değil fer’i meseleler arasın da zikretmektedir. Ancak gerek kur’an-ı kerim gerekse sünnete bakıldığın da islâmin siyasi yapısının adalet ve kanun hakimiyeti, meşveret ve itaat olmak üzere üç saç ayağı üzerine oturtulduğunu görmek mümkün. Bir takim müessirler
” Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mîzanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır” (hadid/25) ayeti kerimesinin siyasete işaret ettiğini söylemektedirler.
Zira islâm’ın adaleti temsil eden üç ana unsuru kitab, mizan ve demir olarak (ki burada demir ottorite olarak yorumlanmaktadır) ayeti kerime de zikredilmiştir. Bunun dışında gerek hüküm ayet ve hadislerinin temelinin siyasi otoriteye işaret ettiği aşikârdır.
Yorum Ekle