BİSMİHİ TEALA

 İslâm’ın prensip olarak kadının yerinin evi olduğunu kabul etmesi doğru olmakla birlikte, kadının sosyal hayatın içerisinden koparmak olarak anlaşılması ve bilinmesi anlamına gelmez. Zira resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ne annelerimizi(radıyallahu anhunne) , ne de sahabe-i kiram’ın (radıyallahu anhum) hanımlarını sosyal hayatı içerisine girmekten men etmemiştir. Hatta tam tersine özellikle resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) annelerimiz (radıyallahu anhunne) arasında kur’a çekmek suretiyle savaş alanlarına götürerek geri hizmette faal olmalarını istemiştir. Şimdi savaş meydanı gibi ölümün kol gezdiği bir yere annelerimiz (radıyallahu anhunne) götürülüyorsa, islâmın kadınları sosyal hayatın içerisinden kopardığı iddia edilebilir mi?

  İslâm kadının nafakasını karşılamayı erkek’e farz kıldığı için, normal şartlarda kadının sosyal hayatın içerisin de çalışmasına sıcak bakmayabilir. Ancak bu İslâm da kadının çalışmasını haram kılacak bir nass olduğu anlamına gelmez. Zira İslâm erkek’e tanıdığı hak ve Özgürlükler noktasında,  kadına da aynı hak ve özgürlükleri tanımıştır. Nitekim bunun en güzel örneğini resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kadınlardan biat almak suretiyle onların Özgür iradelerinin bağımsızlığını göstermiştir.

 İslâm prensip olarak kadının ev işleri ile meşgul olmasını tavsiye eder. Nitekim resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) evin iç işlerini Hz. Fatıma’ya (radıyallahu anha) verirken, dış işleri de Hz. Ali’ye (radıyallahu anh) vermek suretiyle bunu göstermiştir.( ibn-i şeybe, musannef, c:10 sh:165)

 

İslâm erkek’e mal mülkiyeti hakkını tanıdığı gibi, kadına da mal mülkiyeti hakkı tanımıştır. Dolayısıyla bir kadın zengin olduğun da önünde üç yol bulunur;

 1) Ya parasını yastık altın da saklayacak (ki İslâm paranın yastık altında saklanmasına rıza göstermez),

 2) Ya parasını güvendiği birine vermek suretiyle ortak olacak,

 3) Ya da parası ile bir iş yeri açarak iş hayatına atılacak…

 Birinci ve ikinci maddeler konumuz değil. Onun için onları bir kenarda bırakalım. Kadın parasını ya iş yeri açmak suretiyle değerlendirme yoluna gider ve iş hayatına atılır ve o zaman bu kadının erkeklerle beraber çalışması caiz olmayacağı için en azından bir sekretere ihtiyaç duyduğunu varsayarsak ( ki nasıl erkek bir patronun kadın sekreter çalıştırması caiz değilse) o zaman bu kadın işverenin erkek sekreter çalıştırması caiz olmayacağına göre mutlaka bir kadın sekretere ihtiyaç duyacaktır. İslâm kadın ve erkek’in bir arada beraber çalışmalarına (gerekli ortam sağlanmadığı müddetçe) rıza göstermez. Dolayısıyla erkeklerin bulunmadığı bir ortam da kadının çalışmasına karşı çıkmaz. Tıpkı kadının evinde çalışması gibi değerlendirilir. (El- fıkh’ alel’ mezahibi’l Erbaa, c:3 sh:125)

 Bu meselenin kadının zengin olması ile alakalı durumu. Bir de meselenin kadının ihtiyaç sahibi ve dul olması ile alakalı yönü bulunmaktadır. Kadın kocası ölse ve ihtiyaç içerisin de olsa, bu kadın ya açlıktan sefil olup sürünmek durumun da kalır. (ki, normal İslâmi hükümlerin tatbik edildiği bir yerde bu kadının bakımı devlete aittir) Veya dilencilik yapmak zorunda kalır. İslâm her iki duruma da rıza göstermez.  Nitekim resulullah (Sallallahu aleyhive sellem) ‘’ لأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا‘‘ ‘’Sizden herhangi birinizin ipini alarak dağdan bir bağ odunu sırtına yüklenerek getirip satması, dilenmesinden daha hayırlıdır.’’ (Buhari, buyû 2074) buyurması sadece erkek’e has olmayıp, kadının da dilenmek hususunda erkek gibi olduğuna işaret etmektedir.

 Dolayısıyla İslâm kadının zor durumda kalması, kendisine bakacak birinci dereceden erkek akrabasının olmaması halinde, kadın ve erkek’in karışık veya beraber olmayacakları bir durum da veya tesettürüne riayet edildiği ve erkek ile zaruri durumlarda muhatap olacağı şekilde bir çalışma ortamına neden izin vermesin ki?

 Nitekim ‘’ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ۬ مِّمَّا ٱڪۡتَسَبُواْ‌ۖ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ۬ مِّمَّا ٱكۡتَسَبۡنَ‌ۚ وَسۡـَٔلُواْ ٱللَّهَ مِن فَضۡلِهِۦۤ‌ۗ‘‘ ’’Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. ALLAH’ın lütfünden nasibinizi isteyin.’’ (Nisa/32) ayeti kerimesini yorumlayan birçok müfessir kadının islâmın kadın ve erkek’in beraber olmamak kaydıyla  çalışmasına izin verebileceğine  işaret etmektedirler.

Yorum Ekle