BİSMİHİ TEALA
A- Kanun Koyucunun Şeriatın Konulmasındaki Kasdı
a- Şer’î yükümlülükler, yaratılış konusunda gözönüne alman zaruri, hâcî ve tahsînî maksatların korunmasına yöneliktir.
b- Zarurî, hâcî ve tahsînî maksatlardan her birinin tamamlayıcı unsurları vardır.
Fakat bu tamamlayıcı unsurlar aslı ortadan kaldırıcı bir mahiyet arzedemez.
c- Zarurî maksatlar (zarûrîyyât) hâcî ve tahsînî maksadlar için asıl teşkil eder.
d- Şer’î maksatlar genel ve süreklidir.
e- Maslahat ve mefsedetlerin belirlenmesi nefsâni arzulara bağlı değildir,
f- İslâm şeriatı, İslâm Peygamberi ve İslâm ümmeti hatadan korunmuştur. Şeriat, kaybolma ve tahrif edilme tehlikesine karşı korunma altına alınmıştır,
g- Genel esasların korunması için detayların muhafazası gereklidir
B- Şeriat Anlaşılmak İçin Konulmuştur
a- İslâm şeriatı Arapçadır; onu diğer dillerle anlamak mümkün değildir,
b- Arap dilinin aslî ve tâbi olmak üzere iki delâlet şekli vardır,
c- Hükümler, tâbi delalet yönlerinden de çıkarılabilir
C- Şeriat Gereğiyle Yükümlü Tutulmak İçin Konulmuştur
a- Yükümlü tutmanın şartı, yükümlü tutulan şeyin güç yetirilebilir olmasıdır,
b- İnsan tabiatında mevcut bulunan özelliklerin ve yaratılıştan gelen karakterlerin izalesi istenmez.
c- İnsanın yaratılış özelliklerine benzer vasıflar onların hükmünü alır.
d-Yüce ALLAH (Celle celalühü), yüklediği yükümlülüklerle kişilerin sıkıntıya sokulmasını istememiştir,
e- Alışılmışın üstündeki meşakkatler teklife manidir. Mükelleften güçlük ve sıkıntı kaldırılmıştır.
f- Arzu ve heveslere muhalefetten kaynaklanan meşakkatler teklife mani değildir,
g- Uhrevî meşakkatler ile mükelleften başkalarına da dokunacak meşakkatler amaçlanmış değildir.
h- Normal meşakkatlerin ne vukuu ne de kaldırılması kanun-koyucu tarafından amaçlanmış değildir,
i- Şeriat, teklif (yükümlü tutma) konusunda orta yollu bir tutum izlemiştir. Eğer iki aşırı uçtan birine yönelmişse bu, mükellefi karşı uç taraftan orta yola çekmek içindir
D- Şâriin Mükellefin Şerî Hükümler Altına Girmesindeki Kasdı
a- Şeriatın konulmasından maksat, ona uyulması ve böylece mükellefin ıztırârî kulluktan ihtiyarî/gönüllü kulluğa yüceltilmesidir.
b- Zarurî esaslar, mükellef için peşin hazlar içerenler ve içermeyenler olmak üzere iki türdür. Şerîat birinci türden olan zarurî esaslar üzerinde fazla durmaz ve bu konuda fıtrî/cibillî motiflere dayanır. İkinci, türden olan esaslar üzerinde ise daha yoğun olarak durur.
c- Fiillerde aslî maksatların gözönünde bulundurulması, o fiilin sıhhatine ve ihlalsi olmaya daha yakındır.
d- Amellerde devamlılık göstermek, Şâriin maksatlarındandır.
e- Kerametlerle amel edebilmek için şer’î bir esasa ters düşmemeleri gerekir.
f- Zahirle ilgili herşeyin şeriata vurulması gerektiği gibi, bâtınla ilgili herşeyin de şeriata vurulması gerekir,
g- Hükümler, şer’î ya da vücûdî âdetlere tâbidir. Âdetlerin değişmesiyle hükümler de değişir. Cari âdetlerin şeran dikkate alınması zarurîdir.
h- Küllî âdetler zaman ve mekanla değişmez; cüz’î âdetler zaman ve mekanla değişir,
i- Tâatlar ve mâsiyetler içerdikleri maslahat ve mefsedetlerine göre büyük ya da küçük olurlar.
j- İbâdetlerde asıl olan taabbudîlik, âdetlerde ise içerdikleri manalardır,
k- Şeriat nimetlere karşı nasıl şükredileceğini bildirmek için konulmuştur
E- Yükümlülüklerde Mükellefin Maksadı (Niyet)
a- Ameller niyete göre değerlendirilir.
b- Mükelleften istenilen, niyetinin Şâriin maksadına uygun düşmesidir.
c- Şâr’iin kasdına (şeriata) ters düşen her fiil batıldır.
d- Kişinin kendi maslahatlarını gerçekleştirmekle bizzat görevli tutulması halinde, zaruret olmadıkça başkalarının onun maslahatını gerçekleştirme yükümlülüğü yoktur.
e- Başkalarının işlerini yüklenen kimselere (kamu çalışanları gibi) toplumun bakması gerekir.
f- Kul haklarında hakkın kullanılması kişinin kendisine verilmiştir. ALLAH (Celle celallühü) haklarında ise kulun herhangi bir tercih ve müdahale yetkisi yoktur.
g- Hileler, Kitap ve Sünnete göre meşru değildir ve onlar, teşrîden gözetilen maslahatı ortadan kaldırıcı niteliktedir.
Yorum Ekle