Mar-13-09

Kardeşlik bağı

BİSMİHİ TEALA
 
İslâm’ın üzerinde önemle durduğu meselelerden biriside kardeşlik hukukudur.  Zira kardeşlik hukukuna riayet etmek insandaki iman alametinin tezahürüdür. Nitekim Mevla (Celle celalühü) bir ayeti kerimesinde ” Şüphesiz mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat/ 10) buyurmak suretiyle Müslümanların birbirleri ile olan münasebetlerini kardeşlik hukukuna bağlamıştır. Zira mü’minlerin hepsi ebedi hayata sebep olan iman esasında birleşirler. Dolayısıyla din kardeşidirler.
 
Kardeşlik hukukunun muhazasında en önemli unsur; bütün mü’minlerin tek bir ümmet olduğunun asla unutulmaması ve diğer mü’min kardeşlerini kendi nefsine tercih etmektir. Nitekim peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanların ilk sosyal antlaşması olan Medine vesikasında bu hususu şu şekilde hassaten belirtmektedir: ”Müslümanlar, diğer insanlardan ayrı olarak, bir ümmeti teşkil ederler.”
 
İnsanların birbirlerini ALLAH (Celle celalühü) için sevmelerinden dolayı ortaya çıkan din kardeşliği kan kardeşliğinin çoğu yerde önüne geçer. Nitekim İslâm tarihinde bunun örneklerini görmekteyiz. İslâm’a karşı savaş açanlar ister babaları olsun, isterse kardeşleri olsun kim olduklarına bakılmadan savaşılmış gerektiğinde öldürülmüşlerdir. Bu husus din kardeşliğinin öneminin en önemli göstergelerinden birisidir. Zira din kardeşliği peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) mirasıdır. Resulüllah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) kurduğu ilk İslâm devletinin ana unsuru, kardeşlik sevgisidir. Kardeşlik sevgisinden mahrum olanlar veya bunu ihmal edenler İslâmi devletten de Mahrum olurlar. Kardeşlik hukukuna riayet etmemek, kardeş sevgisinde mahrum olmak insanda ki itikad zayıflığına da işaret etmektedir.
 
Mü’minler birbirlerini severlerken ne kavimlerinden dolayı, ne mal mülk için ne de dünyalık bir menfaat ve güzellik için severler. Onların birbirlerinin sevmelerin kayağı imanladır. Bundan dolayıdır ki, mü’minlerin meydana getirdiği toplum, bir iman toplumudur. Bu toplumu yıkmak isteyenlere karşı tek vücud tek yürek olmamaları da vahdet toplumu olmalarındandır. Bu toplumdan olan hangi ırk, hangi dil, hangi mezhebe bağlı olursa olsun ”müslümanım”  dedikten sonra bizim kardeşlerimizdir.
 
Müslümanlar kardeşlik hukukuna riayetlerini sadece yaşayanlara değil, geçmişte yaşamış olan Müslümanlara da göstermek zorundadırlar. Nitekim bu husus Kur’an- kerim’de şöyle ifade edilmektedir:
 
” Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”  (Haşr /10) Müfessirler ” Vellezine câu min ba’dihim” (Bunların arkasından gelenler) ayetini tefsir ederlerken ” Sahabeden sonra gelen tabiûn, etba-ı tabiûn ve kıyamete kadar yaşayacak olan bütün mü’minlere; hem güzel ahlâkın ve edebin, hem de birbirlerine nasıl dua etmeleri gerektiğinin öğretildiğinin” üzerinde durmuşlardır.

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori İslami bilgiler
Tags:

Yorumlar (0)

Yorum Ekle