BİSMİHİ TEALA

Zamanımız da bir takım insanlar  keyfi mezheb değiştirme gayret ve cabası içerisinde bulunmaktadırlar. Evet mezhebler bizim için kolaylıktır. Bir müslümanın ömrü boyu aynı mezhebte kalamayabilir. Zira mezhebler bir nevi ilaçlara benzerler, nasılki ilaçları keyfi olarak almak insana fayda yerine zarar getirirse, mezhebler ile keyfi oynamak insana zarar verebilir.

Mezhep değiştirmeyi iki kısımda mutalea etmek lazımdır:

1. Kendi mezhebine göre fıkıh ilmini bilen alimin mezhep değiştirmesi : eğer fakih olan alimin mezhep değiştirmesi dünyevi bir menfaate dayanıyorsa haram haddine varacak kadar şiddetli şekilde mekruhtur. Çünkü yalnız dünyalık için şer’i hükümler ile oynamak manasına gelir. Eğer mezhebini değiştirmesi dini bir maslahat için olursa ve diğer mezhep onun yanında delillerinin açıklığı ve kuvvetliği bakımından tercih olunuyor ve gerçeklere daha iyi ulaşacağını düşünüyorsa bu durumda diğer mezhebe intikal onun için ya vacip veya caiz olur.

Eğer fakih olan kişinin mezhep değiştirmesi dini ve dünyevi bir maksattan uzak olup hiçbir gayeye dayanmazsa o zaman mezhep değiştirmesi mekruh olup men’ olunur. Çünkü önce ki mezhebinin fıkhını elde etmiştir. İkinci mezhebinin fıkhını elde edebilmesi için (uzun) zamana muhtaçtır. Bu durumda mezheb değiştirmesi daha önce öğrendikleriyle amel etmesinden onu meşgul eder. Halbuki o daha mühimdir. Bazı kere de ikinci mezhebi öğrenmeden ömrü biter. (Reddü’l muhtar C.4 S.80 / Hediyetü’l alâiye S.105)

Tatarhaniye’de zikredilmiştir ki ”Cürcani (rahmetullahi aleyh) zamanında Hanefi mezhebinden olan bir kimse muhaddislerden birinin kızını isteyip, o da “ancak kendi mezhebini bırakıp, Şafi mezhebine geçersen kızımı sana veririm.” Demiş. O kimse de bunu kabul etmesi üzerine kızını ona vermiş.

Bu mesele Ebu Bekir Cürcani’den (rahmetullahi aleyh) sorulduğunda başını eğip “Nikâh caizdir. Fakat o kimsenin ölürken imansız gitmesinden korkarım. Çünkü o kimse kendine göre hak plan mezhebini hafife alıp bir kadın için onu terk etmiştir.” diye cevap vermiştir. (Reddü’l muhtar C.4 S.80 )

2. Ammînin (mezhebinin fıkhını bilmeyen kişi) mezhep değiştirmesi: Ammi olan kişi dünya menfaati için mezhebini değiştirirse mekruhtur. Eğer ammînin mezhep değiştirmesi dini bir gaye için olursa meselâ mensubu olduğu mezhepten yeterli bilgiyi öğrenmemiş olup diğer mezhebi kolay bulup kısa zamanda yeterli bilgiyi öğreneceğini umarsa veya mensubu bulunduğu mezhebi kendisine öğretecek bir alim bulamazsa (yaşadığı memleketteki ulema diğer mezhebe tabi ise) o zaman bu kişiye mezhebini değiştirmek kati olarak vacip olup önceki mezhebinde devam etmesi haramdır.

Çünkü bütün mezheplerden cahil kalmaktansa hak mezheplerden hangisi olursa olsun bir mezhebe bağlanıp onun fıkhını öğrenmek daha hayırlıdır. Fıkıh ilminden (farzı ayn olanı bilmemek büyük kusurdur. Ve sahih olan ibadetleride azalır.

Dini ve dünyevi bir maksada dayanmıyorsa amminin mezhep değiştirmesinde beis yoktur. (Hediyyetü’l alaiye S.305) Çünkü zaten mezhebi yoktur. Yeni bir mezhebe girmiş olur. Lakin intikal etmek istediği mezhebi öğrenebilme imkanına sahip olmalıdır. Tam aksine o beldede önceki mezhebini öğrenmesi daha kolay ise o zaman mezhebini değiştirmesi caiz olmaz. Nitekim Dürrü’l muhtar’da Kınye isimli kitabın kerahiyet bahsinden nakil ile “Ammi için bir mezhepten diğer bir mezhebe intikal yoktur. İster Hanefi ister Şafii olsun” denilmiştir. (Reddü’l muhtar C.5 S.481)

Dürrü’l muhtar’ın tazir bahsinde de “Hanefi mezhebinden Şafii ye intikal eden tazir olunur” denilmekte ve yine aynı kitabın şehadet bahsinde de “Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) mezhebinden Şafii mezhebine intikal edenin şehadeti kabul olunmaz” ( Dürrü’l muhtar C.4 S.80) denilmektedir.

Reddü’l muhtar’da da hafife alma yoluyla olursa şahitliği kabul olunmaz denilmekte. Ve sadece Hanefiden Şafii’ye intikal etmeye mahsus olmayıp bir maksat olmadan mezhebini değiştiren herkese şamildir denilmektedir. (Dürrü’l muhtar C.5 S.481)

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori Fıkıh
Tags:

Yorumlar (0)

Yorum Ekle