BİSMİHİ TEALA

Hatme, cemaat ile toplu hâlde yapılan bir halka zikridir. Kuran ve sünnette övülen ve teşvik edilen zikir çeşitlerinden birisidir.

Kuran-ı kerim’de sabah akşam dua, ibadet ve zikir edenlerle beraber bulunmaya şöyle teşvik edilmiştir:

Resûlüm! Sabah akşam Rablerine, Onun rızasını isteyerek dua (ibadet ve zikir) edenlerle birlikte bulunmaya candan sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. [ Kehf /28.]

Bu ayet indiği zaman Resûlulah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, bu kimseleri araştırmak için mescide çıktı. Mescitte zikreden bir topluluk buldu. Bunlar elbiseleri eski fakir ve garip Müslümanlardı. Onları görünce hemen yanlarına oturdu ve: Ümmetim içinde benim kendileriyle birlikte olmamı emrettiği kimseleri yaratan ALLAH’a (Celle celalühü) hamd olsun. Buyurdu. ( İbnu Kesir, Tefsirul-Kuranil-Azim, V, 153; Suyuti, ed-Dürrül-Mensur, V, 381; Ebu Nuaym, Marifetus-Sahabe, III, No: 4634)

Bu ne büyük bir tevazu ve edep örneğidir. Elbette ALLAH Resûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, kendileriyle birlikte olması emredilen kimselerden her yönüyle üstündü. Fakat, ALLAH (Celle celalühü) bu emirle önce onların oluşturduğu zikir meclisinin faziletini gösterdi. Sonra, Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) yüksek tevazusunu bize gösterip kendisini örnek almamızı istedi. Ayrıca Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) onların içlerinde bulunup kendilerini şereflendirmesi ve onlara feyiz vermesi için bu emri verdi.

Bir rivayette, Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), mescitte zikredenlerin yanına gelerek: ”Sizin üzerinize ALLAH’ın (Celle celalühü) rahmetinin indiğini gördüm; ona sizinle ben de ortak olmak istiyorum.” buyurdular ve halkaya oturdular. ( Suyuti, ed-Dürrül-Mensur, V, 382)
Rasululah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, bir defasında:

”Cennet bahçelerine uğradığınızda, oralardan çokça istifade edin.” buyurdu. Ashab-ı Kiram: ”Cennet bahçeleri neresidir?” diye sorduklarında, Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz:

”Zikir halkalarıdır.” buyurdu. (Tirmizi, Deavat, 82; Ahmed, Müsned, III, 150.)

Yine Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), mescitte halka şeklinde toplanmış bir grup ashabının yanına uğradı. Onlara:

”Burada ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Halkadakiler:

”ALLAH’ı (Celle celalühü) zikrediyoruz, bizi İslama ulaştırdığı ve ihsanlarda bulunduğu için Ona hamd ediyoruz.” Dediler. Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara:

”ALLAH (Celle celalühü) için soruyorum, siz gerçekten bunun için mi oturdunuz?” diye sordu; Sahabeler:

”Vallahi biz ancak bunun için oturduk.” dediler. Bunun üzerine Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem):

”Yanlış anlamayın, ben sizi suçlamak için yemin etmenizi istemedim. Ben sizin asıl niyetinizi öğrenmek ve size şu müjdeyi vermek için geldim. Bana Cibril (aleyhi’s-selam) geldi ve haber verdi ki: ALLAH (Celle celalühü) sizinle melekleri yanında övünmektedir. [ Müslim, Zikir, 40; Tirmizi, Deavat, 6; Nesi, Kudat, 36.]

Şu müjde de önemli:

Herhangi bir topluluk sırf ALLAH (Celle celalühü) rızası için toplanıp ALLAH’ı (Celle celalühü) zikrederse, görevli bir melek semadan onlara şöyle seslenir: Günahlarınız affedilmiş olarak kalkın, hiç şüphesiz günahlarınız iyiliğe çevrildi. [ Ahmed, Müsned, III, 142; Ebu Yala, Müsned, VII, 167; Tabarani, el-Evsat, I, 85]

İşte halka şeklinde yapılan Hatme-i Hacegan da bu övülen zikir çeşitlerinden birisidir. Görüldüğü gibi halka hâlinde cemaatle zikir yapmak övülmüş fakat halkada ne okunacağı konusunda bir şey belirtilmemiştir. Bunun için, zikir sayılacak şeylerden ne okunsa zikir yapılmış ve bu müjdeye ulaşılmış olur. Hatmede okunan zikir ve dua çeşitleri de sünnet-i seniyyeden alınmıştır.

Hatmeyi bugünkü usul üzere Abdulhâlik Gücdevani (kuddise sırruhu) Hazretleri tertip etmiştir. Hatm-i Hâcegân diye de anılır. Hâcegân, ulu zatlar, efendiler, büyük hocalar demektir. Hatm-i Hâcegân büyük velilerin tertip, talim ve tatbik ettiği hatim demektir.

Bu zikre hatim ve hatme denmesinin bir sebebi şudur: Bu yolun büyükleri müridleri ile bir meclis kurduklarında toplantıyı bu zikirle bitirirlerdi. Onlara has bir uygulama olarak bu zikre Hatm-i Hâcegan denmiştir.

Bu zikirlere hatim denmesinin bir diğer sebebi, içinde okunan Fatiha ve İhlasların hatim sevabına denk olmasındandır. Çünkü Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, ihlas sûresini üç defa okuyan kimsenin Kuranı bir kere hatmetmiş gibi sevap elde edeceğini müjdelemiştir. ( Müslim, Salatül-Müsafirin, 261; Tirmizi, Fedailül-Kuran, 11) Büyük hatmede toplam bin defa İhlas sûresi okunmaktadır. Bu da üç yüz otuz üç (333) Kuran hatim sevabına denktir. Onun için büyükler bu zikre çok önem vermişlerdir. Öyle ki çok ciddi bir hastalık ve ağır yolculuk hâlleri hariç, bütün ömürleri boyunca bu zikri hiç aksatmamışlardır.

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori Tasavvuf
Tags:

Yorumlar (0)

Yorum Ekle