BİSMİHİ TEALA
Soru: Hz. MUHAMMED’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde yaşayıp ta onu görmeyen müslümanlara ne isim verilir.?
Cevap: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), zamanında yaşayıp müslüman olduğu halde, onu görme fırsatına kavuşamayan kimselere MUHADRAM adı verilir..örneğin veysel karani (radıyallahu anh)
Edebiyatta, ömrünün yarısını câhiliye döneminde, diğer kısmını da müslüman olarak geçirmiş olan şâirler.
Arapça “hadrama” kökünden türetilmiş olan “muhadram” kelimesinin çoğuludur.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) devrinde müşrik Arap kabilelerle müslümanlar arasında savaş yapıldığı zaman, bu kabileler içindeki müslümanlar, kendilerinin diğer müşriklerden ayırdedilebilmelerini sağlamak maksadıyla, develerinin kulaklarından bir kısmını kesiyorlardı. Develerinin kulaklarını kestikleri için bu kimselere, “bir kısmını kesen” anlamında “muhadrim” denilmiştir.[1]
Kelimenin “iki şeyin birbirine karışması” anlamında değişik bir kullanımına göre ise, yaşı itibarıyla sahabeden mi yoksa Tabi’inden mi olduğu karıştırılan kimselere de muhadramun denilmektedir. [2]
Arap edebiyatında ise, cahiliye şairlerinden olup, İslâm dönemini de idrak eden ve hayatının kalan kısmını müslüman olarak geçiren kimseler için kullanılmaktadır.
İki ayrı mu’alâka’nın sahibi, Lebib el-Amirî ve Ka’b bin Züheyr, Hassân b. Sâbit, Nâbiğa el-Ca’dî, Ebu Züeyb el Hüzelî (radıyallahu anhum) gibi şairler muhadramûn şairleri olarak adlandırılırlar.
Bazıları ise Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında yaşamış olduğu halde, onun ölümünden sonra iman eden kimseleri muhadramûn olarak adlandırırlar.
Muhaddisler, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) devrinde müslüman olarak yaşamış oldukları halde onu göremeyen kimseler için bu sıfatı kullanmışlardır. İmam Müslim, Irakî ve Suyûtî (rahmetullahi aleyhim), bunlardan bilinen ve meşhur olanlarının bir kısmını tesbit etmişlerdir. Veysel Karanî adıyla şöhret bulmuş olan Üveys bin el-Karenî , Kadı Şüreyh bin el-Haris, Alkame bin Kays ve Ka’b el-Ahbâr (radıyallahu anhum) bunlardan bazılarıdır.[3]
Muhadram, hadisçilerin ıstılahında, Resûlullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) sağlığında müslüman olduğu halde, Resûlullah’la (Sallallahu aleyhi ve sellem) görüşmek şerefine eremeyen kimselere verilen bir unvandır. Tariften de anlaşıldığı üzere bunlar câhiliye devrini de idrak etmiştir, İslâmı da. Resûlullah’la (Sallallahu aleyhi ve sellem) sohbetlerine dair bir rivâyet olduğu takdirde sahâbî sayılırlar, olmadığı müddetçe Tâbiîn’e dâhil edilirler.
Muhadram kelimesi lügatçiler tarafından biraz farklı bir kullanılışa sâhiptir. Muhtemel iltibasın önlenmesi için bilinmesinde fayda var: Onlar, yarı ömrünü câhiliye’de, yarı ömrünü de İslâm’da geçiren herkese muhadram derler ve Resûlullah’la (Sallallahu aleyhi ve sellem) sohbet şartını aramazlar.
Böyle olunca Muallaka sâhibi Lebîd-i Âmirî, Ka’b İbnu Zübeyr, Hassân İbnu Sâbit el-Ensârî, Nâbiga el-Ca’dî (radıyallahu anhüm ecmaîn) ile Ebu-Züeyb Hüzelî, Mütemmim İbnu Nüveyre, Muhadram şâirler addedilirler. Halbuki bunlardan Lebîd, Hassân, Hakîm İbnu Hizâm (radıyallahu anhum) muhaddislerce sahâbî sayılırlar.
Muhadram sayılan müslümanlardan bir çoğunun ismi kitaplarda belirtilir. Biz sadece birkaç tanesini örnek olarak kaydediyoruz: Ebu Osman en-Nehdî, İbnu Recâ el-Utâridî, Ahnef İbnu Kays et-Temîmî, Uveys İbnu Âmir el-Karenî, Kadı Şureyh İbnu’l-Hâris, Alkame İbnu Kays, Ka’b el-Ahbâr, Mesrûk İbnu Ecda’, Ertât İbnu Süheyye vs. (radıyallahu anhum)[4]
[1] Sahih-i Buharî Tecrîd-i Sârih Tercümesi, Ankara 1980, 1/33.
[2] Sahih-i Buharî Tecrîd-i Sârih Tercümesi, Ankara 1980, 1/32.
[3] Sahih-i Buharî Tecrîd-i Sârih Tercümesi, Ankara 1980, 1/33-34; Ömer Tellioğlu, Şamil İslam Ansiklopedisi: 4/240.
[4] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/537-538.
Yorum Ekle