Alıntı:
Muhterem karaşahin hocam; Evvela şunu bilesiniz ki bizler hanefi mezhebine göre amel etmekteyiz…Diğer mezheplerdeki hüküm bizi mesul tutmayacağı sizce de malumdur.. Öyle ise sakal meselesinde ifrat etmemin manası yoktur sanırım…farz bir ibadet gibi gösteriyorsunuz..Lakin mesele malesef öyle değildir…

BİSMİHİ TEALA

Muhterem sakal mevzusunda ifrat ve tefrit edipte sizi diğer ehl-i sünnet mezheblerinin hükümleri ile mesul tutan olmadığı gibi sakala farzdır diyen de yok. Ancak sakal Hanefi mezhebine göre kesilmesi haram olduğundan dolayı vacip hükmündedir. Sizin bunu kabul etmeniz veya etmemeniz sizin meselenizdir.

Alıntı:

Sakal, Resûl-i Ekrem Efendimizin ehemmiyetli sünnetlerinden biridir. Hiçbir âlim farz olduğunu ileri sürmediği için, terkinde de farzın terki gibi bir hüküm verilmemiştir.

Önceliklebir hususu anlamamız gerekir. İlim özellikle de fıkıh ilmi gazete makalelerinden ve köşe yazılarından elde edilemez. İlim önce ehl-i sünnet itikadı ile donatılmış hocaların rahlesinden geçme ve kitablardan alınır ve öğrenilir. İnsan Üç beş kitab okumakla ilim sahibi olmaz. İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu) ‘’ ilim öğrendikçe cahil olduğumu öğrendim.’’ Buyurarak bunu veciz bir biçim de ortaya koymaktadır.

Alıntı:
Sakal sünnetinde Şafiî ile Hanefî arasında farklı görüş vardır. Şafiî ye göre sakal sünnettir. Kesimi ise sadece tenzihen mekruhtur.

Sakalın kesilmesi hususunda Hanefi mezhebi ile Şafii mezhebi arasında farklı görüş olduğunu ileri sürmek her iki mezhebin fıkhının bilinmemesinden ileri gelen boş bir iddiadır. Öncelikle Şafii fıkhına göre meseleyi izah edelim o zaman.

Şafii mezhebine göre sakalın sünnet olduğunu söyleyen imam-ı Nevevi, İmam-ı Razi, İmam-ı Gazali, Şeyh Zekeriya el- ensari, İbn-i Hacer,(rahmetullahi aleyhim ecmain) ve birkaç âlimdir. Ancak bu âlimler dışındaki ulemaya göre sakalın kesilmesi haramdır. Nitekim Kasım el- abadi (rahmetullahi aleyh) ‘’tuhfetü’l muhtac bi şerhi minhac’’ a yapmış olduğu haşiye’de Şafii mezhebinin görüşünü şöyle izah etmektedir.

( فَائِدَةٌ ) قَالَ الشَّيْخَانِ يُكْرَهُ حَلْقُ اللِّحْيَةِ وَاعْتَرَضَهُ ابْنُ الرِّفْعَةُ فِي حَاشِيَةِ الْكَافِيَةِ بِأَنَّ الشَّافِعِيَّ رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ نَصَّ فِي الْأُمِّ عَلَى التَّحْرِيمِ قَالَ الزَّرْكَشِيُّ وَكَذَا الْحَلِيمِيُّ فِي شُعَبِ الْإِيمَانِ وَأُسْتَاذُهُ الْقَفَّالُ
الشَّاشِيُّ فِي مَحَاسِنِ الشَّرِيعَةِ وَقَالَ الْأَذْرَعِيُّ الصَّوَابُ تَحْرِيمُ حَلْقِهَا جُمْلَةً لِغَيْرِ عِلَّةٍ بِهَا كَمَا يَفْعَلُهُ الْقَلَنْدَرِيَّةُ انْتَهَى ا هـ سم

‘’ Şafii ulemasının büyüklerinden İmam-ı Rafii ve imam-ı Nevevi (rahmetullahi aleyhima) sakalı traş etmek mekruh demişler ise de, İbn-i Rifaa (rahmetullahi aleyh) ‘’kafiye’’ haşiyesin de buna itiraz ederek, İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyh) ‘’el-ümm’’ isimli eserin de sakalı kesmenin haram olduğuna dair fetvasının olduğunu söylemiştir.

Zerkeşi ve Halimi (rahmetullahi aleyhima) ‘’ Şuabul iman’’ da, El Keffal Eşşaşi (rahmetullahi aleyh) ‘’Mehasinü’s-şeria’’ isimli eserlerin de İmam-ı Şafii’nin ( rahmetullahi aleyh) ‘’sakal traşını haram kabul ettiğini’’ ifade etmişlerdir. İmam-ı Evzai (rahmetullahi aleyh) ‘’ Doğru olan fetva, sakal traşını icap ettiren mühim bir hastalığı olmadığı takdir de Kalenderiyelerin (eski sapık bir tasavvufi akım <k.şahin>) yaptığı gibi sakalın tamamının traş edilmesinin haram olduğudur.’’ (tuhfetü’l muhtac bi şerhi minhac, c: 41, sh:205)

Yine Şafii fukahasının büyüklerin den olan İbn-i el mulakkin (rahmetullahi aleyh) bu konuda şöyle demektedir:

‘’ El- Halimi (rahmetullahi aleyh) ‘’Minhac’’ isimli eserin de derki: ‘’Herkes için sakalını veya kaşını kazıması helal değildir, ancak bıyıklarının kenarını kazıyabilir. Zira onları kazıma da fayda vardır, bu ise yemek yağının kıllara yapışmaması içindir ve netice de gelen kokudan hoşlanmazlar. Sakalı kazımak ise bunun aksinedir, zira sakalı kazımak kusurdur ve insanlar içinde seçilmektir ve kadınlara benzemektir ve bu zekeri kesik olmak gibidir.’’ (El-ilam bi fevaid umdeti’l ahkam,c:1 sh:711,712)

Görüldüğü gibi Şafii mezhebinde de ağırlıklı olan ve İmam-ı Şafii’nin (rahmetullahi aleyh) de görüşü sakalın kesilmesinin haram olduğu şeklindedir.

Alıntı:
Hanefi de ve diğer iki mezhepte ise hüküm farklıdır. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek, tahrimen mekruhtur. (Ahmed Şahin)

Gelelim Hanefi mezhebinin tutumuna.

مُجْتَبًى وَفِيهِ حَلْقُ الشَّارِبِ بِدْعَةٌ وَقِيلَ سُنَّةٌ وَلَا بَأْسَ بِنَتْفِ الشَّيْبِ ، وَأَخْذِ أَطْرَافِ اللِّحْيَةِ وَالسُّنَّةُ فِيهَا الْقَبْضَةُ .

وَفِيهِ : قَطَعَتْ شَعْرَ رَأْسِهَا أَثِمَتْ وَلُعِنَتْ زَادَ فِي الْبَزَّازِيَّةِ وَإِنْ بِإِذْنِ الزَّوْجِ لِأَنَّهُ لَا طَاعَةَ لِمَخْلُوقٍ فِي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ ، وَلِذَا يَحْرُمُ عَلَى الرَّجُلِ قَطْعُ لِحْيَتِهِ ، وَالْمَعْنَى الْمُؤَثِّرُ التَّشَبُّهُ بِالرِّجَالِ ا هـ

‘’ Mucteba isimli eserde denilmektedir ki: Bıyıkların dipten kazıtılması bid’attır. Sünnet olduğu da söylenmektedir. Ağarmış kılları yolmakta ve sakalın etrafından almakta beis yoktur. Sakalda sünnet olan bir kabzadır. Yine mücteba da denilmektedir ki: kadın saçlarını keserse günahkâr ve lanetlenmiş olur. Bezzaziye isimli kitabta ilave edilmiştir ki: Kocasının izni ile kesse dahi hüküm aynıdır. Zira Halıka isyan da mahlûka itaat yoktur. Bundan dolayı erkeğin sakalını kesmesi haramdır. Manası etki eden illet erkeklere benzemedir.’’ ( reddu’l muhtar,c:6 sh: 407)

وَلِأَنَّ حَلْقَ اللِّحْيَةِ مِنْ بَابِ الْمُثْلَةِ ؛ لِأَنَّ اللَّهَ تَعَالَى زَيَّنَ الرِّجَالَ بِاللِّحَى ، وَالنِّسَاءَ بِالذَّوَائِبِ عَلَى مَا رُوِيَ فِي الْحَدِيثِ { إنَّ لِلَّهِ تَعَالَى مَلَائِكَةً تَسْبِيحُهُمْ سُبْحَانَ مَنْ زَيَّنَ الرِّجَالَ بِاللِّحَى ، وَالنِّسَاءَ بِالذَّوَائِبِ } ، وَلِأَنَّ ذَلِكَ تَشَبُّهٌ بِالنَّصَارَى

‘’ Sakalın kazınması müsle (organ kesme) babındandır. Zira ALLAH (Celle celalühü) erkekleri sakallarla, kadınları saçlarla süslemiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte rivayet edildiği gibi: ’’ Melekler ALLAH’ı (Celle celalühü) erkekleri sakallarla, kadınları saçlarla süsleyen ALLAH (Celle celalühü) noksan sıfatlardan münezzehtir. Şeklinde tesbih ederler.’’ Ve sakalı kesmek hristiyanlara benzemektir.’’ (bedia’s-senai, c:2, sh: 141)

Görüldüğü gibi Gerek Hanefi mezhebinin, gerekse Şafii mezhebinin sakal kesilmesi ile ilgili tutumlarında bir farklılık olmadığı gibi her ikisin de de sakalın kesilmesi haramdır. Şimdi mezheblerin muteber fıkıh kitablarında bu fetvalar varken Ahmet şahin kim ki onun dediğine itibar edilsin. Ayrıca her iki mezhebte de bazı ulema tarafından sakalın kesilmesi müsle (organ kesimi) olarak görülmesi de sakalın ehemmiyetine dikkat çekmektedir.

Ayrıca yazar sanki sakalın kesilmesi kerahatı tahrimeyi demek suretiyle kerahatı tahrimeyi hafif görmekte. Eğer Hanefi mezhebinin fıkıh kitablarını biraz okumuş olsaydı

( كُلُّ مَكْرُوهٍ ) أَيْ كَرَاهَةَ تَحْرِيمٍ ( حَرَامٌ ) أَيْ كَالْحَرَامِ فِي الْعُقُوبَةِ بِالنَّارِ ( عِنْدَ مُحَمَّدٍ ) وَأَمَّا الْمَكْرُوهُ كَرَاهَةَ تَنْزِيهٍ فَإِلَى الْحِلِّ أَقْرَبُ اتِّفَاقًا ( وَعِنْدَهُمَا ) وَهُوَ الصَّحِيحُ الْمُخْتَارُ ، وَمِثْلُهُ الْبِدْعَةُ وَالشُّبْهَةُ ( إلَى الْحَرَامِ أَقْرَبُ ) فَالْمَكْرُوهُ تَحْرِيمًا ( نِسْبَتُهُ إلَى الْحَرَامِ كَنِسْبَةِ الْوَاجِبِ إلَى الْفَرْضِ ) فَيَثْبُتُ بِمَا يَثْبُت بِهِ الْوَاجِبُ يَعْنِي بِظَنِّيِّ الثُّبُوتِ ، وَيَأْثَمُ بِارْتِكَابِهِ كَمَا يَأْثَمُ بِتَرْكِ الْوَاجِبِ ، وَمِثْلُهُ السُّنَّةُ الْمُؤَكَّدَةُ .

‘’( Her mekruh) yani kerahatı tahrimi (haramdır), ateşle cezalandırma yönünden haram gibidir (imam-ı Muhammede <rahmetullahi aleyh> göre) ancak kerahati tenzihi ittifakla helale yakındır (imameyne <rahmetullahi aleyhima> göre ise) bu da sahih ve muhtar olan görüştür kerahati tahrimi bid’at ve şüphe gibidir (harama yakındır) kerahatı tahrimi (kerahatı tahriminin harama nisbeti vacibin farza nisbeti gibidir) tahrimen mekruh olan bir şeyin harama nisbet edilmesi, vacibin farza nisbet edilmesi gibidir. O zaman vacib ne ile sabit olursa, tahrimen mekruhta onunla sabit olur. Yani sübutu zanni bir delille sabit olur. Vacibi terk etmek yüzünden insan nasıl günahkâr olursa, tahrimen mekruh olan şeyi yapan da günahkâr olur. Sünnet-i müekkede de vacip gibidir.’’ (reddu’l muhtar, c:6 sh: ) (parentezler metin kısmı olup diğerleri ibn-i Abidin’in (rahmetullahi aleyh) şerhidir.)

Bütün fıkıh kitablarının kerahiyet kitablarının başlarında buna benzer ifadeler ile karşılaşabilirdi. Özellikle İmam-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyh) göre kerahatı tahrimiye haram olarak kabul ediliyorsa gazete yazarlarının kerahatı tahrimeyi hafif gibi görmesi itibar edilecek bir şey değildir.

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori Fıkıh
Tags:

Yorumlar (2)
  1. abdurrahman Said,

    ALLAH .C.C RAZI OLSUN… ÇOK İHTİYACIM VARDI

  2. Karasahin Said,

    BİSMİHİ TEALA

    Rabbim (celle celalühü) ifade ve istifadeden mahrum etmesin inşeALLAH kardeşim

Yorum Ekle