BİSMİHİ TEALA

 

84-Uydurma hadislerin başlıca  sebepleri nelerdir?

 

84-Hadis uydurmanın sebeplerini şöyle sıralayabiliriz.

     1-Siyasi nedenlerle

     2-Fikri ayrılıklar sebebiyle

     3-Kendi çıkarları için yöneticilere yaklaşma ve maddi ve manevi nüfuz (itibar) elde etme arzusu

     4-İnsanları dinin buyruklarını yerine getirmeye teşvik ederek onların daha dindar olmalarını sağlama gayreti

     5-İnsanların kendi soylarını, kavimlerini, dillerini, uluslarını, yaşadıkları belde ve ülkelerini övmek ya da başka soyları, kavimleri, dilleri, ulusları, belde ve ülkeleri yerip küçük düşürmek amacı

     6-İslam dışındaki diğer din ve kültürlere mensup olup da, islam dininin gelişmesinden rahatsız olan kötü niyetli kimselerin, islam dinini ve onun peygamberini, yeni müslüman olanlara ya da olacaklara yanlış tanıtmak, dinin ilke ve kuralları hakkında insanları şüpheye düşürmek istemeleri

     7-İnsanlık kültürü ve tecrübesinin ürettiği, bazı hikmetli deyişler, atasözleri ve vecizelerin Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) isnat edilerek nakledilmesi

     8-Geçmiş din ve kültürlerden aktarılan bazı olaylar ve hikayeler de başına bir isnat eklenerek Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) atfedilmiştir.

     9-İslam tarihinin ilk asrında cereyan eden önemli siyasi, sosyal ve kültürel gelişmeleri tasvir eden, yorumlayan ve sebeplerini açıklamaya çalışan bazı sahabi ve tabiilerin bu açıklamalarının sonraki nesiller tarafından Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) dayandırılmış olması

 

85-Uydurma hadisleri tanıma yolları nelerdir?

 

85-Uydurma bir hadis şu yollarla tanınabilir.

     1-Hadis uyduranların itirafı

     2-Hadis alimlerinin yalancılıklarını tesbit ettikleri raviler

     3-Hadisin lafzında veya manasında bozukluk olması

     4-Rivayetin makul bir yoruma imkan vermeyecek şekilde akıl, duyu ve müşahedeye (gözlem)  aykırı olması

     5-Rivayetin mükafat ve ceza yönünden dengesizlik içermesi.  Örneğin: küçük bir iyiliğe çok büyük mükafat ya da basit bir hataya şiddetli bir ceza öngörmesi

     6-Rivayetin güvenilir hadis kitaplarında yer almaması

     7-Kur’an’a aykırı olması

     8-Sünnete aykırı olması

     9-Geleceğe ait somut bilgiler içermesi

     10-Tarihi olaylara aykırı olması

     11-Birçok kimsenin görmesi gereken bir olayı bir kişinin rivayet etmesi

 

86-Uydurma hadislerin islama verdiği zararlar nelerdir?

 

86- 1-Dinle alakası olmayan hatta dine ters düşen şeylerin, cahil insanlarca dinden sayılması tehlikesini doğurmuştur.

      2-Siyasi amaçlı uydurulan rivayetler ise sanki Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisinden sonraki siyasi gelişmelerde taraf olduğu, zaman zaman bunlardan birini destekleyip diğerini kötülediği düşüncesini doğurmuştur.

      3-Bazı fırka ve mezheplerin kendi davalarını kuvvetlendirmek ve müslümanları kendi tarafına çekmek için hadis uydurmaya başlamaları neticesinde aynı dine bağlı, aynı peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) inanan müslümanlar birbirine düşman hale gelmiştir.

      4-İnsanları iyi şeylere teşvik edip kötülüklerden sakındırma konusunda, Kur’an’ın ve sahih sünnetin kurallarını sanki yetersiz gören bazı kimseler, aşırı vaat ya da tehditler içeren uydurma hadislerle insanları ya boş ümitlere veya korku ve ümütsizliğe sevk etmişlerdir.

      5-Bir takım din düşmanlarının uydurdukları yüzlerce hadis, islam dini ile bağdaşmayan birçok batıl itikat ve hurafenin islamiyete sokulmasına sebep olmuştur. Bu çeşit hadisler müslümanların inancını sarsığı gibi dini gönlüne tam anlamıyla yerleştirememiş olanları ondan soğutmuştur.

      6-Aşırı milliyetçilik duygusuyla uydurulan hadisler, çeşitli uluslar arasında nefret ve düşmanlığa yol açmıştır.

 

87-Hadis tenkidi nedir?

 

87-Hadis tenkidi, hadisin sahih olup olmadığını, başka bir ifadeyle rivayetlerin Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) ait olup olmadığını belirlemek için yapılan bir eleştiri faaliyetidir.

     Hadisler senet ve metin olarak iki kısımdan oluştuğu için, rivayetler üzerinde yapılacak bir tenkit çalışması da senet ve metin tenkidi olarak iki kısımda ele alınmıştır.

 

88-Senet tenkidi nedir?

 

88-Senet üzerinde yapılan incelemeye ve bu inceleme sonunda ravilere ve senet zincirine yönelik değerlendirme ve tenkitlere senet tenkidi denir.

 

89-Senet tenkidi nasıl yapılır?

 

89-Senet üzerinde yapılacak bir incelemede ilk önce ravi silsilesinde bir kopukluk olup olmadığına bakılır. Eğer kopukluk varsa bu kopukluğun önemi ve şekline göre hadis, çeşitli isimlerle anılır. Bu tür senedi kopuk hadislerin tamamı zayıf sayılır ve dini bir delil olarak kabul edilmez.

     Senet muttasıl ise, yani isnatta herhangi bir kopukluk yoksa, o zaman ravilerin durumu incelenmeye başlanır. Raviler tek tek ele alınarak, cerh ve tadil kitaplarından durumları tesbit edilir. Hangi dönemde yaşadıkları, kimlerden hadis aldıkları, kimlere rivayette bulundukları, hadis öğrenmek için nerelere gittikleri belirlenir. Cer ve tadil bilginlerinin onlar hakkındaki kanaatleri öğrenilir. Eğer bu kanaatler, senetteki tüm raviler için olumlu ise o takdirde hadis sahih sayılır. Senetteki ravilerin biri, birkaçı ya da tamamı için olumsuz nitelemeler yapılmışsa, o hadisin zayıf yada uydurma olduğu anlaşılır.

 

90-Muhaddisler niçin isnat ve ravileri eleştirmek gibi tedbirlerle yetinmeyip, hadis metinlerini de eleştirmek yoluna gitmişlerdir? Ve bunu hangi kriterler ile yapmışlardır?

 

90-Çünkü hadis uyduranlar uydurdukları hadislere en sağlam isnatları eklemekten çekinmemişlerdir. Bu durumda bir hadisin sahih sayılabilmesi için yalnızca isnadın sahih oluşu yeterli olmamıştır. Muhaddisler hadisin metnini de inceleyerek başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayatı (sünneti), akıl, tarihi veriler ve metinde görülen çelişki ve tutarsızlıklar gibi bazı ölçütler ışığında sıhhat tesbiti yapmışlardır.

 

91-Garibu’l-hadis nedir?

 

91-Hadislerde az kullanıldığı için anlaşılması zor olan ve açıklamayı gerektiren kelimelere garibu’l-hadis denir. Bu kelimelerin açıklanmasını konu edinen ilim dalına da garibu’l-hadis ilmi denir.

 

 

 

92-Muhtelifu’l-hadis nedir?

 

92-Görünüşte içerikleri birbiriyle çelişen, fakat dikkatle incelendiği zaman genelde bir çelişki olmadığı anlaşılan hadislere muhtelifu’l-hadis denir. Böyle çelişkili hadislerin durumunu açıklayıp aralarını uzlaştırmaya çalışan ilim dalına da te’vilu muhtelifu’l-hadis adı verilir.

     Örneğin bir hadiste, Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta su içmeyi yasakladığı nakledilirken, Abdullah b. Ömer (radıyallahu anh), <<Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta su içtiğini >> haber vermiştir. Bu iki haberden anlaşıldığına göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem)oturarak su içmeyi tercih etmekle beraber, gerektiği zaman ayakta da su içmiş, bunda da bir sakınca görmemiştir. Dolayısıyla bu iki rivayet arasında bir çelişki yoktur.

 

93- Bazı rivayetlerin çelişkili  zannedilme sebebleri nelerdir ?

 

93-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz ve uygulamaları, çeşitli olay ve durumlar karşısında farklılıklar göstermiş, bu farklılıklar hadis kitaplarına da yansımıştır. Bazen, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) yer, zaman ve içinde bulunduğu ortama göre farklı hareket etmiş, bazen kişilere onların durumlarına göre özel hükümler vermiş, tavsiyelerde bulunmuştur. Topluluğa konuşmasıyla kişilerin özel durumlarına yönelik konuşması farklı olabilmiştir. Bütün bunlar aynı hadis kitabının içinde yer aldığı zaman bazı rivayetlerin çelişkili olduğu sanılmıştır.

 

94-Fıkhu’l-hadis ne demektir?

 

94-Fıkhu’l-hadis, hadis ve sünneti doğru anlamak, Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) amacını iyi kavramaktır. Daha dar anlamda ise fıkhu’l-hadis, hadislerden fıkhi hüküm çıkarmayı konu edinir.

     Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) çoğu zaman muhatabın anlayabileceği şekilde, sade ve doğrudan anlatımı tercih etmiştir. Ancak yeri geldiğinde mecaz, teşbih (benzetme), temsili anlatım gibi dolaylı anlatım üslubuna da başvurmuş, muhataplarından bazıları bu dolaylı uslubu anlamakta zorlanmışlardır.

     Örneğin; sahabi Ebu Said el-Hudri  (radıyallahu anh)ölüm hastalığında yeni elbiselerini giymiş, sebebini soranlara <<Çünkü ALLAH’ın Resulü (Sallallahu aleyhi ve sellem) ölen kimse, içinde öldüğü elbiselerle diriltilecektir. Buyurdu.>> demiştir. Halbu ki Hz. Aişe’nin (radıyallahu anha) açıklamasına göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) buradaki ‘’siyab’’ (elbise) kelimesiyle, ‘’ameli’’ kasdetmiş, bu sözüyle de ‘’herkes dünyada işlediği amelle diriltilip haşrolunacaktır.’’ Demek istemiştir.

 

95-Esbabu vurudi’l-hadisin önemini  nedir?

 

95-Hadis ilminin, Hz. Peygamberin  (Sallallahu aleyhi  ve sellem) söz ve davranışlarının hangi sebeplere dayandığını araştıran dalına Esbabu vurudi’l-hadis (Hadislerin söyleniş sebepleri) adı verilir.

     Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir konuyla ilgili söz ve davranışının gerçek amacını anlayabilmek için ‘’sebebi vurud’’ (söyleniş sebebi) çok önemlidir. Çünkü, hadis ve sünnetin dayandığı sebebi bilmek, o söz ve tatbikatın dini açıdan ne ifade ettiğini anlamamıza yardımcı olur.

 

96-Dinin anlaşılmasında ve yorumlanmasında hadis ve sünnetin  değeri nedir?

 

96- 1-Kur’an doğrultusunda hüküm getirir ve onun hükümlerini pekiştirir.

      2-Kur’an-ı açıklar ve yorumlar

      3-Yeni hükümler getirir

 

97-Sünnet ve hadisin Kur’an’ın anlaşılmasındaki degeri nedir?

 

97-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hadis ve sünnetinin önemli bir bölümü, Kur’an-ı Kerimi açıklama ve yorumlama şeklindedir.

       Sahabiler, inen ayetlerden anlayamadıkları yerleri Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) sorarlar, o da bu ayetlerden ne kasdedildiğini açıklardı. Örneğin: Kur’an’da namazın farz olduğu bildirilmiş ancak, kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı açıklanmamıştır. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda soru soran ashabına <> buyurmuştur.

 

98-Kendisine itaat edilmesi ve örnek alınması ALLAH (Celle celalühü) tarafından emredilen bir peygamber, hangi yönüyle örnek alınarak  insanlara numunei imtisal  olacaktır?

 

98-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve selem) dinle ilgili söz, eylem ve davranışları mü’minleri bağlayıcı kabul edilmiş, dünyevi tutum ve davranışları bağlayıcı kabul edilmemiştir.

      Kur’an-ı Kerim, Hz. peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) itaat edilmesini isterken peygamberlik yönüne, onu örnek gösterirken de ahlaki meziyetlerine dikkat çekmiştir. Bu durumda, Hz. peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellme) söz ve eylemlerinin bağlayıcılık yönü, onun peygamberlik görevi ve ahlaki kişiliğiyle sınırlı olmaktadır.

      Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ALLAH’tan (Celle celalühü) alıp insanlara tebliğ ettiği vahiy çerçevesinde açıklamak, uygulamak, öğretmek, tavsiye etmek şeklinde tezahür eden hadis ve sünneti bağlayıcıdır. Örneğin; namaz, oruç, hac ve zekat gibi konularda yaptığı açıklamalar ve uygulamalar bağlayıcıdır.

      Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir insan olarak kişisel zevk ve tercihlerine göre ortaya koyduğu davranışlarıyla, içinde yaşadığı toplumun örf ve adetlerine tabi olarak yaptığı eylemler, bağlayıcı sünnet kapsamında yer almamıştır. Örneğin; tercih ettiği yiyecek ve giyecek türleri, giyim kuşam tarzı, yemeği yerde ve eliyle yemesi, diş temizliği için misvak kullanması ya kişisel tercihleri veya yaşadığı toplumun gelenekleriyle ilgilidir. İşte bu sebeple, bu konularda yaptığı açıklamalar ve uygulamalar bağlayıcı sayılmamıştır.

 

99-Hadiste yerellik ne demektir?

 

99-Hadiste yerellik; Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz, davranış ve eylemlerine yansıyan, kendi dönemine özgü bölgesel, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik özelliklerdir.

     Bu özellikleri taşıyan hadisler vermek istedikleri mesajlar bakımından evrensel nitelikte olabilir. Ancak, kişilerin özel durumlarıyla ilgili ya da dünyevi bilgi ve beceri isteyen konularda söylenmiş hadislerin herkese yönelik bir mesaj taşıması gerekmez.

     Örneğin; peygamberimiz diş temizliğine çok önem vermiş ve her vesileyle dişlerin temizlenmesini tavsiye etmiştir. O gün diş temizliği için kullanılan en uygun araç, erak ağacının dalı ya da kökünden elde edilen misvaktır. Bugün misvak yerine daha elverişli diş temizleme araçları geliştirilmişse bunları kullanmakta  bir anlamı yoktur denemez. Çünkü Hz. Peygamberin konu ile ilgili hadislerinden çıkarılacak evrensel ve değişmez mesaj diş temizliğidir. Görüldüğü gibi ilgili hadislerde bulunan yerel unsur, yani araç değişebilmekte ama evrensel unsur, yani amaç değişmemektedir. Çünkü araçları, zaman, mekan ve imkanlar belirler. Bize düşen sünnetin uygulanmasındaki asıl maksadı günümüze taşımaktır.

 

100-Hadiste evrensellik nedir?

 

100-Hadiste evrensellik; hadis ve sünnetin bütün insanlara yönelik bir mesaj içermesi ve uyulduğunda Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) gözettiği amacın gerçekleşmiş olmasıdır.

 

101-Hadis tarihinde haberi vahid kaç anlamda kullanılmıştır?

 

101-İki anlamda. Bunlardan ilki, hicri ilk üç asırda kullanılan ve tek kişilerin rivayetini ifade eden anlamdır. İkinci anlamdaki haberi vahid ise, mütevatir hadis dışında kalan bütün rivayet çeşitlerini kapsamaktadır.

 

102-Haberi vahidin delil kabul edilip edilmeyeceği hakkında ileri sürülen görüşler nelerdir? .

 

102-Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) döneminden itibaren güvenilir tek kişilerin haberleri kabul edilmiş ve delil olarak kullanılmıştır. Ancak şüphe halinde veya raviye güvenilmeyen durumlarda 2. ve 3. şahısların tanıklıklarına başvurulmuştur.

      Hicri 1. asrın sonlarına doğru ortaya çıkan siyasi ve itikadi mezheplerle beraber tek kişilerin haberinin delil olup olmayacağı tartışılmaya başlanmıştır. Bazı mutezili alimlere göre, haberi vahid, zorunlu bilgi kaynağı olamaz. Başta Şafii olmak üzere birçok alim bu görüşe karşı çıkmış ve güvenilir kişilerin haberi vahidini delil olarak kabul etmiştir.

      Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) bu konudaki itirazı, çoğunluğun rivayetine aykırı nakilde bulunan tek kişilerin haberinedir.

      Şafii mezhebinde de çoğunluğun haberine aykırı haberi vahid delil kabul edilmemiştir.

      Sonraki asırlarda birden fazla kişinin rivayatine de isim olarak verilen haberi vahid, özellikle fıkıh usulü alimleri tarafından zan (şüphe) ifade eden haber olarak kabul edilmiştir. Kesin bilgi ifade eden mütevatir haber karşısında sıhhati şüphe ifade eden haberi vahid asırlar boyu İslam alimlerinin tartışmalarına konu olmuştur.

      Haberi vahidin zanni ilim ifade etmesinin, onun mutlak olarak sahih olmayacağı anlamına gelmediğini bildikleri için alimler, kendi gerekçelerine ve tercih sebeplerine bağlı olarak delil kabul ettikleri haberi vahidi sahih, çeşitli sebeplerle tercih etmedikleri rivayeti de zanni ilim kavramı çerçevesinde zayıf veya merdud saymışlardır.

 

103-Hadisleri metin yönünden tenkit etmek hadis inkarı anlamına gelir mi?

103-Hadisleri metin yönünden eleştiri faaliyeti hicri 1. asırdan günümüze kadar devam eden bir olgudur. Başta Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) eşi Hz. Aişe (radıyallahu anha) olmak üzere bazı sahabiler ve sonraki alimler, çeşitli sebeplerle Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) yakıştıramadıkları rivayetleri tenkit etmişlerdir. Ancak daha sonraları hadislerin senetlerinde yer alan bazı ravilerin itham edilmesi yüzünden zayıf sayılıp reddedilmeleri normal kabul edilirken, eleştiri konusu yapılan metinleri sebebiyle reddedilmeleri genellikle hoş karşılanmamış ve bu sahih hadisin reddi gibi algılanmıştır. Halbuki bu bilimsel çabaların hadis inkarı veya reddiyle bir alakası yoktur.

BİSMİHİ TEALA

 

1-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) insan oluşuna Kuran-ı Kerim’de niçin vurgu yapılmıştır?

 

1-Kuran-ı Kerim’de Hz Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem)   insan oluşuna yapılan vurgu, müşrik Arapların zihinlerindeki yanlış peygamber anlayışına karşı yapılan bir düzeltmedir. Çünkü onlar Peygamberleri yemeyen, içmeyen, insanüstü bir varlık, adeta bir melek gibi tasavvur ediyorlardı.

 

2-Hz. Peygamberi diğer insanlardan ayıran en belirgin özellik nedir? Bir ayetle açıklayınız.

 

2-‘ De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim.(şu var ki) bana, ilahınızın, sadece bir ilah olduğu vahyolunuyor…’’ (Fussilet /6)

 

3-Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) itaati emreden bir ayet meali yazınız

 

3-‘’Kim resule itaat ederse, ALLAH’a itaat etmiş olur.’’ (Nisa /80)

 

4-Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) itaat etmek ne anlama gelmektedir?

 

4-Evrensel bir mesaja sahip ve kıyamete kadar geçerli bir kutsal kitabı bize tebliğ edip sözleri ve davranışlarıyla açıklayan ve ayrıca Kur’an’da üstün bir ahlaka sahip olduğu belirtilerek mü’minler için örnek gösterilen bir peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem), zaman ve mekan kayıtlarına bağlı olmadan, bütün mü’minlerin itaat etmeleri dini bir zorunluluktur. Vefatından sonra Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) itaat, hiç şüphesiz, onun dini ve ahlaki öğretilerini ve uygulamalarını benimsemek şeklinde olacağından, hadis ve sünnete uymak Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) itaat çerçevesinde ele alınmak durumundadır.

 

5-Hadis ve sünnetin asıl işlevi nedir?

 

5-Hadis ve sünnet bir yönüyle Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) Kur’an’a uygun bir hayat sürmesinin sözlü ve uygulamalı bir modeli, diğer yönüyle, kur’an’ın herkes tarafından anlaşılmayan kısımlarının açıklamasıdır. Örneğin, Kuran’da birçok ayette namazın kılınması emredilmekle beraber nasıl kılınacağı, kaç rekat olacağı açıklanmamıştır. Bu konuda kendisine soru yöneltenlere Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), ‘’Benim namaz kılışımı gördüğünüz gibi kılınız.’’ buyurmuştur.

 

6-Terim olarak Hadisin tanımını yazınız.

 

6-Hadis: Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) nisbet edilen söz, fiil ve takrirler (onay) dir.     

 

7-Sahabe ve tabiinin görüşleri neden hadis tanımı içine alınmıştır?

 

7-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşlarının (Sahabe) ve onları takip eden neslin (Tabiun) görüşleri Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) yakınlıkları ve birçok fikir ve uygulamayı ondan almış olabilecekleri düşüncesiyle önemli sayıldığından hadis tanımı içine alınmıştır.

 

8-Geniş anlamıyla hadisin tanımını yapınız..

 

8-Geniş anlamıyla hadis; Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem), sahabe ve tabilere nisbet edilen her türlü söz, fiil, takrir (onay) ve vasıfları (özellikleri) içeren rivayettir.

 

9-İslam’ın ilk yıllarında hadis ve sünnet hangi anlamlarda kullanılmıştır?

 

9-İslam’ın ilk yıllarında sünnet genellikle bir fiile, uygulamaya; hadis ise bir sözü, bir fiil ve davranışı aktaran söze (rivayet)  deniliyordu.

 

10-Eş anlamlı olarak hadis ve sünnet kaça ayrılır?

10-Üçe ayrılır:

     1-Kavli Sünnet (sözlü):Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) sözleri (hadisleri).

     2-Fiili Sünnet (eylemsel): Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) davranış ve uygulamaları

     3-Takriri Sünnet (onaysal): Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda yapılan, söylenen veya kendisine iletilen söz ve davranışları reddetmeyip sessiz kalması ya da onayladığını gösteren bir davranışta bulunmasıdır.

 

11-Hadis ve Eser ayrı anlamlarda kullanıldığında eser hangi anlama gelmektedir?

 

11-Eser; Sahabe ve tabiuna nisbet edilen söz ve fiillere denir.

 

12-İlk hadis ve fıkıh kitaplarında haber sözcüğü hangi anlamda kullanılmıştır?

 

12-ilk hadis ve fıkıh kitaplarında haber, hadis anlamında da kullanılmıştır. Fakat Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve sellem) gelen rivayet söz konusu olunca bu terimler arasında en çok kullanılan hadis’tir. Buna karşılık sahabe ve tabiun sözleri için hadis terimi daha az, haber ve eser tabirleri ise daha çok kullanılmıştır.

 

13-Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisinden duyulan hadislerin başkalarına nakledilmesini teşvik etmiş olmasına rağmen hayatı boyunca, söz ve uygulamalarının yazıya geçirilmesi için bir istekte bulunmamıştır neden?

 

13-İnen Kur’an ayetlerini yazdırmak için katipler görevlendiren Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), isteseydi, söz ve uygulamalarının kaydedilmesi için de katipler bulundurabilirdi.  Kur’an’la karıştırılma endişesiyle böyle bir girişimde bulunmamıştır

 

14-Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde yazılan ilk yazılı hadis metinleri nelerdir?

 

14-Bu metinlerden bazıları şunlardır.

     1-Medine vesikası: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye hicret edince Mekke’den gelen Müslümanlarla, Medineli Müslümanlar, orada yaşayan Yahudiler ve diğer unsurlar arasında geçerli olacak bir antlaşma metni hazırlattı.

     2-Nüfus sayımı: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye hicretten sonra Müslümanların sayısını öğrenmek için bir nüfus sayımı yaptırmış ve bu sayımda 1500 kişinin isimleri yazılmıştır.

     3-Dine davet mektupları: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye hicretinin 6. yılında komşu ülkelerin yöneticilerine mektup göndermiş ve onları dine davet etmiştir.

     4-Yahudilerle mektuplaşma: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) zaman zaman Yahudilere mektup göndermiş, onlardan da mektup almıştır.

     5-Vergi ile ilgili hükümler: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Yemen’e gönderdiği Amr b. Hazm’a (radıyallahu anh), içinde vergi (zekat) ile ilgili hükümlerle bazı dini uygulamaların yer aldığı bir mektup vermiştir. Yine Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem), vefatından önce, bütün valilere gönderilmek üzere zekat miktarlarını bildiren bir liste hazırlattığı bildirilmektedir.

     6-Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) devrinde, bazı sahabiler Hz. Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve sellem) duyduklarını yazmışlar ve böylece ilk hadis belgeleri olarak bilinen hadis sahifeleri oluşmuştur. Ancak bu dönemde sistematik ve düzenli bir hadis yazımı görülmediği için hadislerin büyük çoğunluğu ezber yoluyla ve sözlü olarak bir sonraki nesle aktarılmıştır.

 

15-Sahabe neslinden hadis rivayet edenlerin toplam sayısı kaçtır?

 

15-Kaynaklarda sahabe neslinden hadis rivayet edenlerin toplam sayısının 1300 olduğu belirtilir. Bunlardan bin kadarının en fazla 2’şer rivayeti vardır.

 

16- Sahabe ne demektir?

16-Sahabe: Hz. Peygamberi (Sallallahu aleyhi ve sellem), peygamberliği sırasında gören, O’nunla konuşup görüşen ve Müslüman olarak ölen kimselere verilen isimdir.

 

17-Sahabe’nin üstünlüğü neden kaynaklanmaktadır?

17-Sahabenin üstünlüğü ve fazileti onların insanların en üstünü ve faziletlisi olan Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve selem) arkadaşı olmalarından, O’nun davetini kabul etmiş bulunmalarından, zor zamanlarında O’nu yalnız bırakmamalarından kaynaklanmaktadır.

 

18-Kur’an’ı Kerim’de Sahabe’yi öven bir ayet meali yazınız.

 

18-‘iyilik yarışında öncelik kazanan muhacirlerle ensardan ve bu yolda onlara tabi olanlardan ALLAH razı olmuştur. Onlar da ALLAH’tan razıdırlar. ALLAH onlara altından nehirler akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük kurtuluş budur.’(Tevbe /100)

 

19-Sahabenin faziletiyle ilgili bir hadis yazınız.

 

19-‘’İnsanların hayırlısı benim zamanımda yaşayanlardır. Sonra onları takip edenler (Tabiiler), sonra da onları takip edenler (Tebeu’t-tabiinler) gelir.’’

 

20-Sahabenin hadis ilminin gelişmesine yaptığı katkı nelerdir?

 

20-Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayattayken, sahabe karşılaştığı problemleri O’na soruyor ve çözümlerini öğreniyordu. Onların yeni dini hükümleri öğrenme yolundaki bu arzuları, hadis ve sünnetin çoğalıp gelişmesini sağladı.

 

21-Hadisleri yazma işi ne zaman başlamıştır?

 

21-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayatında onun izniyle başlayan hadis yazma işi Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ölümünden sonra daha da çoğaldı. Çünkü yeni fethedilen ülkeler yoluyla İslam dünyası devamlı genişliyor, Müslümanlar buralarda yeni meselelerle karşılaşıyorlardı. Bunları çözmede Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) uygulaması önemli bir kaynak oluşturuyordu. İşte hadislere duyulan bu ihtiyaçtan dolayı, hadisleri öğrenme ve yazma faaliyeti de arttı.

 

22-Sahabenin hadis ve sünnet konusunda ki titizliklerin nasıldı?

 

22-Örneğin: Hz. Ömer (radıyallahu anh), Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz ve uygulamalarının ehil olmayan kimselerce istismar edilmesini önlemek için gelişi güzel hadis rivayet edilmemesini istiyordu. Çok hadis rivayetiyle meşhur olan Hz. Ebu Hureyre’ye (radıyallahu anh), ’Hz. Ömer (radıyallahu anh) zamanında da şimdiki gibi hadis rivayet edermiydin?’ diye sorduklarında, ‘Eğer size rivayet ettiğim gibi Ömer (radıyallahu anh) devrinde de hadis rivayet etseydim Ömer (radıyallahu anh) beni kamçısıyla döverdi.’ Diyerek onun bu titizliğine işaret ettiştir.

     Hz. Ali de (radıyallahu amh); ‘Ben Rasulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ağzından bir hadis işittiğim zaman ALLAH’ın (Celle celalühü) nasib ettiği kadarıyla ondan faydalanmaya gayret ederdim. Fakat başka birisi Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis rivayet ederse ona yemin ettirirdim. Yemin edince de onu tasdik ederdim.’ Diyerek bu konudaki titizliğini ortaya koymaktadır.

     Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) kendisine sorulan bir soru üzerine çevresindekilere, bu konuda Hz. Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis duyan olup olmadığını sormuş, bunun üzerine Muğire b. Şube’nin (radıyallahu anh) söylediği hadisi ise, ancak ikinci bir sahabinin şahitliğinden sonra kabul etmiştir.

 

23-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından sonra ki sahabe devrinde ilk yazılı hadis metinleri nelerdir?

 

23- a-Hemmam b. Münebbih’in sahifesi; Ebu Hureyre’nin (radıyallahu anh) kendisine yazdırdığı hadislerden 138 tanesini bir araya getirmiştir.

      b-Cabir b. Abdullah’ın sahifesi; Cabir b. Abdullah, hacla ilgili küçük bir kitap yazmış, burada Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) konuyla ilgili söz ve uygulamalarını kaydetmiştir.

      c-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından sonra  Hz. Aişe’de (radıyallahu anha) birçok hadis rivayet etmiş, bazı sahabiler onun rivayetlerini yazmışlardır.

 

24-Elmuksirun ve Elmukillun  kimlere denir?

 

24-Elmuksirun: Çok sayıda (1000 den fazla) hadis rivayet eden sahabilere denir.

     Elmukillun: Az sayıda (1000 den az) hadis rivayet eden sahabilere denir.

 

25-Elmuksirun sahabiler  kimlerdir?

 

25-  1-Ebu Hureyre (radıyallahu anh): 5374 hadis rivayet etmiştir.

       2-Abdullah b. Ömer (radıyallahu anh): 2630 hadis rivayet etmiştir.

       3-Enes b. Malik (radıyallahu anh): 2286 hadis rivayet etmiştir.

       4-Hz. Aişe (radıyallahu anha): 2210 hadis rivayet etmiştir.

       5-Abdullah b. Abbas (radıyallahu anh) :1660 hadis rivayet etmiştir.

       6-Cabir b. Abdillah (radıyallahu anh) : 1540 hadis rivayet etmiştir.

       7-Ebu Said’il-Hudri (radıyallahu anh) :1171 hadis rivayet etmiştir.

 

26-Elmukillun sahabiler kimlerdir?

 

26-  1-Abdullah b. Mesud (radıyallahu anh): 848 hadis rivayet etmiştir.

       2- Abdullah b. Amr b. el-As (radıyallahu anh): 700 hadis rivayet etmiştir.

       3- Ebu Zerri’l-Ğifari (radıyallahu anh): 281 hadis rivayet etmiştir.

       4- Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahu anh): 270 hadis rivayet etmiştir.

       5- Ebu’d-Derda (radıyallahu anh): 179 hadis rivayet etmiştir.

       6-Muaz b. Cebel (radıyallahu anh) : 157 hadis rivayet etmiştir.

 

27-Tabiin’in ne demektir?

 

27-Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ashabı devrinde yetişmiş, ashabtan herhangi birine kavuşmuş ve onunla görüşüp konuşarak sohbet etmiş olan her müslümana tabii (çoğulu: Tabiun) denir.

 

28-Tedvin ve Tasnif nedir?

 

28-Tedvin: Sözlü ve yazılı olarak nakledilen hadisleri bir araya toplama çabasıdır.

     Tasnif (Sınıflandırma) ise; Daha önce karışık olarak bir araya getirilen hadislerin konularına veya ravilerine göre ayrılarak kitaplarda toplanmasıdır.

 

29-Sahabilerin, Hz. Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve sellem) işitmiş oldukları hadisleri yazarak birer sahife meydana getirmelerine niçin tedvin demek mümkün değildir?

 

29-Çünkü sahabi, yalnız bir kişiden, yani Hz. Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve sellem) işittiği hadisleri yazarak bir sahife vücuda getirmiştir. Eğer bu sahabi, başka sahabileri de dolaşarak onların hadislerini toplamayı gaye edinmiş olsaydı, onun bu faaliyetine tedvin demek mümkün olurdu. Bu sebepledir ki kaynaklar, sahabilerin hadis yazma faaliyetinden söz ederken tedvinu’l-hadis tabiri yerine, kitabetü’l-hadis tabirini kullanmışlardır.

 

30-Tedvin faaliyeti ne zaman başlamıştır? Bu faaliyetle ilk defa uğraşan kimlerdir?                        

 

30-Hadislerin sistemli bir şekilde toplanıp yazılması, sahabilerin artık yeryüzünde sayılarının iyice azaldığı, buna karşılık, onların yerini tabii neslinin aldığı bir devirde başlamıştır. Bunlardan iki tanesi:

a- İbni Şihab ez-Zühri    b- Said b. Cübeyr’dır (radıyallahu anhuma)

 

31-Tedvin faaliyetinin başlamasının sebepleri nelerdir?

 

31- 1-Sahabilerin dağılması: Sahabilerin, fetihlerle genişleyen İslam ülkelerinin çeşitli şehir ve kasabalarına dağılarak oralarda yerleşmeleri, Hz. Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve sellem) işittikleri hadislerin de onlarla birlikte dağılmasına sebep olmuş; bu ise, günlük hayatta daima başvurulan ve her müşkilin hallinde kullanılan hadislerin toplanması ihtiyacını doğurmuştur. Çünkü bu hadisler toplu olarak elde bulunmadıkça, onlardan hüküm çıkarmak yönünden faydalanılamıyor, dolayısıyla ortaya çıkan birçok meseleye de çözüm bulmak güçleşiyordu.

     2-Hadis vaz’ı:Mevzu (Uydurma) hadislerin ortaya çıkması ve sahih hadisler için tehlike teşkil edecek bir hale gelmesi üzerine hadisçiler, sahih hadisleri toplamak ve onları mevzu (uydurma) hadislerden ayırmakla bu tehlikenin önüne geçebileceklerini anlamışlar.

     3-Hadislerin toplanması için çıkartılan resmi emir: Emevi halifesi Ömer b. Abdülaziz (radıyallahu anh), hadislerin dağılıp gitmesinden ve hadis alimlerinin ölmesiyle sahih hadislerin kaybolmasından endişe ederek, Medine valisi Ebu Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm’a bir mektup göndermiş ve şu emri vermiştir : ‘Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) hadislerini araştır ve yaz. Zira bu ilmin kaybolmasından ve ulemanın ölüp gitmesinden korkuyorum’

 

32-Tasnif faaliyetlerine neden ihtiyaç duyuldu?                 

 

32- Hadis ve sünnet, Müslümanların birçok konuda Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz ve davranışlarını öğrenmek için müracaat ettikleri bir kaynak olduğu için, daha önce karışık olarak toplanan rivayetler içinden, aranılan konuyla ilgili hadisin bulunması oldukça zordu. Bunu dikkate alan alimler, hadisleri içerdikleri konularına göre sınıflandırdılar.

 

33-Tasnif faaliyeti ne zaman başlamıştır? Yazarak, konularına göre düzenlenmiş ilk hadis mecmuaları hangileridir?

 

33-Tasnif faaliyeti hicri 2. asrın ortalarına doğru (Tabiin döneminin sonlarına doğru) başlamıştır.Bunların en meşhurlarından bazıları:

     a-Yemenli Ma’mer b.Raşid’in (rahmetullahi aleyh) el-Cami isimli eseri

     b- Rebi’ b. Habib el-Basri’nin (rahmetullahi aleyh) el-Camiu’s-Sahih isimli eseri

     c-Maliki mezhebinin önderi Malik b. Enes’in (rahmetullahi aleyh) el-Muvatta isimli eseri

     d-Hanefi mezhebinin önderi Ebu Hanife’nin (rahmetullahi aleyh) meşhur öğrencileri Ebu Yusuf ile imam Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) ait olan Kitabu’l-Asar’lar

 

34-Hadis kitaplarında rivayet sayısının  çoğalmasının sebebleri nelerdir?

 

34- 1-Çeşitli bölgelere dağılmış sahabi ve tabiilerden gelen hadislerin bölgelere yapılan seyahatlerle bizzat onlardan işitilip, tek bir kitap içinde toplanması amacı

      2-Değişik konu başlıkları altında birçok rivayetin tekrar edilmesi  

      3-Bu kitaplarda Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz ve uygulamalarının yanı sıra bazı sahabi ve tabiilerin görüş ve uygulamalarının da yer alması 

      4-Gerçekte Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve sellem) ait olmadığı halde, sonradan ona dayandırılan bazı sözlerinde bu kitaplara girmiş olması  

 

35- Hadislerin tasnifinde farklı bir yöntem uygulanan müsnedin farkı nedir?

 

35-Müsned; Hadisleri konularına göre değil de genellikle ilk ravilerine, yani sahabilere göre bir araya toplayan eserlere denir.     Örneğin; Hanbeli Mezhebinin kurucusu Ahmet b. Hanbel’in (rahmetullahi aleyh) Müsnedi. İçinde 30 bine yakın rivayetin yer aldığı bu eser, toplam 900 civarında sahabiden nakledilen rivayetleri, onların isimleri altında bir araya getirmiştir.

 

36- Hadisleri konularına göre ihtiva eden musannaf eserler hangileridir?                                                           

 

36- 1-Camiler; Bütün dini konularla ilgili hadisleri toplayan en kapsamlı eserlerdir.

      2-Sünenler; Bütün fıkhi konulara ait merfu hadisleri ihtiva eden fıkıh kitapları tertibindeki hadis kitaplarıdır.

      Sünenlerde genellikle Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz, fiil ve takrirlerinden ibaret olan ve merfu denilen hadislerine yer verilmiştir. Bu sebeple sahabe ve tabiun’un mevkuf ve maktu sözlerine bu kitaplarda rastlanmaz.

      3-Musannefler; Sünenlerdeki merfu hadislere ilaveten mevkuf ve maktu hadisleri de ihtiva eden eserlerdir.

 

37-Sahabe, Tabiin ve Etbau’t-tabiin dönemleri hangi hicri yıllarda sona ermiştir?

 

37- 1-Sahabe dönemi hicri 110 yılında,  

      2-Tabiin dönemi hicri 181 yılında, .

      3-Etbau’t-Tabiin dönemi hicri 220 yılında sona ermiştir.

 

38-‘Kütüb-i Sitte’ olarak anılan altı hadis kitabının  genel özellikleri nelerdir?

 

38- Buhari ve Müslim, dini hayatın hemen her alanıyla ilgili rivayetleri konularına göre bir araya getirdikleri için CAMİ olarak isimlendirilmişlerdir.

      Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace ise, fıkıh bablarına göre tasnif edilmiş ahkam hadislerinden (Fıkıhla ilgili hadislerden) oluştukları için SÜNEN olarak adlandırılmışlardır.

      Sünenlerde genellikle Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) söz, fiil ve takrirlerinden ibaret olan ve merfu denilen hadislerine yer verildiğinden bu kitaplarda sahabe ve tabiunun mevkuf ve maktu sözlerine raslanmaz.

      Alimlerce en güvenilir hadis kitapları olarak kabul edilen bu 6 eser, günümüze kadar İslami ilimlerin Kur’an’dan sonraki temel kaynakları olmuştur.

 

39-Buhari ve Müslim kitaplarına niçin ’el-Camiu’s-Sahih’ adını vermişlerdir?

 

39-Kitaplarında topladıkları hadislerin sağlam ve güvenilir olduğunu belirtmek için.

 

40-Şerh neye denir?Temel hadis kaynakları hangi açılardan şerh edilerek yorumlanmıştır?

 

40-Şerh; bir şeyi açmak, açıklamak, genişletmek ve yorumlamak anlamlarına gelir. İslam kültüründe başta Kur’an olmak üzere hadis kaynakları ve diğer dini kitaplar gerek duyuldukça şerh edilip yorumlanmıştır. Kur’an-ı açıklayan kitaplara tefsir denildiği gibi hadisleri açıklayan kitaplara da hadis Şerhleri denilmiştir.

     Temel hadis kaynakları, içlerindeki hadislerin sıhhati, anlamları ve içerdikleri hükümler açısından şerh edilerek yorumlanmıştır.

 

41-Hicri 3. asırdan sonra yapılan hadis çalışmaları nelerdir?

 

43-Bu dönemde yapılan hadis çalışmaları sadece şerhlerden ibaret değildir.

     1-Hadis usulü eserleri,  

     2-Çeşitli kriterlere göre düzenlenmiş hadis derlemeleri,

     3-Ravileri değerlendiren cerh ve tadil kitapları,

     4-Hadis alimlerinin biyografilerini içeren kitaplar,

     5-Ahkam hadislerini toplayıp açıklayan eserler,

     6-Belirli konulardaki hadisleri müstakil olarak toplayan hadis cüzleri gibi çeşitli amaçlara yönelik kitaplar hazırlanmıştır.

 

42-Sahihi Buhari’nin özellikleri nelerdir?

 

42- 1-İmam-ı Buhari (rahmetullahi aleyh) topladığı 600 bin hadisin en sahihlerinden 4 binini seçerek, bunları fıkıh bablarına göre tasnif ettiştir.

      2-Buhari’nin bab başlıkları vardır.

      3-Tekrarlar vardır. Bir hadiste beş mana varsa beş ayrı yerde zikretmiştir. Bu Buhari’nin fıkıh yapma özelliğindendir. Muhtelif bablarda mükerrer olarak verdiği hadislerle bu sayıyı 7 bine çıkarmıştır.

      4-Kitap 97 ana bölümden oluşur. İçinde 3457 bab  vardır.

      5-Buhari hadisleri 289 hocadan almıştır.

      6-Kitapta 3 ravi ile Peygamberimize ulaşan 23 hadis vardır.

      7-Uzun bir hadisin konuyla ilgili kısmının alınması vardır.

      8-Hadisin bir parçasıyla yetinme vardır.

      9-Muallak hadis çoktur. (Senedinin başından bir veya peş peşe birkaç ravinin hazfedildiği hadislere Muallak hadis denir.)

     10-Buhari 100’ü aşkın şerhe sahiptir.