BİSMİHİ TEALA

26. Nezir yapmanın hükmü nedir?ALLAH’a (Celle celalühü) yaklaşmaya vesile olacak şeylerde nezretmek caizdir ve onu yerine getirmek farzdır. Fakat haram kılınmış şeylerde bu caiz olmaz ve onu yerine getirmek farz değildir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

يُوفُونَ بِالنَّذْرِ

 

Manası: Nezirlerini yerine getirirler… (İnsan/7)

Hadisi Şerif mealen: “Kim ALLAH’a (Celle celalühü) itaat etmeye nezrettiyse O’na itaat etsin ve kim Onun emrinden çıkmaya nezrettiyse O’nun emrinden çıkmasın.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

27. Kadının sesinin avret olmadığına dair delil nedir?

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَقُلْنَ قَوْلاً مَّعْرُوفاً

 

Manası: Güzel (ve doğru) söz söyleyin. (Ahzab/32) 

Hadis-i şerif mealen: “Ehnâf bin Kays (radıyallahu anh) dedi ki: ‘Hadisi Ebu Bekir’in Ömer’in Osman’ın ve Ali’nin (radıyallahu anhum) ağızlarından duydum. Fakat onu Aişe’nin (radıyallahu anha) ağzından duyduğum gibi duymadım.’” Bunu Hakim Mustedrak isimli kitabında rivayet etmiştir.

 

Yani Aişe (radıyallahu anha) ilmi ağzına sesi farkedilmesin diye bir şey koymadan öğretirdi

28. Allâh’ın kelam sıfatı hakkında bilgi ver.

ALLAH (Celle celalühü) bizim kelamımıza benzemeyen bir kelamla tekellüm eder. Onun kelamı ne harf ne ses ne de lugattır.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَكَلَّمَ اللّهُ مُوسَى تَكْلِيماً

 

 

Manası: ALLAH Mûsa ile de doğrudan konuştu. (Nisa/164)

İmam Ebu Hanife (radıyallahu anh) Fikhu’l Ebsat adlı kitabında şöyle demiştir: „Ve O tekellüm eder. Fakat bizim kelamımız gibi değil. Biz aletler ve harflerle konuşuruz. ALLAH (Celle celalühü) ise alet ve harfler olmaksızın tekellüm eder.”

29. ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavli:
الرَّحْمَانُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى) ne manaya gelir?

İmam Mâlik (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “O Kendini vasıflandırdığı gibi istiva (arapçadaki anlamı itibarıyla) etmiştir ve O’nun hakkında nasıl denilemez. Nasıl denilmesi ise O’nun için sözkonusu olamaz.”

Keyfiyet ise yaratığın sıfatıdır. Oturmak yerleşmek bir mekânda ve yönde bulunmak yaratığın sıfatlarındandır. Kuşayrî de şöyle demiştir:”‘İstiva etmiştir yani himayesi altına almış hakimiyeti altına almış ve kalmasını sağlamıştır.’

ALLAH’ın (Celle celalühü) Arş’ın üzerine oturduğuna inanmak ise caiz değildir. Çünkü bu yahudilerin inancıdır ve ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavlini yalanlamayı içerir:

فَلاَ تَضْرِبُواْ لِلّهِ الأَمْثَالَ

 

Manası: Artık ALLAH’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın (Nahl/74)

İmam Ali (radıyallahu anh) ise şöyle demiştir: “ALLAH (Celle celalühü) Arş’ı kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır ve onu kendisine mekân edinmemiştir.” Bunu Ebu Mansûr El-Bağdâdî rivayet etmiştir.

30. Kader hakkında bilgi ver.

 

Bu Dünya’da hayır ve şer taat ve günah iman ve küfür olarak hasıl olan her şey ALLAH’ın (Celle celalühü)  takdiri dilemesi ve ilmiyledir. Hayır iman ve taat O’nun takdiri sevmesi ve rızasıyladır. Şer günah ve küfüre gelince bunlar ALLAH’ın (Celle celalühü) takdiriyledir. Fakat sevmesi ve rızasıyla değildir. ALLAH’ın (Celle celalühü) sıfatı olan takdiri şerle vasıflandırılamaz.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

إِنَّا كُلَّ شَىءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

 

Manası: Gerçekten biz her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. (Kamer/49)

Hadisi Şerif mealen: “Her şey kader iledir hatta geri zekâlılık ve zekilik dahi.” Bunu Muslim rivayet etmiştir.

31. Erkeğin ecnebi bir kadınla tokalaşmasının haram olduğuna dair delil nedir?

“Sizlerden birisinin başına bir demirin batırılması kendisine helal olmayan kadınla tokalaşmasından iyidir” mealindeki hadis-i şerif. Bunu Dârakutnî rivayet etmiştir. Ayrıca Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) mealen: “Elin zinası tutmaktır.” diye buyurmuştur. Bunu Buharî rivayet etmiştir.

32. Ölünün üzerine Kuranı kerim okumak hakkında bilgi ver.

Kuran-ı kerim’i ölünün üzerine okumak caizdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 

Manası: Hayır yapın ki kurtulabilesiniz (Hac/77) 

Hadis-i şerif mealen: “Ölülerinizin üzerine Yâsîn okuyun.” Bunu İbni Hibbân rivayet edip sahih olduğunu bildirmiştir.

Bunun caiz ve yararlı oluşu hususunda hak ehlinin icması da vardır. İmam Şafii (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: “Ölünün mezarının yanında Kurandan bir kısmını okumuş olsaydılar iyi olurdu ve Kuranın tümünu okumuş olsaydılar daha iyi olurdu.” Bunu Nevevî (radıyallahu anh) Riyâdu’s-salihîn adlı kitabında nakletmiştir.

33. Ölünün bir başkasının vermiş olduğu sadakasından yararlanmasının mümkün olduğuna dair delil nedir?

“Ademoğlu ölürse ameli üç şey hariç kesilir (bunlar) sadaka i cariye kendisinden yararlanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat.” mealindeki hadis-i şerif. Bu demektir ki bunlar Müslümanın sebep olduğu şeylerden olup kendisinden yararlandığı şeylerdendir.

Aynı şekilde ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavli de:

وَأَن لَيْسَ لِلإِنْسَانِ إلامَاسَعَى

 

Manası:İnsan için ancak çalıştığı vardır. (Necm/39)

Yani insan kendi yaptığı hayırdan da yararlanır kendi yaptığı olmayıp kendisine bir başkasının yaptığı ihsanından da üzerine ALLAH’ın (Celle celalühü) lütfetmesiyle yararlanır. Buna verilebilecek örnek cenaze namazıdır. Bu ölünün yapmadığı bir şey olduğu hâlde bundan kendisi yararlanır.

 

 

Ayrıca Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir başkasına dua etmesi örneği de verilebilir. Bu başkasının yapmadığı bir şey olduğu hâlde o bundan yararlanır tıpkı Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ibni Abbas’a (radıyallahu anh) mealen: “Yâ ALLAH (Celle celaluhu) ona hikmeti ve kitabın (Kuran’ın) te’vilini öğret” diye dua ettiğinde söylediği sözü gibi. Bunu Buharî rivayet etmiştir.

34. Kıyam- ı Ramadan namazını 11 rekattan daha fazla olarak kılmanın caiz olduğuna dair delil nedir?

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 

Manası: Hayır yapın ki kurtulabilesiniz (Hac/77)

Hadis- şerif mealen: “Gece namazı ikişer ikişerdir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

35. Def kullanmanın caiz olduğuna dair delil nedir?

Şu hadis-i şerif mealen: “Bir kadın Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Ben nezir yaptım ki eğer ALLAH (Celle celalühü) senin sağ salim olarak geri dönmeni sağlarsa huzurunda def çalacağım.’ demiştir. Efendimiz de mealen: ‘Nezrettiysen nezrini yerine getir.’” Bunu Ebu Davud rivayet etmiştir.

36. Enbiyânın ve Resûllerin ilki kimdir?

Enbiyânın ve Resûllerin ilki Âdem’dir (aleyhi’s-selam).

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ

 

Manası: ALLAH Âdemi… seçmiştir. (Al-i imran/33) 

Hadis-i şerif mealen: “Âdem (aleyhi’s-selam) ve diğer Enbiyâ Kıyamet gününde benim sancağımın altında olacaklardır.”

37. Peygamberlerde (aleyhimü’s-selatu ve’s-selam) olması zorunlu olan şeyler nelerdir ve onlar hakkında imkânsız olanlar nelerdir?

Peygamberlerin (aleyhimü’s-selatu ve’s-selam) şu sıfatlarla vasıflanmış olmaları zorunludur: Doğruluk eminlik zekilik iffet cesaret ve fasih (açık ve düzgün şekilde) konuşmak. Onlar hakkında peygamberlikten önce ve sonra imkânsız olanlar ise yalan hiyanet rezalet zina ve büyük günahlar ve küfürdür.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ

 

Manası: ALLAH Peygamberleri âlemlere üstün kılmıştır. (En’am/86)

Hadis-i şerif mealen: “ALLAH (Celle celalühü) her Peygamberi güzel yüzlü ve güzel sesli olarak göndermiştir.” Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.

38.ALLAH’ın (Celle celalühü) لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ kavlinin manası nedir?

Bunun manası madde olma ve bir şeye girme veya onda çözünme ALLAH (Celle celalühü) için sözkonusu olamaz. O hâlde ALLAH (Celle celalühü) bir şeye girmekle vasıflanamaz. Hiç bir şey de O’ndan kopmuş değildir Herhangi bir şeyin O’na girdiği de söylenemez. İmam Cafer Es-Sadık (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: “Kim ALLAH’ın (Celle celalühü) bir şeyin içerisinde bulunduğunu veya kendisinin bir şeyden olduğunu veya herhangi bir şeyin üzerinde bulunduğunu ileri sürerse şirke düşmüş olur.”

Bunu Kuşayrî (radıyallahu anh) Kuşayriyye Risalesi’nde rivayet etmiştir.

39. Ezandan sonra Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) salâvât getirmenin caiz olduğuna dair delil nedir?

Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) ezandan sonra salâvât getirmek caizdir. Bunu haram kılanlara ise aldırış edilmez. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللَّهَ وَمَلائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

 

Manası: ALLAH (Peygamberinin yüceltilmesini ve şerefini artırması anlamında) ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler ona salavat ve selam getirin.
(Ahzab/56)

 

Hadis-i şerif mealen: “Müezzini duyarsanız onun söylediği gibi söyleyin ve bana salâvât getirin.” Bunu Muslim rivayet etmiştir. Ayrıca şu hadis mealen: “Kim beni anarsa salâvât getirsin.” Bunu hadis hafızı Sehavî rivayet etmiştir.

ALLAH’ın (Celle celalühü) Peygamber Efendimize (Sallallahu aleyhi ve sellem) salat etmesi onun yüceltilmesini ve şerefini artırması anlamına gelir salavat okuması anlamına gelmez çünkü ALLAH (Celle celalühü) dua etmekle vasıflanamaz ve bahsi geçtiği gibi ALLAH’ın (Celle celalühü) kelamı bizim kelamımıza benzemez. Meleklerin ve insanların Peygamber Efendimize (Sallallahu aleyhi ve sellem) salat etmeleri ise salavat getirmeleri anlamındadır ki bu duadır.

40. Riddet nedir ve kaç kısma ayrılmaktadır?

Riddet müslümanlıktan küfür sebebiyle kopmaktır ve üç kısma ayrılmaktadır: Sözlü riddet örneğin kızgınlık hâlinde dahi olsa ALLAH’a (Celle celalühü) veya Peygamberlere veya İslâm’a sövmek. Fiilî riddet ise örneğin Mushaf’ı çöpe atmak veya Mushaf’a ayakla basmak. Kalbî riddet de örneğin ALLAH’ın (Celle celalühü) cisim veya ruh olduğuna veya Arş’ın üzerinde oturduğuna veya gökte bulunduğuna veya Zatıyla her yerde bulunduğuna veya bir yönde bulunduğuna inanmak.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:

وَلَقَدْ قَالُواْ كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُواْ بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ

 

Manası:Bir şey söylemediklerine dair ALLAH’a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. (Tevbe/74)

Ayrıca ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

لا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلا لِلْقَمَرِ

 

Manası: Güneşe de aya da secde etmeyin. (Fussilet/37)

Hadis-i şerif mealen: “Kul dikkat etmediği öyle bir söz söyler ki bu sebeple doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzun bir mesafeyle Cehennemin içinde düşer”.
Bunu Buharî ve Muslim rivayet etmişlerdir.

41. Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem): “Dilersen ALLAH’tan (Celle celalühü)dile yardım dilersen de ALLAH’tan (Celle celalühü) yardım dile.” mealindeki buyurduğu sözde denilmek istenen şey nedir?

Bu demektir ki öncelik bakımından kendisinden istenilecek ve kendisinden yardım istenilecek ALLAH’tır (Celle celalühü). Bu ALLAH’tan (Celle celalühü) başka birisinden bir şey istenilemez veya ALLAH’tan (Celle celalühü) başka birisinden yardım istenilemez anlamına gelmez.

 

 Bu İbn-i Hibbân’ın rivayet ettiği şu hadise benzer mealen: “… ve yemeğini takva sahibinden başkası yemesin.” Yani yedirilmede öncelikli olan takva sahibidir. Bu demek değil ki günahkâr birisine yemek yedirmek haramdır. ALLAH (Celle celalühü) Kuran’da kendilerinde belirli sıfatlar bulunduran müslümanları şu kavlinde methetmiştir:

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِيناً وَيَتِيماً وَأَسِيراً

 

Manası: Onlar yemeği miskine yetime ve esire seve seve yedirirler. (İnsan/8)

Buradaki esir ile denilmek istenen gayrimümindir. Sahih i Buharî ve Müslim’de geçen üç kişi salih amellerinin hürmetine (değeri için) ALLAH’tan (Celle celalühü) çıkamadıkları mağaradan kendilerini kurtarmasını dilemişlerdir. Bunun üzerine ALLAH (Celle celalühü) onların sıkıntılarını gidermiştir.

42. Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) kabrini ziyaret etmenin erkeklere ve kadınlara caiz olduğuna dair delil nedir?

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in kabrini ziyaret etmek icma ile sünnettir. Bunu Kâdî İyâd ve Nevevî (rahmetullahi aleyhima) nakletmişlerdir.
ALLAH (Celle celalühü)) şöyle buyurmuştur:

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً

 

Manası: Şayet onlar kendilerine karşı zulümde bulunup da ALLAH’ın Resûlü’ne gitseler ve ALLAH’tan af dileseler bir de ALLAH’ın Resûlü onlara af dilese ALLAH onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmet eder. (Nisa/64) 

Hadis-i şerif mealen: “Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim gerekmiştir.” Bunu Dârakutnî rivayet etmiştir. Hadis hafızı Subkî de bunun isnadının kuvvetli olduğunu bildirmiştir.

“Ancak üç mescide yolculuk yapılır.” mealindeki hadis-i şerife gelince bu demektir ki kim bir mescide namaz için yolculuk yapmak istiyorsa o zaman bu üç mescide yolculuk yapmalıdır. Çünkü bu mescidlerde namazın ecri katlanmaktadır. Bu ise farz olduğuna değil mendup olduğuna hamledilir. O hâlde bu hadis namaz için yolculuk yapmakla ilgilidir. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in kabrini ziyaret etmenin caiz olmadığı anlamına da gelmez.

43. Teberrükün (bereketlenmenin) caiz olduğuna dair delil nedir?

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’le ve eserleriyle teberrük etmek caizdir. ALLAH (Celle celalühü) Yûsuf (aleyhi’s-selam) hakkında haber vererek şöyle buyurmuştur:

اذْهَبُواْ بِقَمِيصِي هَـذَا فَأَلْقُوهُ عَلَى وَجْهِ أَبِي يَأْتِ بَصِيراً

 

Manası: Yûsuf şöyle demiştir: “Benim bu gömleğimi götürüp babamın yüzüne temas etmesini sağlayın ki tekrar görsün.” (Yusuf/93)

Hadis-i şerif mealen: “Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) saçlarını taksim edip onları insanların arasında onlarla teberrük etsinler diye dağıtmıştır” Bunu Şeyhân rivayet etmiştir.

44. Kişinin üzerinde Kur’an’ın veya benzeri şeylerin yazılı olup haram kılınmış tılsımların bulunmadığı bir muskayı taşımasının caiz olduğuna dair delil nedir?

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءوَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

 

Manası: Biz Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz (İsra/82)

Hadis-i şerif mealen: Abdullâh İbnu Ömer (radıyallahu anhuma) şöyle demiştir: “Çocuklarımıza Kuran’dan olan ayetleri öğretirdik. Buluğ çağına varmamış olan için de onları (ayetleri) bir kâğıda yazıp onu boynuna asardık.” Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.

45. ALLAH’ı (Celle celalühü) cenazelerde zikretmek hakkında bilgi ver.

ALLAH’ı (Celle celalühü) cenazelerde zikretmek hilaf olmaksızın caizdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً

Manası: Ey iman edenler ALLAH’ı çokça zikredin. (Ahzab/41)

Ayrıca ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلَىجُنُوبِهِمْ

 

Manası: Ayakta otururken ve yanı üzerine uzanırken ALLAH’ı zikredenler. . . (Al-i imran/191)

Hadisi Şerif mealen: “Rasûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem) ALLAH’ı (Celle celalühü) bütün hallerinde zikrederdi.” Bunu Muslim rivayet etmiştir.

46. Te’vil hakkında bilgi ver.

Te’vil nassa (Kur’an’da veya hadiste geçen metne) zahiri haricinde kalan bir mana vermektir ki bunu yapmak zahiren ALLAH’ın (Celle celalühü) uzuv olan el ve yüzü olduğunu veya Arş’ın üzerinde oturduğunu veya bir yönde bulunduğunu veya yaratıkların sıfatlarından herhangi bir sıfatla vasıflandığını hayal ettiren ayetlerde ve hadislerde caizdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ

 

Manası: Onun (Kur’an’ın) te’vilini Allâh ve ilimde derin bilgisi olanlardan başkası bilmez. (Al-i imran/7) 

İbni Abbâs’a (radıyallahu anh) dua edildiği Hadis-i şerif mealen: “Yâ ALLAH (Celle celalühü) Ona hikmeti ve kitabın te’vilini öğret.” Bunu Buharî İbnu Mace ve hadis hafızı İbn’ul Cevzî rivayet etmişlerdir.

47. İmanın salih amellerin kabul olması için şart olduğuna dair delil nedir?

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتَ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُوْلَـئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ نَقِيراً

 

Manası: Erkek veya kadın olsun mümin olarak salih amel yapanlar cennete girdirilecek ve kendilerine zerre kadar zulüm edilmeyecektir. (Nisa/124)

Hadis-i Şerif mealen: “Amellerin en faziletlisi ALLAH’a ve Resûlü’ne iman etmektir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

48. ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavlinin:
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ إِلا وَجْهَهُ manası nedir?

İmam Buharî ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavli hakkında:
إِلا وَجْهَهُ yani ALLAH’ın (Celle celalühü) hükümranlığı hariç demiştir.

İmam Süfyân Sevrî (radıyallahu anh) de şöyle demiştir:
إِلا وَجْهَهُ yani ALLAH (Celle celalühü) rızasını kazanmak gayesiyle yapılan şeyler hariç yani salih ameller hariç.

49. ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavli:
أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ ne mânâdadır?

Müfessir Fahruddin Razî tefsirinde ve Ebu Hayyân Endulûsî (radıyallahu anhuma) El Bahrul Muhît kitabında demişlerdir ki: ‘Gökte olanın . . .’ mealindeki lafızdan denilmek istenen meleklerdir. O hâlde bu ALLAH (Celle celalühü) gökte bulunuyor anlamına gelmez.

 
Manası: Gökte olanın sizin altınızdaki yeri çökertmemesinden emin mi oldunuz. (Mülk/16)

50. ALLAH’ın (Celle celalühü) şu kavli:
وَالسَّمَاء بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ne mânâdadır?

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) şöyle demiştir: بِأَيْدٍ yani kudretle…” O hâlde buradaki يد yed ile bizdeki uzuv denilmek istenmemiştir. Muhakkak ki ALLAH (Celle celalühü) bu tür şeylerden münezzehtir.

Manası: Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

Bu 50 soru “Müslümanların Akidesi” adlı kitaptan kısaltılarak tercüme edilip alınmıştır.

 

 

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: , , , , ,

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

1.Din ilmindeki Farz ı ayn nedir?

Her mükellefe inanç taharet namaz ve oruçla ilgili hükümlerden ihtiyaç duyulduğu kadarını öğrenmesi zekatı üzerine farz olan kimsenin Haccı ise hacca gücü yeten kimsenin öğrenmesi farzdır. Ayrıca kalp el göz ve diğer uzuvların günahlarını öğrenmek de farzdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لا يَعْلَمُون

 

Manası: ”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer/9)

Hadis-i şerîf mealen: “Her müslümana ilim öğrenmesi farzdır.” Bu hadis-i Beyhakî rivayet etmiştir.

2.İnsanların ve cinlerin yaratılmasındaki hikmet nedir?

ALLAH’ın (Celle celalühü) onları kendisine ibadet etmelerini emretmek için yaratmış olmasıdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالانْسَ إِلا لِيَعْبُدُونِ

 

Manası:Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat/56)

Hadis-i şerîf mealen: “ALLAH’ın (Celle celalühü) kulları üzerindeki hakkı kendisine ibadet edip kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır.” Bunu Şeyhân (Buharî ve Muslim) rivayet etmiştir.

3.İbadet nasıl sahih (geçerli) olur?

ALLAH’ın (Celle celalühü) varlığına inanıp O’nu yaratıklarından hiç bir şeye benzetmeyen kimsenin ALLAH’a (Celle celalühü) ibadeti sahih olur. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

Manası:Onun benzeri hiçbir şey yoktu” (Şura/11)

Rasûlullâh’da (sallallahu aleyhi ve sellem)  mealen şöyle buyurmuştur: “Rabb’ın Zât’ı hakkında tefekkür olamaz.” Bunu Ebu Kasim El Ensârî rivayet etmiştir. Gazâlî de şöyle demiştir: “İbadet ancak Mâbud’u bildikten sonra sahih olur. “

4.ALLAH (Celle celaluhu) Rasulleri niçin göndermiştir?

ALLAH (Celle celalühü) Rasulleri insanlara dünyevî ve dinî yararları öğretsinler diye ve insanları ALLAH’a (Celle celalühü) ibadet etmeye ve kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamaya çağırsınlar diye göndermiştir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ

 

Manası: ALLAH  Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir.” (Bakara/213)

Hadis-i şerîf mealen: “Benim ve benden önceki Peygamberlerin söylemiş olduklarının en faziletli söz Lâ ilâhe illallâh’tır.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

5.Tevhid’in manası nedir?

İmam Cüneyd El-Bağdâdî’nin dediği gibi Tevhid kadîm olanı hâdis olanlardan ayırmaktır. Onun ‘kadîm’den maksadı ise başlangıcı olmayan ALLAH’tır. (Celle celalühü) ‘Hâdis olan’ ise yaratılmış olandır. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

Manası: Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şura/11)

Hadis-i şerîf mealen: Rasûlullâh’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle sorulmuştur: ‘En faziletli amel hangisidir?’ Bunun üzerine Efendimiz: “ALLAH’a ve Rasulü’ne iman etmektir.” diye buyurmuştur. Bunu Buharî rivayet etmiştir.

6. ALLAH’ın (Celle celalühü) varlığı hakkında bilgi ver.

ALLAH (Celle celalühü) mevcuttur varlığında şüphe yoktur. O bir biçimi mekânı ve yönü olmaksızın mevcuttur. O yaratıklarından hiç bir şeye benzemez .Hiç bir şey de O’na benzemez. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

أَفِي اللّهِ شَكٌّ

Manası:Gökleri ve yeri yaratan ALLAH hakkında şüphe mi var? (İbrahim/10)

Hadis-i şerîf mealen: “ALLAH (Celle celalühü) ezelde varken kendisinden başka hiç bir şey yoktu.” Bunu Buharî ve başkaları rivayet etmiştir.

7.ALLAH’ın (Celle celalühü) şu âyetinin:
وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَمَا كُنْتُمْ manası nedir?

“Bu ilmin kuşatması anlamındadır.” Bunu ise İmam Sevrî İmam Şafii İmam Ahmed İmam Mâlik (radıyallahu anhum) ve daha başkaları söylemişlerdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَأنَّ الله َ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً

Manası: ALLAH her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. (Talak/13)

Hadis-i şerîf mealen: “Kendinizi yormayın siz işitmeyen hâlinizi bilmeyen birine dua etmiyorsunuz. Siz işiten ve halinizi bilen birisine dua ediyorsunuz” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bu Allah’tan (Celle celalühü) hiç bir şeyin gizlenemiyeceği anlamındadır.

Bu ayetin zahiri (ki zahiri böyle hayal ettiren ayetler zahirine göre alınmamalıdır) nerde olursak olalım ALLAH’ın (Celle celalühü) bizimle beraber olduğu manasını hayal ettiriyor.

8. Günahların en büyüğü hangisidir?

Günahların en büyüğü küfürdür. Küfürlerden birisi de şirktir (bir şeyi ALLAH’a (Celle celalühü) ortak koşmaktır). Şirk’in anlamı ise ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasına ibadet etmektir. ALLAH (Celle celalühü) Lokmân (aleyhi’s-selam) hakkında haber vererek şöyle buyurmuştur:

وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

 

Manası: Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demiştir: ” Ey oğlum! ALLAH’a ortak koşma. Muhakkak ki ortak koşma (şirk) büyük bir zulümdür.” (Lokman/13)

Hadis-i şerîf mealen: ” Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) günahların en büyügü hangisidir diye sorulduğunda cevaben: ALLAH’a  (Celle celalühü) seni yarattığı halde ortak koşmandır.” buyurmuştur. Bunu Buharî ve daha başkaları rivayet etmişlerdir.

9. İbadetin manası nedir?

İbadet hadis hafızı Subkî’nin (rahmetullahi aleyh) dediği gibi huşu ile itaatin son derecesidir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدُونِ

 

Manası: Şüphesiz benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin. (Enbiya/25)

10. (Arapça dilindeki) Dua’ ibadet anlamına gelebilir mi?

Evet ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُواْ رَبِّي وَلآ أُشْرِكْ بِهِ أَحَدًا

 Manası: de ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime dua (ibadet) ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” (Cin/20)

Bu ALLAH’a (Celle celalühü) ibadet ederim anlamına gelir.

Yine ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:

فَلا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَداً

 

Manası: ALLAH (Celle celalühü) ile birlikte kimseye dua (ibadet) etmeyin. (Cin/18)

Hadis-i şerif mealen: “Dua’ ibadettir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Buradaki ibadetin anlamı ise hasenelerdir.

11. Dua’ (arapçadaki anlamları itibarıyla) ibadet anlamından başka bir anlama da gelebilir mi?

Evet ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

لا تَجْعَلُوا دُعَاء الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاء بَعْضِكُم بَعْضًا

 

Manası: Resûle kendi aranızda birbirinize seslendiğiniz gibi seslenmeyin. (Nur/63)

12. Bir Peygambere veya bir veliye gıyabında dahi olsa seslenmenin veya kendisinden alışagelmemiş bir şeyi istemenin hükmü nedir?

Bu caizdir çünkü yalnızca bunun yapılması ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasına ibadettir diye addedilmez. Ayrıca kişinin yalnızca ya Rasulellâh demesi de ALLAH’a (Celle celalühü) ortak koşmak değildir.

 

Sabit olarak geçmektedir ki Bilal bin Hâris El-Muzenî efendimiz Ömer’in (aleyhime’s-selam) günlerinde meydana gelen kıtlık yılında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in kabrine gelip şöyle demiştir:

“Yâ Rasulallâh! Ümmetin için yağmurun inmesini iste onlar mahvoldular.” Bunu Beyhakî ve başkaları rivayet etmişlerdir. Bunun üzerine kendisine karşı ne efendimiz Ömer (radıyallahu anh) ne de bir başkası karşı çıkmıştır. Hatta onun o eylemini güzel bulmuşlardır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً

 Manası: Şayet onlar kendilerine karşı zulümde bulunup da ALLAH’ın Resûlü’ne gitseler ve ALLAH’tan af dileseler bir de ALLAH’ın Resûlü onlara af dilese ALLAH onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmet eder. (Nisa/64)

Ayrıca sabit olarak geçmektedir ki İbni Ömer ayakla ilgili olan hader hastalığına (felce benzer bir hastalığa) uğrayınca: “Yâ MUHAMMED!” (Sallallahu aleyhi ve sellem) demiştir. Bunu Buharî „El-Edebu’l Mufred” isimli kitabında rivayet etmiştir.

13. İstiğase ile istiânenin anlamlarını delillerle beyan et.

İstiğase darda olunduğunda yardım istemektir istiâne ise daha umumi ve daha kapsamlıdır. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ

Manası: Sabır ve namaz ile yardım isteyin. (Bakara/45)

Hadis-i şerif mealen:”Güneş Kıyamet gününde insanların kafalarına yaklaşacaktır. Bu arada onlar Âdem’den (aleyhi’s-selam) yardım isteyeceklerdir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bunda ise gerçekte zararı ve faydayı ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasının vermediğine inanarak ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasından yardım istemenin caiz olduğuna dair delil vardır.

14. Peygamberlerle tevessül etmek hakkında bilgi ver.

Peygamberlerle tevessül etmek icma ile caizdir. Tevessül ise gerçekte zararı da yararı da verenin ALLAH (Celle celalühü) olduğuna inanarak bir Peygamberi veya bir veliyi anmak suretiyle onun hakkı için tevessül edene ihsan edilsin diye kişinin ALLAH’tan (Celle celalühü) faydalı bir şeyi celb etmesini veya zararlı bir şeyi gidermesini dilemesidir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ

 

Manası: (Ey Müminler) ALLAH’a yaklaştıran vesileyi arayın. (Maide/35)

Hadis-i şerif mealen: “Resûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem) kör birisine kendisiyle tevessül etmeyi öğretmiş ve bunun üzerine o kör bunu Resûlullâh’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda olmadan uygulamıştır. Böylelikle de ALLAH (Celle celalühü) ona görme duyusunu geri vermiştir.” Bunu Taberânî rivayet edip sahih olduğunu bildirmiştir.

15.Velilerle tevessül etmek hakkında bilgi ver!

Velilerle tevessül etmek caizdir. Selef (bu ümmetin ilk üç asrında yaşayanlar) ile Halef (onlardan sonrakiler)’in içinden hak ehlinden olup da buna muhalefet eden bir kimse görülmemiştir.

 

Hadis-i şerif mealen: “Efendimiz Ömer (radıyallahu anh): “Yâ ALLAH (Celle celaluhu)! Sana Peygamberimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) amcası ile tevessül ediyoruz.” diyerek Abbâs (radıyallahu anh) ile tevessül etmiştir” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

16. Cariye hadisinin manasını beyan et.

Bu hadis muztaribtir (karışıktır). Bunun sahih olduğunu bildiren varsa da yine de bu ALLAH’ın (Celle celalühü) gökte olduğu anlamına gelmez.

 

İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh) hadisi açıklarken şöyle demiştir: “Eynellâh (ALLAH (Celle celalühü) nerede) sözü mekan hakkında değil şan hakkında bir sorudur.” Bu demektir ki senin ALLAH’ı (Celle celalühü) yüceltmek bakımından itikadın nedir? O cariyenin: “Göktedir” demesi ise şanı pek yücedir anlamındadır. O hâlde Resûlullâh’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) o cariyeye mekan hakkında sorduğuna inanmak da caiz değildir o cariyenin ALLAH’ın (Celle celalühü) gökte bulunduğunu kastettiğine inanmak da caiz değildir.

 

Ebu’l Kasim El-Kuşayrînin (rahmetullahi aleyh) “Kuşayriyyeh risalesi” kitabında imam Alî’nin (radıyallahu anh) şöyle dediği geçmektedir: “Mekanları yaratan hakkında nerededir denilmesi sözkonusu olamaz”. İmam Ebu Hanife  (rahmetullahi aleh) “El Fikhu’l Ebsat” isimli kitabında: “O mekandan önce var iken mekan ve mahlukat diye bir şey yoktu. O ise her şeyi Yaratandır.” demiştir.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

 

Manası: Onun benzeri hiç bir şey yoktur. (Şura11)

Hadis-i şerif mealen: “ALLAH (Celle celalühü) ezelde var iken Kendisinden başka hiç şey yoktu.” Bunu Buhârî rivayet etmiştir.

17. ALLAH’a (Celle celalühü) sövenin kafir olduğuna dair hükmü delille birlikte beyan et.

Kadı İyaz ALLAH’a (Celle celalühü) sövenin kızgın da olsa şakasına da olsa ve kalbi münşerih olmasa da küfre girdiğine dair icmayı nakletmiştir.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ

 

Manası: : Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk” derler. De ki: “ALLAH’la onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz”. (Tevbe/65,66)

Hadis-i şerif mealen: “Kul öyle bir söz söyler ki ki onda bir zarar görmez ve bu sebeple cehennemin içinde yetmiş sene düşer” Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.

18. Erkek ve kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin caiz olduğuna dair delil nedir?

Şu hadis-i şerif mealen: “Kabirleri ziyaret edin. Muhakkak ki bu sizlere ahireti hatırlatır.” Bunu Beyhakî rivayet etmiştir.

19. İslâm’a nasıl girilir?

İslâm’a Kelime-i Şehadet söylenerek girilir “Esteğfirullâh” demekle değil. ALLAH’ın (Celle celalühü) Nûh (aleyhi’s-selam) hakkında:

 

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ

 

Manası: Nûh kavmine şöyle demiştir. “Rabbinizden af dileyin …” (Nuh/10)

demesine gelince bu şu anlamdadır: Nûh (aleyhi’s-selam) kavminden ALLAH’ın (Celle celaluhu) kendilerini affetmesi için ALLAH’a (Celle celaluhu) ve Peygamberi Nûh’a (a.s) iman ederek İslâm’a girmelerini talep etmiştir.

20. Rasûlullâh’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem) meth etmenin hükmünü beyan et.

Bu icma ile caizdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

 

Manası: Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. (Kalem/4) 

Yine ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ

 

Manası:Ona ( Rasûlullâh’a) iman edenler ona saygı gösterenler ona yardım edenler (Araf/157)

Ayet-i kerimede bu sıfatta olanlar meth edilmektedir.
Hadisi Şerif mealen: “Kadınların bir kısmı Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in huzurunda bulunup meth ederek şöyle demişlerdir: “Ne sevimli bir komşudur MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve sellem).” Bunu İbn-i Mâce rivayet etmiştir. Sabit olduğuna göre Hassân bin Sabit Abbâs ve başkaları gibi birçok sahabî onu methetmiştir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise buna karşı çıkmamış bilakis bunu güzel bulmuştur.

21.Kabir azabı hakkında bilgi ver.

Kabir azabına iman etmek farzdır .Bu ise icma ile sabittir ve onu inkâr eden küfre girmiş olur. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

 

 

Manası: Ateş kâfirlere öğleden önce ve sonra gösterilir ve kıyamet gününde: “Firavun’a tabi olanları en şiddetli azaba sokun.” denilir. (Mü’min/46)

Hadis-i şerif mealen: “ALLAH’tan (Celle celalühü) kabir azabından korunmayı dileyin.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

22.Mahlukatın ilki nedir?

Mahlukatın ilki sudur. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ

Manası: diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? (Enbiya/30)

Hadis-i şerif mealen: “Her şey sudan yaratılmıştır.” Bunu İbni Hibbân rivayet etmiştir.

23.Bid’at’ın çeşitleri hakkında bilgi ver ve iyi bid’at’ın bulunduğuna dair delil nedir?

Bid’at sözlük anlamı itibarıyla geçmişte bir benzeri görülmeden meydana getirilen her yeni şeydir. Şer’i bakımından ise bida-i hudâ ve bida-i dalâle olmak üzere ikiye ayrılır. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:

 

وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إلاابْتِغَآءَ رِضْوَانِ الله

 

Manası: (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. ALLAH’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. (Hadid/27) 

ALLAH (Celle celalühü) İsa’ya (aleyhi’s-selam) tâbi olan müslümanların şehvetlerden uzak kalarak yaptıkları bu eylemlerini -ki bu kendilerine farz kılınmamıştır- meth etmiştir. Bunu ise ALLAH (Celle celalühü) rızasını arzulayarak yapmışlardır.

Hadis-i şerif mealen:”Kim İslâm’da iyi bir yol açarsa ona bunun ecri ve kendisinden sonra bununla amel eden kimselerin ecri vardır.” Bunu Muslim rivayet etmiştir.

Sahabeler ve sonrakiler Din’den olup iyi olan bir çok şeyi meydana getirmişlerdir. Bunlar ise Ümmet tarafından kabul görmüştür. Örneğin mihrapların yapılması Cuma namazı için okunan ikinci ezan Mushaf’ı Şerîf’in noktalanması v.s gibi.

24.Sihir yapmak hakkında bilgi ver.

Sihir yapmak haramdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ

Manası:Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler.  (Bakara/102)

 

Hadis-i şerif mealen:”‘Helak eden yedi şeyden sakının.’ Denildi ki: ‘Bunlar hangileridir? Yâ Rasulallâh!’ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz de mealen: “ALLAH’a (Celle celaluhu) şirk (ortak) koşmak sihir . . .” Bu hadisi Muslim rivayet etmiştir.

25. ALLAH’ın (Celle celalühü) isminin bulunduğu kâğıdı hafife alarak çöpe atanın küfre girdiğine dair delil nedir?

ALLAH’ın (Celle celalühü) isminin bulunduğu kâğıdı çöpe atmak caiz değildir. Bunu hafife alarak yapan küfre girer. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ

Manası: De ki: “ALLAH’la onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz.” (Tevbe/65,66)

İbn-i Abidîn (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: “Mushafı çöpe atan kimse küfre girer hafife almaya kastı olmasa dahi. Çünkü onun eylemi hafife almaya delâlet etmektedir.”

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: , , , , , , ,

Yorumlar (0)