Tem-8-08

Ölüm

BİSMİHİ TEALA

Dünyanın zevk ve sefasından hoşlanan, ona aldanarak meyleden kimsenin ölümden bahsedildiği zaman, ondan nefret duyacağını unutma! Böyle kimseler hakkında ALLAH (Celle celaluhu) buyuruyor ki;

 

قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

[ (Ey Resulum) de ki: -Haberiniz olsun ki, önünden kaçıp durmakta olduğunuz ölüm, günün birinde (aniden) mutlaka size gelip kavuşacaktır.Sonra gizli ve açık bütün şeyleri bilen ALLAH’a döndürüleceksiniz de o bütün yaptıklarınızı bir bir haber verecektir.”] (cum’a /8 )

İnsanlar 3 bölümdür

a) Tamamen Dünyaya Dalıp Gidenler
b) Yeni Tövbe Edip Haka Yönelenler
c) Kemale Erenler

a)Dünyaya dalmış olanlar, ölümü hatırlamazlar, hatırlasalar bile dünyadan nasıl kopacaklarına üzüldükleri için hatırlarlar.bu sebepler ölümü zemmederler..Bu kimselerin bu gaye ile ölümü hatırlamaları, kendilerine ALLAH (Celle celaluhu)’tan uzaklaşmaktan başka bir fayda temin etmez.

b) Daha yeni tövbe edenlerin durumu; Onların Ölümü daha çok hatırlaması, tövbeye devam etmesi ve korkusunun artması için gereklidir..Çünkü bu adam ALLAH’a (Celle celaluhu) kavuşmayı kötü görmediği gibi, ölmeyide kötü görmüyor..Kusurlarını ve eksiklerini gidermeye çalışıyor…Bu aynen sevdiğine kavuşabilmek için onun hoşuna gidecek şekilde giyinip hazırlanabilmek için zaman kazanmak isteyenlerin haline benzer..Bu kavuşmayı kötü görüyor ve kavuşmak istemiyor anlamına gelmez..Bunun alameti de devamlı ona hazırlıkla meşkul olmaktır..Böyle olmazsa o kimse dünyaya bağlanmış demektir..

c)Kemale erenler, ariflerin durumu; Onlar devamlı olarak ölümü anarlar.Çünkü ölüm onların nazarında sevgiliye kavuşmak vaktidir.Seven kimse sevgilisiyle buluşacağı günü hiç aklından çıkarabilirmi? Asla, öyle ki geç kalması onun canının sıkılmasına yol açar.Bu isyan mahalli olan dünyadan bir an önce kurtulmayı ve ALLAH’a (Celle celaluhu) kavuşmayı ister..Hatta ona can atar..

Şu halde hatalarını gidermek ve sermaye edinmek gayesiyle yeni tövbe eden kimsenin, ölümden hoşlanması, ölüme hazır olan kimsenin de ölümü sevmesi mazur görülebilir.Ancak bu iki rütbeden daha üstünü ise kendisi için ölümü ve yaşama taraflarından hiç birini tercih etmeden önce işi ALLAH’a (Celle celaluhu ) bırakmaktır..Çünkü ALLAH’a (Celle celaluhu) sevimli olan hangisi ise kendisi içinde sevimli olan odur..

Rıza ve teslim mertebesine aşırı derecedeki sevgi sayesinde çıkan kimsenin durumu işte budur ki; en yükset rütbedir..Ölümü her hal ve durumda anmakta, sevap ve fazilet vardır.Çünkü dünyaya bağlanan insan devamlı olarak ölümü hatırlarsa, dünyadan yavaş yavaş soğumaya ve dünyayı sevmemeye başlar.Çünkü ondan sonra dünyanın nimetleri ona ağır gelmeye ve onlardan zevk almamaya başlar..İnsanı dünyanın lezzet ve şehvetlerinden soğutan her şey, insanı selamet ve kurtuluşa erdiren sebeplerden sayılır…

Ölümü Anmak ve Hatırlamak ile ilgili Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den bazı hadisler:

“Zevkleri ortadan kaldıran ölümü çok hatırlayın”

“Hz.Aişe Rasulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) sordu ki; -Şehitlerle haşrolacak başka kimse var mı? Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: -Evet vardır günde 20 kez ölümü anan kimse şehitlerle birlikte haşrolunur.”

“Ölüm mü’minin hediyesidir”(çünkü dünya bir mahpus gibidir..nefsi ile daima mücadele eder ve şeytanın saldırılarına müdaafa eder Mü’min kendini..Ölüm ise onun bütün bu zorluklardan kurtulması demektir..)

“Ölümü çokça anın, çünkü o , (sizi) günah işlemekten alıkoyar ve dünyadan yüz çevirtir.”

“Ölümü hatırlayın ve dikkat edin, nefsim kudret elinde olan ALLAH’a (Celle celaluhu) and olsun ki, eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz.”

Gonderen Karasahin
Kategori : İslami bilgiler
Tags: , , , ,

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

1.Din ilmindeki Farz ı ayn nedir?

Her mükellefe inanç taharet namaz ve oruçla ilgili hükümlerden ihtiyaç duyulduğu kadarını öğrenmesi zekatı üzerine farz olan kimsenin Haccı ise hacca gücü yeten kimsenin öğrenmesi farzdır. Ayrıca kalp el göz ve diğer uzuvların günahlarını öğrenmek de farzdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لا يَعْلَمُون

 

Manası: ”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer/9)

Hadis-i şerîf mealen: “Her müslümana ilim öğrenmesi farzdır.” Bu hadis-i Beyhakî rivayet etmiştir.

2.İnsanların ve cinlerin yaratılmasındaki hikmet nedir?

ALLAH’ın (Celle celalühü) onları kendisine ibadet etmelerini emretmek için yaratmış olmasıdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالانْسَ إِلا لِيَعْبُدُونِ

 

Manası:Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat/56)

Hadis-i şerîf mealen: “ALLAH’ın (Celle celalühü) kulları üzerindeki hakkı kendisine ibadet edip kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır.” Bunu Şeyhân (Buharî ve Muslim) rivayet etmiştir.

3.İbadet nasıl sahih (geçerli) olur?

ALLAH’ın (Celle celalühü) varlığına inanıp O’nu yaratıklarından hiç bir şeye benzetmeyen kimsenin ALLAH’a (Celle celalühü) ibadeti sahih olur. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

Manası:Onun benzeri hiçbir şey yoktu” (Şura/11)

Rasûlullâh’da (sallallahu aleyhi ve sellem)  mealen şöyle buyurmuştur: “Rabb’ın Zât’ı hakkında tefekkür olamaz.” Bunu Ebu Kasim El Ensârî rivayet etmiştir. Gazâlî de şöyle demiştir: “İbadet ancak Mâbud’u bildikten sonra sahih olur. “

4.ALLAH (Celle celaluhu) Rasulleri niçin göndermiştir?

ALLAH (Celle celalühü) Rasulleri insanlara dünyevî ve dinî yararları öğretsinler diye ve insanları ALLAH’a (Celle celalühü) ibadet etmeye ve kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamaya çağırsınlar diye göndermiştir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ

 

Manası: ALLAH  Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir.” (Bakara/213)

Hadis-i şerîf mealen: “Benim ve benden önceki Peygamberlerin söylemiş olduklarının en faziletli söz Lâ ilâhe illallâh’tır.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

5.Tevhid’in manası nedir?

İmam Cüneyd El-Bağdâdî’nin dediği gibi Tevhid kadîm olanı hâdis olanlardan ayırmaktır. Onun ‘kadîm’den maksadı ise başlangıcı olmayan ALLAH’tır. (Celle celalühü) ‘Hâdis olan’ ise yaratılmış olandır. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

Manası: Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şura/11)

Hadis-i şerîf mealen: Rasûlullâh’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle sorulmuştur: ‘En faziletli amel hangisidir?’ Bunun üzerine Efendimiz: “ALLAH’a ve Rasulü’ne iman etmektir.” diye buyurmuştur. Bunu Buharî rivayet etmiştir.

6. ALLAH’ın (Celle celalühü) varlığı hakkında bilgi ver.

ALLAH (Celle celalühü) mevcuttur varlığında şüphe yoktur. O bir biçimi mekânı ve yönü olmaksızın mevcuttur. O yaratıklarından hiç bir şeye benzemez .Hiç bir şey de O’na benzemez. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

أَفِي اللّهِ شَكٌّ

Manası:Gökleri ve yeri yaratan ALLAH hakkında şüphe mi var? (İbrahim/10)

Hadis-i şerîf mealen: “ALLAH (Celle celalühü) ezelde varken kendisinden başka hiç bir şey yoktu.” Bunu Buharî ve başkaları rivayet etmiştir.

7.ALLAH’ın (Celle celalühü) şu âyetinin:
وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَمَا كُنْتُمْ manası nedir?

“Bu ilmin kuşatması anlamındadır.” Bunu ise İmam Sevrî İmam Şafii İmam Ahmed İmam Mâlik (radıyallahu anhum) ve daha başkaları söylemişlerdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَأنَّ الله َ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً

Manası: ALLAH her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. (Talak/13)

Hadis-i şerîf mealen: “Kendinizi yormayın siz işitmeyen hâlinizi bilmeyen birine dua etmiyorsunuz. Siz işiten ve halinizi bilen birisine dua ediyorsunuz” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bu Allah’tan (Celle celalühü) hiç bir şeyin gizlenemiyeceği anlamındadır.

Bu ayetin zahiri (ki zahiri böyle hayal ettiren ayetler zahirine göre alınmamalıdır) nerde olursak olalım ALLAH’ın (Celle celalühü) bizimle beraber olduğu manasını hayal ettiriyor.

8. Günahların en büyüğü hangisidir?

Günahların en büyüğü küfürdür. Küfürlerden birisi de şirktir (bir şeyi ALLAH’a (Celle celalühü) ortak koşmaktır). Şirk’in anlamı ise ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasına ibadet etmektir. ALLAH (Celle celalühü) Lokmân (aleyhi’s-selam) hakkında haber vererek şöyle buyurmuştur:

وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

 

Manası: Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demiştir: ” Ey oğlum! ALLAH’a ortak koşma. Muhakkak ki ortak koşma (şirk) büyük bir zulümdür.” (Lokman/13)

Hadis-i şerîf mealen: ” Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) günahların en büyügü hangisidir diye sorulduğunda cevaben: ALLAH’a  (Celle celalühü) seni yarattığı halde ortak koşmandır.” buyurmuştur. Bunu Buharî ve daha başkaları rivayet etmişlerdir.

9. İbadetin manası nedir?

İbadet hadis hafızı Subkî’nin (rahmetullahi aleyh) dediği gibi huşu ile itaatin son derecesidir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدُونِ

 

Manası: Şüphesiz benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin. (Enbiya/25)

10. (Arapça dilindeki) Dua’ ibadet anlamına gelebilir mi?

Evet ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُواْ رَبِّي وَلآ أُشْرِكْ بِهِ أَحَدًا

 Manası: de ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime dua (ibadet) ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” (Cin/20)

Bu ALLAH’a (Celle celalühü) ibadet ederim anlamına gelir.

Yine ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:

فَلا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَداً

 

Manası: ALLAH (Celle celalühü) ile birlikte kimseye dua (ibadet) etmeyin. (Cin/18)

Hadis-i şerif mealen: “Dua’ ibadettir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Buradaki ibadetin anlamı ise hasenelerdir.

11. Dua’ (arapçadaki anlamları itibarıyla) ibadet anlamından başka bir anlama da gelebilir mi?

Evet ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

لا تَجْعَلُوا دُعَاء الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاء بَعْضِكُم بَعْضًا

 

Manası: Resûle kendi aranızda birbirinize seslendiğiniz gibi seslenmeyin. (Nur/63)

12. Bir Peygambere veya bir veliye gıyabında dahi olsa seslenmenin veya kendisinden alışagelmemiş bir şeyi istemenin hükmü nedir?

Bu caizdir çünkü yalnızca bunun yapılması ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasına ibadettir diye addedilmez. Ayrıca kişinin yalnızca ya Rasulellâh demesi de ALLAH’a (Celle celalühü) ortak koşmak değildir.

 

Sabit olarak geçmektedir ki Bilal bin Hâris El-Muzenî efendimiz Ömer’in (aleyhime’s-selam) günlerinde meydana gelen kıtlık yılında Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in kabrine gelip şöyle demiştir:

“Yâ Rasulallâh! Ümmetin için yağmurun inmesini iste onlar mahvoldular.” Bunu Beyhakî ve başkaları rivayet etmişlerdir. Bunun üzerine kendisine karşı ne efendimiz Ömer (radıyallahu anh) ne de bir başkası karşı çıkmıştır. Hatta onun o eylemini güzel bulmuşlardır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

 

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً

 Manası: Şayet onlar kendilerine karşı zulümde bulunup da ALLAH’ın Resûlü’ne gitseler ve ALLAH’tan af dileseler bir de ALLAH’ın Resûlü onlara af dilese ALLAH onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmet eder. (Nisa/64)

Ayrıca sabit olarak geçmektedir ki İbni Ömer ayakla ilgili olan hader hastalığına (felce benzer bir hastalığa) uğrayınca: “Yâ MUHAMMED!” (Sallallahu aleyhi ve sellem) demiştir. Bunu Buharî „El-Edebu’l Mufred” isimli kitabında rivayet etmiştir.

13. İstiğase ile istiânenin anlamlarını delillerle beyan et.

İstiğase darda olunduğunda yardım istemektir istiâne ise daha umumi ve daha kapsamlıdır. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ

Manası: Sabır ve namaz ile yardım isteyin. (Bakara/45)

Hadis-i şerif mealen:”Güneş Kıyamet gününde insanların kafalarına yaklaşacaktır. Bu arada onlar Âdem’den (aleyhi’s-selam) yardım isteyeceklerdir.” Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bunda ise gerçekte zararı ve faydayı ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasının vermediğine inanarak ALLAH’tan (Celle celalühü) başkasından yardım istemenin caiz olduğuna dair delil vardır.

14. Peygamberlerle tevessül etmek hakkında bilgi ver.

Peygamberlerle tevessül etmek icma ile caizdir. Tevessül ise gerçekte zararı da yararı da verenin ALLAH (Celle celalühü) olduğuna inanarak bir Peygamberi veya bir veliyi anmak suretiyle onun hakkı için tevessül edene ihsan edilsin diye kişinin ALLAH’tan (Celle celalühü) faydalı bir şeyi celb etmesini veya zararlı bir şeyi gidermesini dilemesidir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ

 

Manası: (Ey Müminler) ALLAH’a yaklaştıran vesileyi arayın. (Maide/35)

Hadis-i şerif mealen: “Resûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem) kör birisine kendisiyle tevessül etmeyi öğretmiş ve bunun üzerine o kör bunu Resûlullâh’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda olmadan uygulamıştır. Böylelikle de ALLAH (Celle celalühü) ona görme duyusunu geri vermiştir.” Bunu Taberânî rivayet edip sahih olduğunu bildirmiştir.

15.Velilerle tevessül etmek hakkında bilgi ver!

Velilerle tevessül etmek caizdir. Selef (bu ümmetin ilk üç asrında yaşayanlar) ile Halef (onlardan sonrakiler)’in içinden hak ehlinden olup da buna muhalefet eden bir kimse görülmemiştir.

 

Hadis-i şerif mealen: “Efendimiz Ömer (radıyallahu anh): “Yâ ALLAH (Celle celaluhu)! Sana Peygamberimiz’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) amcası ile tevessül ediyoruz.” diyerek Abbâs (radıyallahu anh) ile tevessül etmiştir” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

16. Cariye hadisinin manasını beyan et.

Bu hadis muztaribtir (karışıktır). Bunun sahih olduğunu bildiren varsa da yine de bu ALLAH’ın (Celle celalühü) gökte olduğu anlamına gelmez.

 

İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh) hadisi açıklarken şöyle demiştir: “Eynellâh (ALLAH (Celle celalühü) nerede) sözü mekan hakkında değil şan hakkında bir sorudur.” Bu demektir ki senin ALLAH’ı (Celle celalühü) yüceltmek bakımından itikadın nedir? O cariyenin: “Göktedir” demesi ise şanı pek yücedir anlamındadır. O hâlde Resûlullâh’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) o cariyeye mekan hakkında sorduğuna inanmak da caiz değildir o cariyenin ALLAH’ın (Celle celalühü) gökte bulunduğunu kastettiğine inanmak da caiz değildir.

 

Ebu’l Kasim El-Kuşayrînin (rahmetullahi aleyh) “Kuşayriyyeh risalesi” kitabında imam Alî’nin (radıyallahu anh) şöyle dediği geçmektedir: “Mekanları yaratan hakkında nerededir denilmesi sözkonusu olamaz”. İmam Ebu Hanife  (rahmetullahi aleh) “El Fikhu’l Ebsat” isimli kitabında: “O mekandan önce var iken mekan ve mahlukat diye bir şey yoktu. O ise her şeyi Yaratandır.” demiştir.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ

 

 

Manası: Onun benzeri hiç bir şey yoktur. (Şura11)

Hadis-i şerif mealen: “ALLAH (Celle celalühü) ezelde var iken Kendisinden başka hiç şey yoktu.” Bunu Buhârî rivayet etmiştir.

17. ALLAH’a (Celle celalühü) sövenin kafir olduğuna dair hükmü delille birlikte beyan et.

Kadı İyaz ALLAH’a (Celle celalühü) sövenin kızgın da olsa şakasına da olsa ve kalbi münşerih olmasa da küfre girdiğine dair icmayı nakletmiştir.

ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ

 

Manası: : Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk” derler. De ki: “ALLAH’la onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz”. (Tevbe/65,66)

Hadis-i şerif mealen: “Kul öyle bir söz söyler ki ki onda bir zarar görmez ve bu sebeple cehennemin içinde yetmiş sene düşer” Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.

18. Erkek ve kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin caiz olduğuna dair delil nedir?

Şu hadis-i şerif mealen: “Kabirleri ziyaret edin. Muhakkak ki bu sizlere ahireti hatırlatır.” Bunu Beyhakî rivayet etmiştir.

19. İslâm’a nasıl girilir?

İslâm’a Kelime-i Şehadet söylenerek girilir “Esteğfirullâh” demekle değil. ALLAH’ın (Celle celalühü) Nûh (aleyhi’s-selam) hakkında:

 

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ

 

Manası: Nûh kavmine şöyle demiştir. “Rabbinizden af dileyin …” (Nuh/10)

demesine gelince bu şu anlamdadır: Nûh (aleyhi’s-selam) kavminden ALLAH’ın (Celle celaluhu) kendilerini affetmesi için ALLAH’a (Celle celaluhu) ve Peygamberi Nûh’a (a.s) iman ederek İslâm’a girmelerini talep etmiştir.

20. Rasûlullâh’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem) meth etmenin hükmünü beyan et.

Bu icma ile caizdir. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

 

Manası: Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. (Kalem/4) 

Yine ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ

 

Manası:Ona ( Rasûlullâh’a) iman edenler ona saygı gösterenler ona yardım edenler (Araf/157)

Ayet-i kerimede bu sıfatta olanlar meth edilmektedir.
Hadisi Şerif mealen: “Kadınların bir kısmı Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in huzurunda bulunup meth ederek şöyle demişlerdir: “Ne sevimli bir komşudur MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve sellem).” Bunu İbn-i Mâce rivayet etmiştir. Sabit olduğuna göre Hassân bin Sabit Abbâs ve başkaları gibi birçok sahabî onu methetmiştir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise buna karşı çıkmamış bilakis bunu güzel bulmuştur.

21.Kabir azabı hakkında bilgi ver.

Kabir azabına iman etmek farzdır .Bu ise icma ile sabittir ve onu inkâr eden küfre girmiş olur. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

 

 

Manası: Ateş kâfirlere öğleden önce ve sonra gösterilir ve kıyamet gününde: “Firavun’a tabi olanları en şiddetli azaba sokun.” denilir. (Mü’min/46)

Hadis-i şerif mealen: “ALLAH’tan (Celle celalühü) kabir azabından korunmayı dileyin.” Bunu Buharî rivayet etmiştir.

22.Mahlukatın ilki nedir?

Mahlukatın ilki sudur. ALLAH  (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ

Manası: diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? (Enbiya/30)

Hadis-i şerif mealen: “Her şey sudan yaratılmıştır.” Bunu İbni Hibbân rivayet etmiştir.

23.Bid’at’ın çeşitleri hakkında bilgi ver ve iyi bid’at’ın bulunduğuna dair delil nedir?

Bid’at sözlük anlamı itibarıyla geçmişte bir benzeri görülmeden meydana getirilen her yeni şeydir. Şer’i bakımından ise bida-i hudâ ve bida-i dalâle olmak üzere ikiye ayrılır. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:

 

وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إلاابْتِغَآءَ رِضْوَانِ الله

 

Manası: (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. ALLAH’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. (Hadid/27) 

ALLAH (Celle celalühü) İsa’ya (aleyhi’s-selam) tâbi olan müslümanların şehvetlerden uzak kalarak yaptıkları bu eylemlerini -ki bu kendilerine farz kılınmamıştır- meth etmiştir. Bunu ise ALLAH (Celle celalühü) rızasını arzulayarak yapmışlardır.

Hadis-i şerif mealen:”Kim İslâm’da iyi bir yol açarsa ona bunun ecri ve kendisinden sonra bununla amel eden kimselerin ecri vardır.” Bunu Muslim rivayet etmiştir.

Sahabeler ve sonrakiler Din’den olup iyi olan bir çok şeyi meydana getirmişlerdir. Bunlar ise Ümmet tarafından kabul görmüştür. Örneğin mihrapların yapılması Cuma namazı için okunan ikinci ezan Mushaf’ı Şerîf’in noktalanması v.s gibi.

24.Sihir yapmak hakkında bilgi ver.

Sihir yapmak haramdır. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ

Manası:Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler.  (Bakara/102)

 

Hadis-i şerif mealen:”‘Helak eden yedi şeyden sakının.’ Denildi ki: ‘Bunlar hangileridir? Yâ Rasulallâh!’ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz de mealen: “ALLAH’a (Celle celaluhu) şirk (ortak) koşmak sihir . . .” Bu hadisi Muslim rivayet etmiştir.

25. ALLAH’ın (Celle celalühü) isminin bulunduğu kâğıdı hafife alarak çöpe atanın küfre girdiğine dair delil nedir?

ALLAH’ın (Celle celalühü) isminin bulunduğu kâğıdı çöpe atmak caiz değildir. Bunu hafife alarak yapan küfre girer. ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyurmuştur:

قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ

Manası: De ki: “ALLAH’la onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz.” (Tevbe/65,66)

İbn-i Abidîn (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: “Mushafı çöpe atan kimse küfre girer hafife almaya kastı olmasa dahi. Çünkü onun eylemi hafife almaya delâlet etmektedir.”

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: , , , , , , ,

Yorumlar (0)