Mustafa
Selamun aleyküm, son zamanlarda yeniden gündeme başörtülü okunması, başörtüsünün serbest bırakılması ile ilgili tartışmalar geldi. Başörtüsüne karşı çıkanların temel dayanaklarından birisi kanunlarla kamusal alnlarda başörtüsünün yasaklandığıdır.
İslam dininin kamusal alanda başörtüsü takmak ile ilgili görüşü nedir?
BİSMİHİ TEALA
We aleykümü’s-selam
Günümüz argümanların dan birisi ‘’kamusal alan’’ denilen argümandır. Günümüzde bir takım insanlar, başörtüsünün insanın özel hayatının bir parçası olduğunu, özel hayatın da istediği gibi giyinebileceğini, başını isterse örtebileceğini, ama bu başı örtülü kişinin kamusal alanda çalışamayacağını, okuyamayacağını, kamusal haklarından yararlanamayacağını ileri sürmektedirler. Buna sebep olarak ta devletin kural ve kanunlarının buna izin vermediğini dolaysıyla, başörtülü bir Müslüman hanımın bu haklardan yararlanamayacağı tezini ileri sürmektedirler.
Bu argümanı ileri sürenlerin anlamadıkları veya anlamak istemedikleri temel nokta, bir bayanın başını örtmesi İslâm fıkhı açısından kur’an ve sünnetin amir ve kesin hükümlerinden birisi olduğudur. Yani anlaşılması açısından izah etmek gerekirse, kadının başında ki saçı, kadının diğer örtülmesi farz olan organları gibi ‘’avret’’ hükmündedir. Ve nasıl ki, el, ayak ve yüz haricinde ki organları örtmesi farz ise, sacını örtmesi de aynı şekilde farzdır.
Her ne kadar bu gibi reformist düşünce de olanlar başörtüsünün İslâm’ın emri olmadığını, kur’an da baş örtmenin olmadığını, başörtüsünün zorlama bir husus olduğunu düşünseler, dile getirseler dahi onların bu düşünceleri özellikle Sünni İslâm dünyasında bir geçerliliği ve değeri bulunmamaktadır. Zira gerek kur’an gerekse sünnette ki hükümler, İslâm dünyasının örfüne ve İslâm âlemin de gerekli saygınlığı kazanmış gerek mezheb imamları, gerekse muteber âlimlerin bu konu da ki icmalarına aykırıdır.
Başörtüsünün kamusal alanda takılıp takılmama meselesine gelince, başörtüsünü özel alanda takılması gerekir diyenlerin anlamak istemedikleri nokta, başörtüsü zaten kamusal alanda farz olan bir husustur. Özel alan denilen kadının evinin içerisin de başını örtmesi hususun da İslâm’ın amir hükmü bulunmamaktadır. Yani başörtüsü özel alan denilen evin içerisi ile ilgili olmayıp, direk olarak toplumsal veya onların ifadesi ile kamusal alanla ilgili olan bir farzdır. Yoksa kadın evinin içerisinde başörtüsüz olarak durabilir. Yani başörtüsü sokağa, kadının diğer insanlarla olan sosyal davranışların da kadın ve erkeğin karışık bir durumda bulundukları ortama çıkılması gerektiğin de bir çıkış vizesi hükmündedir.
Nitekim başörtüsünün farz olduğunu ifade eden Nur suresinin 31. ayeti kerimesi وَقُل لِّلۡمُؤۡمِنَـٰتِ يَغۡضُضۡنَ مِنۡ أَبۡصَـٰرِهِنَّ وَيَحۡفَظۡنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبۡدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنۡهَاۖ وَلۡيَضۡرِبۡنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِہِنَّۖ ‘’ Mü’min kadınlara söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini muhafaza etsinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.’’ Buyurmak suretiyle başörtüsünün kamusal alan ile ilgili olduğunu açıkça ifade etmektedir. Yani ayeti kerimeyi başörtüsünü özel alana hapsetmek isteyenlerin anlayacakları dil ile manalandırmak gerekirse ‘’Mü’min kadınlara söyle evden dışarı çıkıp beşeri-sosyal (iktisadi, ticari, kültürel, mesleki) hayata katılabilirsin; ancak bunun için özel başkalarına mahrem olan alanından çıktığın zaman başını örtmek zorundasın.’’