istirka ve muska takmak
Meçhul adam
Benim size sorum muska ile ilgili olacak. Birçok hoca muska takmanın İslam da olmadığını çünkü peygamberin ‘’ rukye, temime ve tivale takmak şirk’’ olarak vasıflandırdığını, bunun için bu gibi şeylerin caiz olamayacağını söylemektedir. Bunun yanın da bazı kişiler ise bu konuda alimlerin izin verdiğini söylemektedirler.
Bu konuda ister istemez ikilem arasında kalınmakta. Zira bir yanda peygamberin sözü, diğer yanda alimlerin sözü, bu durumda nasıl davranmak gerekir?
BİSMİHİ TEALA
Öncelikle resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) birbirinden farklı hadislerinin olduğunu, bu durum da nasıl davranılması gerektiğini iyi bilmek gerekir. Zira (zahiren de olsa) birbiri ile çelişen hadislerin olduğu konularda peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) varisleri durumun da olan ulemanın sözlerine uymak gerekmektedir.
Usul ulemasının aralarında ihtilaf ettiği konulardan birisi de, zahiren birbiri ile çelişen hadislerin halli konusudur. Zira ulemanın fıkhi konularda ki farklı görüşlerinin temelinde bu yatmaktadır. Bundan dolayı hadisleri anlamak için usulü hadis’in iyi bilinmesi gerekir. Çünkü hadisler içerisinden bir hadisi alarak, diğer hadisleri göz ardı etmek ve bütün olayı bir hadis üzerinden hükme bağlamak gerek hadislerde, gerekse konularda yanlış hükme varmanın yolunu açar.
Zahiren birbiri ile çelişen hadislerin ‘’Nesh’’ ile alakası olduğundan sadece hadis ilminin bilinmesi yanında diğer ilimlerin de bilinmesi gerekmektedir. Nitekim Tecrid sahibi Ahmed Naim (rahmetullahi aleyh) ‘’ Böyle mühim bir işi başarabilenler ekser-i ulumda; bahusus hadis, fıkıh, usul ve kelamda beraat-i tammesi olan eimme-i a’lamdır ki, bunlar hadis ile fıkıh sınaatlerini bi-hakkın cami’, mânia-i dakika sayyadları ve ilim dalgıçlarıdırlar.’’ (Tecrid, Mukaddime, sh:251) gibi veciz söylerle bunu izah etmektedir. Bu kısa izahtan sonra….
Muska takmak ile alakalı hususların hikmetini iyi anlamak zorundayız. Zira resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’Şirk’’ olarak vasıflandırdığı ‘’Temaim’’ ve ‘’ Tivele’’ farklı şeylerdir ‘’İstirka’’ farklı bir şeydir. Öncelikle kelimelerin kısa manalarını izah edelim.
İstirka: Baskasının üzerine okuması demektir.
Temaim: Temime’nin çoğulu olup muska ve boncuk demektir.
Tivele: Genellikle Temime ile eş manada kullanılmakla beraber, bazı lügat ehline göre sihir için kullanılan muska ve boncuk demektir.
Nitekim ‘’ إِنَّ الرُّقَى وَالتَّمَائِمَ وَالتِّوَلَةَ شِرْكٌ ’’ Şüphesiz rukye, temaim ve tileve takmak şirktir’’ (Ebu davud, 3879) hadisinin şerhin de Azimabadi (rahmetullahi aleyh) şöyle demektedir:
‘’ Hattabi (rahmetullahi aleyh) şöyle demektedir. ”Rukye’ye gelince o yasaklanmıştır. Rukye arabca dili haricinde başka bir dil ile yazılınca içeriğinin ne olduğu bilinemez, onun sihir veya küfür üzerine bir şey olduğu umulabilir. Ancak içeriği bilinir veya içeriğinde ALLAH’ın (Celle celalühü) zikri olursa, o zaman bu şekildeki bir rukye mustehabtır ve onunla teberrük edilebilir.
Temaim ‘’Temime’’ni çoğulu olup, bunda ALLAH’ın (Celle celalühü) isimlerinden bir isim veya ayetlerden bir ayet veya resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve selem) tavsiye edilen duaların bulunmadığı ve çocuklara takılan şeydir. ‘’Tivele’’ hakkında ise Hattabi (rahmetullahi aleyh) ‘’ Bu sihirden bir parçadır’’ demektedir. Esmai (rahmetullahi aleyh) ise, ‘’kadının kocası için kendisini sevsin diye yapılan bir şeydir’’ demiştir.
….. Bunlar sihir için okunan ve muhabbet olması için yazılan şeylerdir. Bunlar insanı gizli ve açık şirke götürür. Ve bunların şirk olarak vasıflandırılması bunları tesir edici olduklarına inanıldıkları ve takıldıkları için şirk olarak vasıflandırılmışlardır.’’ (Azimabadi, Avnul ma’bud c:10 sh: 293)
Azimabadi’nin (rahmetullahi aleyh) izah ettiği gibi ‘’Temaim’’ ve ‘’Tivele’’ içlerinde ALLAH’ın (Celle celalühü) ismi, kur’an-ı kerim’den ayet ve resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği dua’ların bulunulmadı ve şifa verici olarak bunların kabul edildiği şeylerdendir. Cahiliye devrinde bunların belaları kendilerinden uzaklaştırdığına inanıldıkları ve itikad edildikleri için takılan şeyler olduğundan, İslâm onların bu batıl itikadlarını iptal etmiş ve resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bunları yasaklamıştır.
Eğer takılan muska da manası anlaşılamayan yazılar bulunur, ALLAH’ın (Celle celalühü) isimleri ve resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği dua’lar bulunmaz ve mavi boncuk, ip v.s gibi şeyler belalardan, nazardan korur inancıyla takılırsa bunlar haramdır. Nitekim
أَنَّهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَبْصَرَ عَلَى عَضُدِ رَجُلٍ حَلْقَةً فَقَال : وَيْحَكَ مَا هَذِهِ ؟ قَال : مِنَ الْوَاهِنَةِ . قَال أَمَّا إِنَّهَا لاَ تَزِيدُكَ إِلاَّ وَهْنًا ، انْبِذْهَا عَنْكَ فَإِنَّكَ لَوْ مِتَّ وَهِيَ عَلَيْكَ مَا أَفْلَحْتَ أَبَدًا
‘’ Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir adamın pazusunda bağlı bir halka görünce ‘’ Yazıklar olsun sana, bu nedir?’’ diye sorar. Bunun üzerine adam ‘’ çok zayıf olmam sebebiyle taktım.’’ deyince, resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem):
‘’ Bu sendeki zayıflığı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çıkar at onu. Eğer o şey üzerindeyken ölürsen asla iflah olmazsın.’’ diye cevap verir. (Ahmed b. Hanbel, c: 4 sh: 445) hadis-i şerifi buna işaret etmektedir. (Burada bir parantez açmak gerekir. İnsan bir şeyi hatırlamak için parmağına ip v.s bağlamasını hadis-i şerifteki hadiseyle karıştırmamak gerekir. Zira parmağa bağlanan ip unutulan birşeyi hatırlamak veya bir şeyi unutmamak amacıyla bağlanmaktadır ki bu caiz olan bir şeydir.)
Bununla beraber takılan muskada ki yazılar manası anlaşılıyor, resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği dua’lardan oluşuyorsa resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve selem) bunlara izin verdiği rivayet edilmekte hatta bunlarla teberrük dahi edilebilmektedir. Hattabi’de (rahmetullahi aleyh) buna işaret etmektedir. Nitekim Tirmizi’nin Enes’ten (radıyallahu anh) rivayet ettiği
أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- رَخَّصَ فِى الرُّقْيَةِ مِنَ الْحُمَةِ وَالْعَيْنِ وَالنَّمْلَةِ.
‘’ Muhakkak ki resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) zehirli hayvan sokmasından, nazar değmesinden ve vücutta çıkan yaralardan dolayı rukyeye izin verdi.’’ (Tirmizi, 2195) hadis-i şerifi bunun beyandadır. Hakim’in Mustedrek’in de Hz. Aişe’den (radıyallahu anha) rivayet ettiği
ليست التميمة ما تعلق به بعد البلاء إنما التميمة ما تعلق به قبل البلاء
‘’ Musibetin gelmesinden sonra asılan şey temime değildir. Ancak temime, musibet gelmeden önce takılan şeydir’’ (c:4 sh: 242 hadis no: 7506) hadis-i şerifi musibetten sonra takılan muskanın temime olarak değerlendirilmediğine işaret etmektedir. Yine Ebu Nuaym’ın Hz. Aişe’den (radıyallahu anha), Deyleminin Hz. Enes’ten (radıyallahu anh) rivayet ettikleri
لا بأس بتعليق التعويذ من القرآن قبل نزول البلاء وبعد نزول البلاء
‘’ Musibet gelmeden önce de, geldikten sonra kur’an’dan yazılı olan muskaların takılmasında beis yoktur.’’ (Deylemi, 16018) şeklinde ki hadis-i şerifte muskaların takılmasının caiz olduklarına delildirler.
Sahabe’den Abdullah b. Amr’ın (radıyallahu anh) temyiz yaşında ki çocuklara ıstirka’yı öğrettiği, temyiz yaşından küçük çocuklara ise yazarak boyunlarına astığını bilinmektedir. (Ebu davud,3395)
Hanefi mezhebi’nin fetva kitablarından ‘’ Feteva-i hindiye’’ de bu konuda şu fetvayı görmekteyiz.