Sünneti Terketmek
BİSMİHİ TEALA
Hâkim “Müstedrek”inde, “İcma’ın Hüccet Olduğuna Dâir Delil” bölümünde Ebû Hureyre’den ( gelen bir rivayetinde Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem):
“Farz olan namaz, kendisinden sonra gelen namazla arasındaki günahlara keffârettir. Cumalar ile ramazanlar, aralarındaki günahlara keffârettirler, ancak üç şeye keffâret olamazlar: ALLAH’a (Celle celalühü) ortak koşmak, neks-i safaka (yâni adam ile bir yandan anlaşmaya varırken, öte yandan ilk fırsatta ahdi bozarak onu öldürmek) ve sünneti terketmek (yâni cemaata muhalefet ve toplumdan ayrılmaktır.)” buyurmuştur.
Hadîsi her ne kadar Buhârî ile Müslim almamışlarsa da, hadîs, onların aradıkları sıhhat şartlarına uygundur. Ahmed ve Ebû Dâvûd’un rivayetleri şöyledir:
“Cemaatten bir karış ayrılan kimse, İslâm bağını boynundan çıkarmıştır.” (Ebi Dâvûd, 4/241)
Celâl Belkinî, “Cemaatten ayrılmak demek, bid’atlere sapmak demektir.” demiştir. Yine Sahih olarak, “Bid’at icad edene ALLAH (Celle celalühü) lanet etsin.” diye bir rivayet vardır.
Ayrıca Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Altı kimse vardır ki, ALLLAH (Celle celalühü), ben ve duası makbul her peygamber onları lanetlerler:ALLAH’ın (Celle celalühü) Kitabına ilâve yapan, ALLAH’ın (Celle celalühü) kaderini yalanlayan, ALLAH’ın (Celle celalühü) aziz kıldığını zelil ve zelil kıldığını aziz yapmak için kahr u ceberut ile insanlara musallat olan, ALLAH’ın (Celle celalühü) haram kıldığını helâl sayan ehli beytin hakkında ALLAH’ın (Celle celalühü) haram kıldığını helâl sayan ve sünneti terkedenlerdir.” (Tirmizi, 4/457)
Yine Sahih bir hadîsde Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem):
“Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” (Buhari, K,Nikah) buyurmuştur.
Taberâni’nin rivayetinde Resûl-i Ekrem: (Sallallahu aleyhi ve sellem)
“Peygamberlerinden sonra dinlerinde bid’at ihdas eden hiç bir millet yoktur ki, o nisbette sünnetten kaybetmiş olmasınlar.” ( Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid. 1/188) buyurmuştur.
Yine Taberâni ve İbn Âsım’ın rivayetlerinde Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Gök kubbenin gölgesi altında ALLALH’tan (Celle celalühü) başka, arzularına uyulan hevâ-i nefis’ten daha büyük bir ilâh yoktur.” ( Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, 1/188)
Tembih: Sünneti terketmenin büyük günahlardan olduğunu, Şeyhu’l-lslâm es-Salâh el-Alâî, Kavaid adlı eserinde sarahaten bildirmiştir.
Ayrıca Celâl Belkini ve diğer âlimler de bunu kebâirden saymışlardır.
Celâl Belkinî büyük günahları sayarken, “Büyük günahların on altıncısı bid’attir, zaten sünneti terkten maksad da bid’attir.” demiştir. Şüphesiz sünnetten murad, Ebû Mansûr Maturidî ve Ebû’l-Hasan el-Eş’ari’nin (rahmetullahi aleyhima) inançlarına uygun olan yoldur. Çünkü bunlar, tamamen sünneti arayıp bulmuşlardır. îtikadda bid’at da bu iki imama uymayan diğer fırkaların görüşleridir. Bid’at sahiplerini yeren pek çok hadisler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
“Her kim bu dininizde olmayan bir şeyi icad ederse, o, merduttur.” (Müslim, 3/1343; Ebi Dâvûd, 4/200; İbn Mace, 1/7)
“Bundan sonra (derim ki) sözlerin en hayırlısı ALLAH’ın (Celle celalühü) Kitabıdır, hidâyetlerin hayırlısı da MUHAMMED’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) irşad ve hidâyetidir. (Dinde olmayan) şeylerin en fenası, sonradan uydurulan şeylerdir; her bid’at (sonradan uydurulan şey de) sapıklıktır.” ( Müslim, 2/592; S İbn Mâce, 1/17)
“Sizin için en çok korktuğum, mide ve fercinizdeki azgın şehvet ve hevâ-i nefsin sapıttırmalarıdır.” (Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, 1/188)
“Aman, dindeki sonradan yapılan uydurmalardan sakının, zira sonradan uydurulan her bid’at sapıklıktır.” (Tirmizi, 5/44)
“ALLAH (Celle celalühü) her bid’at sahibinin tevbesini, bidatini terkedinceye kadar, perdeler (yâni tevbesini kabul etmez).” (Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, 10/189)
“ALLAH (Celle celalühü), bid’atini terkedinceye kadar bid’at sahibinin tevbesini kabul etmez.” (İbn-i) Mâce, 1/19)
Yine İbn-i Mâce’nin diğer bir rivayeti de şöyledir:
“ALLAH (Celle celalühü) bid’at sahibinin oruç, namaz, sadaka, hac, umre,cihad, farz ve nafilesinden hiç bir ibadetini kabul etmez. O, hamurdan kılın çıkması gibi İslâmdan çıkar.” (İbn Hacer El-Heytemi, “Ez’zevacir An İktirafil-Kebâir)