” Habibim Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et (ki yaptığın tebliğ tesirini göstersin) (Nahl/125)
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu ve buna benzer ayeti kerimeleri göz önüne alarak muhatablarını her zaman ilim ile tebliğ ederek irşad etmekte, ve gerekirse irşadını dini ve kevni delilleri ile takviye etmekteydi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) muhatablarına her zaman samimi duygular ile karşılar, onlara daima şefkat ve merhamet ile yaklaşır, her daim tatlı dil ve güzel sözlerle nasihat ederdi. Onların zihinlerinde oluşan şüpheleri gidermek için laflarını sonuna kadar sabrederek dinler ve şüpheleri ikna edici cevaplarla zihinlerinden izale ederdi.
Muhatablarını asla küçümsemez, bilakis onlara itibar gösterir zihinlerinde ki şüpheyi izalede etmede tane tane ve açık bir şekilde mukabele ederdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine sorulan soruları küçümsemez, yerli, yersiz demez, mütebessim ve ciddi olarak dinler ve gerektiği gibi cevap verirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) insanların kusurlarını daima görmezden gelerek, onların kusurlarını affederek bağışlardı.
Şimdi bunların arasın da hiç resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) hiddet, şiddet, kabalık, terk etme, önemsememe v.s gibi insanların nefretini çekecek güzel olmayan bir sıfat bulunmakta mıdır?
Eğer örnek aldığımız resulullah (Sallalalhu aleyhi ve selem) tebliğ amacıyla onlarca kere ebu cehil’in ayağına gitti ise, onu terk edip her ne hali varsa görsün demediyse, usup bıkmadan tebliğ etmeye devam ettiyse onu ümmeti nasıl olurda tebliğ de muhatablarını terk ederek onlardan uzaklaşmaya çalışır?