BİSMİHİ TEALA

ALLAH (Celle celaluhu) Kur’an’ın insanlar için onların gözlerini açacak deliller, hidâyet ve rahmet olduğunu zikrettikten sonra Kureyş müşriklerinin :

«Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültüyapın.» (Fussilet, 26) derken yaptıkları gibi değil de, bir ta’zîm ve ihtiram olmak üzere okunması esnasında susmayı emretmiştir.

Bu emir, imâmın açıktan okuduğu farz namazlarda daha kuvvetlidir.

Nitekim Müslim’in Sahîh’in-de Ebu Mûsâ el-Eş’arî’den (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadîste ALLAH Rasûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem) :

”İmâm, ancak kendisine uyulması içindir. Tekbîr aldığında susunuz, okuduğu zaman susunuz,” buyurmuştur. (Sünen sahipleri bu hadîsi.Ebu Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet ederler.)

Müslim îbn el-Haccâc (rahmetullahi aleyh) hadîsi (Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) hadîsini) sahîh kabul etmiş fakat kitabında tahrîc etmemiştir.

İbrâhîm İbn Müslim el-Hicrî’nin Ebu İyâz’dan, onun da Ebu Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayetine göre; o, şöyle demiştir :

Namazda konuşurlardı. «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin…» ve diğer âyet nazil oldu da susmakla emrolundular.

İbn Cerîr (rahmetullahi aleyh) der ki: Bize Ebu Küreyb’in… İbn Mes’ûd’dan (radıyallahu anh) rivayetine göre; o, şöyle demiştir : Birbirimize namazda iken; falancaya selâm, falancaya selâm, diye selâm verirdik.

Bunun üzerine :

«Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun ki merhamet olunasınız.» âyeti geldi. Yine İbn Cerîr’in Ebu Küreyb kanalıyla…

Beşîr îbn Câbir’den rivayetine göre;

o, şöyle demiştir :

İbn Mes’ûd namaz kıldı ve bazılarının imâmla- beraber okuduklarını işitti. (Namazını bitirip) ayrıldığında şöyle dedi: Anlamanızın zamanı gelmedi mi? Akletmenizin zamanı gelmedi mi?

Emredildiğiniz üzere «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» Yine İbn Cerîr’in Ebu Sâib kanalıyla… Zührî’den rivayetine göre; o, şöyle demiştir : Bu âyet, ansârdan bir genç hakkında nazil oldu. ALLAH Rasûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem) ne zaman bir şey okursa o da okurdu.

Bunun üzerine :

«Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» âyeti nazil oldu.

İmâm Ahmed ve Sünen sahiplerinin Zührî kanalıyla… Ebu Hüreyre’den rivayetlerinde, ALLAH Rasûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem) cehren okuduğu bir namazı bitirmiş ve : Biraz önce benimle beraber sizden birisi okudu mu? buyurmuştu. Bir adam : Evet ey ALLAH’ın (Celle celalühü) elçisi, dedi. ALLAH Rasûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem : Ben diyorum, bana ne oluyor ki ben Kur’an okurken bir başkası bana okuma ile gâlib geliyor? (Bana ne oluyor ki Kur’an okumama müdâhele ediliyor?) buyurdu da insanlar ALLAH Rasûlü’nün (Sallallahu aleyhi ve sellem) cehren okuduğu namazlarda onunla birlikte okumaktan vazgeçtiler.

Tirmizî hadîsin hasen olduğunu söylerken Ebu Hatim er-Râzî sahîh olduğunu söylemiştir.

Abdullah İbn el-Mübârek’in Yûnus’dan, onun da Zührî’den rivayetine göre; o, şöyle demiştir :

İmâmın cehren okuduğu (namazlarda) imâmın arkasındaki okumaz. Sesini onlara işittirmese dahi imâmın okuması onlara yeter.

Fakat onlar imâmın cehren okumadıklarında kendi kendilerine gizlice okurlar. İmâmın arkasında olan hiç kimsenin imâmın cehren okuduğu namazda onunla birlikte —ne açıkça ve ne de içinden— okuması doğru değildir. ALLAH (Celle celalühü) : «Kur’an okunduğu zaman, ona derhâl kulak verin ve susun ki, merhamet olunasmız.» buyurmuştur.

Ben de derim ki: Bu, âlimlerden bir grubun mezhebidir ki kırâetin cehri olduğu namazda imâmın cehren okuduklarında imâma uyan kişinin ne Fâtiha’yı ve ne de başka âyeti okuması vâcib değildir. Bu İmâm Şafiî’nin iki görüşünden birisidir. İmâm Mâlik’in mezhebi de böyledir. Ahmed İbn Hanbel’den de daha önce serdettiğimiz delillerden dolayı böyle bir rivayet nakledilmiştir.

İmâm Şafiî yeni kavlinde der ki: İmâmın sustuğu sıralarda sâdece Fâtiha’yı okur.

Bu, sahabe, tâbün ve onlardan sonrakilerden bir grubun kavlidir. Ebu Hanîfe ve Ahmed îbn Hanbel (rahmetullahi aleyhima) der ki: Ne açık ve ne de gizli okunan namazda imâma uyan kimseye kırâet vâcib değildir.

Bunda delilleri: ”Kimin imâmı varsa imâmın kırâeti onun için kıraettir”, hadîsidir. İmâm Ahmed (rahmetullahi aleyh) bu hadîsi Müsned’inde Câbir’den (radıyallahu anh) merfû’ olarak rivayet etmiştir.

-Bu hadîs İmâm Mâlik’in (rahmetullahi aleyh) Muvatta’ında, Vehb İbn Key-sân’dan rivayetle Câbir (radıyallahu anh) üzerinde mevkuftur.

Bu, daha sıhhatlidir. Bu konu başka yerde daha genişçe anlatılmıştır.

İmâm Ebu Abdullah el-Buhârî bu konuya başlı başına bir eser tahsis etmiş ve bu eserinde imâma tâbi olan kimseye gizli, açık okunan namazlarda kırâetin vâcib olduğu görüşünü tercih etmiştir. En doğrusunu ALLAH (Celle celaluhu) bilir.

Ali İbn Ebu Talha’nın İbn Abbâs’tan (radıyallahu anhuma) rivayetine göre; «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» emri, farz namazlardadır. Bu açıklama, Abdullah İbn Muğaffel’den (radıyallahu anh) de rivayet edilmiştir.

İbn Cerîr (rahmetullahi aleyh) der ki: Bize Humeyd İbn Mes’ade’nin… Talha İbn Ubeydullah İbn Küreyz (veya Keriz) den rivayetine göre; o, şöyle demiştir : Bir yâiz va’zederken; Ubeyd İbn Umeyr ve Atâ İbn Ebu Rebâh’ın konuştuklarını gördüm ve : Zikri dinlemez misiniz, va’dedilenin size vâcib olmasını istemez misiniz? dedim. Bana baktılar, sonra konuşmalarına döndüler. Ben, sözümü tekrarladım. Bana baktılar ve sözlerine döndüler. Ben, üçüncü kere sözümü tekrarladım. Bana baktılar ve : O ancak namazdadır. «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» dediler.

Süfyân es-Sevrî’nin Ebu Hâşim İsmail İbn Kesîr’den, onun da Mücâhid’den rivayetine göre; o, «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» âyeti hakkında : Bu, namazdadır, demiştir. Aynı şekilde birçokları bunu Mücâhid’den rivayet etmişlerdir. Abdürrezzâk’m Sevrî’den, onun Leys’den, onun. da Mücâhid’den rivayetine göre; o : Kişi namaz dışında okurken konuşulmasında bir beis yoktur, demiştir. Saîd İbn Cübeyr, Dahhâk, İbrâhîm en-Nehaî, Katâde, Şa’bî, Süddî ve Abdurrahmân İbn Zeyd İbn Eslem’in de söylediklerine göre;
,
burada kasdedilen susma, namazdadır. Şu’be’nin Mansûr’dan, onun da İbrâhîm İbn Ebu Hurre’den rivayetine göre; o, Mücâhid’i bu âyet hakkında şöyle derken- işitmiş : «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» Bu, cum’a günü namaz ve hutbededir. İbn Güreye de Atâ’dan bunun bir benzerini rivayet etmiştir. Hüşeym’in Rebî İbn Su-beyh’den, onun da Hasan’dan rivayetine göre; o : Bu, namazda ve zikir (hutbe) sırasındadır, demiştir. İbn Mübârek’in Bakiyye kanalıyla… Saîd İbn Cübeyr’den rivayetine göre; o, «Kur’an okunduğu zaman ona derhâl kulak verin ve susun.» âyeti hakkında şöyle demiştir :

Susmak kurbân, ramazân ve cum’a günleri ve imâmın cehren okuduğu namazlardadır, İbn Cerîr de burada maksadın, imâmın arkasında ve hutbe halinde olduğu görüşünü tercih etmiştir. Abdürrezzâk’m Sevrî kanalıyla… Mücâhid’den rivayetine göre; o, imâm bir korku âyetine veya bir rahmet âyetine rastladığında arkasında olanlardan birinin herhangi bir şey söylemesini hoş karşılamaz ve : «Susunuz.» dermiş. Mübarek İbn Fudâle de Hasan’dan rivayetle : Kur’an’a (Kur’an okunan bir yere) oturduğun zaman Kur’an için sus, demiştir.

İmâm Ahmed der ki : Bize Hâşim oğullarının kölesi Ebu Saîd’in… Ebu Hüreyre (r.a.) den rivayetine göre ALLAH Rasûlü (Sallallahu aleyhi ve sellem) : Kim, ALLAH’ın (Celle celaluhu) kitabından bir âyete kulak verir (dinler) se onun için kat kat sevâb yazılır. Kim onu (ALLAH’ın (Celle celaluhu) kitabından bir âyeti) okursa, kıyamet günü kendisi için bir nûr olur, buyurmuştur. Hadîsi sadece İmâm Ahmed —ALLAH (Celle celaluhu) ona rahmet eylesin— rivayet etmiştir

İBNİ KESİR TEFSİRİ ARAF SURESİ

Gonderen Karasahin
Kategori : Tefsir
Tags: , , ,

Yorumlar (0)