BİSMİHİ TEALA

 

İslâm bir konuda hüküm verirken bazı prensipleri temel alınmasını ister. Zira bazı davranışlar ve aletler vardır ki eğer onlar bir dinin veya milletin alamet-i farikası olmaktan çıktıysa onların kullanılması bazen gelenek ve örf olarak dikkate alınabilir. İslâm bu konuda ‘’ من تشبه بقوم فهو منهم’’ ( Kim bir kavme benzerse o onlardandır.’’ (Ebu davud, libas, 5127) hadis-i şerifini temel prensip olarak kabul eder. Yani eğer insan başka bir din veya millet tarafından kullanılan bir şeyi kullanırken, o din veya millete benzemeye çalışır ve bunu isteyerek yaparsa insanı küfre sokar fetvası verilmiştir. Nasıl ki Haç takmak veya istavroz çıkarmak bir Hıristiyan dininin alameti ise, haçı takan veya istavroz çıkaran kişi o dinin bir alametini yaptığı ve taktığı için İslâm dininden çıkar.

 

Gelinlik giymek de zamanımızda özellikle genç kızlar tarafından arzulanan ve bir gelenek olarak kabul edilen bir mesele olarak algılanmaktadır. Her genç kızın bunu istemesi farklı, ama gelinlik giymek gerek İslâm dini açısından, gerekse milli örf ve adetlerimizden olması açısından farklıdır. Zira İslâm müslüman kadınların sosyal ortama nasıl çıkacaklarını, bu çıkma esnasında neler giyeceklerini ve nasıl davranacaklarını açıklamıştır. Nitekim kur’an bu durumu izah ederken şöyle demektedir:

 

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا

Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine cilbab almalarını söyle. Bu onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Bununla beraber ALLAH bağışlar ve merhamet eder.’’ (Ahzab/59) Bu ayetle beraber

 

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى

 

Evinizde oturun İslâm’dan önceki Cahiliye kadınlarının yaptığı gibi süslerinizi göstererek ve görünmek için dışarı çıkmayın’’ (Ahzab/33) ve

 

وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ

 

Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.’’ (Nur/31) ayeti kerimeleri Müslüman kadınların sosyal ortamda nasıl giyineceklerini ve nasıl davranacaklarını beyan etmiştir.

 

Gelinlik denilen elbise ise belli bir zaman dilimi için hazırlanan ve giyilen giyenin daha güzel görünmesini sağlayan genellikle her tarafı açık olan bir elbise olması nazarıyla İslâm’ın istediği ve arzu ettiği tesettürü sağlayamayacağı açık olan bir elbisedir. Zira Ahzab suresi 59 ayetinde ki ‘’cilbab’’ kelimesi müfessirler tarafından evde giyilen elbisenin üstüne giyilen vücudu baştan ayağı örten dış elbise olarak yorumlanmıştır. Dolayısıyla kadınların mahrem yerlerini örten elbisenin dışında sosyal ortama çıkarken diğer bir dış elbisedir. Bundan dolayı gelinlik giymenin ne İslâm yönünden, ne de anane ve gelenek yönünden Müslümanlar ile alakası olamaz.

 

Duvak giymeye gelince bu farklı bir durumdur. Zira duvak gelini süslemek demektir ve gelini süslemenin yasak olduğunu iddia etmek bir tarafa bilakis bunun sünnet olduğu dahi söylenebilir. Zira Hz. Aişe (radıyallahu anha) evleneceği zaman Medine de sahabi’den gelin süslemeyle meşgul olan kadınlar tarafından süslendiği ve saçlarının tarandığı Müslim (nikah,bab 10,hd no: 1422) tarafından rivayet edilmektedir.  Hatta bir düğün esnasında peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından Hz. Cabir’e (radıyallahu anh) ‘’ هل اتخذتم أنماطا’’(Enmât <örtü> edindiniz mi?) (Buhari, nikâh, 62) diye sorulmuştur.

 

İmam-ı Nevevi (rahmetullahi aleyh) ‘’Enmât’’ ı ‘’ hevdec`in (gelin mahfe’sinin) üzerine cibinlik gibi örtülen örtüdür.’’ (umdetu’l kari, c: 16, sh: 344) olarak açıklamaktadır. Hatta ibn-i Hacer (radıyalalhu anh) ‘’ tekellül’’ (taç takma) (Fethu’l bari, c: 9 sh: 225) olarak bunu izah etmektedir. Dolayısıyla bunu duvak takmanın sünnetteki yeri olarak anlamak mümkündür.

 

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags: , , , , ,

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

Rastgele kişilerin elini öpmek mekruhtur… Çünkü bu gibi davranışlar müslümanı küçük düşürücü ve aşağılayıcıdır…

SALİH KİŞİLERİN ELİNİ ÖPMEK

Kendini hayra ve ibadete vermiş örnek kişilerin elini, çok dindar oldukları düşünülerek öpmekte bir sakınca yoktur… Bunun gibi ilim adamlarının ve adaletle iş gören müslüman liderlerin elini (sırf alim ve adil oldukları için) öpmek caizdir… Çünkü bu gibi hareketler alimin ilme olan hevesini, liderinde adil davranmaya olan aşkını arttırır…

DÜNYALIK ELDE ETMEK İÇİN EL ÖPMEK

Kim olursa olsun dünyalık ya da maddi bir menfaat için kimsenin eli öpülmez…

Bu gibi davranışlar onları haksız bir istikamette şımartır ve dalkavukların çoğalmasına sebep olur…

AYAK ÖPMEK CAİZ MİDİR?

Kesinlikle caiz değildir… Karşıdaki insan ne kadar büyük olursa olsun neticede bir insandır… Başkasına ayağını öptürecek kadar küçülüyorsa zaten büyük adam değildir… Bu sebeple ne öpmek isteyene, ne de öptürmek isteyene ruhsat yoktur…

ANA-BABANIN ELİNİ ÖPMEK:

Ana-babanın, yaşlı olan yakınların elini öpmek müstehaptır… Ana-baba her türlü ikram ve saygıya layıktır.. Nitekim bu biz müslüman Türkler arasında güzel bir adet olarak sürüp gelmektedir… Yeni yetişen nesil, batı kültüründe şekillendiği için bu saygıyı kaybetmiştir…

Milli ve dini kültürü ihmal etmenin cezasını çekiyor ve daha çekeceğiz..

YÜZ ÖPMEK CAİZ MİDİR?

Bir ilim adamının, salih bir kişinin, hayır ve iyiliği yaygın olan bir zatın… Dindarlığına ve ilmine saygı göstermek kasdıyla yüzünü, alnını veya başını öpmekte sakınca yoktur… Fakat rastgele kişilerin alnını, yüzünü veya başını öpmek mekruhtur…

KAYIN VALİDENİN ELİNİ ÖPMEK

Damadın kayın validesinin elini öpmesinde esasen bir sakınca yoktur… Çünkü aralarında ebediyyen mahremiyet vardır… Bununla birlikte öpmemek daha ihtiyatlıdır…( Aynı şeyler gelin içinde geçerlidir…. ) Çünkü bu öpme esnasında iki taraftan birinde şehvet hasıl olursa damada kendi hanımı haram olacak ve ayrılmaları gerekecektir…

KIZ KARDEŞİNİ ÖPMEK CAİZ MİDİR?

İkiside genç yaşta bulunuyorsa caiz değildir… Ancak ikisinden biri yaşlanmışsa bunda bir sakınca görülmemiştir… Bununla beraber iyi bir dini terbiye almış genç kardeşlerin öpüşmesine cevaz verenler olmuştur…
Fakat sakınılması daha iyidir…

İmam Ahmed’e (rahmetullahi aleyh), el öpmenin hükmünü sordum; dini maksatla olduğu takdirde bunun bir sakıncası olmadığını söyledi. Ayrıca, Ebu Ubeyde’nin de [rdıyallahu anh] Hz. Ömer’in [radıyallahu anh] elini öptüğünü söyledi. Fakat dünyaya dönük maksatlarla elin öpülemeyeceğini; ancak kılıç veya kırbaç korkusuyla öpülebileceğini söyledi.

Ebu Abdullah dedi ki: Said el-Hâcib bana, müslümanların halifelerinin elinin öpülmemesi gerektiğini söyledi.

Islâm, büyüklerin küçükleri sevmesini, küçüklerin de büyüklere saygı duymasını emreder. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem): “Küçüklerimize şefkat, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir” buyurmuştur. (el-Câmiu’s-sağîr V/388 (Tirmizî, Tabarânî ve Müsned’den).) Ancak, meşru olan bir şeye ulaştıran yolların da meşru olması esastır. Bir haram işlenerek, bir emir yerine getirilmez. Islâm’da bu, kurallaştırılmış ve: “Bir emirle bir yasak çatışırsa, yasaktan kaçınmak tercih edilir” (bk. Mecelle md. 30; Ibn Nüceym, Esbah 90; Hâdimî 319; Suyûtî, Esbah 87;105, el-Borno, el-vecîz 85; Ayrıca bk. Aclûnî, Kesfu’l Hafâ N/254.) varsın emir yerine getirilmemiş olsun, denmiştir.

Bunu hatırda tuttuktan sonra; el öpmenin; haram. mekruh, mubah ve müstehap olanı bulunduğunu söyleyebiliriz:

Kadının, mahremi olmayan erkeğin elini öpmesi, erkeğin de mahremi olmayan kadının elini öpmesi haramdır. Yine hem kadının, hem erkeğin, yakını olmayan, tüysüz genç oğlanların elini öpmesi de haramdır. Kişiye makamı, dünyalık şöhreti, ya da parası ve malı için saygı gösterip, elini öpmek mekruhtur. Hattâ haram diyenler de vardır. Çünkü hadîste: “Kim bir zengine malı için saygı gösterirse, dininin üçte ikisi gider” buyurulmuştur. (Ibn Salâh, Fetâva 18; Hindî, age NI/230 (6288) Deylemî’den.)

Takvâ ehli, âlim ve sâlih kimselerin, ana-babanın elini öpmek ise müstehaptır. Çünkü bunda, gerçekte ilme ve takvâya saygı vardır. Ancak hoş olmayan şey, herkesin kendisini salih zannedip elini öptürmesidir.

Bunların dışında kalanlardan küçüklerin, büyüklerin ellerini öpmeleri de mübahtır. Yapıp yapmamakta bir sakınca yoktur.

Gelinin kayınpederinin elini, damadın da kayınvalidesinin elini öpmesine gelince: Bunlar birbirlerinin ebedilik mahremleridirler, dolayısı ile birbirlerinin ellerine, kollarına, başlarına ve ayaklarrına bakabılirler ve genel kural olarak, bakılması helâl olan yerin tutulması da helâldir. Ancak Hanefî Bilginleri, bazı âyet ve hadîsleri diğerlerinden farklı anlamışlar ve dokunma ile doğacak şehvetin de hısımlık oluşturacağına karar vermişlerdir. Yani milyonda bir ihtimal de olsa, birbirlerinin elini tutan kaynana – damat, ya da kaynata – gelinden birinin bu sırada şehvet duyması, derhal aralarında yeni bir hısımlık oluşturur ye sanki karıkoca imişler gibi hüküm alırlar. Meselâ bu olayın gelinle kayınpederi arasında olduğunu düşünürsek, onların karı-koca olmaları varsayıldığında, birbirlerine haram olarak olan ast ve üstleri bu olayla da haram olur ve damat, Babasının karısıyla evlenemeyeceği için hanımı kendisinden derhal boşanmış olur. Damatla kayınvalide için de aynı şeyler geçerlidir.

Hattâ bu durum sadece uyanık ve ayık hale ait değildir. Meselâ karanlıkta hanımı sanarak, şehvet duyulacak yaşa gelmiş kızını, şehvetle tutan babaya artık kendi hanımı haram olur.

Ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması, ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. Kalın elbisesinden tutarak, ya da vücuduna bakıp düşünerek şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz.

Bu tür hısımlık haramlığı oluşturan olaylar, sadece tutmaktan ibaret değildir. Erkeğin kadının iç fercine, kadının da erkeğin organına bakmasıyla şehvet duyması da aynı sonucu doğurur.

Yalnız, şehvet duymak, sırf kalbinden kötü bir ilişki geçirmek demek değildir. Şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır. Ikisinde birden bulunması şart değildir. Bunun, sadece birinde bulunması bile sözkonusu haramlığın doğmasına yeter.

İşte, çok az da olsa böyle bir ihmalden ötürü, damadın kayınvalidesinin elini, gelinin de kaynatasının elini öpmemesi daha iyidir, denmiştir.

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags: , , , , ,

Yorumlar (0)