Mehmet
selamun aleykum
tl kart kontör satışı para ile paranın satışınamı girer.para ile paranın satışına giriyorsa operatörler bayilere 20tllik kartı 19.5 e veriyor.aradaki 50 kuruş faiz oluyor.yani 20tlyi 19.5 e satın almış oluyor.böylece kontör alıp satmak caiz olmuyor.ayrıca operatörlerin 20 tlye 100tl ve 30tlye heryöne 150 tl vermesi faiz olmuyormu..
BİSMİHİ TEÂLÂ
We aleykümü’s-selam
Günümüzde değişen teknoloji sebebiyle birçok alan ve üründe de dijital değişim meydana gelmiştir/gelmektedir. Bu değişimin ekonomiye yansıması ağ ekonomisi, dijital ekonomi veya yeni ekonomi sistemi ismi şeklinde olmuştur. Bunun neticesin de bilgisayar ve telekomünikasyon araçları kâğıt para (veya para yerine geçen çek, set v.s) yerine geçmiş(veya geçecek)tir. Bu değişimin doğal sonucu olarak bilgisayar ve telekomünikasyon araçlarından birisi de e-para olarak ekonomik düzenin içerisine yerleşmiştir.
Elektronik para kısaca, parasal değerin bir bilgisayara veya taşınabilir bir kart üzerindeki yongaya dijital olarak depolanması olarak ifade edilebilir. (e-paranın farklı tarifleri de ‘’ internet üzerinden para transferini sağlayan ödeme sistemi şeklinde de’’ yapılmaktadır) E-para’nın, kart tabanlı elektronik para, hafıza kartları, mikroişlemcili kartlar, temaslı kartlar, temassız kartlar ve melez kartlar olmak üzere türleri bulunmaktadır. Günümüzde para yerine kullanılan kredi kartları, alış veriş kartları, banka kartları v.s gibi kartlar kart tabanlı elektronik para türündendir. (1) Dolayısıyla üzerlerine parasal değerin yüklendiği kartların alış verişe konu edilmeleri islâm hukukunda sarf olarak kabul edilebilir.
Sarf ıstılahatta şer’an semeni semen ile satmak demektir. Yani semeniyet (bedel) için yaratılmış olan Altın ve gümüşü, ister aynı cinsleri ile ister farklı cinsler ile alışverişi konu etmektir.
Feteva-ı Hindiyye’de: “Semen cinsinden olan (altın, gümüş gibi) bir nakdi, diğer bir nakidle alıp satmaktır. Fethû’l Kadir’de de böyledir. Bu işleme “para bozmak” da denir. Bu işlerle meşgul olanlara “Sarraf” denilir. (2)
Alimler Altını altınla veya gümüşü gümüş ile satma işine Müratala, altını gümüş veya gümüşü altın ile satmaya sarf ismini vermekmektedirler. Parayı para ile satmada riayet edilmesi gereken şartlar bulunmaktadır. Eğer bu şartlar yerine getirilmezse akit yerine gelmiş olmaz. Bu şartlar kısaca şu şekildedir.
1) Sarf‘ın sahih olması için, taraflar birbirlerinden ayrılmadan nakdi birbirlerine vermeleri şarttır.
2) Sarf akdinde; tarafların birbirlerinden ayrılmadan ‚‘ şu kadar altını, şu kadar paraya satın aldım. Ama üç gün muhayyerlik hakkım var‘‘ diyerek muhayyerlik hakkı kullanamazlar.
3) Sarf akdin de bedelde te’cil (erteleme) yapılamaz. Yani ‚‘20 gr altın (veya altın bilezik) bana ver, yarısını şimdi, diğer yarısını yarın vereyim‘‘ şeklinde ki ifadeler sarfı bozar.
4) Altını altın veya gümüşü gümüş ile satıldığı zaman aralarında cins birliği olmasından dolayı vezinleri ( tartı bakımından) aynı olması şarttır, zira fazlalık faizdir. Ama altını gümüş ile satıldığın da cins birliği olmadığından müsavi olmaları aranmaz.
Bu bilgiler ışığın da köntör alımı bir yönü ile paranın para ile satılmasına benzer. Zira her ne kadar da bayii bu esnada para satmıyorsa da kartlara yüklenen parasal değer(sanal para)dır.
İslâm ticarette malın satışında musâveme, murâbaha, tevliye ve vazia olmak üzere dört türlü alışveriş çeşidini ön plana çıkarır. Bunları kısaca şu şekilde izah edebiliriz:
a) Musâveme (pazarlık usulü yapılan alışveriş): Burada satıcı (veya bayi) malın maliyet fiyatını söylemeden bir bedel üzerinden müsteri ile pazarlık yaparak malını satar. Mesela satıcı 400 liraya mal ettiği malı 700 lira etiket fiyatı ile satısa koyar ve müşteri ile pazarlık yaparak 500 liraya satar. Bu tür satış, aldatma ve yalan ihtimalini en aza indirdiği için ulemanın tavsiye ettiği satış biçimidir. (3)
b) Murâbaha (kâr miktarı söylenerek yapılan alışveri): Burada satıcı (bayi) malın maliyetini ve üzerine eklediği kârını söylemek suretiyle malını satar. Bu tür satışta malın kârı para (yüz lira v.s) olarak söylenebileceği gibi yüzde ( % 15) olarak ifade edilebilir. Bu tür satışta dikkat edilmesi gereken nokta kâr yüzde olarak söylendiğin de ya misli (standart) mal veya nakit para olması gerekir.
c) Tevliye ( kârsız alışveriş): Burada satıcı (bayi) malı elinden çıkarmak veya paraya sıkıştığı için malı nakite çevirmek amacıyla veya sezon sonu gibi sebeblerden dolayı kâr etmeden malı satar. İslâm’da malın kârsız olarak satılması caizdir. Bu güvene dayanan bir alışveriş türüdür.
d) Vazia (zararına alışveriş): Burada satıcı (bayi) temin ettiği malı maliyet fiyatına veya daha düşük bir bedelle satar. Bir mala sahip olan mal üzerinde istediği tasarrufu yapabileceğine (hibe etmek, atmak v.s) göre kârsız veya zararına da satabilir. Buda güvene dayalı bir alışveriştir.
Bu duruma göre satıcı (bayi) öperatörden aldığı kontör kartını bu türlerden biri ile satar. Bu satışta kâr miktarının ne kadar olacağını satıcı (bayi) tayin edebileceği gibi piyasa şartlarına göre de belirlene bilir. O zaman satıcının (bayi) 19,5 liraya aldığı kontör kartını 20 liraya satması faiz olamaz. Zira ticaretten kasıt kâr etmektir.
Müesseselerin müşteri çekmek amacıyla yaptıkları promosyonların helalleri olabileceği gibi haram olanları da olabilir. Kısaca şu şekilde izah etmeye gayret edelim.
Ticari bir firma sattığı mala müşteri çekebilmek için genellikle iki yoldan birisini tercih eder, ya sattığı malın yanında kupo dağıtarak veya sattığı malın yanında vererek. Birincisinde, kupon toplayanlar arasında çekiliş yapılır ve kura kime çıkarsa hediye kazanır. İkincisin de ticari firma sattığı malın yanında herhangi bir hediye dağıtır. Bu durumda şu şartlar aranır:
1) Yanında hediye verilen malın fiyatında bir artış olmayacak. Yani satılan mal promosyon haricinde mesela 100 lira ise promosyonla beraber 110 lira olmayacak.
2) Malın yanında dağıtılan promosyon hediyesi islâmın helal kabul ettiği mubah ve mütekavvim olacak.
3) Promosyon dağıtan ticari şirket islâma göre helal olan bir malı üreten ve satan şirket olacak.
Bu şartlar oluşuyor ve satın aldığımız malın fiyatı promosyon sebebi ile artmıyor, şirket dağıttığı promosyonu kendi kârından ve rızası ile herkeze dağıtıyorsa bu durumda promosyon helaldir. Ancak, bu şartlar oluşmuyor ve satın aldığımız mal normalde 50 lira iken promosyonla beraber 55 liraya satılıyor ve sadece belli kişilere veriliyorsa bu promosyon helal olmaz.
1) Emine ebru er, Elektronik para ve finansal yönetim üzerine etkileri, master tezi
2) Feteva-i hindiyye, c:2 sh: 23
3) Alauddin Kâsâni, Bediu’s-sanâi c: 5 sh: 134