şahsi kanaat
|
düşüncelerimizi anlatmaya çalışırken, ağız alışkanlığı olarak sıkça kullandığımız “bence” “bana göre” kelimelerinin hükmü nedir ?
bu kelimelerde gizli şirk var mıdır ? |
BİSMİHİ TEALA
Şahsi kanaat meselesini anlayabilmek için ilim nedir? ilmi elde etme yolları nelerdir? sorularına cevap bulmak gerekir. Öncelikle bunları kısaca izah etmeye çalışalım inşeALLAH.
İslâm ûleması: ” İlim, malum olanın olduğu hal üzere bilinmesidir. Bu yaratılmışların ilmidir. ALLAH’ın (Celle celalühü) ilmi ise, bir şeyin aslının ne olduğunu ve ne olacağını kuşatması ve haberdar olmasıdır.” (Nesefi, Bahru’l kelam, sh:15) tarifinde ittifak etmişlerdir.
”İlmi nasıl elde edilir?” sorusunun cevabı ise; ”Haber, duyu organlarının faaliyetleri ve akıl yürütme yoluyla elde edilebilir.” (Pezdevi, Ehl-i sünnet akaidi, sh:9) şeklin de tarif edilebilir. Buna göre ilmi elde etmede insanın yararlanacağı ilk unsur; kur’an ve sünnettir. Doğal olarak ” Habere” hakim olamayan bir insanin; şahsi kaanat belirtmesi nasıl mümkün olur.
İmam-ı Azam”ın (rahmetullahi aleyh) ” ALLAH’ın (Celle celalühü) dini ile ilgili bir konuda, şahsi kanaatınıza göre hüküm vermekten sakınınız, sünnete tabi olunuz. Kim sünnetten ayrılırsa delâlete düşer, sapıtır.” (Şa’rani, mizanu’l kübra, c: 1 sh: 51) buyurduğu bilinmektedir.
Tabiûndan Şa’bi’ye (rahmetullahi aleyh) bir adam bir mesele sorar, Şa’bi (rahmetullahi aleyh) kendisine sorulan soru hakkın da, İbn-i Mes’ud (radıyalalhu anh) şu şekilde izah etti” diye cevap verince. Adam ” Sen nedüşünüyorsun? senin şahsi kanaatın nedir?” der. Bunun üzerine Şa’bi (rahmetullahi aleyh) ” Şu adama bakın, ben ona ibn-i Mes’ud (radıy
u anh) şöyle dedi diyorum, o bana şahsi kanaatımı soruyor. Ben dinimi bundan tenzih ederim, v
i müzikle meşgul olmayı, sana şahsi kanaatımla fetva vermeye tercih ederim.” (Sünenü Darimi, mukaddime, sh,47)
Yine herkesin malum olduğu gibi İmam-ı Malik’e (rahmetullahi aleyh) kırk tane soru soruluyor, otuz altısı hakkın da ”bilmiyorum” (Ö.N.Bilmen, ıstılahatı fıkhiyye, c:1 sh, 245) sözü meşhurdur. Görüldüğü üzere İmam-ı Malik (rahmetullahi aleyh) bile bilmiyorum dediği meseleler de şahsi kanaat belirtmekten kaçınmıştır.
Maalesef günümüz insanların da (bunlara maalesef bir iki kitab okumak suretiyle kendilerini bir şey oldum zannedenler de dahildir) dini konularda şahsi kanaat belirtenler çoğalmıştır. Bu tamamen insanları temelde aldıkları eğitimin sonucudur. Ancak bu tip insanların unuttukları şey; dinin bir ideoloji (fikir sistemi) olmadığını anlamaları gerektiğidir. Zira din bir ideoloji olmayıp, aksine silsile yoluyla gelen bir dindir.. Dolayısıyla ALLAH (Celle celalühü) ve onun resulü (Sall
u aleyhi ve sellem) dini bir meselede bir şeye hüküm verdiklerin de mü’minlere düşen ”Amenna” demektir. Dini meselelerde ” benim şahsi kanatıma göre………. ” başlayan cümleler şeytanın metodlarındandır.
İslâm dini bir ideoloji olmayıp aksine ALLAH (Celle celalühü) katında yegane dindir. Dolayısıyla müslüman bu dine tabi olmakla elde ettiği ”müslüman= teslim olan” vasfına layık olmalıdır. Şahsi kanaat belirtmek suretiyle şeytanın metoduna sahip çıkan değil.
Söylenmesi caiz olmayan sözler
BİSMİHİ TEALA
1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.
2- Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. ALLAH’ın (Celle celaluhu) kudreti ile kurtuldu demek gerekir.
3- Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.
4- Ana babası Hıristiyan olan, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak caiz değildir.
5- (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.
6- (ALLAH (Celle celaluhu) yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.
7- Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.
8- ALLAH (Celle celaluhu) bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahluklara mahsustur.
9- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun değildir. ALLAH (Celle celaluhu) ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.
10- Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.
11- Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.
12- Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu ifade gayri müslimler için kullanılır.
13- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.
14- (ALLAH (Celle celaluhu) insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz ise de dememelidir.
15- Kâfire yaptığı iyilik için ALLAH (Celle celaluhu) razı olsun ifadesini imana gelmesini veya “ALLAH (Celle celaluhu) razı olduğu şekle çevirsin” diye niyet ederek söylemek caizdir.
16- (ALLAH (Celle celaluhu) unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.
17- (ALLAH (Celle celaluhu) yarattı demem döverim, almadan vermek ALLAH’a (Celle celaluhu) mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, ALLAH’ın (Celle celaluhu) ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.
18- Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez.
19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama müslümana böyle söylemek yakışmaz.
20- Kalbin çalışmasına ALLAH’ın (Celle celaluhu) mucizesi denmez. ALLAH’ın (Celle celaluhu)kudreti, hikmeti demelidir.
21- İlah yerine “Ey rahmeti bol padişah” demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.
22- Eskimiş Kur’an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur’an olmaz. Kur’an, ALLAH (Celle celaluhu) kelamı demektir. Kur’an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur’an, küçük Kur’an demek de caiz olmaz.
23- Kur’an için antivirüs programı, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) için yürüyen Kur’an, Savaş Peygamberi, ALLAH (Celle celaluhu) için mimar, sanatçı diyenler var. Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü ALLAH’ın (Celle celaluhu) isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. ALLAH Resulüne, ALLAH (Cellecelaluhu) kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.
24- Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam) kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam) kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.
25- (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.
26- (ALLAH (Celle celaluhu) bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.
27- ALLAH’a (Celle celaluhu) akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahluktur. ALLAH (Celle celaluhu) aklın yaratıcısıdır.
28- Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid’atlerden nasıl kaçılır ki?
29- İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.
30- ALLAH (Celle celaluhu) insanı veya şu çocuğu özenerek yaratmış demek caiz değildir. ALLAH’ı (Celle celaluhu) acizlikle suçlamak olur. ALLAH (Celle celaluhu) bir şeye “Ol” dedi mi hemen oluverir. O şeyi yaratmak için zahmet çekmez, yorulmaz. Yaratıcı, yaratılanla mukayese edilmez. İnsanı veya güzel çocuğu yaratmak için çok gayret gösteriyor, hayvan veya çirkin çocuk için özenmeye lüzum görmüyor demek olur ki, böyle sözler insanı imandan çıkarır.
31) Ölen biri için “Ebedi istirahatgahına defnedildi” denilmez. Çünkü bizim inancımıza göre ahiret vardır ve ölen kişi ebediyen mezarda kalmaz. Bu ifade küfür içermektedir.
32)Bazı milliyetçi basın organlarında yer alan yanlış ifadeler var.
1-Mesela Yeniçağ gazetesinin gazete sloganı aynen şöyle:”Bu memleket tarihte Türk’tü,bugün de Türktür ve ebediyyen de Türk olarak yaşayacaktır.”
Bu ifade küfür içermektedir. Çünkü bizim inancımıza göre kıyamet kopacaktır ve dünya darmadağın olup yıkılacaktır. Bu dünya yıkıldıktan sonra bu memleket kalır mı ki ebediyyen Türk kalsın(!)
2-Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.
Bu ifade Kuran’a aykırıdır. Çünkü ayette ALLAH (Celle celalühü) : ”
Şüphesiz ki müminler kardeştirler”
3-”Ne mutlu Türk’üm diyene” Bu söz de yanlıştır.
Çünkü inanan bir insan için mutlu ve saadetli olmanın tek yolu Müslüman olmaktır. Bir insan Türk olabilir ama Cehennem’e gider.
4-Meclisin duvarında yazan şu söz de yanlıştır: ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”
Halbuki Kuran’da ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyuruyor:
“De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak ALLAH’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır”
Hükmetme yetkisi ancak ALLAH’a (Celle celalühü) aittir. Yöneticiler ancak ALLAH’ın (Celle celalühü) hükümlerini uygulamakla memurdurlar. Kafalarından hüküm çıkaramazlar. Yoksa Küfre sürüklenirler.
