BİSMİHİ TEALA

 1) Zekatın verilmesi caiz olan sınıflar hangileridir?

 Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zekatın her isteyene verilmemesi gerektiği hususunda dikkat çekmiştir. Nitekim Ebu davud’un Ziyad b. Haris’ten (radıyallahu anh) bir hadiste

 فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَعْطِنِى مِنَ الصَّدَقَةِ. فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمْ يَرْضَ بِحُكْمِ نَبِىٍّ وَلاَ غَيْرِهِ فِى الصَّدَقَاتِ حَتَّى حَكَمَ فِيهَا هُوَ فَجَزَّأَهَا ثَمَانِيَةَ أَجْزَاءٍ فَإِنْ كُنْتَ مِنْ تِلْكَ الأَجْزَاءِ أَعْطَيْتُكَ حَقَّكَ

 Adamın biri resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek ‘’ Bana zekat ver’’ dedi. Bunun üzerine resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)

 ‘’ Şüphesiz ALLAH (Celle celalühü) zekatın verileceği yerler hususunda ne bir peygamberin, ne de başka birinin hükmüne razı olmayarak zekatın nerelere verileceğine dair hükmü kendisi verdi. ALLAH (Celle celalühü) zekatın sekiz kısma taksim etti. Eğer sende onlardan birisiysen hakkını sana veririm.’’ (Ebu davud, 1632) buyurmak suretiyle bu hususa dikkat çekmiştir.

 Nitekim zekatın verilebileceği yerleri ALLAH (Celle celalühü) tevbe suresinde şöyle beyan etmektedir.

 إِنَّمَا ٱلصَّدَقَـٰتُ لِلۡفُقَرَآءِ وَٱلۡمَسَـٰكِينِ وَٱلۡعَـٰمِلِينَ عَلَيۡہَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُہُمۡ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَـٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ‌ۖ فَرِيضَةً۬ مِّنَ ٱللَّهِ‌ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَڪِيمٌ۬

 ‘’ Sadakalar (zekatlar) ALLAH’tan bir farz olarak ancak, yoksullara,miskinlere, (zekat toplayan) memurlara, kalpleri (islâma) ısındıralacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, ALLAH yolunda cihad edene ve yolcuya mahsustur. ALLAH en iyi bilen ve hikmet sahibidir.’’ (Tevbe/60)   

 2) Ayeti kerimede ki fakir ve miskin den murad kimdir?

 Hanefi mezhebine göre fakir, nisap miktarı mala sahip olamayan kişi, miskin ise, hiçbir şeyi olmayan kişidir. Bu tarife göre miskin fakirden daha ihtiyaç sahibidir. Şafii mezhebine göre, fakir hiç bir malı ve kazancı olmayan kişi, miskin ise, malı ve kazancı olan ancak yeterli gelmeyen kişidir. Bu tarife göre ise fakir miskinden daha ihtiyaç sahibi kişidir.

 Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise miskinin tarifini şöyle yapmaktadır.

 لَيْسَ الْمِسْكِينُ الَّذِى تَرُدُّهُ التَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَانِ وَالأُكْلَةُ وَالأُكْلَتَانِ وَلَكِنَّ الْمِسْكِينَ الَّذِى لاَ يَسْأَلُ النَّاسَ شَيْئًا وَلاَ يَفْطِنُونَ بِهِ فَيُعْطُونَهُ

 ‘’ Miskin, bir iki hurma veya bir iki lokma ile geri çevrilen kişi değildir. Asıl miskin, insanlardan bir şey istemediği için onlar tarafından durumu bilinmeyen ve bu suretle kendisine bir şey verilmeyen kişidir.’’ (Ebu davud, 1633)

 3) Zekat toplamakla memur olan kişiden murad kimdir?

 Zekat toplamakla memur olan, devlet başkanın ALLAH’ın (Celle celalühü) farz kıldığı zekatı müslüman zenginlerden toplaması için görevlendirdiği kişidir. Bu memurlar bütün zamanlarını zenginlere giderek zekatı onlardan tahsil etmeye harçadıkları için, devlet başkanı onlara bu işlerinin karşılığı olarak zekat mallarından verir.

 4) Köleden murad kimdir?

 Köleden murad, köle statüsüne sahip olup, sahibi ile belli bir para karşılığında hürriyetine kavuşmak için antlaşma yapan kişidir.

 Ancak günümüzde bilinen anlamı ile köle statüsü bulunmadığından zamanımızda köle sınıfı zekat verilebilecekler arasından çıkarılmıştır. Daha sonra eğer bu sınıf tekrar ortaya çıkarsa bu sınıf tekrar zekat verilebilecekler arasına katılır.

 5) Borçludan murad kimdir?

 Hanefi mezhebine göre borçlu, borçu olupta elindeki mal  borçunu ödemeye kafi gelmeyen kişidir.

 6) ALLAH (Celle celalühü) yolunda cihad edenlerden murad kimdir?

 Dince mukaddes sayılan yer ve mekanları korumak ve ALLAH’ın (Celle celalühü) dinini yüceltmek maksadı ile savaşa çıkıp memleketlerinden ve herşeyden uzaktan olan kişidir. Bunlar nafakaya muhtaç durumdadırlar.

 7) Yolcudan murad kimdir?

 Yolcudan murad, herhangi bir sebepten dolayı vatanlarından uzaklaşıp yolda parasızlıktan dolayı mahzur kalanlardır. Bunların vatanlarında malları bulunsa, zengin olsalar dahi o an parasızlıktan sebeb muhtaç durumda olduklarında zekat verilir

 8) Müellefe-i kulub (kalplari islâma ısındırılacak olanlar) dan murad kimdir?

 Bunlardan murad, resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) müslüman olmaları için zekat mallarından verdiği bazı kabilelerin liderleridir.

İbn-i Hümam (rahmetullahi aleyh) ‘’fethu’l kadir’’ isimli eserinde  buların hakkında şunları demektedir.’’ Bunlar üç kısım insanlardır. 1) Bunlar kafir olup resululah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kalplerini islâma ısındırmak gayesi ile zekat verdiği kişilerdir. 2) Şerlerinden emin olmak maksadı ile zekat verilen kişilerdir. 3) Müslüman olup gerek fakir ve zayıf olmaları sebebiyle, gerekse farklı sebeblerden dolayı kalplerinin islâma tam manası ile ısındırılıp müslümanlıkta sepat edilmesi murad edilen kişilerdir.

  O  zamanın adeti kabileler liderlerini takıp ettiklerinden, bir kabilenin lideri bir dine girdiğinde kabilenin diğer insanları da o dine giriyorlardı. O zamanlar islâm yeteri kadar güçlü olmadığından bu gibi kişilere kalplerini islâma ısındırmak için zekat verilmekteydi. Ancak daha sonra islâm kuvvetlenip izzet sahibi olunca resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem)  sonra bunlar zekat verilecekler sınıfından çıkarılarak,zekat verilmediler.

 Dolayısıyla günümüzde müellefe-i kulub sınıfıda köle sınıfı gibi bulunmadığından zekat verilecekler arasından çıkarılmıştır.

 9) Zekat verecek kişi bu sınıflardan hepsine zekatını verebilir mi? Yoksa sınıflar dan bazılarına mı verebilir?

 Zekat verecek kişi bu sınıflar içinden sadece bir kişiye zekat verebileceği gibi, birden fazla kişiye veya birden fazla sınıflara vermesi caizdir.

 10) Müslüman olmayan miskin ve fakire zekat verilmesi caiz midir?

 Zekat malının islâm dininden olmayan kişilere verilmesi caiz değildir. Bu kişi ister zimmi olsun, isterse farklı olsun farketmez.

 11) Zekat parası ile bir ölüyü kefenlemek, mescid veya medrese yapmak, köprü veya insanların yürümesi için yo yapmak caiz midir?

 Zekat demek, ihtiyaç sahibi birinin zekat ile temlik olunması demektir. Yani ihtiyaç sahibi eline zekatı alacak ve harcayacak durumda olması demektir. Dolayısıyla zekat parası ile ölünün kefenlenmesi, mescid, köprü ve yol gibi şeylerin yapılması, zekatın bu yerlere harcanması caiz değildir. Buna rağmen zekat bu gibi yerlere, derneklere v.s yerlere verilirse zekatın tekrar verilmesi gerekir.

 12) Zekatı bir medreseye veya medresenin hocasına vermek caiz midir?

 Eğer zekat verilirken hoca, medresede bulunan muhtac sahibi talebelere vermek için vekil tayin edilir, ve hoca bu zekat mallarını muhtaç durumdaki talebelere verirse bu caizdir. Ancak insanların verdiği zekat malı ile talebelere yemek yapılması, medresenin tamir ve tadilatında kullanılması, hoca ve görevlilerin maaşlarının ödenmesi v.s gibi yerlere  harcanması caiz değildir.

 13) Zekat parası verilmesi caiz olanlar dışında farklı yerde kullanılsa (mesela bir köle satın alıp azad etse) bu durumda zekat verilmiş olur mu?

 Zekat parası verilmesi caiz olan yerler haricinde, farklı yerlerde kullanıldığında o zekatın yeniden verilmesi gerekir.

 14) Zekatı fakir olan akrabalara vermek caiz midir?

 Akrabalar iki kısımdır. 1) Zekat verecek kişi ile doğuma bağlı akraba olanlar. Ki, bunlar anne, baba, dede,nine, çocuk ve torunlardır. 2) zekat verecek kişi ile doğuma bağlı akraba olanlar. Bunlar da erkek ve kız kardeşler, Hala, Teyze, Amca v.s ve bunların çocuklarıdır.

 Eğer zekat birinci sınıftan bir akrabaya, yani kız ve erkek çocuğa, veya toruna, veya anne babasından birine, veya dedesi ve nenesinden birine (bunlar istediği kadar üste çıksın veya alta insin fark etmez) verildiğinde zekat verilmiş olmaz.

 İkinci sınıftan herhangi birine zekatın verilmesi caiz, hatta bunda hem zekat hem de sıla-i rahim sevabı vardır.

 15) Eğer zekatı akrabalara verirken ‘’ bu benim zekatım’’ denildiğinde akraba zekatı almazsa ne yapmak gerekir?

 Zekatı verirken zekat olduğunu söylemeye gerek yoktur. Zekat verilirken zekatı veren niyet ederek verirse yeterlidir. Eğer zekat verilecek akraba muhtac durumdaysa, zekatı verirken hediye diyerek verilmesi caizdir.

 16) Koca karısına veya kadın kocasına zekat verebilir mi?

 İmam-ı Azam’a (rahmetullahi aleyh) göre koca karısına veya kadın kocasına zekat verdiğin de verilen zekattan eşlerinde faydalanması olduğundan bu durumda zekat verilmiş sayılmaz. İmameyn’ne (rahmetullahi aleyhima) göre ise, kadın kocasına zekat verebilir.

 17) Zekatın zengin birine veya zengin birinin oğluna verilmesi caiz midir?

 Zekatın nisab miktarı mala sahip olan, veya havace-i asliyesinden başka artıcı özelliği bulunan mal sahibine yani zengine verilmesi caiz değildir. Yine aynı şekilde zengin birinin akıl baliğ olmamış küçük çocuğuna da zekat verilmesi caiz değildir. Ancak bu zengin kişinin oğlu büyük akıl baliğ olmuş ve ihtiyaç sahibi nisap miktarı mala sahip değil ise bu durumda buna zekat verilir.

 18) Fakir ve miskin oldukları halde kendilerine zekatın verilmesinin caiz olmadığı kimseler var mı?

 Evet fakir ve miskin oldukları halde beni Haşim çocuklarına zekat verilemez.

 Beni Haşim çocukları ihtiyaç sahibi iseler, o zaman onlara zekat ve vacip sadakalar dışında başka mallar vererek yardımda bulunulabilinir.

 19) Bir adam zekatını, zekat verilecek sınıflardan birisi zannıyla birisine verdikten sonra zekatını verdiği kişinin kafir, zengin, veya Beni haşim oğullarından veya fakirlere zulmeden biri olduğunu öğrenirse ne olur?

 Bu durumda imam-ı Azam ve imam-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) zekatını vermiş sayılır, yeniden zekat vermesine gerek yoktur. İmam-ı Yusuf’a (rahmetullahi aleyh) göre ise bu durum da  zekatın yeniden verilmesi gerekir.

 20) Sağlık ve sıhhatı yerinde olup çalışıp kazanmaya güçü yeten ancak nisap miktarı malı olmayan birisine zekat verilebilir mi?

 Sıhhat durumunda bir sorunu olmayan, güçü kuvveti yerinde, çalışabilecek ama nisap mıktarı malı olmayan birisine zekat verilmesi caizdir.

 21) Zekatın kişinin bulunduğu şehirden başka yerlerde ki ihtiyaç sahiplerine gönderilmesi caiz midir?

 Zekatta asıl olması gereken, her beldenin kendi zekat sistemine sahip olup, kendi beldesinde ki ihtiyaç sahiplerini gözetlemesidir. Dolayısıyla zekat verecek kişinin başka şehirlere zekat göndermesi Hanefi mezhebinde mekruhtur. Ancak gönderilecek şehirde ki insanlar kendi şehrindekilerden daha muhtaç bir durumdaysa o zaman gönderilebilir.

Mar-13-10

şahsi kanaat

Alıntı:
garibullah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
düşüncelerimizi anlatmaya çalışırken, ağız alışkanlığı olarak sıkça kullandığımız “bence” “bana göre” kelimelerinin hükmü nedir ?
bu kelimelerde gizli şirk var mıdır ?

BİSMİHİ TEALA

Şahsi kanaat meselesini anlayabilmek için ilim nedir? ilmi elde etme yolları nelerdir? sorularına cevap bulmak gerekir. Öncelikle bunları kısaca izah etmeye çalışalım inşeALLAH.

İslâm ûleması: ” İlim, malum olanın olduğu hal üzere bilinmesidir. Bu yaratılmışların ilmidir. ALLAH’ın (Celle celalühü) ilmi ise, bir şeyin aslının ne olduğunu ve ne olacağını kuşatması ve haberdar olmasıdır.” (Nesefi, Bahru’l kelam, sh:15) tarifinde ittifak etmişlerdir.

”İlmi nasıl elde edilir?” sorusunun cevabı ise; ”Haber, duyu organlarının faaliyetleri ve akıl yürütme yoluyla elde edilebilir.” (Pezdevi, Ehl-i sünnet akaidi, sh:9) şeklin de tarif edilebilir. Buna göre ilmi elde etmede insanın yararlanacağı ilk unsur; kur’an ve sünnettir. Doğal olarak ” Habere” hakim olamayan bir insanin; şahsi kaanat belirtmesi nasıl mümkün olur.

İmam-ı Azam”ın (rahmetullahi aleyh) ” ALLAH’ın (Celle celalühü) dini ile ilgili bir konuda, şahsi kanaatınıza göre hüküm vermekten sakınınız, sünnete tabi olunuz. Kim sünnetten ayrılırsa delâlete düşer, sapıtır.” (Şa’rani, mizanu’l kübra, c: 1 sh: 51) buyurduğu bilinmektedir.

Tabiûndan Şa’bi’ye (rahmetullahi aleyh) bir adam bir mesele sorar, Şa’bi (rahmetullahi aleyh) kendisine sorulan soru hakkın da, İbn-i Mes’ud (radıyalalhu anh) şu şekilde izah etti” diye cevap verince. Adam ” Sen nedüşünüyorsun? senin şahsi kanaatın nedir?” der. Bunun üzerine Şa’bi (rahmetullahi aleyh) ” Şu adama bakın, ben ona ibn-i Mes’ud (radıyu anh) şöyle dedi diyorum, o bana şahsi kanaatımı soruyor. Ben dinimi bundan tenzih ederim, vi müzikle meşgul olmayı, sana şahsi kanaatımla fetva vermeye tercih ederim.” (Sünenü Darimi, mukaddime, sh,47)

Yine herkesin malum olduğu gibi İmam-ı Malik’e (rahmetullahi aleyh) kırk tane soru soruluyor, otuz altısı hakkın da ”bilmiyorum” (Ö.N.Bilmen, ıstılahatı fıkhiyye, c:1 sh, 245) sözü meşhurdur. Görüldüğü üzere İmam-ı Malik (rahmetullahi aleyh) bile bilmiyorum dediği meseleler de şahsi kanaat belirtmekten kaçınmıştır.

Maalesef günümüz insanların da (bunlara maalesef bir iki kitab okumak suretiyle kendilerini bir şey oldum zannedenler de dahildir) dini konularda şahsi kanaat belirtenler çoğalmıştır. Bu tamamen insanları temelde aldıkları eğitimin sonucudur. Ancak bu tip insanların unuttukları şey; dinin bir ideoloji (fikir sistemi) olmadığını anlamaları gerektiğidir. Zira din bir ideoloji olmayıp, aksine silsile yoluyla gelen bir dindir.. Dolayısıyla ALLAH (Celle celalühü) ve onun resulü (Sallu aleyhi ve sellem) dini bir meselede bir şeye hüküm verdiklerin de mü’minlere düşen ”Amenna” demektir. Dini meselelerde ” benim şahsi kanatıma göre………. ” başlayan cümleler şeytanın metodlarındandır.

İslâm dini bir ideoloji olmayıp aksine ALLAH (Celle celalühü) katında yegane dindir. Dolayısıyla müslüman bu dine tabi olmakla elde ettiği ”müslüman= teslim olan” vasfına layık olmalıdır. Şahsi kanaat belirtmek suretiyle şeytanın metoduna sahip çıkan değil.

BİSMİHİ TEALA

1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.

2- Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. ALLAH’ın (Celle celaluhu) kudreti ile kurtuldu demek gerekir.

3- Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.

4- Ana babası Hıristiyan olan, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak caiz değildir.

5- (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.

6- (ALLAH (Celle celaluhu) yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.

7- Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.

8- ALLAH (Celle celaluhu) bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahluklara mahsustur.

9- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun değildir. ALLAH (Celle celaluhu) ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.

10- Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.

11- Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.

12- Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu ifade gayri müslimler için kullanılır.

13- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.

14- (ALLAH (Celle celaluhu) insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz ise de dememelidir.

15- Kâfire yaptığı iyilik için ALLAH (Celle celaluhu) razı olsun ifadesini imana gelmesini veya “ALLAH (Celle celaluhu) razı olduğu şekle çevirsin” diye niyet ederek söylemek caizdir.

16- (ALLAH (Celle celaluhu) unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.

17- (ALLAH (Celle celaluhu) yarattı demem döverim, almadan vermek ALLAH’a (Celle celaluhu) mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, ALLAH’ın (Celle celaluhu) ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.

18- Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez.

19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama müslümana böyle söylemek yakışmaz.

20- Kalbin çalışmasına ALLAH’ın (Celle celaluhu) mucizesi denmez. ALLAH’ın (Celle celaluhu)kudreti, hikmeti demelidir.

21- İlah yerine “Ey rahmeti bol padişah” demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.

22- Eskimiş Kur’an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur’an olmaz. Kur’an, ALLAH (Celle celaluhu) kelamı demektir. Kur’an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur’an, küçük Kur’an demek de caiz olmaz.

23- Kur’an için antivirüs programı, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) için yürüyen Kur’an, Savaş Peygamberi, ALLAH (Celle celaluhu) için mimar, sanatçı diyenler var. Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü ALLAH’ın (Celle celaluhu) isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. ALLAH Resulüne, ALLAH (Cellecelaluhu) kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.

24- Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam)  kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam) kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.

25- (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.

26- (ALLAH (Celle celaluhu) bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.

27- ALLAH’a (Celle celaluhu) akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahluktur. ALLAH (Celle celaluhu) aklın yaratıcısıdır.

28- Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid’atlerden nasıl kaçılır ki?

29- İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.

30- ALLAH (Celle celaluhu) insanı veya şu çocuğu özenerek yaratmış demek caiz değildir. ALLAH’ı (Celle celaluhu) acizlikle suçlamak olur. ALLAH (Celle celaluhu) bir şeye “Ol” dedi mi hemen oluverir. O şeyi yaratmak için zahmet çekmez, yorulmaz. Yaratıcı, yaratılanla mukayese edilmez. İnsanı veya güzel çocuğu yaratmak için çok gayret gösteriyor, hayvan veya çirkin çocuk için özenmeye lüzum görmüyor demek olur ki, böyle sözler insanı imandan çıkarır.

31) Ölen biri için “Ebedi istirahatgahına defnedildi” denilmez. Çünkü bizim inancımıza göre ahiret vardır ve ölen kişi ebediyen mezarda kalmaz. Bu ifade küfür içermektedir.

32)Bazı milliyetçi basın organlarında yer alan yanlış ifadeler var.

1-Mesela Yeniçağ gazetesinin gazete sloganı aynen şöyle:”Bu memleket tarihte Türk’tü,bugün de Türktür ve ebediyyen de Türk olarak yaşayacaktır.”

Bu ifade küfür içermektedir. Çünkü bizim inancımıza göre kıyamet kopacaktır ve dünya darmadağın olup yıkılacaktır. Bu dünya yıkıldıktan sonra bu memleket kalır mı ki ebediyyen Türk kalsın(!)

2-Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.

Bu ifade Kuran’a aykırıdır. Çünkü ayette ALLAH (Celle celalühü) : ”

Şüphesiz ki müminler kardeştirler”

3-”Ne mutlu Türk’üm diyene” Bu söz de yanlıştır.

Çünkü inanan bir insan için mutlu ve saadetli olmanın tek yolu Müslüman olmaktır. Bir insan Türk olabilir ama Cehennem’e gider.

4-Meclisin duvarında yazan şu söz de yanlıştır: ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”

Halbuki Kuran’da ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyuruyor:

“De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak ALLAH’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır”

Hükmetme yetkisi ancak ALLAH’a (Celle celalühü) aittir. Yöneticiler ancak ALLAH’ın (Celle celalühü) hükümlerini uygulamakla memurdurlar. Kafalarından hüküm çıkaramazlar. Yoksa Küfre sürüklenirler.

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: ,

Yorumlar (0)