BİSMİHİ TEALA

1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.

2- Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. ALLAH’ın (Celle celaluhu) kudreti ile kurtuldu demek gerekir.

3- Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.

4- Ana babası Hıristiyan olan, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak caiz değildir.

5- (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.

6- (ALLAH (Celle celaluhu) yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.

7- Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.

8- ALLAH (Celle celaluhu) bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahluklara mahsustur.

9- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun değildir. ALLAH (Celle celaluhu) ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.

10- Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.

11- Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.

12- Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu ifade gayri müslimler için kullanılır.

13- (ALLAH (Celle celaluhu) kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.

14- (ALLAH (Celle celaluhu) insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz ise de dememelidir.

15- Kâfire yaptığı iyilik için ALLAH (Celle celaluhu) razı olsun ifadesini imana gelmesini veya “ALLAH (Celle celaluhu) razı olduğu şekle çevirsin” diye niyet ederek söylemek caizdir.

16- (ALLAH (Celle celaluhu) unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.

17- (ALLAH (Celle celaluhu) yarattı demem döverim, almadan vermek ALLAH’a (Celle celaluhu) mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, ALLAH’ın (Celle celaluhu) ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.

18- Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez.

19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama müslümana böyle söylemek yakışmaz.

20- Kalbin çalışmasına ALLAH’ın (Celle celaluhu) mucizesi denmez. ALLAH’ın (Celle celaluhu)kudreti, hikmeti demelidir.

21- İlah yerine “Ey rahmeti bol padişah” demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.

22- Eskimiş Kur’an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur’an olmaz. Kur’an, ALLAH (Celle celaluhu) kelamı demektir. Kur’an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur’an, küçük Kur’an demek de caiz olmaz.

23- Kur’an için antivirüs programı, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) için yürüyen Kur’an, Savaş Peygamberi, ALLAH (Celle celaluhu) için mimar, sanatçı diyenler var. Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü ALLAH’ın (Celle celaluhu) isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. ALLAH Resulüne, ALLAH (Cellecelaluhu) kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.

24- Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam)  kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hz. Âdem’e (aleyhi’s-selam) kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.

25- (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.

26- (ALLAH (Celle celaluhu) bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.

27- ALLAH’a (Celle celaluhu) akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahluktur. ALLAH (Celle celaluhu) aklın yaratıcısıdır.

28- Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid’atlerden nasıl kaçılır ki?

29- İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.

30- ALLAH (Celle celaluhu) insanı veya şu çocuğu özenerek yaratmış demek caiz değildir. ALLAH’ı (Celle celaluhu) acizlikle suçlamak olur. ALLAH (Celle celaluhu) bir şeye “Ol” dedi mi hemen oluverir. O şeyi yaratmak için zahmet çekmez, yorulmaz. Yaratıcı, yaratılanla mukayese edilmez. İnsanı veya güzel çocuğu yaratmak için çok gayret gösteriyor, hayvan veya çirkin çocuk için özenmeye lüzum görmüyor demek olur ki, böyle sözler insanı imandan çıkarır.

31) Ölen biri için “Ebedi istirahatgahına defnedildi” denilmez. Çünkü bizim inancımıza göre ahiret vardır ve ölen kişi ebediyen mezarda kalmaz. Bu ifade küfür içermektedir.

32)Bazı milliyetçi basın organlarında yer alan yanlış ifadeler var.

1-Mesela Yeniçağ gazetesinin gazete sloganı aynen şöyle:”Bu memleket tarihte Türk’tü,bugün de Türktür ve ebediyyen de Türk olarak yaşayacaktır.”

Bu ifade küfür içermektedir. Çünkü bizim inancımıza göre kıyamet kopacaktır ve dünya darmadağın olup yıkılacaktır. Bu dünya yıkıldıktan sonra bu memleket kalır mı ki ebediyyen Türk kalsın(!)

2-Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.

Bu ifade Kuran’a aykırıdır. Çünkü ayette ALLAH (Celle celalühü) : ”

Şüphesiz ki müminler kardeştirler”

3-”Ne mutlu Türk’üm diyene” Bu söz de yanlıştır.

Çünkü inanan bir insan için mutlu ve saadetli olmanın tek yolu Müslüman olmaktır. Bir insan Türk olabilir ama Cehennem’e gider.

4-Meclisin duvarında yazan şu söz de yanlıştır: ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”

Halbuki Kuran’da ALLAH (Celle celalühü) şöyle buyuruyor:

“De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak ALLAH’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır”

Hükmetme yetkisi ancak ALLAH’a (Celle celalühü) aittir. Yöneticiler ancak ALLAH’ın (Celle celalühü) hükümlerini uygulamakla memurdurlar. Kafalarından hüküm çıkaramazlar. Yoksa Küfre sürüklenirler.

Gonderen Karasahin
Kategori : Akaid
Tags: ,

Yorumlar (0)

BİSMİHİ TEALA

Biz genel de ameli olarak Hanefiyiz, Hanefi’de hadise aykırı bir hüküm görürsek ne yapmalıyız?

Kitaplarda diyor ki:

Hadise aykırı bir hüküm varsa hadisle amel edilir. Ancak bu söz nazari olarak böyledir. Mezhep imamları hadis-i şerife aykırı olarak söz söylemezler. Onlar âlimdir. Kafadan rastgele konuşmazlar.

Mesela hadis-i şerifte, (Fatihasız namaz olmaz) buyuruluyor. Halbuki görünüşte Hanefi mezhebinin âlimleri bu hadis-i şerife aykırı olarak imam arkasında fatiha okumayı yasaklıyorlar. Tahrimen mekruhtur, harama yakındır diyorlar. Şimdi biz hadisle amel edeceğiz diye imam-ı a’zamın ictihadını kabul etmeyecek miyiz? O zaman İmam-ı Azam’dan (rahmetullahi aleyh) daha ileri bie ilme sahibiz demiş olmuyormuyuz?

İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu) hazretleri buyuruyor ki:

Namazda kıraat farzdır ve hadis-i şerifte (Fatihasız namaz olmaz) buyuruluyor. Neden Hanefilerin, hakiki kıraati [cemaatin hepsinin okumasını] bırakıp, kıraati hükmiye [İmamın okuyup, cemaatin susmasına] karar vermelerinin sebebini tam anlayamadım.

İmam arkasında sükut etmeye dair açık bir delil bulamadım. Buna rağmen, mezhebime uyarak imam arkasında Fatiha okumadım. Çünkü, delili zayıf diye, mezhebimin hükmü ile amel etmemenin ilhad olduğunu biliyordum. Mezhepsiz olmamak için Hanefi mezhebinin hükmüne uyarak imam arkasında Fatiha okumadım. Nihayet ALLAH (Celle celaluhu), mezhebe uymanın bereketi ile, Hanefi mezhebinde imama uyan cemaatin kıraati terk etmelerindeki hakikati izhar eyledi. İmam, sanki cemaatin dilinden okuyor. Bu şuna benzer: Bir köy halkı, köyün ortak bir meselesi için, köylünün tamamı kaymakama gitmez. Birkaç kişilik bir heyet seçerler. Bu heyetin hep bir ağızdan meseleyi anlatmaları da doğru olmaz. İçlerinden birini, temsilci seçerler. Temsilci, istekler aynı olduğu için, hepsinin dili ile ihtiyaçlarını arz eder. Kendilerine temsilci kabul ettikleri bu kimse, onların adına konuşur. Seçilen bu temsilcinin hepsinin adına ihtiyaçlarını arz etmesi şeklinde olan, cemaatin hükmi konuşması, onların hakiki konuşmalarından daha iyidir. İmam ile cemaatin hâli de böyledir.”

İmam-ı a’zam (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin, (Cemaatle namaz kılarken, imama uyanlar, Fatiha ve zammı sure okumaz) dediğini duyanlardan on kişi, Hazret-i imamın (rahmetullahi aleyh) huzuruna gelip derler ki:

- İmamın okumasını kâfi görüp, cemaate Kur’an okutmadığını işittik. Halbuki, Fatihasız namaz olmaz. Elimizde bunu ispat eden kuvvetli deliller vardır. Hakkın ortaya çıkması için tartışmaya geldik.

Hazret-i imam (rahmetullahi aleyh) der ki:
- Ben bir kişi, siz on kişisiniz, hepinizle aynı anda nasıl tartışayım?
- Nasıl tartışmak istiyorsunuz?

- İçinizden en bilgili, âlim olanı seçin, onunla konuşayım. O, kendi ile birlikte hepinizin adına konuşsun.
- Teklifiniz uygun…

- O beni yenerse, hepiniz beni yenmiş olacaksınız, ben onu yenersem, hepiniz yenilmiş olacaksınız. Kabul mü?
- Peki kabul ettik.

- Tartışmayı ben kazandım.
- Nasıl olur, daha başlamadık bile…

- Siz, seçtiğiniz âlimin hepinizin adına konuşmasını kabul etmediniz mi?
- Evet…

- Ben de, sizin kabul ettiğinizi kabul ediyor, aynı şeyi söylüyorum. Herkesin tâbi olduğu imam, kendi adına ve ona uyup, imam kabul edenler adına Kur’an-ı kerim okur, cemaat okumaz. Anlaşamadığımız bir nokta kaldı mı?
On kişi hakkı kabul etmek zorunda kaldılar.

İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu) hazretleri buyurdu ki:
(Mezhebin hükmüne aykırı diye bir hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefinin, imam arkasında Fatiha okuması mezhepten çıkmaktır, ilhad’dır.)

Muhammed Hadimi (rahmetullahi aleyh) hazretleri de buyuruyor ki:
(Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değiştirilmiş olabilir veya başka bir tevili olabilir.) [Berika s. 94]

Dört mezhepten birine uymayan Ehl-i sünnetten ayrılır, sapık veya kâfir olur. (Tahtavi)

Kifaye kitabında buyuruldu ki:
(Müctehid olmayan din adamı, okuduğu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez. Müctehidlerin âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden anlayarak, verdikleri fetva ile amel etmesi gerekir. Takrir kitabında da böyle yazılıdır.)

Namazda imam arkasında Fatiha okunur mu?
Bu konudaki üç hadis-i şerif şöyle:
(Fatihasız namaz eksiktir.) [Tirmizi]
(Namazda imam okurken siz de okumayın, Fatihayı hafif okuyun!) [Beyheki]
(Fatihasız namaz olmaz.) [Buhari, Müslim]

Bu hadislere ve başka delillere dayanarak, Şafii âlimleri imam arkasında Fatiha okumanın farz olduğunu bildirmişlerdir.

Maliki’de ise, imam yavaş okurken müstehaptır. İmam açıktan okuyorsa, Fatiha okunmaz. Namazda Fatiha okumak Maliki’de farz, Hanefi’de ise, vaciptir. Hadis-i şeriflere bakalım:
(İmamla namaz kılarken susun, imamın kıraati, cemaatin kıraatidir.) [Hatib]
(Ne o, Kur’anda rekabet mi, namazda biri benimle beraber okuyordu.) [Tirmizi]
Hanefi âlimleri, bu hadislere ve başka delillere dayanarak, (İmam arkasında Fatiha okumak mekruhtur) demişlerdir.