Alıntı:
rahmet sağanağım Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
hocam benim merak ettiğim bir konu var günümüzdeki bazı mesleklerde (Arkeoloji,antropoloji vs.)mezar açma gibi durumlar söz konusu oluyo.Bunlardan arkeologlar mesela yaptıkları kazılarda kazı alanlarında müslüman olan veya olmayan mezarlara rastlıyorlar. Daha çokta günümüz mezarları olmayan ama yakınçağa ait mezarlara da rastlıyorlar.Rastlanılan bu mezarları ise açıp temizliyorlar tabi bu sırada eldiven vb şeyler kullanmayan arkeologlarda oluyo ki eldiven çoğu zaman iskeletin tahribine de neden oluyo.Fotoğraflanıp toplanılan bu iskeletler daha sonra antropologlara gönderiliyor onlarda bu iskeletlerin hangi çağa ait olduğunu,hangi ırktan olduğunu, nasıl öldüğünü, nasıl gömüldügünü buluyor ve böylelikle tarihe yardımcı oluyor ama çıplak elle yapılan bu kazılarda o iskeletlere dokunulması günah olmaz mı yada o mezarı açmak ardından onların kaldırılması gibi durumlar. Umarım açıklayıcı olmuşumdur yazdıklarımlar

BİSMİHİ TEALA

We aleykümü’s-selam

 İslâm dini insanların gezmek görmek, emri bi’l maruf yapmak, iş bulmak, sıla-i rahim yapmak, mukaddes yerleri görmek için seyahat yapılmasına cevaz verdiği gibi kendilerinden önce yaşamış ve helak edilmiş kavimlerden ibret alınması amacıyla seyahat etmeyi teşvik etmiştir. Nitekim:

 

فَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ

‚‘ yeryüzün de gezin, ve (sizden önce yaşamış) yalancıların akıbeti nasıl olduğuna bakın.‘‘ (Nahl /35) ayeti kerimesi buna işarettir.

 Bu ayeti kerime ibret alınması maksadı ile seyahat edilmesini tesvik ettiği gibi, bir bakıma arkeoloji’ye de teşvik etmektedir. Zira ibret alabilmek ve geçmiş kavimlerin izlerini bulmak için kazılar yapılması da gerekmektedir. Bu kısa izahtan sonra sorunuzu cevaplamaya gayret edelim inşeALLAH.

 

İslâm dini insan hayatına önem verdiği gibi, öldükten sonra cesedin ve iskeletin de aynı öneme haiz olduğunun altını çizmiştir. Ortada mucbir bir sebeb olmadan ölünün kabrinin açılmasına kesinlikle izin vermez. Zira kabrin üstüne toprak atılıp gömüldükten sonra o ölü artık insanların elinden çıkmış ALLAH’a (Celle celalühü) emanet edilmiş olur. Bundan dolayı kabrin açılmasına ‚‘ haram‘‘ hükmü verilmiştir.

 

Bir kabir ne kadar eski olursa olsun, kendisine  ihtiyaç kalmamış dahi olsa orasının kabir olarak kalması esas alınmıştır. Dolayısıyla o kabrin açılarak başka yere nakledilmesi, ölü kemiklerinin nakledilmesi ölünün hakkını çiğnemek olarak kabul edilmiştir. Zira islâm‘da dirininin olduğu kadar ölünün de hakkı mukaddestir.  Nitekim mucbir sebebler olmadan bir kabre iki defin yapılmasına izin verilmeme sebebi buna dayanır.

 

Bir arkeolog’ta mesleğini icra ederken bu esaslara dikkat edilmelidir. Arkeologun hali hazırda kullanılmakta olan kabrisan’da ki kabirleri açması haramdır. Ancak bir kazı esnasın da mezar veya mezarlara denk gelinir ise normal koşullarda o mezarların da açılmaları haram hükmüne dahil olmakla beraber, araştırma gayesi ile açıldığın da eğer o mezar açıkta bırakıldığı zaman nebbaşların (mezar soyguncuları) talanından korkulur ise veya kazı alanı yağmur sebebiyle harab olmasından endişe edilir ise o zaman kabrin açılarak içerisinde bulunan kemiklerin korunma altına (burada esas amaç onları başka mezarlara koyarak korumak olması daha evladır) alınması gayesi ile nakledilmesine cevaz vardır. Ancak bu nakil esnasın da kemiklerin mümkün olduğu kadar korunmasına ihtimam edilmesi gerekir. Zira islâm ölü kemiğinin kırılması ile diri kemiğinin kırılması arasın da fark görmez.

 

Bu kemiklerin antropologlar (burada antropologların da bu şartlara mümkün mertebe uyması gerektiği de bilinmelidir)  tarafından incelenmesi bittikten sonra başka bir mezara gömülmesi gerekir.