BİSMİHİ TEALA
1) İnsanın iradesi olduğuna inanması imandan mıdır?
İnsanın hayrı ve şerri birbirinden ayırt edebilmesi ve bu ayrım sonucunda işlediği hayr için nefsine enaniyet ve gururdan kaçınabilmesi için cüz’i iradeye iman, imanın cüz’üdür ve buna iman etmek farzdır. İnsan her şeyi yaratanın ALLAH (Celle celalühü) olduğuna ve kendisinde cüz’i irade olduğuna inanması mecburidir.
2) ALLAH’ın (Celle celalühü) şerri yaratması, şer değil midir?
ALLAH’ın (Celle celalühü) şerri yaratması ve kul açısından şer olarak görülmesi, o şerrin yaratıcısı olan ALLAH (Celle celalühü) nazarında kâinatı kuşatan bir hayr olabilir. Dolayısıyla ALLAH’ın (Celle celalühü) şerri yaratması şer olarak kabul edilmez. Ancak o şerri yapmak insan açısından şerdir.
Mesela zina eden birinin recm edilmesi zina eden açısından şer olarak kabul edilmez. Bilakis asıl şer o zina fiilini işlemektir. Dolayısıyla ALLAH’ın (Celle celalühü) yaratmış olduğu kulun yapacağı şerleri bilmesinde ki hikmet, kul açısından gizlidir.
3) ALLAH (Celle celalühü) madem hikmetli iş yapmaktadır, o zaman sakat olarak doğan bir çocuğun sakat doğmasında ki hikmet nedir?
Öncelikle bu gibi bir düşünce mantık olarak hatalıdır. Zira bu gibi düşünce sahibi adalet kavramının ne olduğunu bilmiyor. Zira adalet kavramı bakış açısına göre değişen bir kavramdır. Mesela bir patronun emrinde çalışan iki kişinin aynı işi yapmalarına rağmen farklı maaş almaları adalet olarak nitelendirilemez.
İmamı Rabbani (kuddise sırruhu) adalet konusunu izah ederken şöyle demektedir: ‘’ Bir memur bile, âmirinin verdiği emirlerin sebebini soramaz. Nerede kaldı ki, bir kul, ALLAH’ın (Celle celalühü) işlerinin hikmetini sorabilsin. ALLAH (Celle celalühü) bütün insanları cehenneme koyup sonsuz olarak azap etseydi, kimin bir şey demeye hakkı olabilir? Zira kendi yarattığı mülkünü kullanmaktadır. Başkası yok ki, onun mülküne tecavüz etmiş olsun ve buna zulüm denilebilsin? (Mektubat, mektup no:266)
Aynı şekilde sakatlığın faydalı veya zararlı olması insandan insana değişen kavramdır. Mesela görmeyen biri, eğer kör olmasaydı her türlü günahı işleyerek hem dünyasını hem de ahretinin mahvolmasına sebep olabilirdi. Dolayısıyla bir kişi sakatlığın kendisi hakkında yararlı mı, zararlı mı olacağını bilemez. Kaldı ki, dünyaya gelen her çocuğun kaderini tayin de anne ve babasının da etkisi bulunmaktadır. Eğer anne veya babası çocuğun sakat doğmasına sebep olabilecek bir şey yaptılarsa bunda ne ALLAH’ın (Celle celalühü) ne de çocuğun suçu vardır denilemez.
Meselenin farklı bir yönü de mesela çocuklar hastalanmasın diye iğne yapılmaktadır. Çocuk iğnenin kendisi hakkında faydasını bilmediğinden ağlayıp sızlayarak feryat eder. Anne ve babası ise iğnenin faydasını bildiklerinden çocuklarına olan merhamet ve şefkatlerinden dolayı iğnenin vurulmasına ses çıkarmazlar.
Evet, belki zahiren ve görünüşte ALLAH (Celle celalühü) bazen kulunu istemediği biçimde yaratmış olabilir. Ancak bu duruma mukabil ona hesapsız lütuf ve ihsanlar da bulunmaktadır. Nitekim bir kudsi hadiste ‘’ Ben kulumun gözünü alır ve kulum bana isyan etmezse ben onu cehenneme koymam’’ buyrulmaktadır. İşte bu lütuf ve ihsanlardan habersiz olanlar bu gibi sorular ile kafaları bulandırmak istemektedirler.
4) Cüz’i irade ne demektir ve cüz’i iradenin delili nedir?
Cüz’i iradeyi anlayabilmek için öncelikle külli iradeyi bilmek gerekir. Külli irade aynı anda sonsuz işleri aynı anda yapmayı dilemek ve bu dileğinde emrinin önüne hiç bir şeyin geçememesidir. Cüz’i irade ise aynı anda sadece bir şey yapmayı dileyen, aynı anda iki dileği yerine getiremeyen iradedir.
Cüz’i iradeyi insana verilen yetenekler olarak düşündüğümüz zaman cüz’i iradeyi daha iyi anlayabiliriz. Zira insanın yeteneği ne kadar çok olursa olsun aynı anda iki işi bir arada yapamaz. İnsan kendi nefsinde cüz’i iradeyi her zaman görebilir veya hissedebilir. Bu vicdani yönden cüz’i iradenin varlığına işarettir. Nass’lara baktığımızda bazı fiiller insana nisbet edilmektedir. Bu nisbet cüz’i iradenin varlığına işarettir.