BİSMİHİ TEALA
İsnad sistemini değerlendiren her kesin bilmesi gereken şeylerden bir tanesi de onun İslam’da özel bir konuma sahip olduğunu kesinlikle aklında tutması gerekliliğidir. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) tarafında tebliğ edilen hadislerin hukuki bir güçe sahip olduğuna dair inanç, ekseriyetle, kur’ani emirlere dayalıdır. Bu hadisler, Peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) raviler zinciri ile bize kadar ulaşmıştır.Bu nedenle onlar, İslam itikadının ve buna bağlı ahlaki kuralların köşe taşlarıdır.Bununla ilğili olarak Sufyan es-Sevri (rahmetullahi aleyh):’’İsnad müslümanın silahıdır;dolayısıyla silahı olmayan Müslüman ne ile savaşacaktır’’(1)İbn-i Mübarek de (rahmetullahi aleyh):’’İsnad din’dendir.Eğer isnad olmasaydı herkes dilediğini rivayet edecekti’’(2) demek sureti ile isnadın önemine işaret etmişlerdir.
İsnad sistemi peygamber ile ilğili ilimlerin rivayetinde İslam alimlerinin başvurduğu tek sistemdir.Bu sistem esas itibari ile hadis rivayeti için başlatılmış olmasına rağmen, dördüncü yüzyıla kadar çıkan bütün İslami ilim literatürlerinde büyük bir etki yapmıştır,El Cahız,el- Müberred,İbn-i Kuteybe,El-İsfehani, (rahmetullahi aleyhim) gibi müellifler isnad sistemini o kadar çok benimsemişlerdir ki,eserlerinde ki fıkra ve nükteli haberleri aktarırken bile isnad kullanmışlardır.
İsnad sistemi Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında başlamış ve hicretten sonra 1. yüzyılın sonunda ilmi bir hüviyete bürünmüştür.Sahabe-i Kiramın (radıyallahu anhum) bir araya geldikleri zaman Hz peygamber’den (Sallallahu aleyhi ve sellem) işittikleri hadisleri birbirlerine aktarmaları bu sistemin başlangıcını teşkil etmektedir. Onlar (radıyallahu anhum) Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) ilim halkasında duydukları ve öğrendikleri ilimleri birbirlerine aktarmışlardır.Onlar (radıyallahu anhum) arkadaşlarını bu konuda bilgilendirirken, doğal olarak ‘’Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şunu şunu yaptı’’ veya ‘’Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu’’demişlerdir.Aynı şekil de, ikinci elden aldığı bilgiyi öğrenen kişi üçüncü bir kişiye duyduğunu aktarırken bilgiyi öğrendiği kişinin ismini de vererek isnadın yayılmasında öncülük etmişlerdir.
Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve selem) sünnetinin yayılması için ilk zamanlarda kullanılan bu metod isnad sisteminin henüz gelişmemiş haliydi.Hicri 40 ve 50 seneleri boyunca bu sistem, o dönemdeki kargaşalar yüzünden büyük bir önem kazanmış,ve ilk hadis uydurma faaliyetlerini siyasi nedenlerle bu dönemde ortaya çıkmış olması kuvvetle ihtimaldir.(3)İslam uleması bu konuda ihtiyadı elden bırakmayarak kendilerine ulaşan bilgi kaynaklarını tetkik etmişlerdir.İbn-i Şirin (rahmetullahi aleyh) bu durumu şu şekilde ifade etmektedir:’’(Eskiden) isnadı sormazlardı,fakat ne zaman ki, fitne ortaya çıktı, <<Kendilerinden rivayet ettiğin kişilerin ismini bize söyle >> demeye başladılar.Ehl-i Sünnete tabi olanların hadisleri kabul edildi.Ehl-i Bid’at’tan olanların hadisleri kabul edilmedi.’’(4)
1.Yüzyılın sonuna doğru bu uygulama tam ilmi bir hüviyete büründü. Kur’an-ı kerim’in ve Hz. Peygamberin hadislerinin en azından bir kısmının öğrenilmesi her Müslüman için elzem bir durumdur.Bu sonucu olarak İslam dünyasında bir ilim seferberliği başlamıştır.İslam tarihinde ‘’ilim’’kelimesine birkaç asırdır sadece hadislerin ve hadis ilimlerinin öğrenilmesi anlamı yüklenmişti.Hadis ilmine gösterilen bu şevk,alimliğin temel şartlarından birisi olan Er-rıhle’yi (hadis öğrenmek için yapılan seyahati) ortaya çıkarmıştır.İbn-i Main (rahmetullahi aleyh):’’Sadece kendi bölgesindeki hadisleri öğrenip hadis ilmi için seyahat etmeyen kişi ilmi olgunluğa ulaşamaz’’demek suretiyle bunun önemine dikkat çekmiştir.(5)Bu seyahatler ravilerin artmasına ve hadisin İslam dünyasının bir çok bölgesine ulaşmasına sebeb olmuşlardır.İslam uleması,sahabe-i kiram’dan ve tabiinden hadis öğrenmek için seyahatlere yönelmiş ve sonra memleketlerine dönerek ilmi yaymaya başlamışlardır.
İslam dünyasının değişik bölgelerinde mevcud olan ve peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) veya sahabe-i kiram veya tabiine kadar ulaşan benzer ifadelerle binlerce hadis ilmin bu yolla yayıldığını ispatlamaktadır.Zamanımızdaki ulaştırma sistemlerinin olmadığı bir dönemde çok uzaktaki mesafelere kadar muhteva ve lafız yönünden yayılan böylesine benzerlik,isnad sisteminin sağlamlığına bir delil teşkil etmektedir.
1) Hakim müstedrek
2) Müslim mukaddime
3) El-vaz’fi’l-hadis isimli doktora tezinde dr Ömer b.Hasan fellata’nın ifede ettiğine göre hicri 60 senesine kadar bile Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) rivayetiyle uydurulmuş bir hadis bulunmamaktadır.
4) Müslim mukaddime
5) Hatib el Bağdadi, er-rıhle fi talebi’l hadis s,89