BİSMİHİ TEALA

1) Talakın adedinde gerekli olan şey kadındır, erkek değil. Buna göre

Hür olan bir koca, köle olan hanımını sadece iki talak ile boşayabilir. Köle olan kocada hür olan hanımını sadece üç talak ile boşayabilir.

2) Koca hanımına parmaklarıyla işaret ederek ‘’sen şu kadar boşsun’’ derse burada talakın adedi için itibar edilecek şey kalkık olan parmaklarıdır. Kapalı olan parmaklara itibar edilmez. Bu esnada parmakların içinin erkek veya kadına dönük olması bir şeyi değiştirmez.

3) Söylenen sayının hemen arkasından söylenen talak sözü ile talak gerçekleşmiş olur. Buna göre,

Bir kimse hanımına ‘’ sen boş ol’’ deyerek, ara vermeden ‘’ üç talak ile’’ diye eklediğinde kadın ansızın vefat etse talak gerçekleşmiş olmaz.

4) Koca hanımına ‘’ sen boş ol’’ dedikten sonra sussa ve ‘’ kaç talak ile boş olsun’’ şeklindeki bir soruya ‘’ üç’’ derse üç talak gerçekleşmiş olur. Ancak biraz susup soru sorulmaksızın ‘’ üç’’ diye söylerse, bu durum da bakılır; eğer susması nefesinin kesilmesinden dolayı ise üç talak, değil ise bir talak gerçekleşir.

5) Koca sayı ile beraber talakı söyleyeceği esnada talak sözünü söyleyip sayıyı söyleyemeden ansızın ölse veya biri ağzını kapatarak sayıyı söylemesine engel olsa sadece talak sözü ile talak gerçekleşir. Buna göre,

Koca hanımına ‘’sen boş ol’’ dese, daha sonra henüz ‘’üç talak ile’’ diyemeden ansızı ölse veya biri ağzını kapatmak suretiyle sayıyı söylemesine engel olsa koca bir şey söylemedikçe bir talak gerçekleşmiş olur.

6) Bir kimse hanımına ‘’ birden ikiye kadar boş ol’’ veya ‘’ikiye kadar bir arasında boş ol’’ dese kadın bir talak ile boş olur. ‘’birden üçe kadar boş ol’’ veya ‘’üçe kadar bir arasın da boş ol’’ dese, iki talak ile boş olur.

7) Bir kimse kendisi ile cinsi münasebet yaptığı hanımına ‘’ sen bir, ikide bir boş ol’’ diyerek ikinin bir ile çarpılarak boş olmasını niyet ederse, veya hiç niyet etmese bir talak gerçekleşir. Ama bu sözle ‘’ bir boş ol, iki daha boş ol’’ demek isterse üç talak gerçekleşir.

Ama bu sözleri cinsi münasebet yapmadığı nikahlı hanımına karşı söyleyip, bununla ‘’bir boş ol, iki daha boş ol’’ demeyi kastederse o zaman bir talak gerçekleşir.

8 ) Bir kimse cinsi münasebet kurduğu hanımına ‘’ sen iki de iki boş ol’’ dese, burada ikinin iki ile çarpılması ile boşamaya niyet ederse, ya da bu şekilde bir niyeti olmasa iki talak gerçekleşir. Ama ‘’ iki boş ol, iki daha boş ol’’ diye niyet ederse dördüncüye gerek kalmadan üç talak gerçekleşir.

Ama bu sözleri cinsi münasebet yapılmamış hanımına söylerse ‘’iki boş ol, iki daha boş ol’’ demek isterse ikinci ikiye gerek kalmaksızın ilk iki talak ile boş olur.

9) Bir kimse cinsi münasebet kurduğu hanımını boşayıp, bir başkasının ‘’ bir talak ile mi? İki talak yoksa üç talak ile mi?’’ şeklinde ki sorusuna bir, iki, üç, dört diye cevap verse o kadın kocasından üç talak ile boş olur.

10) Birden fazla hanımı olan biri ‘’hanımım boş olsun’’ dese onlardan herhangi biri boş olur. Ancak koca onlardan birisini tayin etmeye mecbur ise de onlardan herhangi birini seçmekte muhayyerdir.

11) Bir kimsenin iki hanımı olsa ‘’ ikiniz üç talak ile boşsunuz’’ dese ikisi de üç talak ile boş olur. Ama koca üç talakın iki kadın arasında dağıtılmasını kastederse her biri iki talak ile boş olur. Ancak bu açıklamanın tersi olunca bu durum hâkim tarafından kabul edilmez.

12) Dört hanımı olan biri hanımlarına ‘’aralarınızda bir veya iki talak olsun’’ dese onlardan her biri bir talak ile boş olur.

13) Dört hanımı olan bir kimse hanımlarına ‘’ aranızda üç ya da dört talak olsun’’ dese onlardan her biri birer talak ile boş olur. Ancak bu koca bu suretteki talaklardan her birini hanımlardan her biri arasında paylaştırmak isterse, onlardan her biri üç talak ile boş olur.

14) Aynı şekilde koca ‘’ aranızda beş veya altı veya yedi veya sekiz talak olsun’’ derse o kadınlardan her biri iki talak ile boş olur. Ancak koca bu şekilde her bir talakın yukarıda geçen kadınlar arasında paylaştırılmasını isterse kadınlardan her biri üç talak ile boş olur.

15) Aynı şekilde koca kadınlara ‘’ aranızda dokuz veya daha fazla talak olsun’’ dese, o kadınlardan her biri üçer talak ile boş olur. Koca paylaştırmayı istese de istemese de fark etmez.

16) Yukarıda zikredilen kadınlardan biri kocasından talakını istese, buna karşılık koca ona ‘’sen elli talak ile boş ol’’ dese, buna mukabil kadın ‘’ bana üç talak yeter’’ deyince, koca ‘’ saydığım talaklardan üçü senin, geri kalanları da arkadaşlarının olsun’’ dese sadece talakını isteyen kadın üç talak ile boş olur. Diğerleri asla boş olmaz.

17) Talak parçalanma kabul etmez. Buna göre, biri hanımına ‘’ bir talakın yarısı veya üçte biri veya beşte biri veya altıda biri ile benden boş ol’’ dese sadece bir talak ile boş olur.

18) Bir talak üzerin de taksim olunan parçalar toplandığı zaman yekûn bir talakı aşıyorsa iki talak gerçekleşmiş olur. Eğer yekûn iki talakı aşıyorsa üç talak meydana gelmiş olur. Mesela bir kimse cinsi münasebette bulunduğu hanımına ‘’ sen bir talakın yarısı, üçte biri veya altı da biri ile boş ol’’ dese bir talak gerçekleşir. Eğer ‘’ sen bir talakın üç yarısı ile boş ol’’ dese iki talak gerçekleşir.

Aynı şekil de biri cinsi münasebette bulunduğu hanımına ‘’ sen iki talakın üç yarısı ile benden boş ol’’ dese üç talak meydana gelir.

Aynı şekil de biri cinsi münasebette bulunduğu hanımına ‘’ sen bir talakın yarısı, üçte biri ve dörtte biri ile benden boşsun’’ iki talak gerçekleşir. ‘’ sen bir talakın üçte birin biri, dörtte birin üçü ve beşte birin dördü benden boşsun’’ dese üç talak gerçekleşir.

BİSMİHİ TEALA

Bir toplumda, milli kültürün ve öz değerlerin zayıfla/tıl/mışlığı, öncelikle o toplumun genel görünürlüğü açısından, kıyafetlerinde  kendisini ele verir. Batılılaşmayı, Batı medeniyetine iltica etmeyi “yol” olarak benimseyenler de öncelikle Batı’nın giyim-kuşamına bürünürler.

Zamane gençliğinin kendinden geçmiş, garip kıyafetlerini ve tamamen batı özentisi diken gibi jöleli saçlarını, ne kadar yadırgasak da, insan gözü zamanla kötüye de alışıyor demek ki onlar da artık takılmıyor gözümüze…
Gençlerdeki bu,  iman, ahlak, örf ve gelenek eksikliğinden hasıl olan  gariplikler, aslında bir boşluğun aslıyla değil taklidiyle doldurulmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır. Özelde ailede, genelde ise toplum içinde kendilerine doğru örneği bulamayan ya da bulduğu halde televizyon, internet vs. kitle iletişim araçlarından bir virüs gibi yayılan “Avrupa en iyisidir, onların yaptığı en doğrudur, çağdaşlık ancak Avrupa’lılara benzemekle olur!”türünden telkinlerin etkisiyle bu yabancı fikriyatın peşine takılan gençlik, aslını inkar etmeyen ama olanca gücüyle kendinden olmayana benzemeye çalışan, ne doğuya ne de batıya ait olmayan , arada sıkışıp kalmış bir nesil görüntüsü vermektedir.
 
         Bu değişim, etkileşim ve diğerlerine benzeşme, maalesef, kendine din olarak İslam’ı benimsemiş ve benimsediği dinin emrini yaşamaya çalışan Müslüman kadını da ağına düşürmüştür. Büyük üzüntüyle Müslüman kadının geçirdiği başkalaşım sürecini izlemekteyiz hayatın her alanında…Sokakta, çarşıda, pazarda, düğünlerde, televizyon programlarında, konserlerde(!)

       “Tesettür modası” denilerek,(güya)hem örtülü hem de modern(!) görünmek isteyen “elit” (İslam’da da böyle sınıflar oluşturma derdine düştüler şimdi de)Müslüman hanımlar için, Rus mankenlerin bolca makyaj ve alımlarıyla, düzenlenen tesettür defileleri gün geçtikçe artmaktadır .Tesettür modası adı altında Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi  ailelerinin kızları , bu modadan etkilenerek, ortaya dini bağlamından kopuk, inanç eksenli tesettürle hiçbir ilgisi olmayan, melez bir giyim kültürü çıkmıştır.  Örtülü(!) dediğimiz kızlarımızın birçoğunda, gerçek manasıyla tesettür nerdeyse kalmamıştır. Örtüyü ya da tesettürü, tek bir renge ya da belli  kalıp bir kıyafete bağlayıp “bunun dışındakiler tesettür değildir” diyenlerden değiliz ama özellikle son zamanlarda artan “Bu ne biçim bir örtünmedir” diye hayretle izlediğimiz, sanki İslam’ın tesettür ve hicap emriyle adeta dalgasını geçen bir tuhaflıkla zaman zaman maskaralığa dönüşen, garip kıyafetler karşısında da üzülüyoruz.

     Belli/ belirgin odaklar tarafından bilinçlice, üstünde oynanan oyunlardan bihaber, derdi sırf güzelleşmek, dikkatleri üstüne çekmek olan örtülü hanımlar tarafından da safiyane bir bilinçsizlikle, tesettürün asıl vermesi gereken mesajı değiş /tiril/ miştir. “Ben Allah’tan korkan bir müslümanım. Kıyafet tercihimle ilan ediyorum ki, yabancı erkeklerin bana bakmasını istemiyorum” diyen bir tesettür anlayışı yerini; gözalıcı renk ve desen armonisi içinde, makyaja uygun başörtüsüyle, daracık ve kısa pardesülerle, ince topuklu, pırlanta taşlı, açık ayakkabılar eşliğinde, cazibe merkezi olmaya aday  bir anlayışa terk etmiştir.

      Oysa ki, Medine’de Yahudi Beni Kaynuka oğullarının, hazmedemedikleri İslam’ın tezahürü olarak  gördükleri ve saldırdıkları ve bunun neticesinde Peygamberimiz’in ve sahabelerin uğruna savaş verdiği örtü , bu değildi.
        Maraş’ta, namahremden korunulmaya çalışılan, Sütçü İmam’ın canından kıymetli görerek canını verdiği örtü , bu değildi.
       Asırlardır dünya üzerindeki İslam topraklarında ve  Osmanlı’da Müslüman kadının örttüğü örtü , bu değildi.
       Nur 31’de, Ahzab 59’da Allah’ın mümine hanımlara emrettiği örtü de , bu değildi.

      .
         Tesettürün asıl amacını (inanın bizden bile daha iyi) bilen İslam düşmanları, tesettürü kökünden yok edemeyeceklerini düşündüklerinden olacak , “bu konuyu nasıl bulandırırız da asıl manasından uzaklaştırabiliriz” i formüle edip “moda, kadına özgürlük, modernlik” yemleriyle, bu konuda yeterli bilgi ve sağlam imani temeli olmayan  müslüman kadını ağlarına düşürmüşler, bunun neticesinde de, maal-esef amaçlarına ulaşmışlardır. Tesettür(!) firmalarının ürün katalogları ve podyumlardan sonra sokaklarda, mahallemizde, en yakınımızda  arz-ı endam etmeye başlayan “örtülü tesettürsüzler”in sayıları arttırmıştır. Ve ne yazık ki gitgide de çoğalmaktadır.

         Halbuki tesettür kadını güzelleştirmek için değil bilakis güzelliğini örtmek için farz kılınmıştır. Şu unutulmamalıdır ki, bir kadın, sırf kendisini güzelleştiriyor, kendisine yakışıyor diye örtünüyorsa , onun başında ayet değil bir bez parçası bulunuyordur. Tek rehber  ve yol gösterici önünde en güzel örnekken, onun düşmanlarının körü körüne takipçisi olmak hiçbir  mümine hanıma yakışmaz. Kendisini Müslüman olarak niteleyen bir hanımın amacı; O’nu Yaradan’ın emrini yerine getirerek rızasını kazanmaksa şayet, bunu en doğru şekilde nasıl yapabileceğini iyi öğrenmesi, şuurlu bir şekilde emre sarılması gerekmektedir. Bu bağlamda, biz müslüman hanımlar olarak öncelikle yapmamız gereken, bize tesettürü emreden Rabbimiz’in, konuyla ilgili bize özel hitaplarını yani hicab ayetlerini tekrar tekrar dikkatle okuyarak, Rabbimizin bizden ne istediğini iyi idrak etmek olacaktır. Zira O’nun emri sadece başımıza bir örtü sarmak değildir.

       Tesettür bir bütün olarak, hicab, iffet, haya vs duygularıyla kuşatılmış “takva elbisesi”yle birlikte yaşanmadığı müddetçe anlamını yitirecek, karşı cenahtakilerin dahi garipsediği, alay ettiği garip (tesettürlü!) kıyafet biçimleri artmaya devam edecektir. Fakat başörtüsüyle birlikte asıl kuşanılması gereken takva elbisesine bürünüldüğünde, zamanın fitnelerinden kurtulup tekrar ayetlere dönüldüğünde ve vahiy hayatın tam ortasına taşındığında ise  kaybetttiğimiz  tesettürün ruhu  geri gelecektir inşAllah.. 

Nesibe Çiğdem
Gonderen Karasahin
Kategori : İslami bilgiler
Tags: , , , , ,

Yorumlar (0)