Suya ve hasta üzerine okumak
BİSMİHİ TEALA
Soru: Hasta olan kimselere içilmesi için suya ve hasta üzerine okumak, üflemek ve dua etmek câiz midir?
Cevap: Korku ve hastalık gibi şeylerden korunmak için dua etmek ve âyet ile hadis gibi şeyleri yazıp taşımak ve suya okuyup onu içmek dinen caizdir. Nitekim ebu davud’un rivayet ettiği bir hadiste:
عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ
أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُعَلِّمُهُمْ مِنْ الْفَزَعِ كَلِمَاتٍ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ
وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ يُعَلِّمُهُنَّ مَنْ عَقَلَ مِنْ بَنِيهِ وَمَنْ لَمْ يَعْقِلْ كَتَبَهُ فَأَعْلَقَهُ عَلَيْهِ
‚‘Amr b. Şuayb’ın babası ve dedesinden (radıyallahu anhum) rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara korku için ‚‘ ALLAH’ın (Celle celalühü) gadabından, kullarının kötülüklerinden ve şeytanların vesveselerinden ve tuzaklarından ALLAH’ın (Celle celalühü) tam olan kelimelerine sığınırım.‘‘ kelimelerini öğretiyordu.
Abdullah b.amr (radıyallahu anhuma) bu kelimleri (duayı) temyiz yaşındaki çocuklara öğretiyor, temyiz yaşından küçüklere ise yazarak boyunlarına asıyordu‘‘(Ebu davud,tıb, 3395)
Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi şudur ki, hasta olan kimseyi ALLAH’ın (Celle celalühü) hastalıklar için yarattığı ilaçla tedavi etmek için ehil bir doktora gitmeden sadece dua ile yetinmek yanlıştır. Çünkü ALLAH (Celle celalühü) bazı hastalıklar için belirli ilaçlar yaratmıştır.
Yine burada dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de, manası bilinmeyen sözlerle hasta üzerine okuyup, dua etmek caiz değildir.Dolayısıyla okuyan kimsenin okunan duaların manasını bilmesi lazımdır.
Ayet-el kürsi, felak , nas, fatiha gibi sureleri veya ayetleri okuduğu zaman Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) sağına soluna önüne arkasına ellerine ve hasta olan herhangi bir kimseye üflediğine dair hadis-i şerifler hadis külliyatlarımız içerisinde mevcuddur.
Bunun sebebi insanın maddi hastalıklardan korunmak için maddi tedbirler aldığı gibi manevi ve zararlı şeylerden korunmak için de böyle tedbirler alması içindir.Böylece ALLAH (Celle celalühü) Peygamberimiz vasıtasıyla nasıl korunacağımızı bize ögretmiş bulunmaktadır.
Hz.Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizateyn’i ( felak ve nas sureleri) ve kulhüvallabu ahad’i okur ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi”. [Buharî, Tıbb 39, Da’avât 12; Müslim, Selâm, 2192; Muvattâ, 2, 942; Tirmizî, Da’avât,3399; Ebu Dâvud, Tıbb,3902)
1- Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) Kur’ân-ı Kerim’i hastalığı sırasında şifa için okuduğu, mevsuk rivayetlerde gelmiştir. Esasen Kur’ân’ın mü’minler için maddi ve manevî şifa olduğu âyet-i kerimede belirtilmiştir:
“Kur’ân’dan, iman edenlere rahmet ve şifâ olan şeyler indiriyoruz, O, zâlimlerin ise sadece kaybını artırır” (İsra / 82). Keza: “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, mü’minlere doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir” (Yunus /57 ).
2- Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendi vücuduna icra ettiği “nefes”in mahiyeti hakkında bilgi vermek için, İbnu Hacer (rahmetullahi aleyh), rivayetin farklı vecihlerini kaydeder. Buna göre, önce ellerini cemeder, sonra ellerine üfler, sonra okur ve okuma sırasında eline üflerdi. İbnu Hacer (rahmetullahi aleyh), bu üflemenin tükrüksüz veya hafif tükrüklü olabileceğini belirtir. Bu maksadla Felak, Nâs ve İhlas sûreleri okunmuştur.
Meshetme işi, bereket düşüncesiyle yapılmıştır. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini önce başına, yüzüne sürer, ondan sonra elinin yetişebildiği yerlere kadar bütün vücuduna sürerdi. Hz. Aişe (radıyallahu anha) der ki:
“Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), kendini götüren hastalığa yakalanınca, ben okuyup üzerine üflüyordum. Kendi elleriyle de vücudunu meshediyordum. Çünkü onun elleri bereket yönüyle benim elimden çok üstün idi”. Bir başka rivayette Hz. Aişe (radıyallahu anha) meshedip, şifa için dua ederken kendine gelen Resûlullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem):
“Artık hayır, (şifa değil), ALLAH’tan (Celle celalühü) Refîk-i A’la’yı istiyorum” dediği belirtilir.
3- Bazı rivayetler, Kur’ân’dan okuyup nefes ederek tedaviyi Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) ailesi efradına da uyguladığını tasrih eder. Sahabe ve Tâbiin de aynı tedavi usulüne başvurmuştur. Ulema bunun cevazında ittifak etmiştir.
4- Nefes’i “tükrüksüz hafif üfürük” diye tarifeden Nevevî (rahmetullahi aleyh), rukyede bunun müstehab olduğunu, ulemanın cevazında icma ettiğini belirtir. Hz.Aişe’ye (radıyallahu anha)Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) rukyede yer verdiği nefes’ten sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Onun nefesi, kuru üzüm yiyenin üfürüğü gibi idi, kesinlikle tükrük yoktu.” Kasıtsız olarak nefesle birlikte çıkacak olan rutubetin tükrük sayılmayacağı belirtilmiştir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte,c: 7, s. 50-51)
çocuk Ve Din
BİSMİHİ TEALA
Din, insana hayatını düzene koymak için bazı ilkeler kazandırır. İnsana verilen din eğitimi ona ALLAH (Celle celalühü) inancını öğreterek hayatının değerini ve üstünlüğünü anlatır. İnsana, bedensel zevklerini ve ihtiyaçlarını gidermesi yanında ruhunun isteklerini de dikkate almasını öğretir. Din sosyal gruba iyi ve doğru hedefler gösterir.(Haluk yavuzer Çocuğu Tanımak Anlamak, s:70,71)
“ALLAH’ın (Celle celalühü) boyu ne kadar?”
“ALLAH’ın (Celle celalühü) arkadaşları var mı?”
“Her şeyi ALLAH’mı (Celle celalühü) yapıyor?”
“ALLAH’ı (Celle celalühü) neden göremiyoruz?”
“Biz de ALLAH (Celle celalühü) olamaz mıyız? Keşke biz de ALLAH (Celle celalühü) olsaydık”
“ALLAH’ı (Celle celalühü) neden göremiyoruz? Sen ALLAH’ı (Celle celalühü) gördün mü?”
Sınırlı düşünce yapısından dolayı, herkesin çok kullandığı ve bilindiğini zannettiği ALLAH (Celle celalühü) kavramını da sınırlı imkanlarıyla kavramaya çalışır. Özellikle 4 yaşlarında başlayan ilginin oldukça şaşırtıcı olduğu, ailelerin bildiği bir gerçektir. (Yurdagül mehmedoğlu, Çocuk ahlak ve Din, s: 30-56) Çocuğun kafasında güçlü ve büyük sıfatlarıyla özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları taşıyan kişilerle somutlaştırdığı bir ALLAH (Celle celalühü) tasavvuru oluşur. (Haluk yavuzer Çocuğu Tanımak Anlamak, s:70,71)
5-6 yaşlarındaki çocukların kafalarındaki tanrı düşüncesi bir insan gibi tasavvur edilse de onun diğer insanlardan farklı olması gerektiğine ilişkin gizli bir inanç da taşırlar ‘’İnsan gibi olsa da, en büyük insan olmalı” diye düşünebilirler
Okul öncesi dönemde çocuğa göre ALLAH (Celle celalühü), yaşlı bir erkek olarak, canlı ve hareketli ve bu dünyada olan her şeyle ilişkili biçimde çocukların yararına göre, çocuklar sevinsin diye dünyayı tıpkı bir ustanın yaptığı gibi biçimlendirmiştir
Çocuklar ALLAH’ın (Celle celalühü) gücünü anlayabilmek için ebeveynlerin muktedir olma gücünü ölçüt olarak alırlar Onlara göre. ALLAH (Celle celalühü) cennette ya da yukarılarda bir yerde oturan birisidir. Yaşlıdır ve bütün organları insanlarınkine kıyasla büyüktür. Bir Süpermen gibi istediği şeyi yapabilir
ALLAH (Celle celalühü) hakkında henüz hiçbir bilgisi olmayan çocuklara, ALLAH’ın (Celle celalühü) ceza verici ve korkutucu olduğunu telkin etmek çok yanlış sonuçlar doğurur
Bazı aileler, ALLAH (Celle celalühü) korkusunu yanlış bir şekilde terbiye aracı olarak kullanmakta ve bu korkuyu “Annesinin sözünü dinlemeyeni ALLAH (Celle celalühü) taş yapar!”, “Yemeğini yemeyeni cehennemde yakar!”, “Yalan söyleyenin dilini keser!” gibi cümlelerle çocuğun kafasına sokmaya çalışmaktadır. Bunun sonucunda yanlış bir ALLAH (Celle celalühü) tasavvuru oluşmakla kalmaz, aynı zamanda sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan bu çocuğun ruh sağlığı da bozulur
Nitekim Mualla Öztürk , aşırı derecede gelişmiş “ALLAH (Celle celalühü) korkusu” nun ortaya çıkardığı bir takım rahatsızlıkları ele almakta ve çocuğun zamanla yenemediği mikrop, hastalık, ölüm gibi korkularının içinde ve başında ALLAH (Celle celalühü) korkusunun olduğunu söylemektedir
Dodurgalı’ya göre, bu duruma meydan vermekten kaçınılmalıdır Hatta ALLAH’ın (Celle celalühü) çocuklar için günah yazmadığı sık sık vurgulanarak çocuğun ALLAH’a (Celle celalühü) yaklaşması temin edilmelidir Kısaca, çocuğun ALLAH (Celle celalühü) korkusu yerine ALLAH (Celle celalühü) sevgisiyle yetişmesi gerekmektedir