BİSMİHİ TEALA
Kişi seyri sülük yolunda nefsini gerekli olmayan mükellefiyetlerle ve bazı şeylerden nefsini mahrum ederek gereksiz külfetlerle nefsi zorlaması ve meşakkate sürüklemesi mücâhede olarak değerlendirilemez.Bilakis bir gereklilik yoksa nefsi yoracak ve bıkkınlık verecek şeylerden kaçınıp nefsi biraz rahatlatmak gereklidir.
Zira sofiyye nezdinde gâyeye varmak için iki yol bulunmaktadır.
1) Çok sert riyâzât ve perhizi ihtiva eden haşin yol,
2) Nefse mülayim gelen mu’tedil yol.
Nefse uygun gelen kolay yolu seçmemize ve ondan başlamamıza ne engel bulunmaktadır?
Burada ” Az da olsa mücâhededen geri kalmamız nasıl mümkün olabilir?” diye bir soru akla gelebilirse,
Buna cevaben ”Mücahede demek külfet yüklenmek ve nefsi sıkıntılara sokmak demek değildir.Mesela yolculukta susuz kalsan yakında su varken (mesela) yüz kilometre ilerideki suyu tercih edermisin?” denilebilir.
Mücâhede ve riyâzâtin bizzat gâye olmayıp,bilakis maksuda ve arzulanan makama ulaşmak için birer vesile olduğunun bilinmesi gerekir.Bunlar gâyeye varmak için birer yoldur.Öyleyse gâyeye varmak için faydalı ve lezzet verici olan şeylerin tamamen terk olunması gerekmez.Bilakis onları perderpey azaltmak,el etek çekmek daha münasiptir.
Ayrıca unutulmamalı ki hazz ve lezzet verici şeyleri terk etmek zühd değildir.Bilakis zühd,o hazz ve lezzet verici şeyleri azaltıp,tamamen onlarla meşgul olmamaktır.Yoksa insanın güzel yemek pişirip yemesi,zarûri ve lüks eşyayı beğenip satın almasını bilmesi,güzel tatlı ve kaymağın nerede satıldığını bilmesi ve falancanın ki daha güzel ve daha lezzetli demesi ve bunlar ile ilğili olarak konuşması gerekirse tartışması,elbiseler,kumaşlar hakkında detaya girmesi ve bütün bunlar zühdün ruhuna aykırı,zühde münafi şeylerdir,zühd ile asla bağdaşmaz.Ancak insana zevk veren bu gibi şeyler kendiliğinden bir çaba sarfedilmeksizin gelirlerse,o zaman onları ALLAH’ın (Celle celalühü) bir ni’meti bilmeli.Nitekim Ebu Zerr’den (radıyallahu anh) rivayet edilen bir hadisi şerifte peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem):
الزهادة فى الدنيا ليست بتحريم الحلال و لا إضاعة المال
”Dünya da zahidlik helal olanı (yiyecek ve giyecekleri) haram yapıp,(elindeki) malı zayi etmek değildir.” (Tirmizi) buyurmaktadır.
Unutulmamalıdır ki zahidlerin önderi olan peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) bazen ette yerdi,bazen de tatlı yerdi.Hanımları ile de ilğilenirdi,güzel elbiselerde giyerdi.İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh) zühdü tarif ederken şu ifadeleri kullanmaktadır:
” Zühd elinde çıkmış dünyalık malı tekrar bir araya getirmek için çalışıp çabalamayı terk etmen,bütün iradeni ve kalbini ona sarf etmemendir.Yani malın varlığı veya yokluğu senin yanında müsavi olmasıdır.” derken,İmam-ı Ahmed bin Hanbel de (rahmetullahi aleyh) ” Bin dinarı olan kişi zahid olmaz mı?” diye sorduklarında şöyle cevap vermiştir:
”Evet zahid olur,ama bir şartla elinde ki para fazlalaştığı zaman sevinmeyecek,azaldığı zaman da üzülmeyecek” demek suretiyle zahid ve zühdün tarifini yapmışlardır.