BİSMİHİ TEALA

Soru: Günümüzde bazı firmalar bir kısmı pesin gerisi taksit (vade) olmak üzere ev satmaktadırlar.  Bir kısım hoca bunun caiz olduğunu söylerken bir kısmı da caiz olmadığını söylemektedirler. Bu gibi firmalardan onların belirledikleri sistem ile ev almak caiz midir?

Cevab: Günümüzde insanların en büyük ihtiyaçlarından birisi, kişinin başını sokabileceği bir eve sahip olmasıdır. Ancak günümüz şartları göz önüne alındığın da müslüman bir kişinin faiz belasına müptela olmadan evsahibi olması zor görünmektedir.

Bu durumu bilen bir takım firmalar insanların bir anda yüklü miktar da para ödemelerinde ki zorlukları bildiklerinden belli sistemler üzerine ev satışı yapmaktadırlar. Dolayısıyla bu sistemi bilmeden konu hakkında bir şey söylemek zordur. Bu firmaların sistemleri genel hatları ile şu şekildedir.

Öncelikle ev alacak kişinin alacağı evinin vasfı ve parası belirlenir. Mesela 2 oda 1 salon ev 120 bin lira.

Sonra bu evin ödemesinin kaç taksite bölüneceği tespit edilir. Mesela 60 ay.

Taksit sayısı doğal olarak bir grubun üye sayısını belirler. Taksit sayısı 60 ay olduğuna göre bu grup 60 kişilik gruptur.

Bu gruptan her ay toplanan para ile bir ev alınır.

Firmaya belli bir yüzdelik ve organizasyon parası yatırılır.

Taksit ve organizasyon parası ödendikten sonra kayıt tamamlanmış olur.

Bu firmaların sistemleri genel olarak bu şekilde işlediği düşünülürse bu durum da bu firmalar ortada olmayan ama vasıfları ve fiatı tespit edilen bir malın satışını yapmaktadırlar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) meyvesi yetişmemiş ağacın meyvesinin satışını yasakladığı için dört mezhebe göre bu şekilde ki satış akdi batıl sayılır.

Bu gibi firmaların sakıncalı tarafları sadece madumun satışını yapmaları olmayıp bunun gibi bazı farklı sakıncalı tarafları da içerisinde barındırmaktadır. Mesela bir tüccarın kendi sattığı bir maldan  organizasyon parasını alması, grubtaki üyelerden para toplayarak her ay birine ev parası adı altında borç vererek şartlı borçlandırması. Bu durumda bu şekilde ki bir sistem tam  manası ile para borçlandırma sistemi olmakta, üstüne üstlük organizasyon parası adı altında alınan para da faiz olmaktadır.

Bu sistemi kadınların her ay düzenledikleri altın gününe benzeterek  caiz görmek  mümkün değildir. Kaldı ki bu şekilde toplanarak altın günü adı altın da para toplanması fıkıh kitablarının ifadelerine göre caiz değildir. Zira fıkıh kitabları bu gibi meseleleri izah ederlerken şu misalleri vermektedirler.

İki kişinin ortak bir inekleri olsa , ve bu ineğin sütünü bir gün birisi, diğer gün diğerinin alması faiz olur. Veya iki kişinin ortaklaşa bir dairesi bu dairenin kirasını bir ay biri bir ay da diğeri alsa caiz olmaz. Bunun yerine alınan sütün veya kiranın iki kişiarasında taksim edilmesi gerek.

Dolayısıyla bu sistemi alrın gününe kıyaslamak doğru bir davranışbiçimi değil. Kaldı ki, bu sistemi altın gününe kıyaslasak dahi organizasyon parasına nasıl  yer bulacağız?

Bu sistemin bir düşündüren tarafı da şudur ki, kura sonucu evini ilk alan kişiler daha sonra diğer üyelerin paraları ile evlerini aldıkları için kira yardımı adı altında yardım etmektedirler. Tabi bu arada ödedikleri kira yardımı esnasında oturdukları evin değerinden bir miktar fazla ödeme yapmaktadırlar. Bu arada kira yardımı alanlar ise evin değerinden az ödeme yapmış olurlar.

Dolayısıyla kurada ilk önce ev sahibi olanlar, diğerlerine ev yardımı adı altında ödeme yaparlarken esas ödemeleri gereken borçlarının haricinde bir miktar fazla ödeme zorunluluğu bulunmaktadır. Eğer satın aldıkları ev önceden ortada olan bir şey olsaydı ödenilecek bu miktar evin parasına dahil edilerek bir nevi cevaz yolu bulunabilirdi.  Ancak başlangıçta olmayan bir evin satış işlemi üzerinden akid yapıldığı için yapılan akid borlanma akdi olmuş oldu, ve ödenilen fazla paralar da faiz olmuş oldu.

                            BİSMİHİ TEALA

İslâm ticarete konu olacak malların mâl-i mütekavmin mal olsasını esas olarak kabul eder. Yani satılacak mal haram bir mal ve insanların kullanmak için ellerinin altında olmasını ister. (Mecelle, madde, 127 ve 199) Bununla beraber ticarette aranan diğer koşulları ( satıcının elinde olması, teslim edilmeye müsait olması, malın malum olması v.s) taşıyan malların satılması normal durumda caizdir. (Mecelle, 197, 204)

Ancak bu ”her mütekavvim mâl satılabilir” manasına bazen gelmeyebilir. Mesela tabanca (veya bıçak) mütekavvim mâl’dır. Ancak bunları insanlara zarar vereceği aşıkâr olan bir kişiye (yani alırken çabuk bana tabanca ver birini öldüreceğim) diye söyleyen bir kişiye, veya durumundan bu şekilde davranacağı belli olan birine tabanca satmak doğru bir şey değildir. Zira şerre vesile olmak, o şerri işlemekle aynı şekilde değerlendirilir. (Mecelle, madde,30) Ancak bu durumda yapılan bir satış caiz olur ve alınan ücret helaldir.

Bu kısa bilgilerden sonra erkek ve kadın  iç çamaşırı imal edilmesi ve satılması hususu caiz midir? konusuna açıklık getirmeye çalışalım inşeALLAH.

” Bir ayakkabıcıya veya terziye fasıkların giydikleri kıyafet ve modeller ısmarlansa ve bunu ısmarlayan normalinden fazla ücret vereceğini ifade etse ayakkabıcının veya terzinin bu teklifi kabul etmesi uygun olmaz. Zira bu masiyet ve bunda günaha yardım etme bulunmaktadır.” (Feteva-i Kadıhan, c: 6 sh: 404)

”Bir ayakkabıcıya birisi, mecûsilerin ya da fâsıkların modeli olarak bilinen bir ayakkabı ısmarlasa, ücretini de fazlasıyla verse, dikmesi uygun olmaz, denmiştir. Kezâ, terziye de fâsıkların giydiği bir model ısmarlansa, onun dikmesi de ugun değildir “ (Feteva-i kadıhan, c:6 sh: 426)

” Bir terziden fasıkların giymekte olduğu kıyafet istenirse yapmaz.” (Feteva-i Bezzaziye, c:6 sh: 359)

” Çalğı aleti yapacağı bilinen birine, o çalgı aletinin yapılmasına uygun ağaç satmak, İpek bir elbiseyi giyeceği belli olan bir erkeke ipek elbise satmak, alacağı silahla yol keseceği veya soyğun yapacağı belli olan irine silah satmak doğru değildir. Ancak bu alım ve satımlarda islâmın aradığı şartlar ve rükunlar mevcud olduğu için yapılan ticaret sahihtir, ama bunu yapan günakardır. Cumhurun görüşü bu yöndedir.” (Mustafa said el- hinn, eserü’l ihtilaf, sh:375/ ibn-i Kuddame, Muğni, c:4 sh:222)

” Kuyumcunun (sadece erkeklerin kullanabileceği) altın yüzük imal etmesi ve satması günahtır.” (Muhammed şirbini, Muğni’l muhtac, c. 1 sh:307)

Bu gibi ifadeleri çoğaltmak mümkün. Bu ifadelerden anlaşılan kadınlar için tesettüre uygun olmayan elbise, mayo, bikini v.s imal ve satımı uygun olmaz. Zira ister erkek, isterse kadın olsun örtünmeleri emredilen yerleri örtmeden elbise giymeleri fısktır, ve bunu giyen fasıktır. Fasıka, fıska ait bir şey satmak günahtır.

Bunun dışında kalan erkek ve kadın iç çamasırlarının imal ve satımını aymı kategoride değerlendirmek mümkün değildir. Zira iç çamasırların normalde insanlara gösterilmeden giyilmesi mümkündür. Dolayısıyla bunları haram olarak kabul etmek doğru değildir.

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de kadın iç çamaşırlarının imal edilmesi hususunda kadınların görevlendirilmesi, bu gibi kıyafetleri erkek satıcılardan, veya erkeklerin satın alması hoş ve güzel davranışlar değildir. Zira bu gibi davranışlar islâmın arzuladığı kişilik ve şahsiyeti zedelediği gibi, kadın ve erkek arasında hayayı ortadan kaldıran hususlardır. Dolayısıyla kötülüğe vesile olması hasebiyle en azından mekruh olarak değerlendirilir.