İBRAHİM

 Selamun Aleykum, Muhterem Hocam yaptığım araştırmalar neticesinde zirai ürünlerde zekatın, sulamanın elle yapılıp yapılmadığına göre masraflar düşmeden elde edilen toplam üründen 1/10 veya 1/20 olduğunu öğrendim. Günümüzde yapılan çiftçilikte sizinde malumunuz pek çok masraf yapılmaktadır (traktör masrafları, gübre, işçi çalıştırma vs..) ve bu masraflar düştükten sonraki ürün üzerinden zekatın verileceğini söyleyenler bulunmaktadır ve bunlar kafa karıştırmaktadır. Benim sizden çiftçilikle geçimini sağlayan bir insanın elde ettiği üründen hangi şartlarda ve ne kadar üründen zekat vermesi gerektiğidir. Allah’a emanet olun…..Saygılarımla…

BİSMİHİ TEÂLÂ

 We aleykümü’s-selam

 Toprak ürünlerinden alınan zekât’ın (öşür) farziyeti kitab ve sünnet ile sabittir. Nitekim ‘’ وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ الأَرْضِ ‘’ (sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin) (Bakara /267) ayeti kerimesinde ki emirin toprak ürünlerinden zekât alınmasına dair olduğu hususunda fukaha’nın görüş birliği bulunmaktadır. Ayrıca ‘’  وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ ’’ ( hasat günü mahsullerin hakkını verin) ( En-am /141)  ayetinde ki ‘’hak’’ tan kasıtın zekât olduğu ifade edilmektedir. 

 Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’ فِيمَا سَقَتِ السَّمَاءُ وَالْعُيُونُ أَوْ كَانَ عَثَرِيًّا الْعُشْرُ ، وَمَا سُقِىَ بِالنَّضْحِ نِصْفُ الْعُشْرِ ’’ ( Yağmur, kuyu suyu veya yer altı suları ile sulanan toprak mahsulünde öşür (1/10), taşıma su (kova veya havuz) ile sulanan mahsulde nısf öşr (1/20) vardır) (Buhari/ 55) hadis-i şerifinden toprak mahsullerinden hangi oranda zekât alınacağı bildirilmektedir. 

 Toprak mahsullerine zekât (öşür) farz olması için fıkıh kitablarının ifadesine göre 5 vesk ürün olması gerekir. Bu nisaba ulaşmayan ürünlere öşür yoktur. Nitekim resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem): ‘’ لَيْسَ فِيمَا أَقَلُّ مِنْ خَمْسَةِ أَوْسُقٍ صَدَقَةٌ ’’ Beş veskten az üründe zekât yoktur.’’ (Buhari, 55) buyurarak öşrün nisabını beyan etmiştir. Hanefi mezhebinin muteber saydığı rıtla, ‘’rıtl-ı bağdadi’’ denilmektedir.  Rıtıl, sa’ ve vesk’in dirhem ve gram olarak hesabı.

1) Dirhem-i örfü’ye (3,12 gr) göre

 Bir rıtl= 130 dirhem, bir dirhem-i örfi= 3,12 gr. Bir rıtıl= 130 x 3,12 = 405,6 gr

Bir sa’= 8 rıtıl x 130 dirhem= 1040 dirhem

Bir sa’= 1040 dirhem, x 3,12 = 3, 244 kgr

Bir vesk= 60 sa’x 1040 dirhem= 62400 dirhem

Bir vesk= 62400x 3,12= 194,688 kgr

Beş vesk= 5 x 194,688= 973,440

 Mezhebler arasında ki ihtilaflarla beraber toprak mahsullerin de zekâtın (öşür) farz olması için ve en ihtiyatlısı en az 610 kgr ürün olması gerekir. Bundan daha az üründe zekât (öşür) yoktur. Üç mezheb imamının ve imameyn’in (rahmetullahi aleyhim) görüşü bu şekildedir. İmam-ı Azam’a (rahmetullahi aleyh) göre ise toprak mahsullerin de nisab yoktur, az veya çok olsun, ister yağmur suyu ile isterse kuyu suyu ile sulansın En-am 141. ayetine göre çıkan ürünün hepsinden zekât (öşür) verilir.

 Hanefi mezhebinin mutekaddim fıkıh kitabları toprak mahsullerinin zekâtın da, (öşür) yapılan ekstra masrafların (işçi parası, su kirası, gübre v.s), zekât’tan (öşür) düşülemeyeceğini yazmaktadırlar. İbn-i Nüceym (rahmetullahi aleyh) bu konuda şöyle demektedir: ‘’ İşçi parası, hayvan (traktör) kirası, su taşıma ücreti, ekini korumak için bekçi ücreti ve bunun gibi masraflar zekâtta (öşür) hesab edilmez. Zira resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zaten bu masrafları düşünerek farz olan miktara hükmetmiştir. Aynı masrafların tekrar düşülmesinin manası yoktur. Böylece öşüre ve nısfı öşüre şamil kılındı. Yerde yetişip çıkan her şeyin öşrünü (1/10) veya nısfı öşrünü (1/20) vermek bu mahsulü çıkaran herkes için vaciptir. Bazı insanların zannettiği gibi çiftçi ürünü çıkarmada karşılaştığı zorlukları (ekstra masrafları) öşür veya nısfı öşür’den düşürerek kalan üzerinden farz olan öşrü vermesi gerekmez. (Bahru’r-raik, c: 6 sh:49)

 İbn-i Abidin’de (rahmetullahi aleyh) yapılan masrafların düşülemeyeceğini ve illetini şöyle anlatmaktadır: ‘’ Yani masraf mukabilinde çıkan mahsule öşür vâcip değildir, denilemez, öşür, bütün mahsulde vâcibtir. Çünkü resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), masrafın değişmesiyle vâcibin değişmesine hükmetmiştir. Masraflar düşülürse, vâcib bir olur ki, o da kalan kısımda daima öşürdür. Zira öşürün yarıya inmesi, ancak masrafından dolayıdır. Masraf çıkarıldıktan sonra, geriye kalan mahsulde masraf yoktur. Binaenaleyh onda daima öşür vâcib olur. Lâkin vâcib, birbirinden farklıdır. Bundan anlarız ki, şer’an, çıkan mahsulün, bir kısmının öşrünün alınmaması muteber sayılmamıştır. Bu kısımdan murad, aslen masrafa müsâvi olan miktardır. Meselenin tamamı fetih’tedir. ( Dürrül muhtar, c: 7 sh:167)

 Ancak günümüz âlimleri çiftçinin yaptığı ekstra masrafların (gübre, traktör kirası v.s) getirdiği ekonomik yükün çokluğundan dolayı yapılan masrafların öşürden düşülebileceğini söylemektedirler. ‘’ Öşür de yapılan masrafların çıkarılıp çıkarılmaması hususunda üç görüş bulunmaktadır. A) Yapılan bütün masraflar çıkarılır, B) Yapılan hiçbir masraf çıkarılmaz, C) Mahsulün 1/3 çıkartılarak, geri kalandan farz olan öşrün verilmesi orta yolu tutanlar. Günümüz âlimleri üçüncü görüş olan orta yolun tutulmasını benimsemişlerdir. Sonra ürün ister yağmur suyu ile isterse herhangi bir alet yardımıyla sulansın zekât hesabı tamamlanarak geri kalandan farz olan öşür verilir. İbn-i Arabi’nin (rahmetullahi aleyh) Tirmizi’nin şerhinde ‘’  إِذَا خَرَصْتُمْ فَجُذُّوا وَدَعُوا الثُّلُثَ فَإِنْ لَمْ تَدَعُوا أَوْ تَجُذُّوا الثُّلُثَ فَدَعُوا الرُّبْعَ’’ ((Ağaçlarda ki meyvelerin miktarını) takdir ettiğiniz zaman (olğunlaştıktan sonra onları) toplayın ve 1/3 bırakın. Eğer üçte birini bırakamazsanız veya (onu bırakmayı uygun) bulamazsanız, 1/4 bırakın.) (Tirmizi ve Ebu davud. Ebu Davud Tahmin eden (memur) üçte birini, işçilik için bırakır. Demiştir) hadisiyle amel ederek söylediği sözden anlaşılan budur. Dört mezhebin ve Müslümanların bugün üzerinde amel ettikleri budur.’’ (Vehbe Zuhayli, Fıkhu İslami ve edilletuhu, c: 3 sh:248. )

 Ziraat ürünlerine yapılan masrafların çıkarılmasına dair görüşler:

 Ziraat ürünlerine yapılan harcamalar iki nevi’dir.

 Birinci nevi: Ziraat ürünlerinin sulanması ve sulama için ihtiyaç duyulan işçi parası, hayvan (traktör) kirası, sutaşıma için kiralanan (hayvan, motor v.s gibi şeylerin) kirası ve bunlarla alakalı şeyler.

 İkinci nevi: Sulama haricinde satın alınan ürün, gübre, ekme ve hasat ile alakalı hususlar.

 Çiftçi, bütün bu harcamaları sahib olduğu maldan yapar. Bazen de aldığı borç maldan (paradan) yapar. Çiftçi borcu bazen sadece ekin (de kullanmak) için alır, bazen de hem ekin (de kullanmak) için hem de ailesi (ne harcamak) için alır. Çiftçi almış olduğu borcu (farz olan) zekât’ı vermeden önce mahsulden çıkarır (borcunu öder). Çiftçi almış olduğu borcu isterse sadece ürünü sulamak veya ürün için kullanmak amacıyla harcasın veya isterse hem ürün hem de ailesi için harcasın müsavidir. Bir şartla aldığı borç sabit olacak. Bazen de çiftçi herhangi bir ihtiyacı için borç alır…….

 Çiftçinin kendi malından yaptığı masraflara gelince, eğer yapılan masraf birinci nevi den yani ürünleri sulamayla alakalı olursa bu masrafları elde ettiği mahsulden çıkarmaz, bütün üründen zekâtını verir. Zira resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘’  Yağmur, kuyu suyu veya yer altı suları ile sulanan toprak mahsulünde öşür (1/10), taşıma su (kova veya havuz) ile sulanan mahsulde nısf öşr (1/20) vardır‘‘ buyurmuştur. Zira resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zaten bu masrafları düşürerek farz olan miktara hükmetmiştir. Şayet masraflar tekrar çıkarılırsa (verilecek zekâtta) farz (zekât) manası olmaz. Halbuki farz bir tanedir.

 Eski sulama araçları ile modern sulama araçları arasında ki yüksek maliyet giderleri arasında ki farka ittibar edilmez. Zira modern sulama araçlarında ki yüksek maliyet giderleri eski sulama araçlarına göre daha fazla ürün elde edilmesini sağlar. Ve çiftçi aralarında ki maliyet artışından dolayı zarara uğramaz. Bunun için aralarında ki gider farklılığına itibar edimez.

 Eğer çiftçinin kendi malından yaptığı masraflar, ikinci neviden yani sulama dışında ki (ürün, gübre v.s alımından doğan) neviden olursa o zaman bunları mahsulden çıkarır. O zaman üründe ki farz öşür (1/10) ile farz nisfi öşür (1/20) müsavi olmuş olur. Ve kabul edilen görüş ile masraf mutlak olarak çıkarılır diyen görüş arasında ittifak oluşur. İbn-i Arabi’nin (kuddise sırruhu) görüşü ile de ittifak edilmiş olur. Alet ve edevat çiftçinin kendi malı olduğu zaman, çiftçinin sulama dışında kullanmış olduğu alet ve edavatın giderleri de çıkarılır diyen görüşe şamil olmuş olur. Ve her mahsulden eşit ücret çıkarılır.  Bu da sulama hariçinde nakliye için ihtiyaç duyulan her şeyin  harçamalarına şamil olmuş olur.

(Mecelletü mecmau fıkhu islami, c: 13 sh: 681)

BİSMİHİ TEALA

 1) Zekatın verilmesi caiz olan sınıflar hangileridir?

 Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zekatın her isteyene verilmemesi gerektiği hususunda dikkat çekmiştir. Nitekim Ebu davud’un Ziyad b. Haris’ten (radıyallahu anh) bir hadiste

 فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَعْطِنِى مِنَ الصَّدَقَةِ. فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمْ يَرْضَ بِحُكْمِ نَبِىٍّ وَلاَ غَيْرِهِ فِى الصَّدَقَاتِ حَتَّى حَكَمَ فِيهَا هُوَ فَجَزَّأَهَا ثَمَانِيَةَ أَجْزَاءٍ فَإِنْ كُنْتَ مِنْ تِلْكَ الأَجْزَاءِ أَعْطَيْتُكَ حَقَّكَ

 Adamın biri resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek ‘’ Bana zekat ver’’ dedi. Bunun üzerine resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)

 ‘’ Şüphesiz ALLAH (Celle celalühü) zekatın verileceği yerler hususunda ne bir peygamberin, ne de başka birinin hükmüne razı olmayarak zekatın nerelere verileceğine dair hükmü kendisi verdi. ALLAH (Celle celalühü) zekatın sekiz kısma taksim etti. Eğer sende onlardan birisiysen hakkını sana veririm.’’ (Ebu davud, 1632) buyurmak suretiyle bu hususa dikkat çekmiştir.

 Nitekim zekatın verilebileceği yerleri ALLAH (Celle celalühü) tevbe suresinde şöyle beyan etmektedir.

 إِنَّمَا ٱلصَّدَقَـٰتُ لِلۡفُقَرَآءِ وَٱلۡمَسَـٰكِينِ وَٱلۡعَـٰمِلِينَ عَلَيۡہَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُہُمۡ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَـٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ‌ۖ فَرِيضَةً۬ مِّنَ ٱللَّهِ‌ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَڪِيمٌ۬

 ‘’ Sadakalar (zekatlar) ALLAH’tan bir farz olarak ancak, yoksullara,miskinlere, (zekat toplayan) memurlara, kalpleri (islâma) ısındıralacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, ALLAH yolunda cihad edene ve yolcuya mahsustur. ALLAH en iyi bilen ve hikmet sahibidir.’’ (Tevbe/60)   

 2) Ayeti kerimede ki fakir ve miskin den murad kimdir?

 Hanefi mezhebine göre fakir, nisap miktarı mala sahip olamayan kişi, miskin ise, hiçbir şeyi olmayan kişidir. Bu tarife göre miskin fakirden daha ihtiyaç sahibidir. Şafii mezhebine göre, fakir hiç bir malı ve kazancı olmayan kişi, miskin ise, malı ve kazancı olan ancak yeterli gelmeyen kişidir. Bu tarife göre ise fakir miskinden daha ihtiyaç sahibi kişidir.

 Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise miskinin tarifini şöyle yapmaktadır.

 لَيْسَ الْمِسْكِينُ الَّذِى تَرُدُّهُ التَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَانِ وَالأُكْلَةُ وَالأُكْلَتَانِ وَلَكِنَّ الْمِسْكِينَ الَّذِى لاَ يَسْأَلُ النَّاسَ شَيْئًا وَلاَ يَفْطِنُونَ بِهِ فَيُعْطُونَهُ

 ‘’ Miskin, bir iki hurma veya bir iki lokma ile geri çevrilen kişi değildir. Asıl miskin, insanlardan bir şey istemediği için onlar tarafından durumu bilinmeyen ve bu suretle kendisine bir şey verilmeyen kişidir.’’ (Ebu davud, 1633)

 3) Zekat toplamakla memur olan kişiden murad kimdir?

 Zekat toplamakla memur olan, devlet başkanın ALLAH’ın (Celle celalühü) farz kıldığı zekatı müslüman zenginlerden toplaması için görevlendirdiği kişidir. Bu memurlar bütün zamanlarını zenginlere giderek zekatı onlardan tahsil etmeye harçadıkları için, devlet başkanı onlara bu işlerinin karşılığı olarak zekat mallarından verir.

 4) Köleden murad kimdir?

 Köleden murad, köle statüsüne sahip olup, sahibi ile belli bir para karşılığında hürriyetine kavuşmak için antlaşma yapan kişidir.

 Ancak günümüzde bilinen anlamı ile köle statüsü bulunmadığından zamanımızda köle sınıfı zekat verilebilecekler arasından çıkarılmıştır. Daha sonra eğer bu sınıf tekrar ortaya çıkarsa bu sınıf tekrar zekat verilebilecekler arasına katılır.

 5) Borçludan murad kimdir?

 Hanefi mezhebine göre borçlu, borçu olupta elindeki mal  borçunu ödemeye kafi gelmeyen kişidir.

 6) ALLAH (Celle celalühü) yolunda cihad edenlerden murad kimdir?

 Dince mukaddes sayılan yer ve mekanları korumak ve ALLAH’ın (Celle celalühü) dinini yüceltmek maksadı ile savaşa çıkıp memleketlerinden ve herşeyden uzaktan olan kişidir. Bunlar nafakaya muhtaç durumdadırlar.

 7) Yolcudan murad kimdir?

 Yolcudan murad, herhangi bir sebepten dolayı vatanlarından uzaklaşıp yolda parasızlıktan dolayı mahzur kalanlardır. Bunların vatanlarında malları bulunsa, zengin olsalar dahi o an parasızlıktan sebeb muhtaç durumda olduklarında zekat verilir

 8) Müellefe-i kulub (kalplari islâma ısındırılacak olanlar) dan murad kimdir?

 Bunlardan murad, resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) müslüman olmaları için zekat mallarından verdiği bazı kabilelerin liderleridir.

İbn-i Hümam (rahmetullahi aleyh) ‘’fethu’l kadir’’ isimli eserinde  buların hakkında şunları demektedir.’’ Bunlar üç kısım insanlardır. 1) Bunlar kafir olup resululah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kalplerini islâma ısındırmak gayesi ile zekat verdiği kişilerdir. 2) Şerlerinden emin olmak maksadı ile zekat verilen kişilerdir. 3) Müslüman olup gerek fakir ve zayıf olmaları sebebiyle, gerekse farklı sebeblerden dolayı kalplerinin islâma tam manası ile ısındırılıp müslümanlıkta sepat edilmesi murad edilen kişilerdir.

  O  zamanın adeti kabileler liderlerini takıp ettiklerinden, bir kabilenin lideri bir dine girdiğinde kabilenin diğer insanları da o dine giriyorlardı. O zamanlar islâm yeteri kadar güçlü olmadığından bu gibi kişilere kalplerini islâma ısındırmak için zekat verilmekteydi. Ancak daha sonra islâm kuvvetlenip izzet sahibi olunca resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem)  sonra bunlar zekat verilecekler sınıfından çıkarılarak,zekat verilmediler.

 Dolayısıyla günümüzde müellefe-i kulub sınıfıda köle sınıfı gibi bulunmadığından zekat verilecekler arasından çıkarılmıştır.

 9) Zekat verecek kişi bu sınıflardan hepsine zekatını verebilir mi? Yoksa sınıflar dan bazılarına mı verebilir?

 Zekat verecek kişi bu sınıflar içinden sadece bir kişiye zekat verebileceği gibi, birden fazla kişiye veya birden fazla sınıflara vermesi caizdir.

 10) Müslüman olmayan miskin ve fakire zekat verilmesi caiz midir?

 Zekat malının islâm dininden olmayan kişilere verilmesi caiz değildir. Bu kişi ister zimmi olsun, isterse farklı olsun farketmez.

 11) Zekat parası ile bir ölüyü kefenlemek, mescid veya medrese yapmak, köprü veya insanların yürümesi için yo yapmak caiz midir?

 Zekat demek, ihtiyaç sahibi birinin zekat ile temlik olunması demektir. Yani ihtiyaç sahibi eline zekatı alacak ve harcayacak durumda olması demektir. Dolayısıyla zekat parası ile ölünün kefenlenmesi, mescid, köprü ve yol gibi şeylerin yapılması, zekatın bu yerlere harcanması caiz değildir. Buna rağmen zekat bu gibi yerlere, derneklere v.s yerlere verilirse zekatın tekrar verilmesi gerekir.

 12) Zekatı bir medreseye veya medresenin hocasına vermek caiz midir?

 Eğer zekat verilirken hoca, medresede bulunan muhtac sahibi talebelere vermek için vekil tayin edilir, ve hoca bu zekat mallarını muhtaç durumdaki talebelere verirse bu caizdir. Ancak insanların verdiği zekat malı ile talebelere yemek yapılması, medresenin tamir ve tadilatında kullanılması, hoca ve görevlilerin maaşlarının ödenmesi v.s gibi yerlere  harcanması caiz değildir.

 13) Zekat parası verilmesi caiz olanlar dışında farklı yerde kullanılsa (mesela bir köle satın alıp azad etse) bu durumda zekat verilmiş olur mu?

 Zekat parası verilmesi caiz olan yerler haricinde, farklı yerlerde kullanıldığında o zekatın yeniden verilmesi gerekir.

 14) Zekatı fakir olan akrabalara vermek caiz midir?

 Akrabalar iki kısımdır. 1) Zekat verecek kişi ile doğuma bağlı akraba olanlar. Ki, bunlar anne, baba, dede,nine, çocuk ve torunlardır. 2) zekat verecek kişi ile doğuma bağlı akraba olmayanlar. Bunlar da erkek ve kız kardeşler, Hala, Teyze, Amca v.s ve bunların çocuklarıdır.

 Eğer zekat birinci sınıftan bir akrabaya, yani kız ve erkek çocuğa, veya toruna, veya anne babasından birine, veya dedesi ve nenesinden birine (bunlar istediği kadar üste çıksın veya alta insin fark etmez) verildiğinde zekat verilmiş olmaz.

 İkinci sınıftan herhangi birine zekatın verilmesi caiz, hatta bunda hem zekat hem de sıla-i rahim sevabı vardır.

 15) Eğer zekatı akrabalara verirken ‘’ bu benim zekatım’’ denildiğinde akraba zekatı almazsa ne yapmak gerekir?

 Zekatı verirken zekat olduğunu söylemeye gerek yoktur. Zekat verilirken zekatı veren niyet ederek verirse yeterlidir. Eğer zekat verilecek akraba muhtac durumdaysa, zekatı verirken hediye diyerek verilmesi caizdir.

 16) Koca karısına veya kadın kocasına zekat verebilir mi?

 İmam-ı Azam’a (rahmetullahi aleyh) göre koca karısına veya kadın kocasına zekat verdiğin de verilen zekattan eşlerinde faydalanması olduğundan bu durumda zekat verilmiş sayılmaz. İmameyn’ne (rahmetullahi aleyhima) göre ise, kadın kocasına zekat verebilir.

 17) Zekatın zengin birine veya zengin birinin oğluna verilmesi caiz midir?

 Zekatın nisab miktarı mala sahip olan, veya havace-i asliyesinden başka artıcı özelliği bulunan mal sahibine yani zengine verilmesi caiz değildir. Yine aynı şekilde zengin birinin akıl baliğ olmamış küçük çocuğuna da zekat verilmesi caiz değildir. Ancak bu zengin kişinin oğlu büyük akıl baliğ olmuş ve ihtiyaç sahibi nisap miktarı mala sahip değil ise bu durumda buna zekat verilir.

 18) Fakir ve miskin oldukları halde kendilerine zekatın verilmesinin caiz olmadığı kimseler var mı?

 Evet fakir ve miskin oldukları halde beni Haşim çocuklarına zekat verilemez.

 Beni Haşim çocukları ihtiyaç sahibi iseler, o zaman onlara zekat ve vacip sadakalar dışında başka mallar vererek yardımda bulunulabilinir.

 19) Bir adam zekatını, zekat verilecek sınıflardan birisi zannıyla birisine verdikten sonra zekatını verdiği kişinin kafir, zengin, veya Beni haşim oğullarından veya fakirlere zulmeden biri olduğunu öğrenirse ne olur?

 Bu durumda imam-ı Azam ve imam-ı Muhammed’e (rahmetullahi aleyhima) zekatını vermiş sayılır, yeniden zekat vermesine gerek yoktur. İmam-ı Yusuf’a (rahmetullahi aleyh) göre ise bu durum da  zekatın yeniden verilmesi gerekir.

 20) Sağlık ve sıhhatı yerinde olup çalışıp kazanmaya güçü yeten ancak nisap miktarı malı olmayan birisine zekat verilebilir mi?

 Sıhhat durumunda bir sorunu olmayan, güçü kuvveti yerinde, çalışabilecek ama nisap mıktarı malı olmayan birisine zekat verilmesi caizdir.

 21) Zekatın kişinin bulunduğu şehirden başka yerlerde ki ihtiyaç sahiplerine gönderilmesi caiz midir?

 Zekatta asıl olması gereken, her beldenin kendi zekat sistemine sahip olup, kendi beldesinde ki ihtiyaç sahiplerini gözetlemesidir. Dolayısıyla zekat verecek kişinin başka şehirlere zekat göndermesi Hanefi mezhebinde mekruhtur. Ancak gönderilecek şehirde ki insanlar kendi şehrindekilerden daha muhtaç bir durumdaysa o zaman gönderilebilir.

BİSMİHİ TEALA

Zekat lügatta temizlik ve artış manalarına gelmektedir.Istılahi olarak ise,Nisab miktarı mala sahib olan kişinin menfaatlenmenin her türlüsünü keserek ALLAH (Celle celalühü) rızası için fakir bir müslümanı mal sahibi yapmasıdır.

Zekat tarif edilirken kamil nisabtan kasıt,mütekaddim ulemaya göre (ki asırlardır tatbik edilen usul budur) 90 gr altın ( takriben 2600 Ytl),veya buna denk gümüş ve ticaret malıdır.Ancak zamanımızdaki bazı islam alimlerine göre zamanımızda bu miktar takriben (asgari olarak) 15000 ytl olması gerektigini ifade etmektedirler.Buna delil olarakta, bir devlet  memurunun maaşının 2000 ytl civarında olduğu   düşünüldüğünde bu maaşı alan herkesin zekat vermesi gerekebileceği şeklinde ki değerlendirmeleridir.

 

Malların zekâtı, mal olarak verilebileceği gibi değerleri para olarak da verilebilir.

Zekâtı birkaç fakire azar azar vermekten, bir fakire topluca verip onu ihtiyaçtan kurtarmak daha iyidir. Ancak bir fakire nisap miktarını bulacak şekilde fazla zekât vermek mekruhtur.

Zengin bir kimse, evinde kiracı olarak oturan fakirden ücret almayıp bunu zekâtına saysa, zekâtını ödemiş olmaz. Çünkü zekâtta mal ve paranın fakirin eline geçmesi şarttır. Burada ise faydalanma varsa da, fakirin eline geçen bir şey yoktur.

Yetime yedirilen yemek zekâta sayılmaz. Fakat kendisine verilen yiyecek maddesi ve giyecekler zekât niyetiyle verilirse zekât yerine geçer. Bayramlarda ve diğer günlerde muhtaç olan hizmetçilere ve çocuklara veya bir müjde haberi getiren fakirlere verilen ödüller zekât niyetiyle verilebilir.

Zengin bir kimse, bir fakire önce borç para verip sonra bunu zekâta saymak istese; borç olarak verdiği para fakirin elinde olup henüz bunu harcamamış ise, verdiği parayı zekâta niyet edebilir. Fakir parayı harcamış ise, artık bu paranın zekâta niyet edilmesi sahih olmaz.

Fakirdeki alacağını zekâta saymak isteyen kimse, alacağı kadar parayı fakire zekât olarak verir, fakir de aldığı bu parayı borcunu ödemek üzere alacaklıya iade eder. Böylece zengin zekâtını vermiş, fakir de borcunu ödemiş olur.

Haram mal için zekât vermek gerekmez. Haram malın (sahibi mevcut ise) sahibine verilmesi, sahibi mevcut değilse fakirlere dağıtılması gerekir.

Helal olan mala, haram mal karışıp bunu ayırmak mümkün olmazsa, hepsinin zekâtını vermek lazımdır.

Evi olmayan bir kimse, ev almak için biriktirdiği nisap miktarındaki paranın üzerinden bir sene geçer de henüz ev almamış olursa bu paranın zekâtını vermesi icap eder.

Zekâtta kadın da erkek gibidir. Kadın, sahip olduğu nisap miktarı altın ve gümüşün zekâtını vermesi lazımdır. Altın ve gümüş dışında inci, zümrüt ve yakut gibi süs eşyası ve mücevherattan zekât verilmez. Ancak bunlar ticaret için olursa zekâtlarını vermek gerekir.

Bir kimse, karısının diğer kocasından olan fakir çocuklarına zekât verebilir. Verilen zekâttan geri dönülmez.

Koyun sürüsüne ortak olan iki kişinin 80 koyunu olsa, her birinin hissesine 40 koyun düştüğünden ikisinin de birer koyun zekât vermesi gerekir.

Ortak olan iki kişiden biri, diğer ortağının emri olmadan malların tamamının zekâtını verse, ödediği zekât yalnız kendi hissesine düşen malın zekâtına sayılır ve ortağının parasını ödemesi gerekir. Çünkü ortaklar ibadette birbirinin vekili değildirler.

Eğer ortaklardan biri, ötekini zekât vermek hususunda vekil eder, ortağı da bütün malın zekâtını verirse o zaman her ikisinin de zekâtı ödenmiş olur.

Bir fakirin borcunu, fakirin isteği üzerine bir başkası zekâtına mahsuben ödese zekat yerine geçer. Çünkü burada alacaklı, borçlu olan fakirin vekili olarak zekâtı almıştır. Borçlu olan fakirin isteği olmadan borç ödense zekât yerine geçmez.

Nisap miktarı malı ve parası olan kimse. bunların üzerinden bir yıl geçmeden önce zekâtını verebilir. Hatta birkaç yıllık zekâtını önceden vermesi de caizdir. Ancak malı ve parası nisap miktarından az ise. verdiği para zekât yerine geçmez, sadaka olur.

Fakir zannedilerek zekât verilen kimsenin sonradan zengin olduğu anlaşılsa zekât geri alınmaz.

Bir kimse. araştırma yaparak fakir olduğu kanaatine vardığı bir kişiye zekâtını verdikten sonra, zekât verdiği kişinin zengin olduğu anlaşılırsa, zekâtını tekrar vermesi gerekmez. Eğer araştırma yapmadan zekâtı verir de bilâhare bu kişinin zengin olduğu anlaşılırsa zekâtın yeniden verilmesi lâzımdır.

Bir kimse, başkasındaki alacağını. elindeki malın zekatına saymak üzere bir fakire verse ve o kişiden bunu almasını istese. fakirin aldığı bu para o kimsenin zekâtı yerine geçer.

Zekât borcu olan kimse, zekâtını vermeden ölse. niyet olmadığı için malından zekât alınmaz. Ancak vasiyet etmiş ise malının üçte birinden ödenir.

Nisab miktarı malı olan ancak bununla beraber borçu olan kişinin durumuna bakılır,eğer borçu malının tamamını kapsıyorsa bu kişiye zekat gerekmez.Ancak malı borçundan fazla olursa,ve borçundan fazla olan malı nisab miktarına ulaşıyorsa o zaman bu kişinin zekat vermesi gereklidir.

Zekat farz olduktan sonra elinde olmadan nisab miktarı olan malı eksilse o zaman bu kişiden zekat düşer.Eğer hepsi değil de bir miktar eksilirse eksilen miktar zekattan düşülür.

Ancak kişi zekat vermemek için malını çeşitli yollarla nisab miktarının altına düşürürse  bu kişiden zekat farziyeti düşmez (zekat vermesi farzdır).

Elindeki bütün malı zekat niyeti ile veren kişiden zekat düşer.

 

 

Gonderen Karasahin
Kategori : Fıkıh
Tags: , , , , , , ,

Yorumlar (0)