ZiKiR, SOHBET, iLiM MECLiSLERiNiN ADABI
BİSMİHİ TEALA
Selam
“Aranızda selamı ifşa ediniz. Yemeği yediriniz. ALLAH’ın (Celle celaluhu) size emrettiği gibi kardeş olunuz.”
“Ey insanlar, selamı aranızda ifşa edin. Yemeği yedirin. İnsanlar uykuda olduğu halde teheccüdü kılın. Selametle cennete girersiniz.”
Toplantılarda israfa girmemek şartıyla yemek yedirmek, sünnet-i sahabedir.
“Esselam (ayıblardan, fenalıklardan arî) ALLAH’ın (Celle celaluhu) isimlerinden bir isimdir. Onu yere indirmiştir. Siz de onu aranızda ifşa ediniz. Çünkü bir müslim selam vererek bir kavme uğrarsa ve onlar da selama icabet ederlerse, selam veren, onlara selamı hatırlattığından dolayı fazla bir derece kazanmıştır. Eğer hepsi selama icabet etmezlerse, o en hayırlı olanları icabet etsin.”
İzahı: Üç yerde, sünnet vaciblerden daha üstündür:
1)Selam verenin selamı, alanın selamından üstündür.
2)Borç vermek vacib, müddet uzatmak sünnet iken, borçluya mühlet vermek ve borcunu bağışlamak, borç vermekten üstündür.
3)Namaz vaktinden evvel abdest almak, vaktin içinde alınan abdestten üstündür.
Selamın manası:
Esselamü aleyküm:Şerrimden emin ol, hizmetinde hazırım.
Aleyküm selam: Sen de şerrimden emin ol, hizmetinde hazırım.
“Esselamü aleyküm diyene on, esselamü aleyküm ve rahmetullah diyene yirmi, esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuh diyene otuz sevab vardır.”
İzahı: Hutbe ve Kur’an okuyana; hamamlarda; kaza-i hacet edene; hüküm esnasında hakime; ders esnasında müderrise; namaz esnasında namaz kılana selam verilemez. Verilse de alınması vacib değildir.
“Evvel selam, sonra kelam. ‘Esselamü aleyküm. Girebilir miyiz?’ diye müsaade alın, sonra meclise girin.”
“Sizden biriniz (sohbet, konuşmak, istişare) meclisine ulaşıp girdiğinde selam versin. Eğer yer bulursa orada otursun. Yer verilmediyse kendisi baksın dilediği yerde otursun. Sonra kalktığı zaman yine meclise selam versin. Birinci selam, ikinci selamdan daha iyi değildir.”
İzahı: Meclise giren kimseye beş adab vardır:
1.Girişte, ilim müzakeresi, va’z, Kur’an, zikir olmadığı takdirde, herkesin işitebileceği kadar selam vermesidir. İhtiyaç kadar sesini ayarlar. Yer varsa, oturacağı yerin yakınına yumuşak sesle selam verir ve oturur.
2) Mecliste oturanlara eziyet vermemesidir. Yani meclisin durumu müsaidse oturur. Değilse geriye döner.
3) Meclise girdiğinde bir kişiyi yerinden kaldırmamasıdır. Yani yer gasb edilemez. Ona yer verilirse oturur, yer verilmezse geriye döner.
4) Meclisin üst taraflarına hücum etmemesidir. Nerede yer bulursa orada oturmasıdır. Çünkü Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), meclise girdiği zaman nereyi bulursa orada otururdu.
5) Meclisin ayağa kalkmasına rıza göstermemesidir. Ve halkanın ortasında oturmamasıdır. Girişte, çıkışta selamı unutmamasıdır.
“Binen yürüyene, yürüyen oturana selam verir. İki yürüyenden hangisi önce selam verirse üstünlüğü o kazanır.”
Rasul-u Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem):
“Cemaate girip oturanın selam vermesi haktır. Meclisten ayrılırken tekrar selam vermesi haktır.” buyurdu. Bu arada bir sahabî Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) konuşurken ayrılmış ve selamı terk etmiş; Rasül-u Muhterem: “Ne çabuk unuttu.” buyurmuştur.
İzahı: Anlaşılıyor ki, konuşma devam ediyorsa bile ayrılan selam verir.
“Kim meclisten ayrılırken meclise selam verirse, sonradan meclisin devam edeceği hayra ortaktır.”
Arif Paşa der ki: Vaktiyle büyük bir amir, konak veya makamında oturduğu halde, ihtiyaç sahiblerinden veya ziyaretçilerden birisi içeri girerek “Esselamu aleyküm.” demiş. Makamı satanın, makamında derhal çehresi değişmiş. Ağır bir sesle: “Git, kahve ocağında uşak-ı Muhammediyye’ye selam ver.” demiş.
Biçare ziyaretçi, kendi kendine şu soruyu sormuş “Bu hal bize nereden geldi?..” Sonra: “Evet, evet. Bu hal, bunlara karşı yağcılık yapan kimselerden bize geldi.” demiş ve dönmüştür. Yani, amirlerin memurlara yapmış olduğu zulümleri, yine memurların isyanlarından dolayıdır.
“Sizden biriniz yerinden kalkıp yerini başkasına vermesin. Gelene yer genişletin; ALLAH da (Celle celaluhu) yerinizi genişletsin.”
İzahı: Yani meclise birisi geldiğinde, mecliste oturanlardan biri kalkıp yerini ona vermez. Ancak kendi aralarında ona yer hazırlatır. Gelen, izinsiz olarak iki kişinin arasına tecavüz edemez. Ancak oturanlardan iki kişi sağ ve sola kaymakla gelene yer verir. Nitekim bu edeb, ayet-i kerîmenin emridir:
“Ey iman edenler! Size, meclislerde yer açın denildiği zaman, genişletin ki, ALLAH da size genişlik versin. Kalkın denilince de kalkıverin. ALLAH içinizde iman etmiş olanlarla, kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini artırır. ALLAH, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.”