BİSMİHİ TEALA

Zamanımızda ki Müslümanların tek bir çatı altında toplanmamasında, aynı hedefe yönelmemesinde, bir düşünce de birleşememesinde, bir çatı altında bütünleşemeyip aksine bölük pörçük bir şekilde yollarıma devam etmelerinin sebeplerinin şu şekilde sıralamak mümkündür.

1)İslâm’ın bütününe sarılmamak, bazı kısımlarından gafil olmak.

Nitekim Hristiyanların kendi aralarında tefrikaya düşmelerinin sebebini Kur’an-ı Kerim bize şu ayetiyle haber vermektedir:

 

وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَـٰرَىٰٓ أَخَذۡنَا مِيثَـٰقَهُمۡ فَنَسُواْ حَظًّ۬ا مِّمَّا ذُڪِّرُواْ بِهِۦ فَأَغۡرَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَاوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ*ۚ وَسَوۡفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا ڪَانُواْ يَصۡنَعُونَ

 

“Biz hıristiyanlarız” diyenlerden de kesin sözlerini almıştık ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab`ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında ALLAH onlara yaptıklarını haber verecektir.” (Maide /14)

Demek ki Müslümanlar da islâm’ın tümünden veya bir kısmından yahut bir ayetin tatbiki çalışmalarından gafil oldukları müddetçe, bir araya gelmeleri mümkün gözükmemektedir.
 

Günümüz Müslümanlarının hallerine ve durumlarına bakıldığı zaman bir kısmının hayır ve hasenat işleri, diğer bir kısmının ALLAH’ın (Celle celalühü) emirlerini yaşamak hususunda önem gösterdiklerini, başka bir kısmının ibadeti önemsemediklerini, diğer bir kısmının ise İslami İslâmi hükümleri ayakta durması ve cihadın devam edebilmesi için üzerlerine düşeni yapmadıklarını görürüz. Aslında bütün bunlar parçalanma ve dağılmak için yeterli sebebtir.

2) Aralarında hased ve çekememezlik yapmak.

Nitekim bir ayeti kerime’de:

 

وَمَا تَفَرَّقُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَہُمۡ*ۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةٌ۬ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ۬ مُّسَمًّ۬ى لَّقُضِىَ بَيۡنَہُمۡ*ۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ لَفِى شَكٍّ۬ مِّنۡهُ مُرِيبٍ۬

 

Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.” (Şura /14)

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) efendimiz de nübüvvet penceresinden halimizi görüp de bizi şu şekil de uyarmaktadır:

” Sizin aranıza da sizden önceki ümmetlerin çekememezlik ve kin hastalığı sirayet etti. Bu hastalık traş eder götürür. Dikkat edin bunun, saçı traş eden bir hastalık olduğunu söylemiyorum. Bu dini traş eden bir hastalıktır.” (Tirmizi, k. kıyame, 59)

3) ALLAH’ın (Celle celalühü) merhamet ve lütfuna layık olmamak:

 

وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً۬ وَٲحِدَةً۬*ۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخۡتَلِفِينَ إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ

‘’

 

Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır.’’ (Hud/ 118,119)

Görüldüğü gibi bugün herkes bir yol tutturmuş kendi bildikleri gibi amel etmektedirler. Şeytanın insanları kandırma ve vesvese vermenin birçok çeşidine aynı şehrin, aynı mahallenin insanları bile kolaylıkla alet olabilmektedirler.

Yorum Ekle