BİSMİHİ TEALA
Soru:Namazlardan sonra çektiğimiz (dizili) tesbih bid’at mıdır?
Cevab:Takrîr-i Rasûl’e mebnî, tesbih ve zikirleri, sebha, taşlar veyahud iplerle yapmak meselesi:
Bunlar asla bid’at değil, müstehab hatta sünnettir. İbnu Sa’d'ın tahric ettiği bir esere göre, Sa’d bin Vakkas (radıyallahu anh), küçük çakıl taşlarıyla tesbihlerini sayardı. Abdullah bin İmam Ahmed’in de tahric ettiği bir esere göre, Ebû Hureyre (radıyallahu anh)’ın da kendisine mahsus, ikibin düğümlü bir ipi vardı; onunla tesbihlerini sayardı.
Deylemî’nin firdevsi’nden tahric ettiği Hazreti Ali’den (radıyallahu anh) gelen merfû’ bir hadiste şöyle buyrulur: ” Ne güzel hatırlayıcıdır şu sebha. ” Nasreddîn elbânî bu hadisin mevdu’ olduğunu söylemiştir; fakat Şeyh Abdullah Hererî Habeşî, reddiyesini yazmış olduğu risalede, bu hadisin mevdû’ olmadığını kaydetmiştir.
İmam Suyûtî (rahmetullahi aleyh) bu hususta El-Minha fisSebhâ adlı eserinde şöyle diyor:
Selef ve haleften hiçbir kimse sebhâ ile zikrin sayılmasını mekruh saymamıştır. Bilakis onlardan kısmi azamisi, zikirlerini sebhâ ile sayarlardı.
Ebû Dâvud’un şarihlerinden Muhammed Mahmud Hattab (rahmetullahi aleyh), el-Menhel’da; Şeyh halil Ahmed es-Sihâren-forî (rahmetullahi aleyh), Bezl’ul-Mechûd’da; ve Avn-ul-Ma’bûd’un yazarı, 1486 nolu hadisin şerhinde; ayrıca el-Mubarekfurî (rahmetullahi aleyh), Tirmizî’nin 3553. hadisinin şerhinde, Suyutî’nin (rahmetulahi aleyh) ibaresini naklettikten sonra; ” Sebha ile, taş ile, zikir ve tesbihlerin sayılmasını bid’at sayanların sözlerine asla bakılmaz. ” demişlerdir.
Bunda asıl, Ebû Dâvud ve başkalarının tahric ettikleri, Sa’d bin Vakkâs’ın (radıyallahu anh) hadisidir. Muşarun ileyh diyor ki:
Peygamber’le (sallallahu aleyhi ve sellem) birlikte bir kadının yanına gittim. Ne bakayım ki önünde hurma çekirdekleri (yahud ufak taşlar ) vardır; onlarla tesbihlerini sayıyordu. Peygamber (Sallallahu alryhi ve sellem) ona:
”Bundan daha kolayını ve daha faziletlisini sana söyleyeyim:
SubhânALLAHi adede mâ halaka fissemâi. subhânALLAHi adede mâ halaka fil’ardi ve SubhanALLAHi adede mâ halaka beyne zâlike ve SubhanALLAHi adede mâ huve Halikun Vallâhu Ekber mislü zâlike velhamdü lillahi mislü zâlike ve lâ ilâhe illâ Billâhi mislu zâlike buyurdu.”
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu, taşlarla tesbih saymaktan men etmemiştir. Eğer mekruh olsaydı men ederdi. İşte bu hadiste, taşlarla, sebhâ ile tesbih ve zikrin sayılmasına delil vardır. Bu hadisi Tirmizi, Neseî, Ibnu Mâce, Hâkim’in ve daha başkaları tahric etmişlerdir. Kaldı ki, Elbânî’nin mevdu’ saydığı Deylemî’nin (hadisini, Şevkânî (rahmetullahi aleyh) de naklediyor. ve mevdû’dur demiyor.
Netice- i meram namaz tesbihlerini parmakla yapmak sünnettir, sebha da caizdir. Bid’at tarafı, sebhaya üfürmek ve dili kıpırdatmaksızın devretmektir.
Her halukarda hatme, teveccüh ve nefy u isbatın taşlarla, parmaklarla, tesbihle sayılması vârid olmuştur. Mesela Ebû Dâvud, Tirmizî ve Hâkim’in de tahric ettikleri ” Siz kadınlara tesbih, Tehlil ve Takdis gerek.. Parmaklarınızın eklemleri ile bunları sayınız. Çünkü onlar ( yaptıklarından ) sorumludurlar. Lehte ve aleyhte konuşucudurlar. Sakın ha, gaflete dalmayın; unutursunuz. ” mealindeki hadis-i şerif konuya delildir.
Münâvî (rahmetullahi aleyh) diyor ki. İmam Suyûtî, Celâleddîn Bulkî’nin (rahmetullahi aleyhima) muasırlarından şunu nakletmektedir. Bu hadisin zahirine göre, şaşırmaktan emin olan kimseye nezaran parmaklarla tesbih saymak, sebhâ ve taşla saymaktan daha efdaldir. Eğer emin olunmazsa sebhâ ile efdaldir.
Gerçekte birçok evliyanın ellerinde sebha bulunmuştur. Hatta Cüneyd Bağdâdî’ye (kuddise sırruhu): Sen de mi sebhayı eline alıyorsun, denilince: Evet, bununla Rabbim Teala’ya (Celle celalühü) kavuştum. Artık bu yoldan ayrılmam. ( Yahud ) Başlangıçta bunu kullandık; nihayette bırakmayız. Kaldı ki dilim, kalbim ve ellerimle zikretmeyi severim. ” demiştir.
Sebha’nın mendub olmasının şartları vardır: Dil ve kalb yahud cemiyetle zikretmek ve bunu çok gizli yapmak şarttır. Yoksa gaflet halinde elde sebhayı tutanın devretmesi; sebha tanelerini süslendirmek, çk pahalı tesbihi elde tutmak; kalb ve dil dünya ile meşgul iken şakır şakır devretmek, en çirkin bid’at ve mekruhtur.
Şeyh Ahmed Gümüşhânevî ve İmam Münâvî (rahmetullahi aleyhima) bu hadisin şerhinde yukardaki paragrafları özellikle yazmışlardır.
Bunlardan daha çirkin, zamanımızdaki adetlerdir. Görürsün adam, sağa sola baktığı halde kalbi çarşı pazarda gezerken, tevhid ve Tehlil hatmi diye birbirlerine taşları devrederler. bu mevtanın ruhuna okunan tehlilmiş.. bunun aslı esası yoktur. Para mukabilinde olursa daha çirkin bid’attir. Bunun için yapılan vasiyetin batıl olduğunu, Mevlanâ Hâlid’in (kuddise sırruhu) kahraman halifelerinden İbnu Âbidîn (rahmetullahi aleyh) de tasrih etmiştir.
Bir de namazdan sonra cemaat ferdleri veyahud imamın, tesbihleri dağıtmaları veya atmaları da çirkin bid’attir. Hele biri sebhayı alır, üfürür; dilini hiç kıpırdatmadığı halde aşağıya yukarıya devreder. Oyuncak!.. Hatta müezzin ” SubhânALLAH ” komutunu verir; bazı kere tecrübe olsun diye ” sub, sub ” dediğim halde yine zor yetiştiririm. Bir de insanların kapmaca tesbih çekmeleri yahud zikretmeleri, bid’atten de çıkarılmış bir bid’attir.
Yorum Ekle