BİSMİHİ TEALA

METİN
Yeis halindeki tevbenin kabulü hususunda ihtilaf edilmiştir. Muhtar kavle göre o kimsenin tevbesi makbul. imanı makbul değildir. Aralarındaki fark, Bezaziye ve diğer kitaplardadır.

Sıkılıp reddetmesin diye hastaya şehadet getirmesi emir edilmez.
Şehâdeti bir defa getirmesi kâfidir. Konuşmadıkça yanında tekrar tekrar şehadet getirilmez. Ta’ki son sözü Lâilâhe illallah olsun.
Yanında yâsin ve ra’d surelerini okumak menduptur

İZAH
Yeis hali hayattan ümit kesme halidir. Bu kelime beis şeklinde de okunabilir.Bu taktirde şiddet ve ölümün dehşetleri mânâsına gelir.

Ben derim ki:

Bezzâziye’nin sonlarında şöyle denilmiştir:
«Bazıları yeis halindeki tevbenin makbul. imanın ise makbul olmadığını söylemiş; bir takımları imanı gibi tevbesinin de kabul edilmeyeceğini bildirmişlerdir.Çünkü ALLAH (Celle celalühü) tevbeyi ölüme kadar geciktiren, fâsik ve kâfirlerle küfür üzerine ölenleri, «Kötülükleri işleyip de öleceği vakit ben şimdi tevbe ettim diyenlerle, kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur.» Ayeti kerimesinde müsavi tutmuştur.

Nitekim Keşşâf, Beyzâvi ve Kurtubî’de beyan olunmuştur.

Râzî’nin Tefsiri Kebîrinden şu satırlar vardır.

Muhakkık ulemaya göre ölümün yaklaşması tevbenin kabûlüne mâni değildir. Kabule mâni olan, dehşetleri görmesidir. Zira onları görünce hasta da ıztırârî bir ilim hasıl olur. Hanefîlerle Malikilerin. Şâfiîlerin. Mûtezilerin, Sünnîlerin ve Eş’arilerin sözü şudur ki, Yeis halindeki iman gibi yeis halindeki tevbe de kabul edilmez. Çünkü ikisinde de ihtiyar (benimseme) yoktur. Tevbenin rüknü bulunmadığı halde ruh bedenden ayrılır.

Tevbenin rüknü; o zamana kadar irtikâp ettiklerini ileride bir daha yapmamak için samimi olarak niyet etmektir.

Yeis tevbesinden, ölümün sebeplerini görüp yüzde yüz öleceğini anlamak kastedilirse, bu rükün onda tahakkuk etmez.

Nitekim ALLAH (Celle celalühü) bunu. «Azabımızı gözleriyle gördükten sonra iman etmeleri kendilerine bir fayda verecek değildir.» ayeti kerimesiyle haber vermiştir.

Bazı fetva kitaplarında yeis tevbesinin makbul olduğu bildirilmiştir.
Eğer yeisten bizim söylediğimiz kastedilirse, yine söylediklerimizle buna itiraz olunur, Ölümün yaklaşması mânâsı kastedilirse, buna diyeceğimiz yoktur. Lâkin zâhire bakılırsa yeis zamanı, dehşetleri görme zamanıdır.

Fetevâ kitaplarında yazılan yeis tevbesinin makbul olması, yeis halindeki imanın kabul edilmemesidir.

Çünkü kâfir ecnebidir; ALLAH’ı (Celle celalühü) bilmez. O iman ve irfana yeni başlayacaktır. Fâsık ise bilir. Onun hali bekâ halidir. Bekâ hali daha kolaydır.

Onun tevbesinin mutlak olarak kabulüne delil, şu ayeti kerimedir: «kullarından tevbeyi kabul eden odur!» ayeti kerimesinin mutlak olan ifadesidir. (Bu ayet kısaltılarak alınmıştır.)

Anlaşılıyor ki, son sözü tafsilatı tercih etmesidir. Bunu Şeyh Abdü’s-Selâm (rahmetullahi aleyh) Pederi Lâkkânî’nin (rahmetullahi aleyh) manzumesi şerhinde Maturidiye mezhebine nisbet etmiş ve «Eş’ariler gargara halinde ne tevbe kabul ederler ne de başka bir şey!
Nitekim Nevevî de (rahmetullahi aleyh) bunu söylemiştir.» demiştir.

Bedeü’l-Emâlî şerhinde meselâ Alıyyü’l Kari (rahmetullahi aleyh) ikinci kavli müdafaa etmiş; buna Rasulüllah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem)) <>hadisinin mutlak olan ibaresiyle istidlâl etmiştir. Hadisi, ebû Davud rivayet etmiştir.

Bu hadis mü’min ve kâfirin tevbelerine şâmildir. Aliyyü’l-Kari (rahmetullahi aleyh), bazı şarihlerin, «Tafsilâtı. Hanefilerden Buhara uleması ile Şafiîlerden Sübkî ve Bulkînî (rahmetullahi aleyhima) gibi bir cemaat tercih etmişlerdir.» sözüne itiraz etmiş, «Bu söz doğru farzedilirse delilinin meydana çıkmasına muhtaçtır.» demiştir. Hâsılı mesele zannîdir.

Ama yeis halindeki iman bilittifak makbul değildir. Bu hususta sözün tamamı inşallah riddet bâbında gelecektir.

REDDÜL MUHTAR

Gonderen Karasahin
Gonderilen Kategori Akaid
Tags:

Yorumlar (0)

Yorum Ekle